Dr. Bradstreet’in ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ!.. (OTİZM)

Geçtiğimiz Mayıs ayı içinde Amerika’da yıllık AustismOne kongresi yapıldı ve otizm tedavisinde son bilimsel gelişmeler her koldan hekim, bilimadamı ve otizm aileleri tarafından masaya yatırıldı biliyoruz ki.

Geçtiğimiz hafta, otizm tedavisi üzerine uzmanlaşmış diğer 2 hekim ile birlikte zamansız ve açıklanamayan ölümleri ile dikkat çeken, otizm camiasının yakından tanıdığı ve çok sevdiği isim Dr. Bradstreet’in işte bu kongrede 22 Mayıs 2015 günü yaptığı son konuşma.

Özellikle 30. dakikadan itibaren anlatılanları dikkatle izlemenizi öneriyoruz. Dr. Bradstreet bu noktada alüminyumdan ve MRT ile LLLT’nin travmatik beyin yaralanmaları da dahil olmak üzere beyindeki hasarı sadece birkaç hafta içinde nasıl tamamen geri çevirebildiğinden bahsediyor.

“Otizm”li çocuklar böylesi kısa bir sürede iyileşebiliyor ve tanılarını kaybedebiliyorlarsa o zaman “otizm” GENETİK DEĞİL demektir!

Genetik değilse işte o zaman aşıları geliştirenler, üretenler, halka dayatanlar, aşı satışından maddi çıkarı olanların başı büyük dertte demektir. Aynı şey, aşılarının yarattığı “sendrom”ların belirtilerini bastırmak için piyasaya sürdükleri faramasötik ilaçların geliştiricileri, satıcıları, yani aslında aşı işinden maddi çıkarı olan aynı kadro ve devletin resmi kurumları için de geçerli tabii.

KKK aşısı ve cıvayla ilgili endişeler biliniyor, bugüne kadar çok dillendirildi. Oysa yenidoğanlara ve çocuklara aşılarla enjekte edilen alüminyumdan hiç bahsedilmedi daha. Bebeklerin rutin “sağlık kontrolleri”nin HERHANGİ BİRİNDE vurulan aşılardaki alüminyum, FDA’in parenteral yoldan verilen ilaçlarda 24 saatlik sürece yayılmış olarak verildiğinde ancak güvenli kabul ettiği değeri haydi haydi geçiyor!

Anaakım tıp her nedense alüminyum konusundaki endişeleri hiçbir şekilde ciddiye dahi almıyor. Özellikle Paul Offit alüminyumun heryerde bol miktarda olan bir metal olduğunu, hatta “anne sütünde aşılardakinden fazla alüminyum olduğu”nu söyleyerek konuyu önemsizdir diye geçiştiriyor.

Eminiz Dr. Offit bir nesnenin ağızdan alınması ile vücuda enjekte edilmesi arasındaki hayli mühim farkı biliyordur?! Dr. Offit belli ki yine yalan söylemekle meşgul. Dr. Bradstreet bunu biliyordu işte ve bakımı altındaki çocukları tek tek iyileştirerek bunu tartışmasız şekilde kanıtlıyordu da….

Aşıyla yaratılmış otizm vakalarını iyileştiren doktorlar niye esrarengiz şekillerde ölüveriyor günümüzde, videoyu izleyin ve kendi kararınızı kendiniz verin.

aşı hakkında..

(videonun Türkçe alt-yazısı ilerleyen günlerde eklenecektir..)

Konu ile ilgili haber:

Otizm biyomedikal tedavisi alanında çalışan ünlü doktorun şüpheli ölümü

Ünlü doktor James Jeff Bradstreet, yaptığı tedavinin 5 çocuğun ölümüne sebep vermesi üzerine aynı gün intihar etti ancak destekçileri hala cinayete kurban gittiğini iddia ediyor.Dr. James Jeff Bradstreet hastalarını GcMAF adı verilen Sağlık Kurulu tarafından onaylı olmayan bir ilaçla tedavi ediyordu.

