Aslında her şey Haziran seçiminin ardından.. Kasım seçimine doğru gidilen yolda başladı!. mhp’nin çakıldığı, hdp’nin lütfen sayıldığı süreç… lütfen diyorum; Kasım’dan sonra ‘kürt’ politikasında büyük değişiklikler olacak.. pkk’nın tasfiye süreci başlayacak ve artık devletleşmesi düşünülen ‘kürt’ varlığı, daha güçlü ve kimilerine göre daha ‘legal’ aktörler öne çıkarılarak kamuoyu önüne sürülecekti.. Barzani bunların en başında!. ve her zaman en ‘siyonist’ olanıydı (aile olarak)..

Bu durumun ilk sinyali Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi suikastiydi dersek yanılmış olmayız..

Haziran seçimi aslında planlandığı gibi gelişmişti; yani mhp ve hdp neredeyse eşitlenecek.. chp yerli yerinde duracak, akp ise kontrol dışına çıkma ihtimaline karşı dizginlenecek ve tayyip’in başkanlık hevesi kursağında bırakılacaktı.. ki!.. işte burada ‘başkanlık’ sistemi havucu öne sürülerek, değişen ve gelişen ‘bop’ projesi için Türkiye’nin daha aktif rol oynaması gündeme gelecekti.. nihayetinde bir yılı aşkın süredir tüm gayretlere rağmen Türkiye Suriye batağına çekilememiş, gerekli kamuoyu yaratılamamıştı. İşte bu sebepten, seçim sonucu planlandığı gibiydi; ve lakin bu sonuç üzerinden açılan pazarlık masasında gücü ele alan batı, ‘başkanlık’ sisteminin karşılığı olan Suriye bataklığına Türkiye’nin dahil olması hususunda kısa sürede mutabakatı sağladı ve bu anlaşma sonucunda yanlışlıkla bir koalisyon olma olasılığına karşı da, gerekli tüm tedbirleri iktidar ve muhalefet kanadını ikna ederek sağladılar..

Haziran seçimi ile gerekli ikazları alan akp ve tayyip; bu sefer çok güçlü bir şekilde iktidara gelmeliydiler ve çalışmalar son hız başladı.. büyük ağabey ve ablalar sayesinde..

Hatırlarsanız; 20 Temmuz’da Suruç’ta bir canlı bomba kendisini patlattı. 33 kişi hayatını kaybetti. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan pkk’lılar tarafından şehit edildi. 23 Temmuz’da IŞİD Kilis’te sınırdan ateş açtı, bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır’da bir polis pkk’lılar tarafından şehit edildi. 24 Temmuz’da TSK uçakları IŞİD hedeflerini ve Kandil’deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı. (buraya dikkat, devamı seçimden sonra..) 11 Ağustos’da tayyip, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı. 16 Ağustos’da Şehit cenazesinde konuşan tayyip, “ne mutlu şehit ailesine” dedi. (kasım seçimlerinin ertesine hazırlık) 17 Ağustos’da Alanya’da halk şehit haberlerinin ardından kürt kökenlilerin iş-yerlerine saldırdı. 20 Ağustos’da Lice’de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra, Siirt’te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu. 22 Ağustos’da Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu. Şehidin ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükumetin savaş politikasına isyan etti. (bu aşamadan sonra saflar değişti, şehide kelle diyenler, milliyetçiliği ayaklar altına alanlar meydanlarda bayrağa sarıldı) 5 Eylül’de Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20’ye yakın kişi (burada sağlıklı bir bilgi yok) çatışmalarda öldü. Hemen akabinde 6 Eylül’de Dağlıca’daki pkk saldırısında 16 asker şehit oldu. 8 Eylül’de Iğdır’da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu. 20 Ekim’de Davutoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek ahaliyi, yani seçmeni tehdit etti. 10 Ekim’de Ankara’da ‘’adı’’ barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.

