GÜNCEL EK: 02-07-2018

..’taze kan”..

Medyanın manşet yaptığı ve halkta ‘infial’ uyandıran olayların ‘ünlüler’ cephesinden, sosyal medya aracılığı ile karşılık bulması dünyanın her yerinde aynıdır. Hollywood taciz skandalı’ ve ardından yaşananlar ve aslında insanların ne kadar da ‘duyarlı’ olduklarını ispatlayabilecekleri olaylar silsilesi.. Son bir haftadır ülkemizde yaşanan kayıp çocuk vakıaları ile ilgili, yine ‘ünlüler kervanı’nın ‘vicdana’ gelmesi misali.. konu ile çok alakalılar gibi; oysa mevzunun vahameti hakkında hiç bir fikirleri yok diyebilirim.. -elbette istisnalar hariç-..

Yakın zamanda not olarak düşmüştüm, dünyada her yıl 3 milyon civarında çocuk kayboluyor, diye.. şimdi biraz daha net rakamlar verelim; ya da buna neden ihtiyaç duydum?. şöyle ki; medyanın gücü ve etkisi ile ilgili, diyebilirim. Medyanın bazı durumlarda reyting ve tiraj yapacak ve aynı zamanda vicdanları kanatacak olayları gündeme taşıması ve gelen tepkiler üzerinden, yine aynı kaygıları reyting ve tiraj olarak ikiye.. ve hatta üçe katlaması.. ve normal zamanlarda evinin penceresinden, ‘işte bu da benim manzaram’, diye (‘boğaz’ı sokuyor gözünüze) tarzı rutin paylaşımları 7/24 paylaşan özürlü beyin sahiplerinin ‘reytingi yüksek’ haberler vasıtası ile ; yine ve illa ki ‘popüler kültürün bir aracı’ olarak vicdanlara sesleniyor olmaları, onları gerçekten ‘duyarlı’ yapmaz.. onların tek derdi; ‘bakın ben aslında ne kadar duyarlı ve ‘vicdan’ sahibiyim, gördünüz mü?. demekten başka bir şey değildir!. ”bu sebepten her sabah sahip olduklarımı gözünüze-gözünüze sokuyorum”

..neyse bu vicdan sömürücülerle dikkatimizi dağıtmayalım; inşallah bu ve benzeri yazıları okurlar da, en azından vahametin gerçek boyutları hakkında bilgi sahibi olurlar; çünkü bilgi sahibi olan, görgü sahibi de olur.. okumak, okumak, okumak, bu sebepten çok önemlidir; okudukça, aslında birer hiç olduğunuzu anlamanız daha kolaylaşıyor, işte o zaman; boş işlerle uğraşma potansiyelinizi kaybediyorsunuz, (bu da benim kedim, gördünüz mü ne kadar da hayvan-severim, gibi) bu da iyi bir şey olsa gerek.. hayvan sevmeyen, insanı sevebilir mi?. mümkün değil.. ama iş reklam boyutuna indirgenirse, kişi sadece kendisini kandırır; çünkü kimse ‘onun’ zannettiği kadar aptal değil!. neyse konumuza dönelim ve vahametin boyutlarını rakamlarla açıklayalım; ki bu durum hiç de normal değil!.

” Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 81 ilde yaptığı araştırmaya göre, 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçmiştir. 2008’de 4 Bin 517, 2009’da 5 Bin 81, 2010’da 8 Bin 81, 2011’de 10 Bin 67 ve 2012 yılında ise 12 Bin 474 çocuk kaybolmuştur. Sayı her geçen yıl artmaktadır. Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Daire Başkanlığı (KİHBİ) verilerine göre 2014 yılı için Kasım 2014 tarihi itibariyle halen aranan kayıp çocuk sayısı 7 Bin 69’dur.” (Temmuz 2015 haberi)

Bu sorun ‘yerel’ bir sorun değildir ve çok az olmak kaydı ile ‘medyatik’ hale getirilse de; aslında insanlıktan saklanan ve içinde büyük bir ‘utanç’ barındıran insanlık sorunudur.. yine aynı haberden evrensel bazdaki veriler de şöyledir; ancak yabancı kaynaklardan yazmakta olduğum kitabım için yaptığım araştırmalarda edindiğim veriler bu rakamlardan daha yüksek ve vahim.; her yıl 3-4 milyon çocuğun kaybolduğu bilgisi..