Ölümünden sadece bir gün önce Georgia Buford’ta bulunan kliniğine federal ajanlar baskın düzenlemişti. Klinikteki tüm ilaçlar ile dökümanlara el konulmuştu. Bunun üzerine Dr. James Jeff Bradstreet hemen şehirden kaçarak Kuzey Carolina eyaletine gitmişti. 19 Haziranda ise İsviçre’de 5 çocuğun GcMAF nedeniyle öldüğü haberi dünyaya yayıldı. Aynı gün Bradstreet’in cesedi göğsünden aldığı tek kurşunla ölmüş olarak Kuzey Carolina göl kenarında bulundu.

Doktorun ailesi kısa bir sürede 35.000 $ toplayarak özel dedektif tuttu ve ölümünün araştırılmasını istedi.

Washington Post gazetesinde yayınlanan habere göre Dr James Jeff Bradstreet, binlerce hastasını deney düzeyinde olan son derece pahalı GcMAF adı altında bir protein enjeksiyonu ile tedavi ediyordu. Doktorun iddiası ise 5 aylık bir tedavi sonrasında otizmi tamamen iyileştirmekti. Dr James Jeff Bradstreet’in otizme olan tutkusu; oğlunun 2.5 yaşında otizm tanısı alması ile başlamıştı. Amerika’nın ünlü Otistik Hakları Federasyonu ART’nin sözcüsü Fiona O’Leary , doktorun şüpheli ölümü konusunda şunları söyledi:

  • Dr James Jeff Bradstreet’in son derece trajik koşullarda vefatını duymaktan üzüntülüyüz. Kendisinin dünyada otizm biyomedikal tedavileri alanında çalışan bir kişilik olduğunu unutmamak gerekir ancak bu biyomedikal tedavilerin büyük bir kısmı otizmli bireylere herhangi bir fayda sağlama konusunda bilimsel ispata sahip değildir. Tam tersine bu tedavilerin büyük çoğunluğunun son derece tehlikeli yan etkileri olup, bireyin sağlığını tehdit etmektedir.
GcMAF protein enjeksiyon

Doktorun destekçileri ve biyomedikal tedavi endüstrisi, kendisini kahraman olarak tanıtmakta ve bu trajik olayın devletin / ilaç endüstrisinin oyunu olduğunu iddia etmektedir.

Otizm konusundaki bir çok sözde tedavinin hiçbirisinin etkisi kanıtlanmamış ve biyomedikal tedavicilerin kendilerinin yarattığı propagandanın haricinde bilimsel dayanağı olmadığı söylenmektedir.

Bu haber sonrasında akıllarda soru işareti kalmıyor da değil. Acaba öldürüldü mü? İntihar mı?

Kaynak: http://www.ethiogrio.com/news/world-news/27786-dr-james-jeff-bradstreet-who-sold-autism-cure-was-murdered-say-supporters.html

Şimdi de yine aynı konu ile ilgili VİTAMİNGİLLER’in yayınlarına göz atalım..

Yasaklı Kanser ve Otizm Tedavisi: GcMAF – 2. Bölüm

19 Haziran ve 23 Temmuz 2015 tarihleri arasında çoğu Florida’dan olan sekiz klasik/bütüncül/doğal tıp mensubu hekimin peşpeşe ölüm haberleri geliyor Amerika’dan. Aynı tarihlerde yine 5 hekim ardında hiçbir iz bırakmadan kayboluyor.

Olaylar zinciri Amerika ve dünya otizm camiasının en tanınmış ve sevilen isimlerinden Dr. Jeff Bradstreet‘in otizm tedavisine yönelik kliniğinin FDA – Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi yetkilileri ve yerel güvenlik güçlerince basılıp, ellerindeki arama izniyle özellikle GcMAF ürünü ve bu ürünü kullananların hasta kayıtlarına el konulmasıyla başlıyor. Bu olaydan 3 gün sonra Dr. Bradstreet göğsüne aldığı kurşun yarasıyla bir nehirde ölü olarak bulunuyor. Aynı bölgeden, FDA’in kliniklerine yönelik baskın yapmasının hemen ardından çeşitli şekillerde ölü bulunan tek hekim değil Bradstreet ve bu gelişmeler başta aileleri ve hastaları olmak üzere pekçok kişinin aklında önemli soru işaretleri bırakıyor.