Ve mutlu son!. Akp ezici bir sonuçla iktidar.. tayyip ise vaadlerini yerine getirmek koşuluyla ‘başkanlığa’ hazır durumda.. İşte yukarıda üç ay gibi kısa sürede, iki seçim arasında uçurumlar yaratan çalışmanın sahipleri, şu an Güneydoğu’da da aynı çalışmanın bir benzerini hayata geçirmekle meşkuldür ve şu ana kadar başarı ile ilerlemektedirler.. hergün gelen şehit haberleri, düne değin üçüncü sayfalarda yer bulurken.. ne hikmetse son dönem yaratılan bu sancılı süreçte, bırakın haber yapmayı.. bazı ana akım gazeteleri tarihlerinde hiç yapmadıkları ‘Kurtuluş Savaşı’ güzellemeleriyle soslayarak geçiyor..du bu acı haberleri.. keşke samimi olduklarına inanabilsek!.. işte bizim de en salak yanımız bu olsa gerek, inanmıyoruz!. Bu düzenbazların yukarıdan-aşağıya bu ülkenin lehine bir şeyler düşünüp.. bir şeyler planlayacaklarına inanmıyoruz!.

pkk kontrolden çıkmış bir örgüt durumundadır!. artık ne başı.. ne de kıçı!. kim, kimse bilmemektedir.. sahipleri bile!. dedim ya, bir de bop’un uygulanma aşamasında ikinci aşamaya geçilmiş, birinci aşamada yer alan eleman ve argümanlara ihtiyaç kalmamıştır!. Yani bugün Güneydoğu’da yaşananlar bu durumun bir sonucu olarak karşımızda durmakta ve öyle değerlendirilmelidir!. kürt bölücülüğüne karşı bir ‘savaş’ söz-konusu değil, hatta bu vesile ile yurt-dışında algılara kazınan bir ‘orta-doğu ülkesi Türkiye’ manzarasının yakın bir zamanda bize sağlayacağı tek getiri.. ki bu da hesaplanmaktadır; ‘despot ülke Türkiye’!. Aynısı Suriye’de yapılmış ve gelinen durum ortadadır; lakin Türkiye ve Türklerin tarihsel süreçte üstlendiği roller göz-önünde tutularak çok daha farklı ve çok daha grift bir plan uygulamadadır.. Rusya’nın devreye girmesinin yegane amacı da; Rusya ile karşı-karşıya gelen bir Türkiye durumunda -ki o süreç uydurma bir uçak düşürme olayı ile başlamıştır- ‘milliyetçi’ kamuoyunun çaresizce abd-ab planından yana tavır almak zorunda kalacağı üzerinedir.. otamatik bir sonuç doğuracaktır bu plan!.

aptallar, düşünmedikleri için ‘aptal’ olarak sınıflandırılırlar ve bu ülkede ‘milliyetçi’ eyvallah; lakin daha önce aptal olan o kadar çok kişi var ki!. bunlar hiç düşünmeden bu oldu-bittiye razı gelecek ve güya Suriye’de Türkmen duyarlılığı bahanesi ile sünni cihatçılarla birlikte saf tutacaktılar.. ki örneklerini sıklıkla görmekteyiz!.. oysa son elli yıldır süregelen ve Irak.. ve Suriye’den sınırlarımızın içine girip insanlarımızı katleden pkk terör örgütü.. yine Irak ve Suriye’de fink atarken hiç göremedik bu ‘Türkmen aslan’ları diye bize tanıtılan kerataları!. Daha düne değin sınırdan içeri alınmayan ve açlıktan ve hava şartlarından ölen onlarca Türkmen yavrusunun minicik bedenleri daha soğumamışken.. bugün akp’nin ve de tayyip’in Türkmenlere olan bu  düşkünlüğü!. Yine Türk olanlarca ve bundan onur duyanlarca neden görülmemekte.. ve neden dillendirilmemektedir!.

Şimdi ben burada mhp’nin kuruluşunu ve o günden bu yana hangi konum ve durumlarda rol aldığını yazmayacağım!. İsmini hatırlamadığım yüzlerce yazımda değinmişimdir; ancak Türk milliyetçisi olarak kendilerini tarif edenlerin.. (milliyetçilik ve Atatürkçülük hiçbir partinin tekelinde değildir!) bugün Güneydoğu’muzda yaşananlarla.. Suriye vesilesiyle yaşanan ve yaşatılacak olanlara karşı uyanık ve tetikte olmaları hayati önem taşımaktadır!. Bugün en tehlikeli durumla baş-başayız!. biraz ileriye bakabilirseniz şii-sünni çatışması ‘tezgâh’ıyla Türk’ün Türk’e kırdırılacağını görebilirsiniz.. hem de alim olmanıza gerek olmadan.. azıcık akıllı olun yeter!.

Yeter ki; altıncı filoyu koruyanlarla aynı hataya düşmeyin!.