..aynı haberden; ”Avrupa’da her iki dakikada bir çocuk, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 40 saniyede bir çocuğun kayıp olarak kayıtlara geçtiği belirtilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde ise her yer yıl 250 bin çocuk kaybolmaktadır.” 

..aşağıdaki bir diğer ek, yine benzer haberler üzerine getirilen eleştirilerimi içermekte; yani sistem hiç değişmiyor.. medya haberi ‘popüler’ hale getirir; ki ancak o zaman kanar vicdanlar.. ta ki bir başka reyting ve tiraj kaygısına değin..

..ünlüler prim yapar, hükumetler prim yapar ve aslında herkes ne denli ilgili imiş de.. bu çocuklar nerede!. bu sorunun cevabı hiç kolay değil.. bu rakamlar tek başına fuhuş, uyuşturucu ya da terör örgütleri ya da üç-beş sapık ile açıklanabilecek kadar düşük ve basit değil!.

..burada bile dikkatler dağıtılmakta..

GÜNCEL EK: 25-02-2018

Geçmişin ve günümüzün kanayan yarası, ‘çocuk istismarı’!. ve günümüz medyası için haber (+) reklam değeri taşıyan (tiraj).. köşe yazarı iseniz, konuya değindiniz mi prim yaparsınız.. sanatçı, ya da müsveddesi iseniz; hiç bir konuda duyarlılık göstermeseniz de, dünya yansa umurunuzda olmasa bile, bir cümle bahseder, prim yaparsınız!. tıpkı bir zamanlar birinci seçilen güzellik kraliçelerinin; ‘dünya barışı’ ve ‘balinaların soyu’nu kurtarma üzerine kurdukları cümleler gibi..

..’dünya barışı’ ortada.. yakında balinalardan eser kalmayacak!.. ya da ‘Kürk Mantolu Madonna’ üzerinden ‘entelektüel görünme pozları..  

..bugün, ‘gerici’ diye nitelenen yapılar ile, ‘ilerici’ maskesi takınmış ‘modern dünya’ ‘istismar’ konusunda aynı iki-yüzlülükle ve paralel hareket etmektedir; ancak, ‘yarı aydın’ın bunu anlaması.. ya da fark etmesi mümkün değildir!. çünkü onların ‘düşünme kabiliyetleri’, havuç-tavşan ilişkisi üzerine inşa edilmiştir!. Somali, haber olmadan ilgilenmezler; medya bir ‘manşet atar’, bir anda ‘vicdan sahibi’ olurlar.. ta ki medya Etiyopya’ manşetini atana değin.. ‘sıralı vicdanlar’, ‘sırasız’ ve de ‘gereksiz’ yaşamlar… 

 

İSTİSMAR!. (SESSİZ ÇIĞLIK)..

Tüm insanlığın sorunu olan kadın ve çocuk istismarı; hem medya, hem de bu uğurda kurulan, gelişen STK’ların, yine kendi iç çalışma dinamiğiyle tekrar-tekrar kullanılma.. ya da sömürülme gerçeğiyle baş-başadır. Prim yapan bir mevzudur, vicdanlara dokunur.. en katı, en acımasız insanı bile çileden çıkarır ve haliyle ‘haber değeri’ çok yüksek ve dolayısı ile ‘reklam’ getirisi, çok daha yüksektir.. Pop kültürün bir aracı olarak kullanılır; daha önce pek çok defalar yazdığım ve söylediğim üzere; ‘Uzak-Doğu’ turizm kültürünün ‘pedofili’ (sübyancı) ağırlıklı olduğu aşikârdır!. bunu herkes bilir!. görür!. ve susar!..

