Her şey özüne döner; yeter ki şartlar uygun olsun.. ‘Yenikapı ruhu’ demelerinden çok önce!. henüz darbe söylentisinin ilk başladığı saatlerde kimler ne yazdı!. ne söyledi ona bakın!. bizimkisi ortada!.

ilk bir hafta.. ve sonrasında nasıl çark ettiklerine bir bakın.. unutmayın! bir kere de unutmayın!.. 12 Eylül.. 28 Şubat.. öncesi ve sonrası… bir-birlerinin kopyası değiller elbet; ama gazeteciler ayağı aynıdır.. medya patronları hep destek, tam destek.. hatta taşlar yerine oturduktan sonra, çok değil iki ay sonra karşı-karşıya gelecekleri-geldikleri gerçeği de aynı!.

Bayrağı ‘tayyip’ kaptı naber!. hem de bir gecede.. hem de kahraman edasıyla!..

ilk bir ay; Kılıçdaroğlu destek!. Bahçeli destek!. ana akım medya destek!. Perinçek ve avenesi destek!. Putin destek!. derin abd destek!.

..şimdi bize bir ‘kurtuluş destanı’ gerek!. neden?. kendilerini yenilmiş hisseden ‘diğerleri’ için!. versiyon 2!..

..ve bir abd darbesi şanlı bir ‘direniş’le engellendi iması.. evet bu ima gerçek; lakin engellenen nedir, işte ‘şüphe’ buradadır!. sizlere bugüne değin kaç tane abd’den bahsettiler ki? hangisi gerçek.. ya da hangisi kaybetti!. ya da kazanan gerçekten biz miydik!.

Aslında hikaye; 28 Ağutos 2007 de Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül ile çok alakalı.. ya da oradan baş vermiş gibi duruyor; tabi hatırlama sorunu olanlar için değişen bir şey olmayacaktır; ve lakin o günleri iyi hatırlayanlar, ‘tayyip’ beyin hırsından nasıl bi-çare çırpınışlarla ‘hayır olamaz, o makam benim hakkım’ deyişini unutmaz.. tırnak içerisi elbette mealen doldurulmuştur, o dönemin ruhunu yansıtmak amacıyla, sayın hakim bey..

..işte geçmişten bugüne ’28 Şubat’ süreciyle başlayan ve Erbakan’ın sonunu hazırlayan müthiş birliktelik ‘Gül’ tercihiyle sarsılmış ve günümüze uzanan bir ‘intikam’ duygusuyla; bahse konu olan olaylara değin gelinmiştir!. ‘tayyip’ beyin bakışlarında bunu hissedebilirsiniz.. peki, tek başına ‘tayyip erdoğan’ın üstesinden gelebileceği bir organizasyon muydu bu!. yoksa..

..yoksa!. işte çoğu zaman halka anlatılmayan.. ya da halkı aptal yerine koyanların tercihleriyle halktan saklanan asıl gizem burada yatmaktadır!. neden hiç kimse, tek bir ‘amerika’ değil!. pek çok ‘amerika’ vardır demiyor.. neden kimse askeri yöntemleri tercih eden gruplarla.. sivil hareketleri destekleyen grupların ve bunların hakim olduğu lobilerden bahsetmiyor!. Son dönem Merkel ve ‘tayyip’ restleşmesinin arkasında abd’deki ‘alman lobisi’ etkisinden neden bahsetmiyor!. ve yine bu lobi karşıtı diğer büyük lobinin ‘volkswagen’ üzerine oynaması ve tarihin en büyük cezalarından birinin kesilmesi.. ve sonrasında ‘ deutsche bank’ skandalının patlak vermesi.. ve Rusya bağlantısı!..

Türk Ordusu!. güldürmeyin beni.. şimdi yeni bir tekrara gerek yok; kaç kere yazdık, dillendirdik; Türk Ordusu ‘NATO’ya hediye edildiği gün.. abd’nin kucağına bırakılmış bir bebekti!. henüz daha emekleme aşamasında!. aksi halde iki köprü kapatarak darbe yapılmayacağını bilirlerdi sanırım!.. bir aptal sürüsü; yine yukarıda bahsettiğim üzre, farklı lobilerin hizmetindedir!. ‘fetö’.. ya da ‘metö’.. bunların hepsi ülkelere göre konulan kod isimleridir; yoksa hepsi açıkça ‘cia’ organizasyonlarıdır ve hemen-hemen her ülkede farklı isimlerle örgütlenmişlerdir!. elbette ‘feto’ adı ile şekillenen bu organizasyonun diğerlerinden en büyük farkı; Orta-Asya ve Kuzey-Orta-Afrika üzerinden ‘osmanlıcılık’ fikriyatını ve ‘ümmetçilik’ virüsünü yaymaktır.. Türkiye ayağının kırılması daha büyük olan diğer organizasyonları da tehlikeye sokmuştur ve üç-dört yıl içerisinde farklı isim ve işleyiş ile kaldıkları yerden devam edeceklerdir!. Arap baharları.. Mısır’ın kendine has durumu ve..