Biliyorsunuz bir-kaç gün önce Türkmen Dağı’nda ölen ‘mhp’linin cenazesi vardı.. cenaze namazını kıldıran ise ‘cübbeli’ lakaplı hoca.. bunlar aslında oynanan oyunun şifreleri, tabi anlayana!.  Oktay Vural ve daha pek çok mhp’li cenazedeydi.. (hayatını kaybeden kardeşimizin saf duygularından elbette şüphemiz yok.. üzülmemek elde değil, ne çare!)

Hani ben ara-ara ‘sağ-sol’ yazardım ya.. ve bir gün gelecek bu ayrım yine ortaya çıkacak, dedim defalarca.. bazıları gereksiz buldu.. ben bugünlerin geleceğini ‘adım gibi’ biliyordum.. neyse devam edelim.. bu cenazeye katılanların pek çoğu, ‘Fırat Çakıroğlu’nun cenazesinde yoktu!. Çünkü o olay bam-başka bir mizansen ve bam-başka bir durumdu!.  Mahkeme sürecinde aldığım bazı bilgi ve duyumlar Fırat’ın göz-göre ölüme yollandığı şeklinde ve birilerinin o mahkeme sürecinde –halen devam ediyor- selfiler çekerek ‘işaret’lerle pozlar verdiği ve Fırat’ın annesi Özlem Hanımın bu durumdan oldukça rahatsız olduğu yönündedir.. bir mhp-pkk kavgasına indirgenmeye çalışılan bu olay; aslında başta da dediğim ve şimdi biraz daha açarak ifade edeceğim gibi.. gazetelerin yazdığının dışında ve bahse konu olan gruplardan ziyade, o gruplara sızmış olan ‘istihbarat’ elemanlarının bir provokasyonu gibi görünmekte; zira kamera kayıtları ve bazı belgelerde aynı kişilerin iki-karşıt grup içinde de yer aldığı görülmektedir.. aldığım duyumlar bu yönde..

neyse tekrar Suriye’ye dönelim..

Bir kere Türkmen varlığı sanıldığı üzre bahsi geçen yerlerde düşünüldüğü ya da düşündürüldüğü gibi değil.. daha ziyade Türk kökenli elbette, lakin ‘cihad’ mantığıyla hareket eden bir oluşumdan bahsediyoruz.. ve bu oluşum ‘sünni’.. yani ehli sünnet cihadçıları!. Birinci tuzak burada.. yani Türkmenlerin ezilmişliği falan, işin ‘cila’ kısmı.. mevzu yine aynı mevzu.. şimdi ‘cübbeli’ tam oturmuştur sanırım mevzunun ortasına.. yani işin zevk alınan kısmı, hani son dönem hortlayan-hortlatılan.. ‘filinta mustafa’.. ‘diriliş ertuğrul’.. ve benzerleri; ki daha devamı gelecek.. mevzu, ‘ümmetçilik’.. ve bu ümmetçilik öyle sanıldığı üzre ‘İslam’a hizmet eden bir durum değil.. öyle olsa arkasında ‘abd’nin işi ne!. Kendilerini, ‘Müslüman’-‘milliyetçi’-‘muhafazakar’ diye tanımlayanlara sesleniyorum;  ‘abd’nin sizin çıkarınıza bir şeyi destekleyeceğine inanıyor musunuz?’ ‘evet’, diyorsanız.. eyvallah..