Aradan bir ay geçmeden Dr. Nicholas Gonzalez’in ani bir kalp krizi ile ölümü ise gerçek manada şok dalgaları yolluyor sağlık camiasına. [GÜNCELLEME: Yapılan otopside Dr. Gonzales’in ölüm nedeninin belirlenemediği kayıtlara geçmiş durumda.] Dr. Gonzalez tıbbın ümit kestiği ve ölüme terk ettiği kanser vakalarını, özellikle de pankreas kanserini geliştirdiği beslenme ağırlıklı protokolle iyileştirme başarısıyla klasik tıp yapılanmasının düşmanlığını, “alternatif” tıp camiası ve binlerce hasta insanın da gönülden sevgi ve saygısını kazanmış bir dahi. Gonzalez’in de diğer hekimlerin çoğunun da ortak noktası, GcMAF’ın ne olduğunu bilmeleri, otizm ve/veya kanser tedavisi için kullanıyor olmaları.

2015 Mayıs ayında düzenlenen ve otizmin biyomedikal tedavisine yönelik en son bilimsel ve teknolojik gelişmelerin uluslararası uzmanlarca tartışılıp tanıtıldığı Autism One kongresine uzanıyoruz bu noktada. Her sene geleneksel olarak düzenlenen kongrede bu sene de ABD, Belçika, İtalya, İngiltere, Kanada ve Fransa’dan hekim, bilimadamı ve uzmanlar yer alıyor ve bu senenin yıldız katılımcısı, Dr. Bradstreet ile birlikte otizm tedavisine yönelik geliştirdikleri ultrasonografi ve GcMAF uygulamaları ile tanınan ve konferansa ilk defa 2014 yılında katılmış olan Dr. Marco Ruggiero oluyor. Dr. Bradstreet’in 4 ayrı sunumunun yanısıra toplantıda dikkat çeken diğer isimler, otizmin mevcut görülme hızı devam ettiği takdirde 2025 yılında Amerika’da her 2 erkek çocuktan birinin otizm spektrumunda yer alacağı projeksiyonu ile dikkatleri çeken ve Monsanto’nun RoundUp adlı herbisitinin aktif maddesi Glifosat’ın aşılardaki alüminyum ile etkileşimi nedeniyle otizm patogenezinde aldığı aktif rolü bilimsel çalışmalarla ortaya koymuş bilim doktoru Stephanie Seneff oluyor.

Kongrenin açılışına ise CDC‘nin KKK – Kızamık – Kabakulak – Kızamıkçık aşısı ve otizm bağıntısını aktif olarak gizleme amacıyla yaptıkları bilimsel sahtekarlıkla ilgili kendi içlerinden epidemiyolog bilimadamının yapmış olduğu itirafa dair son gelişmeler damgasını vuruyor. Devletin halk sağlığını korumakla görevli idari kurumu CDC ve piyasaya çıkan gıda ve ilaçların emniyetini denetlemekle mükellef FDA’in bugün Amerika’da 6’da biri bir çeşit nörolojik bozukluktan muzdarip çocukların esenliğine giden yola koydukları taşlar çeşitli katılımcılar tarafından dile getiriliyor.

Ölümünden 3 hafta önce, Dr. Bradstreet’in Autism One Konferansı’nda “Otizme Çare Bulmaya Ne Kadar Yakınız?” başlıklı sunumunun geniş özetini bu yazı dizisinden sonra yayımlayacağız.

Şimdi Dr. James Jeffrey Bradstreet’i biraz tanıyalım.

Güney Florida Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi mezunu, daha sonra aynı üniversitenin tıp fakültesine devam ediyor, 1984 yılından bu yana lisanslı tıp hekimi.  Wilford Hall Medical Center’da uzay tıbbı üzerine yüksek lisans yapıyor, Amerikan Hava Kuvvetleri’nde test pilotluğu deneyimi var. Arizo’daki Southwest College of Naturopathic Medicine’da çocuk gelişimi ve sinirbilim (neuroscience) profesörü olarak görev yapmış.