..15 Temmuz ile yaşanan-yaşatılan bir Türk baharı!. sizce bu darbe.. başarısız bir ‘darbe’ mi!..

Türk Ordusu adı altında yapılan hangi darbe başarısız olmuştur ki; ve hangisi aslında bir abd darbesi değildir!. ya da tersten soralım; ‘Türk Ordusu(!) ne zaman abd karşıtı bir darbe yapmıştır; ya da darbelerin hangisi, gerçekten bu halkın geleceğini kurtarmak için yapılmıştır!.  bu son ‘darbe’ girişimi ise; diğerlerinden çok daha farklı ve lakin hedefe ulaşma ve küresel elitlerin ekmeğine yağ sürmek açısından hiç de yabana atılacak cinsten değildir!. yani aslında göründüğü.. ya da gösterildiği üzre başarısız bir ‘darbe’ değil; sonuç itibarıyla oldukça başarılı bir darbedir.. birileri harcanmıştır ve ancak geride kalanların pek çoğu hiç de sanıldığı üzre pirüpak değildir!. biraz korktular hepsi o!..

peki bu ‘darbe’ komedisinin ileride kucağımıza vereceği bebeğin ismi ne olacak; asıl mevzu buradadır!. daha önce ve hatta; 15 Temmuz hatıra ormanları henüz yeşermemişken saymıştık aslında.. ve bu düzeneğin ilk faslının, 2015 Haziran seçimleri.. yok o sayılmaz, Kasım seçimleriyle ilgili olduğunu.. Haziran seçiminde ‘koalisyon’ sesleriyle inlerken ortalık; yine Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun hep destek.. tam destek parolasıyla hareket etmesi ve Kasım seçimleriyle akp’nin müthiş zaferi!..

arada geçen süre sadece ve sadece dört ay!..

..yoksa siz ‘Yenikapı ruhu’nu, gerçekten yeni mi sanıyordunuz!..

Peki kaçınız hatırlıyor, Haziran ve Kasım seçimleri aralığında; yani dört aylık süreç içerisinde olan olayları!. BAŞKANLIK ve SURİYE.. ve TÜRKİYE… isimli yazımdan bir alıntı ile hatırlatayım:

”Haziran seçimi ile gerekli ikazları alan akp ve tayyip; bu sefer çok güçlü bir şekilde iktidara gelmeliydiler ve çalışmalar son hız başladı.. büyük ağabey ve ablalar sayesinde..

Hatırlarsanız; 20 Temmuz’da Suruç’ta bir canlı bomba kendisini patlattı. 33 kişi hayatını kaybetti. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan pkk’lılar tarafından şehit edildi. 23 Temmuz’da IŞİD Kilis’te sınırdan ateş açtı, bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır’da bir polis pkk’lılar tarafından şehit edildi. 24 Temmuz’da TSK uçakları IŞİD hedeflerini ve Kandil’deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı. (buraya dikkat, devamı seçimden sonra..) 11 Ağustos’da tayyip, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı. 16 Ağustos’da Şehit cenazesinde konuşan tayyip, “ne mutlu şehit ailesine” dedi. (kasım seçimlerinin ertesine hazırlık) 17 Ağustos’da Alanya’da halk şehit haberlerinin ardından kürt kökenlilerin iş-yerlerine saldırdı. 20 Ağustos’da Lice’de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra, Siirt’te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu. 22 Ağustos’da Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu. Şehidin ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükumetin savaş politikasına isyan etti. (bu aşamadan sonra saflar değişti, şehide kelle diyenler, milliyetçiliği ayaklar altına alanlar meydanlarda bayrağa sarıldı) 5 Eylül’de Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20’ye yakın kişi (burada sağlıklı bir bilgi yok) çatışmalarda öldü. Hemen akabinde 6 Eylül’de Dağlıca’daki pkk saldırısında 16 asker şehit oldu. 8 Eylül’de Iğdır’da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu. 20 Ekim’de Davudoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek ahaliyi, yani seçmeni tehdit etti. 10 Ekim’de Ankara’da ‘’adı’’ barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.

Ve mutlu son!. Akp ezici bir sonuçla iktidar.. tayyip ise vaadlerini yerine getirmek koşuluyla ‘başkanlığa’ hazır durumda..” 30 Ocak 2016..

..işte böyle!. daha önce de defalarca söylediğim üzre; şu an yaşadıklarımız tamamen bir abd iç savaşıdır; enteresan olan, bu savaşın bizim topraklarımızda cereyan ediyor olmasıdır!.