..medeni dünya ‘sessiz çığlıklar’ı duymaz!. sadece duyarmış gibi yapar!..

Bu sadece; bugünkü tarih itibariyle bizde olduğu gibi, zaman-zaman gündeme gelen-getirilen ve siyasi rant aracı olarak tüketilen bir konu olmaktan öteye geçmez!. herkes bir-birini suçlar, medya yirmi yaşından gün almamış gazetecilik öğrencilerini adliye koridorlarına ‘iğrenç’ haberleri yakalamaları için yollar, yine aynı yaş aralığında editörlere, haberi olabildiğince süslemeleri ve toplumu baskı altına alacak manşetler üretmelerini telkin eder. Dikkat ederseniz taciz ve ‘istismar’ konuları belli zamanlarda art-arda haber yapılır ve toplum bir anda neye uğradığını şaşırarak ‘ambale’ olur ve yine herkes bir-birini suçlamaya, kendi ülkesinden ve insanlarından nefret etmeye başlar.. ve gıpta ile; yine tırnak içinde ‘medeni’ diye lanse edilen ülkelere ve insanlarına ‘özenme’ ve haliyle toplumsal bir ruhsal çöküntü hali..

..bu bir ‘toplum mühendisliği’ çalışmasıdır!. medya ve siyaset ilişkisi dünya çapında böyle çalışır!. Kasım 2016 ‘abd’ seçimlerinde uygulanan yöntem budur; toplumun belli kesimi aşağılanmış, değerleri sorgulanmış ve dünyanın tüm ülkelerine bu ve benzeri pek çok operasyon düzenleyen abd’ye.. bu kez kendi içinde operasyon yapılmıştır!. bu da bize şunu gösteriyor ki; bütün halklar (insanlık) saldırı altındadır ve batı halkları da artık güvende değildir.. bunu kendilerinden olan pek çok ‘aydın’ defalarca dile getirmiştir; ancak, hepsi birer ‘komplo teorisyeni’ olarak, yine medya ve siyaset ilişkisi sarmalında halktan saklanmış-gizlenmiştir!.

akp’nin iktidara gelme hikayesi ile son abd seçimleri sonuçları bakımından paraleldir.. (28 Şubat ve operasyonları)

..bir de halkların, gerçeklere karşı olan alerji sorunu vardır; ki bu da, medya ve siyasetin arzu ettiği ‘bilinçsiz kalabalıklar’ı kendiliğinden oluşturur ve sistem, bu döngü ile devam eder!.

..çünkü ‘gerçek’; inanılması en zor seçenektir!..

din denen olgunun karanlık dehlizleri ile ‘modern dünya kültürü’ dayatmasının bir-birinin zıttı gibi gösterilmeye çalışıldığı günümüzde, ‘cinselliğin’ bir yandan tabu.. diğer yandan sonsuz özgürlük kıvamında sunuluyor olması.. ‘derin din’ dediğim ve paganizmin tohumları ile kutsal sayılan tüm öğretileri içinde barındıran kurumlar (başta Vatikan..) ile; bugün modern dünyanın insanlığa açılan kapısı durumundaki ‘moda dünyası’ ve arkasında gizlenen ‘karanlık’!..

..başta ‘çocuk istismarı’ (pedofili-sübyancılık) olmak üzere derin bir ortaklık içindedir!.

aşağıdaki resimler ‘modern insan müsveddesi’ için ibretlik mesajlar taşımaktadır; ancak ‘yarı aydın’ konumuna sokulan ‘modern insan’, yine modernitenin bir gereği olarak bu ‘algı operasyonu’na yenik düşer..

