Üst düzey psikolojik saldırı altında olan toplumlar, saldırının mahiyetine dayalı olarak belli tepki mekanizmaları oluştururlar; lakin, saldırının üst beyni, bu mekanizmaların oluşabileceği ön-görüsünden hareketle durum-hal ve zamanlama hilesini ayrıca kullanır ve ‘etki ajanları’nı bu mekanizmaların içine çok önceden monte eder.. ki tepkinin başını çeken birey ya da gruplar dahi bu hileyi çözmekte yetersiz kalsın.. işte ben/biz buna, ‘yönlendirilmiş tepki’ diyoruz; ki saldırı altında olan toplum-toplumlar bu ikincil araç ile saldırıya karşı konuluyormuş hissine kapılarak; ‘birileri nasıl olsa mücadele ediyor’ argümanına sarılır ve böylece saldırıya karşılık verme gereği hissetmez!.

İşte buna da; ‘karşılıksız yenilgi’ diyoruz!. ki zamanla paralel ilerleyen saldırı, içinde barındırdığı tehlikeyi gözlerden uzak tutarak ve zaman-zaman saldırının ber-taraf edildiği hissini yayarak, hedefine ilerlemeye devam eder.. ülkemiz açısından bakacak olursak, başlı başına bir proje olan akp ve düşüncesinin, son on-beş yılda katettiği mesafe ortadadır ve karşılarında güç olarak beliren ve ‘güya’ mücadele edenlerin, alınan bu mesafedeki payı da ayrıca ortadadır!. İşte buna da; ‘içimizdeki virüs’ diyoruz!..

Yine ülkemiz açısından bakacak olursak; en azından beni okurken parti etiketlerinizi bir kenara bırakırsanız  -yazılar boyunca-  şöyle biraz geriye çekilip tüm alanı görebilecek bir konuma geçip hafifçe gözlerinizi kısarak.. baştan alıyorum, bakacak olursanız; chp-mhp üst yönetimlerinin alınan mesafelerde ne derece etkili ve yardımcı eleman konumunda olduğunu çok daha net göreceksiniz; ki ip.. şimdilerde enteresandır ‘vatan partisi’nin dışarıdan; yine ‘güya’ karşı çıkışlarıyla ‘2023’ projesine nasıl destek verdiğini.. ya da destek vermiyor, karşı çıkıyor hissi yaratılarak; yukarıda bahsetmiştik, ‘yönlendirilmiş tepki’ yi nasıl kullandığını çok daha net hissedeceksiniz..

Tabi her seferinde olduğu üzre ‘halen daha’ karşı çıkanlarınız olacaktır.. zaman her şeyin ilacıdır; elbette.. ancak zaman geri döndürülemez; ki an gelir, ilaç fayda etmez!..  işte burada asıl olan, erken teşhis ve tedavidir; diğeri, sadece süslü bir cümleden öte bir şey değildir ve ‘an’ içindeki çaresizliğin tesellisinden ibarettir!..

zaman, unutmanın ilacıdır; asla tedavi etmez…

Kemik kırıldı mı iyileşir; işte burada zaman ve geçişi olumlanabilir; lakin hayaller ve umutlar bir kere kırıldı mı!. işte onun ilacı, zaman değildir!. Bu ülkede ve dünyanın pek çok ülkesinde yapılan psikolojik saldırıların toplumlarda yarattığı ‘travma’ budur!.  Umudunu yitiren insanlık!..

İnsanoğlunun umuda olan yolculuğuna vurulan sekte, tüm kanlı savaşlardan daha öte.. ve daha vahşidir!.

Bu ülkede son on-beş yılda yapılan da budur!.  mhp üzerinden ‘milliyetçilere’ yaşatılan yenilgiler ve hayal kırıklıkları!. chp ve ‘ip’ üzerinden Atatürkçülere tattırılan muhteşem yenilgi ve yenilgiler.. ve kırılan umutlar!. Bu sayede az oldukları hissine kapılan ‘vatansever’ler sessizce kabuklarına çekilme yolunu seçecekti.. öyle de olmuştur!..  sesi çıkanlar; dikkat ediniz, parti mekanizmalarında ‘çıkar hesapları’ peşinde olanlardır..

Bazen, sizden yana olduğunu zannettiğiniz her şey;  başka bir açıdan baktığınızda üzerinize doğru gelen kar topuna benzer..  dikkatiniz dağıldığı bir anda, çığın altında kalmanız işten bile değildir!. İşte ben/biz buna;  ‘kendiliğinden yenilgi’ diyoruz!. Yakın zamandan bir örnek vermek gerekirse; 28 Şubat.. Çevik Bir.. batı çalışma grubu ve habercileri, Atatürkçüler için tam anlamıyla ‘çığ’ altında kalınan bir durum.. aynı zamanda tespittir!. 28 Şubat’ı bir kadın olarak düşünürseniz ve bu kadının hamile olduğunu hayal ederseniz.. doğacak çocuğun adı ne olurdu?.. akp!.

Hayaldi, gerçek oldu!.. İşte, ‘kendiliğinden yenilgi’ budur!..

Kendi kalenize gol atarsanız, yenilirsiniz!. atmamaya çalışın; hedefiniz karşıdaki kale olmalı!. kime sorsanız söyler…

Biliyorum bu yazılar çok tercih edilmiyor; daha ziyade kim kimin halasının oğlu.. kimin dedesi Halep’ten geldi.. Çankırılı, ama Siirt’ten geçerken görüldü tarzında istihbari bilgiler içeren yazılar daha bir çekici.. insan kendini daha bilgili sanıyor değil mi!. ama daha dedenin nereden geldiğini bilmezken, bu kadar bilgi sana çok değil mi?. aslında bunları yazanlara sorsan, iki nesil gerilerine gidemezler; çünkü onlara bu bilgileri verenler, bununla pek ilgilenmezler.. bana da geldiler, ben de onlarla ilgilenmedim.. (ileride daha açacağım)..

Aslında çıplak bilgi bir ‘hiç’tir!. çoğu zaman tuzaklar içerir, ‘kartopu’ örneğinde olduğu üzre.. sen kulunçlarına iyi geldi sanırsın, oysa  üzerinden tren geçmiştir; neden sonra anlarsın.. 12 Eylül!..

Tüm bu anlattıklarım-ız ‘açı’ ile alakalıdır; 360 derece açı, seni başladığın yere getirir.. 180 derece yorar.. 90 derece, küçük düşürür!. Oysa seni-beni-bizi-insanlığı, zafere.. adalete.. özgürlüğe.. ve de refaha taşıyacak açı!. ‘bakış açısı’dır!. işte bu yazılar, ‘bakış açısı’ bakımından önemlidir…

Doğru ‘bakış açısı’nı yakalarsan, arazinin her yerini görürsün.. av değil, avcı olursun!..

..ki ben avcılığa da karşıyım.. açlığın dışında!..

av olmayalım yeter…

 

Cem Yağcıoğlu / edebiyatgazetesi / kritik eşik

07-07-2016