Her zaman olduğu üzere Rus uçağının düşürülmesi  olayında da pek çok boyut ve haliyle pek çok sonuç vardır!. olacaktır…  Olayın vahameti ya da hiçbir önem arz etmemesi meselesi ile; mevzunun ciddiyeti arasında bir ilişki yoktur.. yani Rus uçağı düşürüldü, ‘eyvahlar olsun, şimdi ne yapacağız’ yaygarası yapanlarla; ki tek dertleri üşüyecek olan ‘popo’larından başka bir şey değildir.. ‘‘Putin şimdi doğal gaz akışını keserse ne yaparız ‘biz”ciler!.

Bu cenah, ‘yaşam standardı’.. ya da ‘yaşam kalitesi’ adına her şeyi yapabilir; (hiçbir şey yapmayabilir) yani bu satandart ve kalite için her şeylerinden vaz-geçebilirler.. özgürlüklerinden bile..   yeter ki, üşümesinler!. Ve bunu ‘halk üşür’e yontup, oldukça düşünceli bir görüntü vererek, sosyal yanlarını göstere-göstere ihanetlerini sergilemekten kaçınmazlar!. Alıştık artık, ne denli entelektüel olduklarına ha, ha, ha…

Bir de fırsat bu fırsat; ‘ya Allah, ya Bismillah’ diyenler var; ki bu cenah son dönem ‘göya’ Türkçü-turancı geçinen bir.. bir derken ‘taraftar grubu’ gibi yani; düşünmeden-etmeden.. mevzunun konuyla bağlantısının ne olduğunu bilmeden..  yani anlayacağınız Türkçülüğü ‘fırsatçılığa’ angaje ederek.. yine ‘göya’ diyeceğim.. ‘göya’ Türk milliyetçiliği.. ya da Atatürkçülük yapmaktalar!. Ama hepsi bu ve her iki tarafın da ortak özelliği ‘hiçbir şey yapmamak ve üretmemek’ üzerine kurulu..

Yani bu devirde ata binerek, cirit atarak Türkçülük olur mu allah aşkına!.  Adamlar Mars’da koloni kurma derdinde, bizim cabbar; at üstüne binince tarih yazacağını zannediyor; oysa tarihi yeniden yazmaksa derdin, artık  argümanlar çok değişti.. bir bilgisayar yazılımı, bir devletin.. ya da milletin kaderini değiştiriyor..  eskiden korumakla mükellef olduğun toprak parçasının yanına artık hava ve su da girdi; yani toprağını işgal etmeyen düşman havanı.. suyunu ele geçiriyor!. havası olmayan toprağı ne yaparsın.. ya da suyu olmayan bir gölü..

Evet tarihle övünmek güzel ve hatta gerekli de.. ve ne güzel ki övünülecek bir tarihin var; ama gününe dönecek olursak.. ne mevzudan, ne de ötesinden haberin var; birilerinin oyununda rol kapmaya bakıyorsun!. ama tarihinden bahsederken, oyunları kuran olduğundan dem vuruyorsun.. peki bu hazırcılık-fırsatçılık ne?. Suriye’nin dost veya düşman olmasının bir önemi yok!. ama Suriye’nin tıpkı Irak gibi bölünmesi, Türkiye’nin.. ve dolayısı ile Türk’ün çıkarına değildir!. avanaklığın lüzumu yok!..

Düşünmek lazım.. düşünmek için beyin.. beyin için de bilgi lazım.. Bugün bizde eksik olan ya da sorun olan milliyetçiliğin entelektüel boyutudur; belli bir birikime sahip bireyler, maalesef bazı kavşaklarda körü-körüne batıcılık virüsüne bulaşırken, bazıları da din menşeli akımların etkisine girerek ‘öz’den.. yani aslından kopuyorlar, işte asıl sorun buradadır.. yani fazlaca kullanmaktan hoşlanmasam da sorunun temeli ‘burjuva’ sorunudur!.  Türk burjuvazisi milliyetçilikten kopartılmış ve dolayısı ile milliyetçilik dediğimiz olgu, daha ziyade.. kendi tabirimi kullanayım; mevzudan haberi olmayanlarca sahiplenilmiş.. ya da ve ihtimaldir bilhassa böyle bir yol izlenmiştir!. (bu açılımı daha sonra genişletmek üzere burada kesiyorum)