Otizmin biyomedikal tedavi yolları üzerine hayli kapsamlı çalışmaları, çok sayıda yayımlanmış makalesi ve otizmle mücadelede 20 yılı aşkın klinik tecrübesi var. Bu süre boyunca hiperbarik oksijen terapisi (HBOT), ağır metal şelasyonu, otizme özel beslenme programları, GcMAF protein terapisi, manyetik rezonans terapisi, transkranyal ultrason, endocannabinoid sistem ve kök hücre terapisi gibi otizm tedavisi alanında çığır açıcı teknikleri Avrupa, Rusya ve Amerika’dan da alanının önde gelen isimleriyle birlikte geliştiriyor ve çok sayıda otizm ailesinin ümidi oluyor.

Ayrıca ABD’de aşı mağduriyeti için oluşturulmuş “özel mahkeme”yi aşıp doğrudan aşının üreticisi ilaç firmasına tazminat davası açılabilmesi için yargıtaya ulaşmayı başarmış nadir davalardan Bruesewitz vs. Wyeth davası başta olmak üzere pekçok aşı tazminatı davasında ailelerin tarafında devletin sağlık bakanlığı ve ilaç firmalarına karşı yapmış olduğu uzman tanıklıklar var.

Amerikan parlamentosunun 2000’li yıllarda aşılarla ilgili yürüttüğü iki soruşturmada aktif olarak bulunan Dr. Bradstreet’in büyük oğlu, İngiltere’den Dr. Andrew Wakefield’in hastanedeki araştırma ekibi dağıtılmadan önce görev yaptığı Royal Free Clinic’te ‘otistik enterekolit’ tedavisi için üzerinde çalıştığı otizmli çocuklar arasında yer alıyor.

Konumuzla ilgili GcMAF’ın otizme yönelik kullanımı ile ilgili ilk bilimsel yayın da 2014 yılında kendisinden geliyor.

Bu çalışmada GcMAF’in, otizmli çocukların endocannabinoid sistemlerindeki kusurlu gen ekspresyonunu normalleştirdiği, aynı zamanda otistik çocuklarda gözlemlenen BMDM’lerin (kemik iliği makrofajlarının) aşırı aktivasyonunu geri çevirdiğini buluyor. Özet olarak bu çalışmayla otizmde endocannabinoidler, D vitamini, bu vitamini taşıyan proteinler ile immün sistem düzensizlikleri arasında bağıntı bulunduğunu söylüyor.

Otizmdeki Eşzamanlı Kronik Viral Enfeksiyonlar

Bu noktaya nasıl geliyor Dr. Bradstreet, filmi 2011 yılına sarıp gelişmelere yakından bir bakalım.

Dr. Bradstreet otizmin viral etiolojisi üzerine kafa yoruyor ve 2011 yılında yayımlamış olduğu blog yazısında da yer verdiği gibi otizm vakalarının çoğunda bir çeşit Merkezi Sinir Sistemi aktivasyonu veya enflamasyonun mevcudiyetinden bahsediyor. Bunun nedeni çok sayıda çalışmayla da gösterildiği gibi otizmli çocuklarda aynı anda çoklu viral enfeksiyonların mevcudiyeti. Bunların başında polyomavirüslerden BK virüsü, JC virüsü ve maymun virüsleriyle kontaminasyon sonucu polio aşılarının bir yan ürünü olan SV40 virüsü ile HIV’nin ikinci dereceden kuzeni denilebilecek bir retrovirüs olan XMR virüsü ve elbette kızamık virüsü geliyor. Merkezi sinir sistemini, beyni, bağırsakları, plazmayı, vücudun aklınıza gelebilecek her yerini aynı anda tutmuş latent çoklu enfeksiyonlar bunlar. Viral enfeksiyonların yanısıra mikoplazma, diğer bakteriyel ve fungal enfeksiyonlar da yine otizmli çocuklarda sık görülüyor.

Peki ama çocukların bağışıklık sistemini baskılayan bu viral enfeksiyonlar vücuttan nasıl temizlenecek sorusuna yanıt ararken, kanser hücreleri ve virüsler tarafından üretilen nagalaz adlı enzim ilgisini çekiyor. Zira test ettirdiği otizmli çocuklarda normalin çok üzerinde nagalaza rastlıyor.

Dr. Bradstreet bir yazısında şöyle diyor bu enzim için:

“Nagalaz enzimi virüsler tarafından tutunabilecekleri protein yapılarının bir parçası olarak üretiliyor. Bu enzim virüsün hücre içine geçebilmesini sağlıyor ve aynı zamanda vücudun virüse vereceği immün yanıtı da azalttığından virüsün hücredeki mevcudiyetini herhangi bir tehdit olmadan sürdürebilmesine olanak sağlıyor.”

