Bugünkü durumu özetlemek gerekirse, üç aşamalı bir sebep-sonuç  ilişkisi kurmak doğru olur, kanaatindeyim.. öncelikle medya bombardımanına dönüşen şu söylemden temizlenmeniz, ruh sağlığınız açısından önemlidir!. ‘istihbarat zaafı’!. Böyle bir zaaf yoktur; zira tüm dünya çapında son elli yıldır vuku bulan tüm terörist eylemlerin arkasında olan.. zaten istihbaratın kendisidir!.

Üç aşamalı sebep sonuç ilişkisi arada kaynamasın.. birinci aşama; patlama!. İkinci aşama; önceden belli olan faillerin üzerine ihale.. üçüncü aşama; birinci aşamada hayatını kaybedenlerin toplumda yarattığı infial ele alınarak, ikinci aşamada belli olan faillerin üzerinden ‘gerçek planın’ uygulanması!. bu temel, istihbarat kurumlarının değişmez kuralıdır!. (güncel ek: Reina Katliamı ve sonuçlarına bugünün penceresinden bir kez daha göz atın..)

Küreselleşen ekonomi.. küreselleşen devletler.. küreselleşen medya.. küreselleşen sanat.. küreselleşen bilim.. küreselleşen sağlık.. küreselleşen eğitim..

Küreselleşen terör.. ve küreselleşen istihbarat!.. dolayısı ile hiç kimse ‘istihbarat zafiyeti’ bahanesi arkasına sığınarak gerçeklerin önüne set çekemez!. aklı başında herkes istihbarat örgütlerinin birbirleriyle olan bağını ve hiyerarşik yapısını bilir..

..meseleye yaratılan gündem boyutuyla bakmak; ki istenen ve arzu edilen budur.. ve halklara dayatılan.. lakin mevzunun özü itibariyle 1949’a dönmek ve oradan bugüne uzanmak; aslında trajedinin boyutlarını anlamak açısından elzem olandır!.  ‘Truman Doktirini’ ve ‘Marshall Planı’ ile abd yörüngesine giren ve tıpkı bugünkü gibi; ve lakin o dönem ‘Sovyet’ tehdidi adı altında (bugün Rus).. bahanesi demek daha doğru olur.. ve 4 Nisan 1949’da NATO kuruldu!. NATO her ne kadar Avrupa’nın güvenliği ve Sovyet tehdidine karşı bir oluşum gibi görünse-gösterilse de, asıl hedef, abd’nin güvenliği ve siyasetini sağlama alma ihtiyacıydı..

(Güncel ek: Bugün ise, uluslararası terörün, daha detay bir bilgi olarak ‘İslam’a ihale edilen terörün taşeronu konumundadır!. NATO, ‘insanlık düşmanı’ bir örgüt ve yapılanmadır!. 10-01-2018..)

..hikaye anlatmayalım; dönemin bugünkü döneme benzer yanları ve iktidarı (menderes) NATO’ya girmeyi ülkenin önüne bir hedef olarak koymuş ve iç politika malzemesi yapmıştı.. bu uğurda 4500 kişiden oluşan Şimal Yıldızı isimli tugayını Kore’de kurulan Birleşmiş Milletler ordusu emrine vermiştir; ve ödenen bu bedel ardından, 20 Eylül 1951’de Ottowa’da gerçekleşen NATO Konferansı’nda, abd’nin teklifi üzerine Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üyeliği gündeme alınmış, 12 NATO ülkesinin onayıyla 1952 yılında Türkiye ve Yunanistan bu örgüte kabul edilmiştir.

Kore Savaşı’nın, yani Türkiye’nin NATO’ya girmek için ödediği bedelin sayılarla ifadesine gelecek olursak; 721 şehit, 175 kayıp, 2147 yaralı, 234 esir .. biz bugün Anzak’lara ‘burada ne işiniz vardı?’ diye sorarken.. bizim Kore’de ne işimiz vardı? demek.. sormak, abes olmasa gerek..