Yani bu son olayın Fransa’da patlayan bombalarla ne gibi bir bağlantısı olabilir.. Ruslara karşı gelmek için ya da Türkçülüğü desteklemek için ilk işid denemesi olan ‘çeçen milislere’ destek vermek!. (içindeki biz gibileri ayırarak) kızacak elbette aklıyla düşünmek istemeyenler ama-  hangi akıl soyunun bir ürünü.. ya da bilinen tarihten beri Türklerin aleyhine çalışmış Rus derin yapısının (Ermeni meselesi ve bu meselenin asıl özü ve sahibi) masum gösterilme çabaları.. ya da Rus uçağının düşürülmesine sevinmek.. ya da abd’nin işid’le savaştığına inanmak.. ya da ay’ın karanlık yüzünde bir uzaylı kolonisi olduğunu düşünmek..  birbirinden çok farklı değil ve hatta uzaylı kolonisi fikri daha gerçekçi bile olabilir; ancak şu var ki, akp iktidarında yükselen grafik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni bir Irak!. ve tayyip’in de yeni Saddam olduğu gerçeğidir, tabi sonuyla baki…

Şimdi-hemen dönüp ardınıza bakarsanız haziran ve kasım seçimleri arasındaki uçurumun nedenini daha iyi anlayabilirsiniz!. 1 mart tezkeresini çıkartamayan.. Suriye’ye balıklama dalamayan ‘birisi’; birden-bire Rus uçağının vurulması kararını veriyor.. tam da Çin ile füze anlaşmasından caymışken.. tam da obama’nın yanağından makas almışken!.  Ama orası yanlış anlaşıldı, ya da yanlış anlaşılan şey orada değildi!..

Uçağın vurulmasına karar vermek, teknik nedenlerden dolayı fazlasıyla birlikte sadece ‘yirmi saniye’!. Yani vurulsun mu?. Vurulmasın mı kararını vermek bu kadar ve hatta daha az bir süre.. tabi bu karar çok daha önceden alınmış değilse!.

Genelkurmay’ın açıklaması ise saniyeler içersinde gerçekleşen bu ihlale 19 kez ikaz yapıldığı yönünde.. bir insanın kendi yetkililerine inanmaması ne acı değil mi!. oysa resim olduğu gibi ortada..

Bu kararı ‘başkan’ aldı.. ama kendini başkan zanneden şahış değil!. öteki!. Bu aslında bu kadar basit ve herkesin bildiği ve lakin fazlaca seslendiremediği bir detay; çünkü ortada çizilecek olan bir karizma ve her ne kadar bu karizmayla barışık olmasalar da ‘reklam’lara aç bir sermaye var!.  ve sermaye her yerde.. tabi medya aracılığıyla muhalif görünse de, iktidarlardan yanadır, aksi düşünülemez bile.. hani  bazı gerçek yurdum insanı portleri varya, Koç grubunu Atatürkçü zanneden ve milleti beğenmeyen.. işte yurdum insanı manzaraları asıl oradan yansımakta memlekete ve bunun anlaşılamamasının nedeni ise; yukarıda az da olsa değindiğim burjuvajinin devşirilme sorunu ve sonucudur!.

İşte haziran seçimlerinin hemen ardından ‘milliyeçi’ poza bürünen akp ve tayyip’in kasım seçimlerinden zaferle ayrılmalarının temeli burada yatmaktadır.. yani o uçak çok önceden düşürüldü aslında.. zihinlerde!.. ve Putin de bundan zaten haberdardı; zira git-gide toplumdaki etki ve yetkisi tartışma konusu olan ‘oligarkların babası’ Putin’in de bu karmaşa ortamından ‘güçlü devlet-güçlü başkan’ imajıyla çıkması gerekiyordu.. tıpkı bizde olduğu gibi; güçlü devlet, güçlü bir ‘başkan adayı’..