Nagalazı, virüslerin hücreye nüfuz edip ele geçirmesini sağlayan bir nevi truva atı gibi düşünebiliriz.

Nagalazla ilgili araştırmaları onu yine retrovirüs ailesinden İnsan Bağışıklık Yetersizliği Virüsü (HIV) üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Yamamoto’nun 2009 yılında yayımlamış olduğu şu çalışmasına getiriyor: HIV enfeksiyonlu hastalarda Gc proteini kaynaklı makrofaj aktive edici faktör (GcMAF) ile yapılan immün terapi. Hastalarında HIV’yi GcMAF ile tedavi ettiğini, tam eradikasyon sağlandığını, 7 yıl boyunca enfeksiyonun nüksetmemiş olduğunu bildiren Yamamoto’nun bu çalışmasının her nasılsa 2014 ağustosunda geri çekilmiş olduğunu da not düşelim.

Kronik HIV enfeksiyonu, kalsiyum kanallarını disregüle edici etkisi ve otizme model teşkil edebilecek immünsüpresif yönüyle tıp camiasının ve Dr. Bradstreet’in uzun zamandır araştırdığı bir konu zaten. Dr. Bradstreet’in GcMAF’e ilgisi işte bu noktada başlıyor. Dr. Yamamoto GcMAF için “Bugüne kadar keşfedilmiş, insanlarda ciddi herhangi bir yan etkisi de olmayan en güçlü makrofaj etkinleştirici form” diyor.

First Immune GcMAF

Sterilitesinden, saflığından ve aktif halde olduğundan emin olduğu bir GcMAF ürünü bulmak için arayışa giriyor ve Avrupa’da David Noakes‘un CEO’luğunu yaptığı, bilim danışmanlığını ise Floransa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marco Ruggiero‘nun üstlendiği, yine İtalya’daki Second University of Naples’tan Dr. Dario Siniscalco ve İtalya, Bari’deki Otizm Araştırmaları Biyomedikal Merkezi’nde görevli Dr. Nicola Antonucci‘nin de aralarında bulunduğu 10 kişilik araştırmacı ve hekim kadrosuyla Immuno Biotech adlı firmayla temasa geçiyor. Firmanın salt GcMAF geliştirmek amacıyla kurduğu butik laboratuvarı yerinde inceliyor, Prof. Ruggiero’nun ürünün kanser hücreleri üzerindeki etkisini dokumante eden çalışmalarını da inceledikten sonra kendi kliniğinde 40 otizmli çocukla bu yeni terapi yöntemini denemeye başlıyor.

Terapinin denendiği 40 çocuğun ELN – European Laboratory of Nutrients tarafından ölçülen nagalaz seviyesinin ortalaması 1.93 çıkıyor. Laboratuvarın belirlediği değer aralıklarına göre ‘normal’ kabul edilen nagalaz seviyesi en fazla 0.95. Oysa Dr. Bradstreet laboratuvarın belirlediği bu değerin bile çocuk popülasyonu için yüksek kaldığını, asıl değerin 0.5 civarı olması gerektiğini düşünüyor. Yine de, çıkan 1.93’lük ortalama değer herkesin, literatürde belirtilenin de laboratuvarın kullandığı standardın da oldukça üstünde.

Çocukların herbirinin durumu farklı, aldıkları dozlar da farklı, ancak terapiye başlandıktan sonraki ilk ara ölçümde nagalaz seviyesi ortalaması 1.93’ten 1.03’e düşmüş bulunuyor. Bu istatistiksel olarak oldukça önemli bir oran. Özellikle de, çalışmaya katılan çocuklardan bazılarının nagalaz seviyesinin 4, hatta ve hatta kimilerinin inanılmaz şekilde 7.8 olduğu düşünülürse… Bunlar akut kanser ve akut HIV enfeksiyonlu hastalarda görülen değerler çünkü!