İşte o gün-bugündür TSK dediğimiz yapı NATO merkezli bir yönetim işleyişiyle günümüze ulaşmıştır!. Çoğu kereler bahsettiğim ve söylediğim üzre; ‘ordu’ bizim ordumuzdur ve geçmişi, tüm ordulardan çok daha eski ve düzenlidir!. Lakin bu tarih itibariyle yönetim kadrosu; ki her ne kadar hükumetlerin ve Genelkurmay’ın inisiyatifinde gibi görünse de-gösterilse de, üst yönetim hiyerarşisinin belirlenmesi NATO raporlarına göre gelişmektedir!. amiyane tabirle; NATO’nun bahçesinden su içmeyenlerin, susuzluktan ber-taraf edildiği bir terfi sistemi.. (güncel ek: Bu yorumu, 15 Temmuz ve sonrasını göz önüne alarak tekrar okuyunuz.. ‘feto’ denilen unsur ya da isimlendirme sadece bir dönem sorunudur; ancak temel yapılanma ve darbeler tarihi göz önüne alındığında, ortada kalan tek gerçek, NATO ve onun uşağı siyasi ve askeri yapıdır.. sanırım 15 Temmuz sonrası her şey çok daha net şekilde ortaya çıkmıştır!. ..ancak bu diğerlerini aklamaz; ki yakın tarih bağlantılı sonuçlarını da ortaya çıkaracaktır.. 10-01-2018..)

NATO’nun kodlarını da okumak aslında çok kolaydır!. Mesela Türkiye’nin en büyük on holdinginin yönetim kuruluna geçmişten bugüne bakarsanız.. yani kayıtlarına ulaşabilirseniz.. emekli olmuş generallerin isim listesini görebilirsiniz.. şimdi buradan TSK içindeki ‘ihale’ sistemine girecek olursak, işin içinden çıkamayız.. siz anlayın artık!..

Türkiye NATO’ya girdikten sonra batının bölgedeki jandarmalığına beklenenden çabuk adapte olmuş; pakta girmesine muhalif olan İngiltere’yi bile utandırmıştı!. Dikkat ederseniz bugün de durum bundan farklı değildir; Ekvator gibi sömürge bir ülkede bile, göstericilerin hedefinde olan Tayyip (burun kıran).. dolayısıyla Türkiye idi!. Bu ülkenin dış dünyada NATO’nun uşağı olarak algılanmasının  dün ve bugüne dair tek ortak özelliği vardır; o da ‘demokrat parti’ ve ‘akp’dir!.. ikisi de sözde muhafazakar.. ikisi de sözde dini hassasiyeti olan; ve lakin ne hikmetse -bir ateist- olarak söylüyorum, ‘haçlı orduları’na hizmet ediyorlar!.dı.. (ateizm tanım olarak beni çok kesmese de; ki ‘teist’ yapılanmalarla olan düşünsel ve felsefi yakınlığı, ‘saklı gerçek’ biçiminde çok ortada olmasa da, her hangi bir ‘inanç’ modeline bağlı olmadığımı en net ifade ettiğim bir tanım olduğu için kullanıyorum; yoksa belli düzenle beni okuyanlar, ‘din’ eleştirilerimin yanında ‘ateist’ yapılanmaların da eleştirisini yaptığımı bilir.. katılır-katılmaz o ayrı elbette..)

Yazı konusu bu olmadığı için girmiyorum; ancak tasavvuf tarihi ve Yahudi sızmaları iyi incelendiğinde, (sıradan bir Yahudi’den bahsetmiyorum) bugüne yansıyan cemaat-tarikat ve hemen yanı-başında bugüne değen cemaat-asker-hukuk üçlemesinin NATO’cu davranış ve analitik düşünce temelinde yatan bağ.. Mesihçi ‘avanjelist’ ittifak ve yine derinden gelen ‘ibrahimi’ ortaklıklar.. ve dönemin ortakları Sümer-Mısır medeniyetlerinin spritüel bağlantıları.. daha açmayayım.. yakmayalım beyinleri… ancak dönem ve ‘ibrahimi’ dinlerin başlangıcı ve yükselişini ‘kelebek’ kodu gibi düşünün..  ileride açacağım.. açmayabilirim de..