Güçlü bir Rusya yoksa -görünürde-, güçlü bir abd politikası olamaz..  güçlü bir İran yoksa, güçlü bir İsrail düşünülemez..  ve güçlü bir Türkiye yoksa ortada, kimse Türk dünyasının büyüklüğünden bahsedemez!. Bugün kuram diye önünüze getirilen pek çok fikri aslında halklar binlerce yıl önce çözmüş ve söylemiştir; bir tanesi der ki, ‘kendi şeyini kurtarmadan…’ diye devam eder; işte gerçek felsefe ve durum budur, ceket düğmesini dikmekten aciz kadınların, stilistlik yapmaları gibi bir şey bugünkü Türkçülük adına sergilenen absürtlükler.. ve bu dangalakların hayasız çıkışları Türkün gerçek ‘DAVA’sını da sekteye uğratmakta ve ortada olan halk yığınlarını ‘dava’dan uzaklaştırmakta.. samimi ve gerçekçi olanları elbette tenzih ediyorum..

Son dönem yaşanan olayların enerji bazlı olduğu açık.. ya da saklı planın biraz daha saklı kalması için enerji koridorları üzerinden ilerliyor çatışma; ancak mevzu şudur ki; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!. Türkiye’nin önemi her zamankinden daha fazla ve bölünme tehlikesi sadece güneydoğu ile ilgili değil, karadeniz’in doğusu ve altı da pazarlıklar arasında.. Rus uçağı ve etkisi bu açıdan biraz daha uzun vadeli bir planın ilk adımı aslında.. ve Rusya’nın sıcağı-sıcağına yangından mal kaçırırcasına Ermeni kartına sarılması da tesadüf değil elbette; mesaj alınmıştır, çıkışıdır bu birilerine; içeride ve dışarıda.. yani birilerine şaka gelecek belki ama, Trabzonspor’u ve dolayısı ile Trabzon ve ahalisini daha zor günler bekliyor… (daha var ama, hemen haftaya değil)…

Rusya’nın ve Çin’in son otuz yılda geçirdiği değişimler; aslında yeni dünya düzeni mimarlarının neyi-nasıl hesapladığının.. ya da neyi-nasıl düzenlediğinin açık bir kanıtı aslında; her şey ekonomilerle doğru orantılı bir biçimde gelişiyor ve çok değil.. yakın tarihe baktığımızda mevcut olan ülke ve millet çıkarlarının yerini ‘şirketler’ ve ortaklarının çıkarları almıştır.. yani derin bir Rus planı, ya da derin bir abd planından söz etmek çok gerçekçi değil artık.. ama enteresandır, derin bir Alman planı halen daha mevcuttur ve ‘volkswagen’ komplosu aslında küresel bir uyarıdır ve gözden kaçmıştır.. adrese teslim sessiz bir gözdağı!. Tabi burada abd markası ‘Ford’un etkisi ve Ford-General Motors çekişmesi ve güç savaşı da söz-konusu!..

Herhalde aklı başında olan herkes, bir dünya devinin bu denli ahmakça bir hata yapacağını düşünmez..  daha önce Ukrayna ile ilgili yazdığım yazılarda  bahsettim; Ukrayna’nın bölünmesinin temelinde yatan yine Alman derin devletine verilen göz-dağıdır ve dikkat ederseniz, Rusya’nın müdahalesi abd politikalarıyla çelişmemiştir.. ve enerji kaynaklı ya da görünen-gösterilen odur!..

İşte bugün olanlar da Rusya üzerinden dayatılan bir abd planıdır ve enteresandır Alman Devleti de bu işin içindedir.. yani taaruz bu şekilde işlemekte, abd ve Avrupa (Almanya) iş-birliği içindedir; Rusya ise tıpkı Türkiye gibi taşeron olarak devreye sokulmuştur. Türkiye için tayyip ne ise, Rusya için Putin o dur.. 28 Şubat sürecinin sonucu olan tayyip ve benzer bir sürecin sonunda Ruya’nın başına geçen Putin.. bazı Ruslar ve bazı Türkler bu gerçeği anladığında iş-işten geçmiş olacak.. olmaması için yazıyoruz!..