Çalışma başında ortaya çıkan bu nagalaz değerleri Dr. Brastreet’i de hayrete düşürüyor, o bile bu kadar yüksek beklemiyor seviyeleri. Ancak en azından bu, düşündüğü gibi bu çocuklarda otizm diye etiketlenen geniş belirti yelpazesinin altında ‘kronik viral enfeksiyon’ların olduğu hipotezini haklı çıkarıyor. Ancak henüz tıbben gösterilmemiş olsa da bu sonuçlarda bağırsak mikrobiyomu aktivitesinin de rolü olabileceğini 2012’de not düşüyor.

Ardından 2007’de AMC’de yayımlanmış ve psikiyatrik müdahalelerin etkinliğinin değerlendirilmesinde kullanılan CGI – Clinical Impression and Improvement ölçeğine başvurarak sonuçları değerlendiriyorlar.

Oldukça ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor; 12 ila 14 hafta sonunda yaptıkları ilk ara ölçüme göre çocukların %85′i terapiye yanıt vermiş gözüküyor!

Çan eğirisi ile gösterilen sonuçlarda terapi sonunda hiçbir gelişme göstermemiş %15’lik bir grup, orta derecede iyileşme göstermiş %70’lik bir grup ve terapiye çok iyi yanıt vermiş yine %15’lik bir grup çıkıyor ortaya.

Kullanılan ölçekte en yüksek puan 6, Bradstreet’in GcMAF terapisi uyguladığı grubun ise %40’ı 4 ila 5 puan aralığında muazzam bir başarı gösteriyor ki bu psikoterapötik ilaçlarla bile elde edilemeyen bir iyileşme başarısı. Hatta Dr. Bradstreet bu oranların, otistik irritabilite için kullanımı onaylanan Risperdal‘in klinik deneylerinde ortaya çıkan oranlardan kat be kat üstün olduğunu belirtiyor.

Bradstreet inanılmaz heyecanlanıyor, zira gelişim gösteren bu %40’lık dilimdeki çocukların çoğu terapi sonrasında otizm tanısını geride bırakıyor! 20 hafta gibi kısa bir tedavi süreci sonunda artık otistik karakteristikler göstermiyorlar. Aralarından bazıları için tedavi süreci biraz daha uzuyor, ancak onlarda da sonuç aynı. Küçük bir kısmında ise GcMAF seanslarına son verildiği anda çocuklar maalesef yeniden başladıkları noktaya dönüyorlar, kaydedilen bütün gelişmeler kaybediliyor ve tekrar GcMAF terapisine başlanmak durumunda kalınıyor.

Tüm bu bilgileri Dr. Bradstreet’in kendisinden dinleyebileceğiniz, 2012 yılında İngiltere’de düzenlenen Treating Autism kongresi’ndeki sunumunda doktor, terapinin bu noktada kesinlikle hekim gözetiminde uygulanması gerektiğinin altını çiziyor, aynı zamanda bu terapiyi uygulamak üzere hekimlerin de yetiştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

“İmmün sistemi çok kuvvetli şekilde aktive ediyor GcMAF ve HIV ile kanser hastalarından farklı olarak otizmde çok çok küçük dozlarda uygulanması gerekiyor, ki henüz herkeste uygulanabilecek kesin miktarları ben de veremiyorum. Birlikte çok yakın çalışmalar yürüttüğümüz İtalyan meslekdaşım gcmaf.eu websitesindeki son yazısında 2 nanogram’lık düşük dozlar kullandığından bahsediyor, ben de bazı çocuklarda 1 nanogramın 10’da 1’i kadar GcMAF kullanarak sonuç aldığımı belirtmek isterim. Çocuklarda etkisinin son derece güçlü olduğu unutulmamalı”.

 

YASAKLAMALAR VE ŞAİBELİ ÖLÜMLER

2014 yılında ise sahneye  Fiona O’Leary adında 5 çocuk sahibi İrlandalı bir anne çıkıyor. Çocuklarından ikisi otizmli, kendisi de Asperger sendromlu bu anne otizmin biyomedikal tedavisine yönelik geliştirilen teknikleri “sahtebilim icadı son derece tehlikeli şarlatanlıklar” olarak görüyor ve otizmli çocukların bu çoğu geniş bir “aşı-muhalifi” hareketin üyesi, “şarlatan hekimler”ce kobay faresi olarak kullanılarak suistimal edildiklerini savunuyor.

