Herkesin bir araya geldiği zaman şikayet ettiği ‘sistem’.. yani kimilerinin ve benim de çoğu kere adlandırdığım şekliyle ‘düzen’!. neden hiç sekteye uğramadan devam ediyor, sizce?  aslında matematikten çok anlamasam da, ortada olan durum, bizlere lisede öğretilen modern matematikle çok güzel özetlenebilir; kümeleri bilenler ne demek istediğimi daha iyi anlar..

Üç adet çemberin tam ortasında yer alan ortak bölge.. işte orası toplum katmanlarının ortaklaşa yararlandığı yeri işaret eder ve en alt ekonomik unsurla, en üst ekonomik unsuru birbirine orası bağlar, yani vazgeçilmez olanlar oradadır!. Bu dar ve küçük alana hapsedilen alt gelir grubu, çemberlerin ortak bölge dışında kalan büyük alanlarından faydalanamazken; üst gelir grubu, ortak bölge dışında kalan tüm alanları rahatlıkla kullanır ve güçlerinin sınırları olarak belirler!. Kendi büyüklüklerini çemberlerin dış çizgileriyle belirlerken ortaya devletler çıkar ve ancak; bahsettiğim gibi, halkın genel-geçer çoğunluğu kısıtlı ortak bölgede ‘ortak idealler’ çerçevesinde bir arada tutulurken, diğer alanlar bugün için ‘devlet’ mekanizmasının hantallığı ve ne de olsa ayakta kalmak adına az da olsa halkın çıkarlarının koruyuculuğu bahane edilerek ‘şirket’lere peşkeş çekilmektedir!. Yani geçmişten bugüne süregelen sömürü düzeni ve bu düzen içerisindeki ‘devlet rolü’ dahi istenmemektedir artık!. hiç bir ortak paydası olmayan insanlar topluluğu hedeflenmektedir!.

Yani bugün için ‘devlet düşmanlığı’ çok bir şey ifade etmemektedir.. ve hatta, dikkat ediniz birilerince desteklenmektedir!. dikkatinizi biraz daha yoğunlaştırdığınızda bu hantal diye nitelendirilen yapılara karşı çıkanların ‘şirket’ler olduğunu göreceksiniz.. çünkü çemberler bazında her şeye sahip olan bu güç odakları kümeleri daha da büyütmek ve kendi içinde daha zayıf olan halkaları da eleyerek, ortak alan dışında kalan ‘tüm alanları’.. yani devletlerin teşkil ettiği kümeler birliğini değil, tek bir çember içinde ‘ortak alan’ dahi bırakmadan hepsini istemektedirler!.

İşte bu yüzden ‘ulus devletler’ bugün için elde tutulması gereken yegane yapılardır!. devletle barışık olmasam da bu böyledir!.tüm aksaklıklarına ve halkları sömüren felsefelerine rağmen.. zira en kötü, en acımasız devlet bile ayakta kalmak için ‘ortak bölge’yi korumakla mükelleftir, aksi durumda ayakta kalamaz.. işte bugün hedefte olan, kısıtlı alana sahip olan o ‘ortak bölge’dir!.

‘ortak bölge’ler her milletin.. ya da ulusun çekirdek bölgeleridir; çekirdek bölge atoma benzer, parçalanırsa.. ki hedef budur; geçmişi olmayan.. ortak değerleri olmayan, idealleri olmayan, sınıfsız ve halksız toplumlar meydana gelir!. Tehlike buradadır..

Bu sebepten nokta hedef; ‘bilinç’tir!. Tarih bilinci, ahlak bilinci ya da diğer bilinç şekilleri!. bunları ortadan kaldırdığınızda savaşacak insan bulamazsınız!. oysa savaşın olmadığı yerde!. Barıştan söz edilemez..

Kötülük yoksa, iyilik yoktur..

birilerinin ‘iyi ya’ deyişini duyar gibiyim, ‘kötülük olmasın zaten, ne güzel işte’!. değil işte; çünkü bu ikili sistem hareketi sağlar, biri olmadığında ‘hayat’ olmaz!. Yani canlılıktan bahsedilemez..