Suriye’nin kendisine gelecek olursak; mevzu, Esad’ı savunmak veya savunmamak değildir.. ya da Suriye’nin bütünlüğünü.. mevzu, orada neyin ‘tezgâh’landığı mevzusudur; ki asıl dikkatlerden kaçan.. ya da kaçırılmak istenen budur.. birinci araç ‘işid’ denen, israil-abd ordusudur.. ikinci araç ise kürtlerdir ve maalesef sonuç olarak en büyük yıkım ve kıyıma uğrayacak olanlar da onlardır; zira tarihten ders almamak üzerine kurmuşlardır tüm politikalarını.. ve enteresandır; kürt siyaseti, Fransız kökenli ermeni diasporası tarafından desteklenmekte ve kürt menşeli siyasetçilerin çoğu başka etnik kökenlerden gelmektedir.. bu da işin ne denli karmaşık ve iç-içe geçmiş halkalardan oluştuğunun diğer bir kanıtıdır!. Yani derin plan sahiplerinin, ayrıca kendi aralarında da hesaplaşma sürmekte ve bu süreçte yaşanan ‘arap baharları’nda; aslında, Libya ve Irak özelinde bu ayrılık daha belirgin olarak görülmektedir..

Bizim için asıl tehlike ve prestij kaybı ise; son otuz yıldır orta-doğu’da yapılan bütün operasyonlarda ‘mit’in taşeron olarak kullanılmasıdır!. Irak.. Mısır.. Libya ve son olarak da Suriye!.. Yani  birilerinin sürekli olarak dillendirdiği ‘derin devlet’ vardır; ancak bu derin yapı Türkiye’nin ya da Türklerin lehine hareket etmemektedir.. işte Türkçü olduğunu iddia edenlerin öncelikle inşa etmesi gereken yapı budur.. ve öncelikle bozulması gereken oyun, yukarıda anlattığım-ız oyundur!. Fırsatçılık ile Türk Milliyetçiliği.. ya da Türkçülük bir araya gelmez, gelemez!.. Türk’ün kendi planı olmalı ve bu plan emperyal olmamalıdır.. azıcık ‘NUTUK’ okuyan bunu bilir…

Her yer Türk yurdudur, diye bir dayatma söz konusu olamaz; olursa, gerçekçi olmaz!. savaştığımız ya da savaşmaya çalıştığımız düşmanla bir farkımız kalmaz!. Biz Türk Milleti olarak gerektiği yerde had bildirmesini biliriz.. diğerleri de bunu bilir.. ama en önemli özelliğimiz haddimizi biliriz!.. bu diğerinden daha önemli ve stratejik bir duruştur!. Türk ne zaman ayağa kalkacağını bilir.. bunun için başkalarının planlarından medet ummaz!. ummamalı…

Bugün karşı-karşıya olduğumuz en büyük tehlike ‘neo osmanlıcılık’tır (yeni Osmanlıcılık).. ki bu tehlike, Türkçülük kullanılarak hayata geçirilmeye çalışılmakta ve kendilerini ‘buduncu’ ya da artık ne şekilde ifade ediyorlarsa.. tuzağa rahatlıkla düşmekteler!. Bu iş için Türkmen hassasiyeti sadece bir araçtır.. ve sorulması gereken bir soru vardır: düne değin Türkmenleri açlığa ve ölümlere terk eden zihniyet, ne oldu da birden-bire ‘ümmet’çilikten, ‘budun’culuğa geçmiştir!.

‘Bu işte bir iş var’ sözü; bilmiyorum batılı akademisyenlerce ‘kuram’ haline getirildi mi.. neyse işin özü bu işte!.