17-02-2016 Çarşamba günü Ankara’da yine canımızı yaktılar, her zaman ki gibi.. bu duruma gelmemizin ve istihbaratımızın başına ‘’gerekirse üç bomba atar, savaşı çıkarırım’ diyen bir görevlinin getirilmesi ve dolayısıyla ‘istihbarat zaafı’ söyleminin dillendirilmesi paradoksunun da altında yatan gerçek.. yine ve yeniden ve her zaman olduğu üzre.. asıl gerçekleri ve failleri ve amacı halktan saklamaktır!. Devamlı dile getirdiğim Haziran ve Kasım seçimleri arasında -üç ay- gibi kısa sürede yapılan akla zarar operasyonlara dikkatlice bakın..

Haziran seçimi ile gerekli ikazları alan akp ve tayyip; bu sefer çok güçlü bir şekilde iktidara gelmeliydiler ve çalışmalar son hız başladı..

Hatırlarsanız; 20 Temmuz’da Suruç’ta bir canlı bomba kendisini patlattı. 33 kişi hayatını kaybetti. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan pkk’lılar tarafından şehit edildi. 23 Temmuz’da IŞİD Kilis’te sınırdan ateş açtı, bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır’da bir polis pkk’lılar tarafından şehit edildi. 24 Temmuz’da TSK uçakları IŞİD hedeflerini ve Kandil’deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı. (buraya dikkat, devamı seçimden sonra..) 11 Ağustos’da tayyip, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı. 16 Ağustos’da Şehit cenazesinde konuşan tayyip, “ne mutlu şehit ailesine” dedi. (kasım seçimlerinin ertesine hazırlık) 17 Ağustos’da Alanya’da halk şehit haberlerinin ardından Kürt kökenlilerin iş-yerlerine saldırdı. 20 Ağustos’da Lice’de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra, Siirt’te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu. 22 Ağustos’da Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu. Şehidin ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükumetin savaş politikasına isyan etti. (bu aşamadan sonra saflar değişti, şehide kelle diyenler, milliyetçiliği ayaklar altına alanlar meydanlarda bayrağa sarıldı) 5 Eylül’de Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20’ye yakın kişi (burada sağlıklı bir bilgi yok) çatışmalarda öldü. Hemen akabinde 6 Eylül’de Dağlıca’daki pkk saldırısında 16 asker şehit oldu. 8 Eylül’de Iğdır’da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu. 20 Ekim’de Davutoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek ahaliyi, yani seçmeni tehdit etti. 10 Ekim’de Ankara’da ‘’adı’’ barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.

Ve akp’nin seçim zaferi!.. tüm bunlar gladio.. yani ‘süper nato’ operasyonlarıdır.. Eşref Bitlis, Uğur mumcu, Necip Hablemitoğlu, Gaffar Okan suikastları ve daha nice toplu eylemlerin hepsi, birer gladio operasyonudur!. Ve bu örgütün TSK dahil, tüm kurumlara sızmış olduğu bilinen; ancak otoritelerce kabul edilmeyen.. açıklanmayan bir gerçektir!. Yoksa Türk Devleti ve Türk Ordusu bu denli aciz duruma düşebilir miydi?.. (güncel ek: 15 Temmuz öncesi ve sonrası, bu paragrafı o gözle okuyunuz.. 10-01-2018..)

