tehlikenin ne olduğunu bilmeden.. tehdidin nereden geldiğini anlamadan ve arkasında yatan düşüncenin hedefini kestirmeden ortaya çıkan muhalefet!. veya her hangi bir birlik-oluşum; ki örnekleriyle çokça mevcuttur!.

yine bahse konu olan ‘düşünce’nin hedefine ilerlemesi için araç olur!.

tıpkı ‘demokrasi’ denen sistemin ‘liberalizm’e payanda olması gibi..

eğitimli nesillerin yanında; durumu olduğu gibi kabullenen ya da sistemin üzerine yüklediği sahte kariyer aldatmacasını içselleştiren değil!. en iyiyi; ya da ‘iyi olan’ diye öne sürüleni dahi sorgulayan.. sebep-sonuç ilişkisini bireysel manada değil, toplumsal gidişata etkisi bakımından irdeleyen ve bugün ile yarın bağlantısını nedensellik ilkesi bağlamında düşünebilen beyinler yetiştirmeliyiz!..

modern toplum diye önümüze konan-sürülen ‘rol model’ kavramının; yine geçmişte kalmış ve toplumsal mekanizma tarafından dışlanmış ‘rol model’ kavramlarıyla çarpıştırılıp.. iki uç ve absürt kavram arasında seçime zorlanan insanlığın; bu tuzaklara düşmeden ve ‘değer’ yargılarıyla, çağdaş ‘kural’lar arasında seçim yapmaya zorlanmayacak bir ‘geçiş’e ihtiyacı vardır..

modernizmin ön-gördüğü ‘sınırsız özgürlük’ ile dinci yapıların ön-gördüğü ‘sınır’; ters manada iyi incelendiğinde, siyasi yelpazesi olmayan, lakin illa da ‘faşist’ bir yapı etrafında birleşmektedir.. ki, insanlığı bekleyen en büyük tehlike budur!.

çileğin gerçek tadının ne olduğunu bilen son nesil.. yani bizler gittiğimizde.. artık kimse o tadı hatırlamayacaktır!.

hatırlanmayan bir şey için ‘savaş’maya gerek yoktur!.

işte bizi ve neslimizi bekleyen en büyük tehlike budur!.. ”ölümcül barış”!..

o zaman kim olduğunun!. ve ne olduğunun bir önemi olmayacaktır!..

işte biz!. çileğin o tadını kelimelere dökmeye çalışıyoruz.. belki o tadı hissedebilirler.. belki o hissi yaşamak için geri dönebilirler diye..

bizim görevimiz de bu!..

cem yağcıoğlu 03-05-2016 15.00