İran burada çok önemli bir yer tutmakta.. İran’da 35-40 milyon civarında Azerbaycan Türkü yaşıyor. İran’ın kuzeyinde ‘Güney Azerbaycan’ bölgesi var. Halkın yüzde doksanına yakını Türk kökenli.. yani İran’ın neredeyse çoğunluk nüfusu Türk!. Bilmeyenler olabilir gerekçesiyle şunu da söylemeliyim bop haritasında, İran sınırları içerisinde yer alan ‘Güney Azerbaycan’ bölgesi ‘özerk kürdistan’ın içinde gözükmektedir.. yani abd, oyunu orada başka türlü oynamakta.. yakın geçmişte ciddi olaylar yaşanan bölgede, Türklerin ‘çevreci’ hissiyatla ciddi kalkışması olmuş, Urmiye Gölü’nün kuruması tehlikesi ve bunun önlenmesi için gereken yatırımların yapılması üzerine.. bbc’nin bölge ile ilgili haberleri öne çıkarması ve bunun karşılığında bizdeki  sünni –İslami medyanın konuya mümkün-mertebe değinmemesi; Türklerin ne kadar düşünüldüğü konusu ile ilgili bir ipucu vermesi bakımından ayrıca önemlidir.  Aynı medya, Suriye olayını manşetlerden indirmemektedir.. bugün trt’de oynayan ‘diriliş Ertuğrul’ isimli dizide işlenen Moğol düşmanlığının kökeninde yatan ise; sonradan yaşanacak olan Beyazıt-Timur savaşına atıf yapması (Ankara Savaşı).. ve ‘sünni’ İslam anlayışının İran’da yer alan şii-İslam mensubu Türklerle ilgili de bir ‘algı’ yaratması bakımında çok ilginçtir.. zaten abd-ab planının özünde yatan ve yaratmaya çalıştığı ve nihayete erdirmek için çaba sarf-ettiği mevzunun aslı da budur!. Sünni-şii çatışması!. Suudi tarafı elliye yakın kişinin idamı ile tetiğe basmışken.. mezhep savaşlarının tetiklenmesi an meselesidir ve mevzunun ‘Türklük’le uzaktan yakından bir alakası yoktur!. kullanılan olma durumu dışında!..

Şii ve sünni.. her iki tarafın da ‘cihad’ mantığı çok başka argümanlara ve inanışlara dayanmaktadır ve dolayısiyle; İran’a bakış ile Suriye’ye bakış bir olmamalıdır!. Tamamıyla ‘ermeni diasporası’ (ki onun da arkası siyonizme bulaşır) tarafından yönetilen kürtçü hareket ve oluşumların yıllardır emperyal güçlerle olan iş-birliği, bu defa diğer ülkelerde yaşayan Türkler üzerinden oluşturulmaya çalışılmaktadır!. ki 28 Şubat döneminin devamı olan akp hükumetinin tüm dünyaya verdiği mesaj da budur!. ‘NATO’un uşağı Türkler!..

Ben bunu başından beri reddediyor ve bugün de bir NATO operasyonu olan Suriye işgalinde yer alan bu hükumeti ve ‘sözde Türk’ unsurları tanımıyorum!..

Bu sebepten inançlı olsun olmasın.. Türklerin bir-birine kırdırılması fikrinin temel alındığı bu kirli oyun için uyanık olmak zorundayız.. (şii-sünni çatışması temel plandır.)

Dikkat ederseniz dünyanın her yerinde Türkler ‘kaşınmaya’ başlandı.. Bulgaristan, Doğu Türkistan, kafkasya’nın çoğu, İran ve Suriye.. ve dikkat ediniz ortaya konan.. yani ‘kaşınan konu sadece ve sadece, ‘inanç’.. yani, ‘din’ konusudur.. açlık-sefalet-kimliksizlik-ezilmişlik hepsi faso-fiso.. ve hepsinde çok enteresandır ‘tarikat’ konusu çok önde.. İran bu bakımdan ve Türk nüfusu açısından ince bir çizgidedir.. ve yakın bir gelecekte tehlikenin fitilinin ateşleneceği yer olarak durmaktadır! İran’da ya da Suriye’de yaratılacak oldu-bittilerden Türklerin lehine bir durum çıkacağını zannedenler.. ya da böyle bir beklenti içinde olanlar, tarihi bir hata içindedir!.

Şimdi ben bir Türk olarak soruyorum!. ‘’daha düne kadar dış destekli (abd-ab) bölücülüğe karşı ülkenin sınırlarını savunuyor.. ve ona göre yazıyor ve çiziyorken.. ne oldu da birden-bire eleştirdiğin bu ‘tezgâh’a geliyorsun Suriye’de.. kırk yıldır pkk terörü Suriye topraklarından ülkemize sızarken.. o müthiş Türkmen savaşçılar ne halt ediyorlardı!. esamelerini duymadık!.

Ayrıca.. biz her yerde abd köpekliğine soyunan pkk ve türevlerini eleştirirken.. şimdi benzeri bir durumla kendi ülkesinin, ‘sırf abd’ istiyor diye karşısına geçen bu soysuzları.. sırf Türk oldukları için; ki ben inanmıyorum.. savunmanız mı gerekiyor; o halde sana karşı gelişen bölücülüğe nasıl ve hangi gerekçe ile karşı koyacaksın!.

