(..devamlılık açısından bir önceki yazıyı okumanızı tavsiye ederiz. Aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirsiniz..)

http://www.kritikesik.com/index.php/2016/01/22/zaman-otesi-1-ortak-bolge-cem-yagcioglu-arsivden/

 

ZAMAN ÖTESİ 2 .. (burjuva).. Cem Yağcıoğlu

Burjuva; aslında geçmiş tanımı ile bugünkü tanımı arasında bir fark olmasa da, sosyal medya kullanımı, metropollere (büyük şehirlere) yığılan aşırı nüfus ve her mahallede kurulan ‘sözde üniversite’ lerle toplumun büyük kesimini oluşturan ve geçmişle tek farkı bu ayrıntı olan; üst ve alt sınıfın ortasında yer alan, eğitimli, iş-veren, daha kapsamlı ve kısa tarifiyle; şehirli.. afili tanım isterseniz, kısaca ‘kent-soylu’ demektir. Yine geçmişte kalmış ‘sol’ kafalarca bugün bile olumsuz sıfat olarak yüklenen ‘burjuva’ kelimesi; tabi ‘sol’ olarak derken, gerçek sol ile ilgileri olmayanlar (devşirilmiş sol) manasında kullanıyorum; ki tarihle açık ve seçiktir ki, bilinen tüm devrimler aslında ‘burjuva’ devrimidir; çünkü halk hareketlerinin itici gücü bu ‘şehirli’ dediğimiz ve aynı zamanda halkın kendisi olan ve ancak; eski nüfus dağılımında azınlık sayılabilecek ‘şehirli’.. yani ‘kent-soylu; daha anlaşılır olması bakımından, köylü ve işçi (ve enteresandır soylu) nüfusunun dışında kalan, şehirlerde yaşayan okumuş kesim ile esnaf takımıdır!. yani hiç de ‘öcü’ değildir; lakin iş slogan atmaya geldi mi!. pek fiyakalı dökülür dudaklardan ‘kahrolsun burjuvazi’!. ancak mevzu bu değildir; ve krallık Avrupa’sı (Fransa örneği) ile doğu toplumlarında yer alan toplumsal fark ve anlayışlara rağmen ‘burjuva’ tanımının; ki Güney Amerika da buna dahildir, aynı tanım üzerinden kategorize ediliyor.. ya da edilmiş olması; geçmiş zamanda halkların kardeşliğini savunduğu söylenen ‘sol’un (devşirilmiş sol) ‘burjuva’ nitelemesi ile ortaya koyduğu derin ayrımcılık.. bugün yine halkların kardeşliğini savundukları savıyla ‘etnik milliyetçiliği’ kaşıyarak aslında tam tersi bir duruma hizmet ettiği gerçeğiyle oldukça benzeşmektedir!.

Tabi bu durum -ben de dahil- gerçek solcuları bağlamamaktadır.. ancak sıradan halkın ‘sol’a karşı anti-pati beslemesinin de önünü açmaktadır.. gerçek soldan uzaklaşan toplumlar, faşizmin kıyılarında dolandıkları gerçeğinin farkında olamazlar; çünkü sahte sol!. ya da sıkça kullandığım şekliyle devşirilmiş sol, bunun için vardır!. halkların nefretini kazanarak, gerçek sol ve solcuların önünü kesmek.. ve onları yalnızlaştırmak!.. (ülkemiz için hdp ve türevleri buna çok iyi birer örnektir!. ırkçı yaklaşımları sol adı altında topluma dayatan bu ve benzeri yapılar, diğer gelişmekte olan ülkelerde de yine sol adı altında, egemen sağ güce hizmet ederek.. egemen gücün bir taşla iki kuş vurmasının en açık ve net örneğini oluştururlar; ve bu tuzağa düşen sıradan ‘adam’.. ya da ‘kadın’; sol kelimesini duymaya tahammül edemez.. işte asrımızın insanlığa karşı kurulan en büyük ‘tezgâh’ı budur!.