Bu ‘darbe’ komedisinin kucağımıza bıraktığı bebeğin ismi; yeni anayasa.. eyalet sistemi.. ve BAŞKANLIK!. ha şu da var elbette; küresel elitler için ‘tayyip’ ismi çok da önemli olmasa gerek; onlar için asıl olan ‘sistem’in istedikleri kıvama gelmesidir!. harcanacaklar listesi sandığınızdan çok daha kabarıktır ve her ne kadar sizleri belli isimler etrafında kamplara bölseler de; nihai amaç, Orta Asya ve Orta-Kuzey Afrika merkezli ‘Osmanlı’ benzeri bir yapı kurmaktır!. ‘el kaide’..’el nusra’.. ‘boko haram’.. ‘işid’ ve benzeri tüm örgütlenmeler yine bu amaç için çalışmakta ve enteresandır.. burası çok enteresan!.

Suriye’ye girilmesi.. ve ‘koridor’ların açılması.. sizce bu bir ‘bop’ haritası değil midir!. hem de abd ile ‘çatışma’ pahasına.. halkın inanmaması için bir neden yok!. her şey aslına uygun ve çok ince detaylarla en başından hesaplanmış.. dantel edasıyla işlenmiş bir plan. ‘abd’ye rağmen giriyoruz’.. yerseniz!.

şimdi yukarıdan bir ses; ‘çıkın’ dese.. bakalım çıkabilecekler mi!.. enteresan..

..hem de çok enteresan; Libya harekatı.. tüm Arap baharları.. Mısır darbe ve karışıklıkları ve bahsettiğimiz ülkelerde gerçekleştirilen tüm istihbari çalışmaların kaynağı.. işte enteresan olan burasıdır!. bugün adına ‘feto’cu denilen askeri ve istihbari taşeron olarak kullanılan ‘birim’ler ve ait oldukları ülke, Türkiye’dir!. anlayamayanlar açısından bir kere daha yineleyeyim; ‘cia’nın, Orta ve Kuzey Afrika operasyonları bizzat bizim ülkemizden yönetilmektedir!. sonuç; evet bir kısmı gözden çıkarılmış ve harcanmıştır; lakin buz-dağının görünmeyen kısmı aşağıdadır.. sanırım ‘tayyip’ beyle ortak, yegane fikrim budur!.

Türkiye; bir abd ‘uçak gemisi’ gibi yönetilmektedir!. bölgeye uzak ya da yakın halkların gözünde ‘suudi’lerin imajı ne ise, benzeri bir algı da Türkiye için yaratılmıştır!. Rusya ve Putin ise; ‘denge’ rolünü oldukça iyi oynamaktadır!. karşılıklı çekilen restler.. ve bizim tabirimizle; muhteşem bir ‘kayıkçı kavgası’!. Orta-Doğu ve Orta-Asya’da Rusya ve İran’ın üstlendiği rol; geçmişte ne ise, bugün de aynıdır!. Humeyni rejimi ve Sovyetlerin dağılması operasyonları iyi incelendiğinde; fotoğraf, çok daha net olarak ortaya çıkmaktadır!. ‘glastnost’ ve ‘perestroyka’ (açıklık-yeniden yapılanma) hareketleri; aslında, günümüz ‘turuncu devrim’lerinin başlangıcını temsil eder.. tez ve anti-tez bir süreliğine rafa kaldırılmış ve bir süre tek kutuplu bir merkezden yönetim şekli denendiyse de; fazla rantabl olmadığı kanaati hasıl olunca, tekrar eskiye dönülme ihtiyacı doğmuştur!. elbette bu süre içerisinde ayakta durmakta zorlanan Rusya, çok kolay alt edilecek kıvama gelmiş olsa da.. yeniden yapılanmanın ardından ‘kapitalist’ sistemin içerisine sokulmuştur.. 20 ile 40 yaşları arasında değişen ‘oligark’lara peşkeş çekilen Rusya kaynakları ve milli serveti, Putin diktası ve abd medyası tarafından özenle gizlenmekte, ‘yeni sistem gereği’ diye Rus halkına yutturulmaktadır!. Rus Halkı, şu an NATO işgalinde olan Afganistan’da, yıllarca neden savaşıldığını bilmemektedir!. ve yanı-başında olan bu işgale sessiz kalınmasını.. ve Suriye konusunda üstün tutumlarının sebebini.. yine bilmemektedir!. tıpkı şu an bizim Suriye’de ne aradığımızı bilmediğimiz gibi…

gelelim asıl meseleye.. osmanlıcılık!..