Tüm bunların sonucunda planlanan nihai hedef ise; moda ve bilimkurgu deyimle, ‘mutant insan’!. yani değişmiş.. değiştirilmiş insan!.  mutant kelimesinin bilimsel tariflerinden birini vermek gerekirse; ‘’ Genetik materyalin değişmesi sebebiyle bazı fiziksel ve biyokimyasal özellikler açısından ana babasından ya da bir önceki öncü hücreden farklı olan, mutasyona uğramış birey ya da hücre.’’

..transhumanizm idealleri, modern insan öznesi ile legalize edilerek sınır ötesi hedeflenmektedir!. oysa sınırın ötesi materyalist felsefeden ziyade, idealist felsefeye geçişi ön-görür.. bu da sanıldığı üzere ‘ateist bilim’i değil!. ‘tanrı bilim’i ifade eder!..

İşte tam burada da ‘gdo’ denen illet gelsin aklınıza.. çünkü mutfağınızda-mutfağımızda ve her yerdeler.. tohum depoları, hibrid tohumlar (kısır tohum), gıda katkı maddeleri ve hükumetler ve şirketler iş-birliği.. gebe kalamayan kadınlar, sperm sayısı düşen erkek nesli.. ve tabi ki cinsel özgürlük teraneleriyle ‘mutant insan’a geçiş..

Yani ‘cinsiyetsiz insan’!.

unisex model!.

Aşırılıklar kardeştir!. Aşırı cinsel özgürlüğü savunan yeni dünya düzeni ile.. aşırı cinsel özgürlüğü bir kenara bırakın.. normal cinselliği bile tu-kaka ilan eden dinsel yapılar (derin din) temelde ve özde aynı düşünsel güruhun yansımaları.. ya da yaratılan yanılsamaların tümüdür!. Herkesin anlaması açısında güncel bir örnek vermek gerekirse, her yanı kapalı bir kadın ile.. poposu açıkta dolaşan ‘kim kardaşhian’ denen ucube arasında seçime zorlanmaktadır insanoğlu.. ne medya, ne moda, ne de diğer etkin olan alanların hiç biri sokaktaki sıradan kadını tercih olarak sunmaz!.. ya o!. ya öteki şeklinde pazarlanır aşırılıklar.. ortası yok yani!.

Yine bugün ‘derin din’ içinde yer alan sübyancılık ve de oğlancılık; yine ikili sistem gereği tam zıttını teşkil eden moda dünyasında aynıyla vakidir!.  ez-cümle hedefleri ortaktır, yani asıl olan; karşıtlıktan doğan ‘hareket’i sağlamaktır!.. (kendi komplekslerinden dolayı buradan pay çıkararak tek başına ‘islam’ suçlamasına girecek olanlara benden ekmek yok!. benim eleştirim tüm dinler bazında ve arka planla ilgilidir!. sığ eleştiri yapanların yegane amacı, saklı olanı daha da gizlemek üzerine kuruludur, bilesiniz!. bu yüzden inanç sahiplerinin düşmanları ateistler değil, ateizm pelerinini üzerlerine geçirmiş olan derin din simsarlarıdır!. şu bir gerçek ki; insanoğlu varoluşunun cevabını buluncaya değin bir şeylere inanmaya devam edecektir; buradan hareketle kendilerini ateist olarak tanımlayanların gerçek hedefi inançlı insanlar değil.. inançları kullananlar olmalıdır!.)

varlık ve yokluk çatışır.. hareket meydana gelir; ama temelde varlıkla, yokluk arasında bir fark yoktur.. çünkü var olmadan, yok!. yok olmadan, var olunmaz!. bu paradokstan ‘hiç’e ulaşılmaz..

İyi-kötü.. savaş-barış gibi.. kısaca asıl olan, ‘hareket’tir!

Kötülüğü yok edemeyiz.. karanlığı ya da!.. ancak nerede saf tutacağımızı seçebiliriz!.

en büyük din; iyiliktir!..

Peki alt ve üst gelir gruplarının ortasında yer alanlar.. yani burjuva kesim ne yapmaktadır ve sistemle ilişkisi ne boyuttadır?.

Devam edecek..

Cem Yağcıoğlu / edebiyatgazetesi / kritik eşik18-09-2015  03.45

YAZININ DEVAMI: http://www.kritikesik.com/index.php/2016/06/11/zaman-otesi-2-burjuva-cem-yagcioglu/

ZAMAN ÖTESİ