Geçmişte emeğin gücünü sömürenlere karşı sözüm-ona gelişen-geliştirilen düşünsel sol hareket veyahut hareketlerin; ki fraksiyonlar bazında sömürünün sömürüsü ve ezilen, hakkı gasp edilen ya da çoğu zaman ‘adam’ yerine konmayan, iş-iş gücü ve karşılığında ‘sahiplerin’ ortaya koyduğu çekişmeden doğan çelişkilerden nemalanan çoğu sol fraksiyon; bugünden örnek vermek gerekirse, elbette daha iyi anlaşılması bakımından; milyar dolarlık servet sahipleri ile bugün orta-sınıf dediğimiz, yani bakkal sahibini bir tutmuş.. ya da yine emeğiyle çalışan avukat, doktor, mühendisleri denkleştirmiş ve köylü ve işçi sınıfın dışında kalan tüm kitleyi.. tekrar söylüyorum; milyar dolarlık servet sahipleriyle bir tutarak, tümünü aynı sepete koyarak, hepsine birden ‘burjuva’ deyip geçmiştir!. peki, sanayi toplumu başlangıcından bugüne değin yaşanan ya da yaşatılmış olan sömürünün sömürüsü düzeni, ne olmuştur?. bitmiştir; çünkü artık ‘tüketim çağı’ ve devrimi, sessiz-sedasız hayatımızın orta yerine değersiz kurallar silsilesiyle dikilmiştir!. ve söyleyecek yeni sözü olmayanlar, seksen yıl önceki ‘slogan’ları tekrarlarken; aslında taa en başından var-olan ‘sömürünün sömürüsü’nü, bu sefer kendi ruhlarını dingin tutmak için tekrarlamaya devam etmektedir; tabi tüketim toplumunun gereklerine, sizden-bizden daha iyi ‘entegre’ olmuş olarak!..

Sağ düşünce ve yansımaları nasıl sermayenin.. ya da gücü temsil eden ‘devlet’in yanında olmuş ise; geçmişteki çoğu sol fraksiyon da, yine aynı güçlerin ‘karşıt denk’leri olarak ortada bulunmuşlardır!. yine anlaşılır olması bakımından bugünden örnek vermek gerekirse; tüm Orta-Doğu’da ‘sol’ olduğunu ve özgürlük mücadelesi verdiğini iddia eden kürt grupların (tümü), sağ egemen gücün bugünkü adı olan abd emperyalizmine hizmet ediyor olmaları, bu kullanımın evrensel boyuttaki en iyi ve anlaşılır örneğidir!. ve dikkat ederseniz geçmişte kapitalizmin karşısında olan.. ya da olma halini sürdüren ‘sol’; bugün, tabi iyi bakılır ve irdelenirse ‘tüketim toplumu’nun mimarı ‘liberal düşünce’ ile kol-koladır!. iki-üç ahmağın bunu kabul etmemesi gerçeği değiştirmeyecektir; zaten ben.. ya da biz de ‘sol’ derken; geçmişte olsun, bugün olsun ‘devşirilmiş sol’ düşünceden bahsetmekte ve eleştirilerimizi bu bağlamda ortaya koymaktayız!.

Sovyetler Birliği.. Çin ve nice irili ufaklı sözde sol devletlerin ve son olarak Küba’nın çözülme süreci; geçmişten, bugüne sergilenen oyunun, liberalizme ‘sobe’ lenme biçimidir!.. yani ‘sömürünün sömürüsü’ düzeni bitmiş ve artık ‘tümden sömürü’ düzenine geçiş sağlanmıştır!. bazıları kızacak olsa da; dinlerle sağlanan ‘tanrı-şeytan’ ikilemi ve düzeni üzerinden ‘cennet-cehennem’ geçişi; hakim güç sağ ile sözde halkı temsil eden ‘sol’ düşüncenin çatışması ikileminde yer bulmuş ve ancak; ‘cennet’ fikrini tümden yok ederek (özgür dünya fikri), ‘cehennem-cehennem’.. yani her şekilde halkın ve halkların aleyhine olacak sistemlerin entegresine yaramıştır!.. Sözüm-ona ‘Mao’cu Çin; bugün, kapitalizmin doruk noktası konumundadır!. keza Putin ve Rusya örneğinde olduğu gibi!. Bugün Rusya, ‘oligarşi’nin hakim olduğu ve hala, bazı kafadan-bacaklıların kapitalist abd’nin karşısında sandığı ve aslında; yanında ve hatta en yakınında olan ve ancak tez-anti-tez geçmişine uygun olarak yeniden şekillenen dünya düzeninde rol alan ‘model ülke’dir!.. tarihe not düşme bakımından, çok defalar yazdım ve söyledim; Putin, gelmiş geçmiş en büyük ‘cia’ ajanıdır!.. (kgb; Orta Asya, mit ise Orta Doğu operasyonlarında taşeron görevi görmektedir)    (dört-beş yıl önce Rusya’da yayınlanan ‘finans’la ilgili bir dergide, altı oligark kızının serveti 15,8 milyar dolar olarak açıklandı.)