Daha ilerisini yine dip not olarak vereyim; pkk ve işid.. boko haram.. el nursa.. ve daha niceleri birer gladio örgütlenmeleridir!. pkk haricinde ‘islam’ı referans alan pek çok örgütün, özel harp (kontrgerilla) olduğu açıktır.. ve dikkat edin hiçbiri ‘israil’i hedef almamaktadır!. tabi pkk da…

Türkiye’ye dönecek olursak; Genelkurmay’a bağlı ‘özel harp dairesi’ ve sivil uzantısı yine kontrgerilla ve NATO ilişkisi.. bilinen ama dillendirilmeyen ilişkiler ağı.. NATO’nun önceleri ‘seferberlik tetkik kurulu’ adıyla faaliyete geçmesi ve sonradan ‘özel harp dairesi’ne dönüşen yol hikayesini bilmeden.. anlamadan, önünüzü görmeniz ve tedbirler almanız imkansızdır!. 28 Şubat en net NATO operasyonudur!. (güncel ek: bu paragraftan hareketle 15 Temmuz öncesi ve sonrasına birlikte bakınız.. 10-01-2018..)

Bütün askeri darbeler.. 28 Şubat garabeti dahil, hemen hepsi NATO operasyonlarının bir sonucudur!. Şayet gerçekten ‘ordu’nun itibarını korumak istiyorsanız.. benden çok istemeyiniz.. bu komplo ve komploları anlatmadan.. izah etmeden ‘ordu’nun şerefini ve namusunu koruyamazsınız!.

Şunu soracaksınız; Kore’de 721 şehit ne için verildi!. Bugün, düne göre değişen nedir ki; pkk ile amansız bir savaşa girildi ve Genelkurmay tarihinde ilk kez; ‘Türkiye Şehitlerine Ağlıyor’ etkinliğine imza attı!. Düne değin bunca şehit verilirken, akılları neredeydi.. medya, tarihinde ilk kez, Türk Askeri operasyonlarından taraf.. olsun tabi!.  ama neden? diye soracaksınız!. NEDEN?. Değişen ne?. ne oldu da birden-bire birilerinin vatan-millet aşkı perçinlendi!. düne değin hiçbir şehit çocuğu gündeme gelmez iken; şimdi bu ‘ajitasyon’ neden?.. defalarca yazdım; Barzani faktörü ve pkk’nın işlevinin sona ermesi.. ama devam eden operasyon aynı.. yine ve yeniden NATO operasyonlarına devam.. bombalar patlamalı.. insanlar ölmeli.. ve doğacak olan öfke ile ‘başkanlık’ sistemine geçiş.. Suriye işgaline zemin hazırlığı.. ve büyük Kürdistan için tüm ayrılıkçı kürt unsurları tek bir çatı altında toplamak.. ve işin daha da ilginç yanı; Marksist yapıya sahip pkk’nın yerine, muhafazakar kürt unsurların yer değişimi.. mezhep savaşları için temel bir çalışma.. (güncel ek: bu paragrafı da 15 Temmuz hemen öncesi ve sonrası Güneydoğu’da ve ülke genelinde ‘gerici’ yapılanmaların nasıl hız kazandığı ile ilgili yorumlayınız.. ve tabi milliyetçiliği ayaklar altına alanların, nasıl bir milliyetçi muhafazakar kimliğe büründüğü hakkında sebep-sonuç ilişkisi bakımından da.. 10-01-2018..)   

Ankara eyleminin (17-02-2016) – yazının yayınlandığı tarihten bir gün öncesi- sağlayacağı en büyük avantaj; ‘dış göç’ olmayacak olan Türkiye’de, ‘iç göç’ için zemin hazırlamak ve Güneydoğu’dan batıya doğru yeni bir göç dalgası yaratmak ve devlet eliyle boşaltılmış bölgeler yaratmak!. Haziran ve Kasım seçimleri arasında sağlanan bir anlaşma olmalı bu işleyiş.. ve iktidarın Suriye politikasının en büyük yalanı olan Türkmenlerin korunması bahanesinin tam tersi.. Türkmenlerin Suriye’deki güvenliklerinin tehlikeye sokulması!. Yani gerçek Türkmenler Türkiye’nin Suriye politikasından oldukça rahatsızdır!.