Yine de akp ve zihniyeti asıl fikrini gizleyememektir; hatırlarsanız Leyla Zana denen görevli yemin törenini sabote etti ve Türk Milleti kavramını yeniden tartışmaya açtı.. ve sonrasında kim destek verdi ona?. Mehmet Ali Şahin!. ve aynen şu ifadeyi kullandı;

“Bu yemin metnini çok beğendiğimiz için, içimize sindiği için yapmış değiliz. Çünkü hiçbir demokratik ülkenin meclisinde ve anayasasında olmayacak şekilde kötü yazılmış olan bir yemin metnidir”

Mehmet Ali Şahin akp’nin derindeki hafızasını temsil eder ve en kritik zamanlarda dikkat ediniz, adı geçer!. ve bugün bu kafanın organize ettiği bir fiili duruma destek veren Türkçüler!. amiyane tabirle; yedirmezler, demekten başka bir ‘kötü’ söz söylemek gelmiyor içimden; zira iyi niyetle hareket eden ve ancak mevzudan habersizlerin olduğunu biliyorum ve hepsine akıl ve ‘iz’an diliyorum..

Sadece şu soruyu soruyorum;  ”ne oldu da birden bire otobüslerin yolu açıldı Yayladağ’a.. Alman devlet kanalı ARD, neden Türkmenlerle bu denli ilgili?.”

Falih Rıfkı Atay, ”Batış Yılları” adlı eserinde şunları aktarıyor.”Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi hatırlamıyorum. Bizim çocukluğumuzda Türk kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve ”Osmanlı” idik. İlmihallerde baş dersimiz ”Din ile milliyetin bir olduğunu öğrenmekti.”

İsterseniz yazıyı Divan-ı Hümayun yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi 1499 yılında yazdığı şiiriyle bitirelim:  (ki kendisi enteresandır Türk asıllıdır!)

”Sakın Türkü insan sanma
Bir an bile olsa Türkle birlikte olma.
Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.
Türk’ün başını keserken sakın gam yeme.
Baban da olsa Türkü öldür. ”

Yine de kendi sözümle sonlandırayım derim ben; Türklüğü bitirecek yegane unsur, ‘ümmet’çiliktir!. Müslüman Türklerin bu konuda daha duyarlı ve dikkatli olmaları önemlidir!. Türkçü geçinenlerin de, Turan ve esaslarını iyi bilmeleri ve uygulamaları esastır!. ve tüm bunlar için zaman-mekan ilişkisi elzemdir!.

tabi asıl olan ‘insan’ olma erdemine sahip olmaktır.. gerisi gelir…

Sağlıkla..

Not: Tüm bunlara rağmen abd ve Rusya kıran-kırana savaşabilir; zaten sonuç olarak planlanan budur!. ancak planlanan bu son savaşta, halkların değil şirketlerin çıkarları ön-planda olacaktır.. kırılan halklar olacaktır!.. eski dünyanın düşman kardeşleri; ki o da bir düzmeceydi  -açığa çıktı-.. yeni dünya için, kaldıkları yerden devam edecekler ve bu sayede yine-yeniden kutuplaşma sağlanacak… ve benim öngörüm abd bu işten parçalanarak ve hatta yok olarak çıkacaktır!. geçmişi olmayan hiç bir toplum ayakta kalamaz.. büyüyen her şey, çürür!..

Cem Yağcıoğlu  edebiyatgazetesi / kritik eşik  26-11-2015

BURJUVA: Köylü, işçi ya da soylu sınıfına dahil olmayıp, sosyal statüsünü ve gücünü, eğitiminden, işveren konumundan ve zenginliğinden alan kentli kişi. Bu kimselerin oluşturduğu sosyal sınıf.. Avukat, doktor, mühendis, esnaf vesaire..

VOLKSWAGEN OLAYI: Dünyanın en büyük otomobil markası olmak için Japon Toyota ile kıyasıya rekabete giren Alman Volkswagen’e, ABD’den şok haber geldi. VW’nin ABD’de sattığı 2.0 litre dizel motora sahip araçların, emisyon testlerini manipüle ederek çevreyi belirtilenden 40 kat daha fazla kirlettiği tespit edildi. VW’nin bu motorlara sahip toplam 482 bin araç için 18 milyar dolara yakın ceza ödemesi gündemde.  (hürriyet)