Burjuva demiştik; lakin bu anlatımları ortaya koymadan neyi nasıl söylediğimizin ya da neyi nasıl tarif ettiğimizin çok bir önemi olmazdı sanırım.. kısaca burjuva; dünden bugüne değişen köy-kent nüfusunun oran hesaplamaları göz-önüne alınacak olursa; çoğu ülkede nüfusun yarıdan çoğu bugün itibariyle ‘burjuva’dır!.. Sermaye odaklı ‘eğitim sistemi’nin para kazanma hırsı, elbette bu değişen dengelerde söz-sahibidir; ki ters bir açıdan bakacak olursak ‘burjuva’,  küçük burjuvaziyi beslemekte.. ya da yeni küçük burjuvalar üretmekte sakınca görmemektedir; işte burası, benim.. ya da bizim ‘yarı aydın’ dediğimiz oluşumdaki asıl etken; daha doğrusu neden-sonuç ilişkisinin bir arada ve bir-birine bağlı geliştiği ilişkiler ağıdır!.. Şimdi buradan hareketle bakacak olursak, geçmişle bugün arasındaki ‘burjuva’ tarifi ile süre-gelen aynılık; nicelik bakımından artış gösterse de, nitelik bakımından düşüş.. ve hatta zemin-altı diyebileceğimiz düzeye indirgenmektedir!..

Eğitim, paraya tahvil edildiği ve nedense hiç anlam veremediğim şekliyle herkesçe kabul görmesi ve benimsenmesiyle birlikte; ‘etiket’ dışında hiçbir vasfı olmayan, kitap okuyan ve lakin okuduğunu anlamayı bir kenara koyun!. yönlendirildiğinin bile farkında olmayan nesiller yetişmesi ve kalabalıkların bu nesillerin süre-gelen devamlılığını sağlayarak oluşturuluyor olması.. işte sorun buradadır!.. Kendiliğinden oluşan ve artış hızı, nüfusla doğru orantılı seyreden ‘eski burjuva’.. ve şimdilerde; göçlerle, adım başı üniversitelerle, sosyal sorumluluk projeleriyle alelacele yetişen-yetiştirilen ‘suni burjuva’!.. ya da ‘yarı aydın’ dediğimiz, sözüm-ona ‘duyarlı insan’!..

..o kadar duyarlı ki; her şeye sahipken.. ya da olmak isterken, arada bir ‘boş mesaj’ atarak insanlığa büyük fayda sağladığı zannı ile küresel sermaye zincirlerinde Somali’deki açlığı sorgulamakta.. ve lakin aslında orada olduğu için Somali’linin aç olduğunu bilmeyecek kadar da.. artık gerisini söylemeyeyim; zira arada okuyup, alınanları da olmuyor değil hani.. ama, ders alayım diyenine rastlamadım daha..

Önceki yazıda; ”Peki alt ve üst gelir gruplarının ortasında yer alanlar.. yani burjuva kesim ne yapmaktadır ve sistemle ilişkisi ne boyuttadır?” demiştik ya; işte bu ilişkiyi bu değişim ve gelişim(!)leri dikkate alarak inceleyerek devam edeceğiz..

devam edecek..

yazarın notu: Yazıda bahsi geçen tanımlamalar ve anlatımlar, genelin anlayabileceği şekliyle ifade edilmiştir, teorik anlatıma girilmemiştir.. belli kelimeler ve argümanlar bu sebepten kullanılmamıştır…

 

Cem Yağcıoğlu /edebiyatgazetesi / kritik eşik (06-06-2016).