Dr. Bradstreet ve İngiltere bazlı First Immune şirketi özellikle hedefinde bu aktivist annenin ve kurduğu sivil toplum örgütü ile ‘dünya çapında’ kampanya başlatarak, “otizmi eradike etmeyi kafasına koymuş bu şarlatanların” maddi çıkar için sözümona tedavi diye ortaya koydukları yöntemlerin yasaklanması ve hasta olarak kabul edilmemesi gereken otizmli çocukların yasalarla bu tür “suistimal”lere karşı koruma altına alınmasını talep ediyor.

Dr. Bradstreet’in otizm için uygulamaya koyduğu bu “çok tehlikeli” ve yasaklanması gereken yöntemleri şöyle sıralıyor: B12 vitamin iğneleri, şelasyon, HBOT, kök hücre terapisi, kaka/dışkı implantasyonları, kanabis (marihuana) terapisi, GcMAF ve diğer pekçok “şarlatanca tedavi”…

Bunların çeşitli kongrelerde ebeveynlere tanıtılmasından, kullanımının “normalize edilmesi”nden ve tıp camiasınca da kanıksanmasından şikayetçi O’Leary.

Dr. Bradstreet’in, İngiliz yetkililerle koordineli olarak bu defa Amerika’da GcMAF ile tedavi uygulayan doktorlara karşı operasyon düzenleyen ve bu ürüne “ruhsatsız ilaç” olduğu gerekçesiyle el koyan FDA’in baskını ardından hayatını kaybetmiş olması sebebiyle kaleme aldığı yazıda, İngiliz ve Amerikan yetkililerle Dr. Bradstreet’in şarlatanlıkları ile ilgili olarak 1 yıldan beri temas halinde olduğunu, bizzat kendisinin bu soruşturmaların içinde olduğunu belirtiyor.

2015 şubat ayında İngilizlerin piyasaya çıkacak ilaçların güvenliğini denetlemekten sorumlu idari birimi Medicine and Healthcare products Regulatory Agency (MHRA) tarafından Immuno Biotech’in İngiltere, Cambridgeshire’deki üretim tesisi baskına uğruyor. Kullandıkları ‘Glikoprotein’in ruhsatsız ve “insan kullanımına uygun olmadığı”, ayrıca steril olmayan ekipmanla üretim yaptıkları gerekçesiyle tesis kapatılıp, 10,000 şişe GcMAF’e de el konuluyor.

İşin ilginç tarafı, insan vücudunca doğal olarak üretilen glikoproteinin ‘tehlikeli’ olduğuna dair ortada hiçbir kanıt yok, hatta bugüne kadar ürünü kullanan pekçok kanser hastası ve otizmli çocuk ve yetişkinin sağlıklarına kavuştuğu hakemli dergilerde yayımlanmış çalışmalarla ispatlı.

Bugün İngiltere’de otizmin sosyo-ekonomik külfetinin £30 milyara ulaştığı bildiriliyor. Amerikan sağlık ekonomistlerinin tahmini ise 2025’te Amerika’da otizmin bakım masraflarının 276 milyar ila 1 TRİLYON dolar arasında olacağı yönünde.

Uzmanlar, devletin idari birimlerinin otizmin sebeplerinin bulunması ve kaydadeğer tedavi yöntemlerinin bir an evvel geliştirilmesi gerektiği yönünde çağrıda bulunurken, İngiliz ve Amerikan resmi makamlarının aktif olarak bu son derece ümit vadeden tedavi yöntemlerini yasaklamaya çalışmaları akla, senede 100 milyar dolarlık bir endüstri haline gelmiş kanser ve projeksiyonların yakın gelecekte kanserden de büyük bir sektör haline geleceğini ortaya koyduğu otizmin ortaya çıkış sebeplerinin ve kesin tedavisinin bulunmamasından kimlerin çıkarı olabileceği sorusunu getiriyor.

Dr. Bradstreet’in son Autism One kongresindeki açılış sunumunun başlığı “Otizme Çare Bulmaya Ne kadar Yakınız?”dı. Ancak belki de soru şu olmalı: “Otizme Çare Bulmaya Kalkışmak Ne Kadar Tehlikeli?”

Vitamingiller / Kritik Eşik