Peki neden bu ‘osmanlıcılık’ fikri üzerinde duruluyor, derseniz.. ya da diyenler varsa; şundan dolayıdır ki, abd tipik bir ‘osmanlı’ yönetim ve yayılım biçimini zaten temsil etmekte ve bire-bir uygulamaktadır!. yani aslında abd kendi yönetim biçimini tüm dünyaya yaymak ve üzerinden nemalanmak fikri ile hareket etmekte ve şimdi kendisini kopyalayarak çoğaltma peşindedir!. tabi abd derken ne anladığımız.. ya anladığınız önemli!. abd, öncelikle kendi halkını sömüren ve öncelikle operasyonlarını -ki bu psikolojik.. ya da diğer algı operasyonları olabilir-  kendi halkı üzerinde uygulayan ve yine başarılı olursa tüm dünyaya ihraç eden bir sistemin adıdır!. abd, abd’de yaşayanların değil; küresel elit diye tasvir ettiğimiz ve aslında çok daha geniş açıklamaya ihtiyaç duyan.. ama bazılarının sandığı üzre tek bir yazıya sığmayacak denli kapsamlı bir konu ve ‘devlet’tir!. yani tek bir yazıyı okuyarak dünyaları fethedemezsiniz.. ya da diğer yazılarımızı da bi zahmet okuyunuz.. ya da okumayın, siz bilirsiniz…

..ben aslında bir ‘agnostik’ olarak, ‘fethullah’ın tezlerini çürütürken.. bundan seneler önce.. 2007den bugüne.. kendilerini Müslüman olarak tarif edenleri uyardım.. üzerime vazife olmasa da, onlardan yana tavır aldım ve bu sebepten çok da eleştirildim.. bu arada ‘agnostisizm’ nedir? merak edenler açısından cevaplayayım; hiç de öyle yazıldığı gibi havalı bir şey değil aslında.. tanrı var mı.. ya da yok mu!. sorularına ‘ben bilmem cahilim.. ihtimaldir olabilir.. ya da ihtimal dahilinde değildir minvalinde açıklama getiren düşünce sistemidir.. yani bildiğiniz zır-cahilim; lakin yine de ‘inanan’ kardeşlerimizi uyardık.. dedik ki; ‘bu adam ‘kelime i şahadet‘nizden ‘Muhammed’ ibaresini kaldırıyor.. gerek yok, diyor..’ mealinde defalarca uyardık.. ve hatta, canlı videolarını yayınladık.. inandıramadık!. şimdi tayyip deyince, inanır oldular!. artık samimiyetlerini ben bilemem.. tanrıları bilir!.. muhtemelen..

Peki insanoğlu bunca ayrıntılı plan içerisine neden girer.. ya da hangi amaç için bunca plan yapar ve kafa yorar, derseniz eğer; benim tahminim, Mars’a giderken Dünya’yı yangın yerine çevirip arkada iz bırakmamak, derim.. zira dikkat ederseniz, Mars’da kalan izler, birilerini ele veriyor.. aynı hataya düşmemek için bu kez işi sıkı tutuyorlar… şaka-şaka.. insanoğlu kısmı, şaka elbette!.. sağlıkla…

ısrarlı bir okuyucum uzunca bir ‘iç-döküş’ten sonra sormuş; ”..siz ne tavsiye edersiniz?” diye.. benim tavsiyem; kendinizi yetersiz ve değersiz görmemenizdir.. ‘uyanış’, toplumsal değil, bireysel olacaktır; işte o bireylerin içinde olmak için.. hiç bir şey yapamasanız bile!. geri adım atmayın yeter!. durduğunuz yerde kalın, elbet birileri devam edecektir!..

..şimdi olduğunuz yerde durun yeter.. bizimkisi bir bayrak yarışı!. hızlı olan değil.. ‘doğru olan’ kazanacaktır!.

..’çünkü doğruların, ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır’!.. tıpkı gerçekler gibi…

bir doğru, bütün yanlışları götürür!.

sağlıkla…

 

Cem Yağcıoğlu  09-10-2016  03.45

Not: 15 Temmuz ve sonrasında yaşanan süreç, 28 Şubat benzeri bir süreç olacaktır ve gericilikle korkutulan halk sahte Atatürkçüler tarafından kışkırtılarak.. her seferinde olduğu üzre yine aynı cenahın kucağına bırakılacaktır!. uyanık olun-olalım!.. çok yakında ana akım medya tamamen desteğini çekecektir ve saflaşma.. kamplaşma derinlere nüfuz ederek yaratılacak eylemsel ve fikirsel çatışma ortamı, yazıda da bahsettiğim üzre, ‘yeni anayasa’ üzerinde sağlanacak olan mutabakat ile devam edecektir!.. ‘Yenikapı ruhu’ kritik kararlarda ruh çağırma seanslarıyla devam edecek.. diğer zamanlarda verilecek olan ‘çatışma’.. ‘çatışıyorlar’ görüntüsü ile aldatma devam edecektir!.. partilerinizi savunurken.. ülke savunmasız kalacaktır..