Ben hayatım boyunca Türk’ü savundum.. ama her seferinde satır aralarında değindim.. anti-emperyalist olmak kaydıyla.. bugün batının çıkarları öyle istiyor diye, batı ile birlikte bu kör kuyulara girenler ve onlara ‘Türklük’ adına destek verenlerle benim hiçbir bağım yoktur.. olamaz!.. varsa bir davan, kendi işini kendin göreceksin!. ben seninleyim.. tesadüfe bakın ki ezilmişlik ve ‘esad’ların gaddarlığı bugün akla gelmiş!..

Bugün bu ülkede, ‘ulus devleti’n bölünmez bütünlüğüne tehdit oluşturanlarla.. bugün Suriye’nin bütünlüğüne tehdit oluşturan ve ‘koalisyon güçleri’ denen asıl düşmanla aynı ahırdan otlananlar, benim için aynı yerde..dir..

Bizim milliyetçi ve muhafazakar yazarlarımız bunları yazacak.. sıkar biraz!.. milliyetçilik; fırsatçılık değildir!. başkalarının planlarında ‘piyon’ olmak değildir.. bir de bunu Atatürk’ün vasiyetine bağlamaya çalışanlar var.. oysa bu ‘ceza’lar çok önce kesilmeliydi!.

Mesela abd’nin keyfini beklemeden pkk’nın biletinin kesilmesi gibi.. Genelkurmay.. ha, ha, ha.. ‘apo’ denen mendebur Irak’ta ve Suriye’de fink atarken kesilecekti biletler.. diyeceğim o ki; ‘esad’larla görülmemiş bir hesabımız var.. ama şimdi değil!. Biz; başkalarının yazdığı tarihte olmadık hiç.. tarih yazacaksak, biz kendimiz yazarız..

Bugün size ‘tarih yazacağız’ diyenler.. İsrail’in tarihini yazıyor!. Müslüman; bunu bir anlasa, sorun kalmayacak!.. (tarikatlara baksa görecek.. içeriden dışarıyı görmüyor ki…)

Mevzunun özüne gelecek olursak; orta-doğu’da yaratılmaya çalışılan bir ‘sünni-şii’ çatışmasıdır.. (adımdan dolayı beni Alevi sananlar var.. değilim..).. mevzunun Türkle-Türklükle alakası yoktur; konuya bu cihetten bakan ‘samimi’ insanlara bunu söylemek-anlatmak boynumun borcu!.

Seksende on-üç yaşında bir çocuktum ve Türk milliyetçiliği üzerinde Amerikancılığın yıkıcı etkisini çok iyi hatırlıyorum.. ve dönüp dolaşıp aynı yere geldik.. bu sebepten kendilerini ‘Türk Milliyetçisi’ olarak tanımlayanların bu tehlikeleri herkesten önce görüp-tedbirli olmaları hayati önem taşımaktadır!. Pkk’yı besleyip büyütenlerin yegane amacı.. bu ülkenin ‘ulus’ yapısını bozmak ve parçalara ayırmaktır!. ‘başkanlık’ sistemi ve altında yatan ve uyandırılmaya çalışılan Osmanlıcılık hissi (eyalet sistemleri), (Osmanlı-Ankara sancağı).. vesaireler.. diziler.. filmler..   yeni orta-doğu haritasının oluşturulması için gereklidir.. uyanık olun!. kendinize gelin!.

Bu duruş ve tavrımla benim Türklüğümü.. ve milliyetçiliğimi eleştirenler olacaktır.. elbette ki herkes anladığı oranda eleştirir; ancak, benim Türklüğümü sorgulayacak adamın da alnını karışlarım.. bu da biline.. biz bu halktan hiç kopmadık.. onca fırsatımız oldu.. muhtaç duruma düştük.. ama yine de yılmadık.. adamlığımızı satmadık..

Babam bana hep, ‘yazma oğlum, başına iş açacaksın’ der.. ben yazdıkça işsiz kaldım.. iyi mi.. neyse arada resim falan yapıyorum da, oyalanıyorum.. ha, ha, ha.. o bile bazılarına çok geliyor..

Biz hiç ecelimizle ölmedik ki..

Emperyalistlerle birlikte hareket eden.. babam olsa tanımam!..

İşte sağ ile solun farkı!.. yoksa siz abd köpeklerini solcu mu sanıyorsunuz!.

onlar kendilerini ‘adam’ yerine koysa!. siz adamlıktan mı vazgeçeceksiniz!..

 

Cem Yağcıoğlu 30-01-2016  04.55