Başta da söylediğim gibi, pkk;  aslında bir kontrgerilla örgütü olarak kurulmuş.. lakin sonradan kontrolden çıkarak (İngiliz pratiği) uluslararası bir suç örgütüne dönüşmüştür!. (Almanya’nın hamiliğinde).. Fransa’yı saymıyorum; onlar İngiliz ve alman ekolünün orta ve yukarı Afrika temsilciliğinden öteye gidememişlerdir!. Afrika’da imza attıkları soy-kırımların arşivlerini tutmak benim özel tarihi bir hobimdir!.  Ayrıca yayınlayacağım… Türk hizbullahı da gladio yapılanması idi ve kuranlarca ber-taraf edilmiştir.. Ahmet Cem Ersever suikastı  ve ‘yeşil’ bağlantıları NATO’nun.. yani ‘süper nato’nun iç işleyişiyle ilgili bir hesaplaşma olarak tarihe geçmiştir!. keza ‘susurluk operasyonu’ ve ardından yaratılan hassasiyetler.. her ikisi de yine ‘süper nato’ operasyonlarıdır..

ve ancak..

Müslümanların dini hassasiyetlerini sömürerek, haçlı ordularının askerliğine soyunan bu iş-birlikçilerin (demokrat parti-akp), Müslümanlardan.. ya da Müslüman oldukları iddiasına sahip bireylerden.. geçtik, cemaat ve tarikatlardan teveccüh görüyor olmaları.. onların oylarıyla iktidar olmaları ve iktidarlarını sürdürmeleri; yine beynin sınırlarını ve aslında insanın samimiyetini sorgulamamıza neden olan uç bir paradoks yaratmaktadır!.  Böyle bir birliktelik ve siyasi adıyla ittifak kabul edilebilir değilken.. sıradan insanların.. sıradan Müslümanların bu aklın sınırlarını zorlayan silsilelere onay veriyor olması.. yine amiyane tabirle; lahana turşusu kuramına denk düşmektedir!. Neden kuram dedim?.  ‘kuram’ dedim; çünkü batılı akademisyenler bizim bin yıllık sözlerimizi temel alan kuramlar icat etmekte oldukça cebbardırlar..

Çözüm: NATO ÜLKEMDEN DEFOL!. diyebilmektir..  bıkmadan usanmadan bu büyük baskı yaratılmalı ve bunun için savaşılmalıdır!. düşman içimizdeki iş-birlikçiler ve NATO üst yapısıdır!. Onurlu subayları, NATO’YA HAYIR demeleri için göreve çağırıyorum!. (güncel ek: bop kapsamında ve şahsi hırs ve çaresizlikten dolayı bu yönde alınacak bir karardan söz etmiyoruz elbette.. 10-01-2018..)

NATO’ya bağlı bir ordu!. Benim ordum değildir!. Bunca Amerikancı darbeyi babam yapmadı!.

..bu Kenan Evren’ler!. bu Çevik Bir’ler nerenin mahsulüydü!.  Amacınız, orduyu yıpratmamak ise; gerçekleri saklamak değil.. gün-yüzüne çıkarmak olmalı!.

Asıl ordu MİLLET’tir!. (güncel ek: kastım, partizan sivil oluşumlar değildir! 10-01-2018..)

NATO’cu paşalardan medet umanlar.. NATO’cu paşaların hırslarının önünde ezilmeye ve yok olmaya mahkumdur!.

Türk subayı, kimseden emir almaz!..

‘Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.!” G.M.Kemal Atatürk

Bir şey yapamıyorsanız.. şu an için aklınızı koruyunuz!. durumunuzu ve bakışınızı sabitleyiniz.. medyanın aldatmalarına kapılmayınız..

..hata yapacaklar!. deşifre olacaklar..

 

Cem Yağcıoğlu / edebiyatgazetesi / kritik eşik 18-02- 2016