Fransız Vogue objektifleri karşısında (2010-2011) kadınsı pozlar verdirilen 10 yaşındaki bir çocuğu (üst sağ) ‘cinsel bir obje’ olarak sunmak hangi medeniyetin ürünü diye sorgulamak da, her halde ‘modern insan’a düşmektedir!. ama çoğu bu fotoğrafları zararsız ve hatta ‘sevimli’ bile bulabilir!. işte bu da yaratılan  ‘modern dünya’ aldatmacasının günümüze olan yansımasıdır!.

istismar 3    istismar 4

”BAZEN BEKLEMEK GEREKİR” isimli bir yazımdan bir alıntı yapalım.. bu alıntıyı ‘modern insan’ için yapıyorum:

”Modern toplumun ‘en büyük suç’ saydığı!.. dinlerin ‘en büyük günah’dediği.. lakin uzakdoğu turizm ‘garabet’i ile hiç de gözlerden uzak olmayan.. ama dediğimiz gibi; işi olan.. işini görecek olanlarca çok iyi kullanılan.. yani kısaca; ‘istismarın istismarı’ üzerinden hayat bulan bir düzen.. ve düzenin medyası tarafından; zaman-mekan tayini ile öne çıkarılan.. geri bırakılan vahamet!..
13 yaşındaki kız çocuğuna ‘tecavüz’ ettiği mahkeme kararıyla onanan dünyaca ünlü yönetmen Roman Polanski.. ki suçu sabit olduğu halde ‘oskar’ ile ödüllendirildi!.ve bu (sübyancı) pedofili; hayatının büyük bir bölümünü, ‘medeniyetin beşiği’(!) AB ülkelerinde özgürce ve cezasını çekmeden geçirmiştir!. Yani yerel veya uluslararası medyanın derdi; gerçeğin ortaya çıkması değil!. yaratılan.. ya da cepte tutulan ‘ba(ğ)zı’ bilgilerin.. toplumsal hassasiyetleri kullanarak amaca hizmet için ortaya dökülmesi.. ve sonuca gidilmesidir!..”

Bu alıntıyı yaptım; zira ‘modern dünya’ aldatmacasının nasıl bir ‘iki-yüzlüllük’ ile yan-yana durduğu gerçeğini göstermektir amacım!.

Bunları neden yazıyorum.. ya da bu örneklerle neyi amaçlıyorum; suçu başkalarına atıp, kendimizi pürü pak ilan etmek için mi!.. elbette hayır; ‘masumiyet’ten çok uzağız!. ama bu iğrenç konu, sadece bizi ilgilendiren bir durum değildir; bu bir ‘insanlık’ sorunudur ve ‘cehalet’ ardına gizlenecek.. ya da bırakılacak kadar da basit değildir; çünkü ‘modern dünya’ diye dayatılan sistemin de, bu ve benzeri ‘iğrençlikler’ üzerinden beslendiği gerçeği; açık ve nettir!. bunu görmezden gelmek..

..her gün evinin boğaz manzarasını sosyal medyadan paylaşan ‘dangalakların’.. bir cümle ederek aslında ne denli ‘duyarlı’ oldukları aldatmacasına esir olmak.. ya da yaratılan bu algıya yenilmekle çok ilgilidir!.

Çocuk istismarı, istatistik verilerin ve tahminlerin çok ötesinde.. çok daha vahimdir!. ‘yeni dünya düzeni’ safsatasının ‘ahlak’ öğretisini tek başına ‘din’lere yamaması (büyük tezgâh) ve ‘modern insan müsveddeleri’nin bu tuzağa düşüp, ‘değer’leri aşağılayarak; ‘kurallar manzumesi’ üzerine bir hayat kuruyor olması.. bilinen insan medeniyetinin sonudur!. bu çok kolay anlaşılabilecek bir sorun.. ya da durum değildir…

Bu sebepten, geleceğe yazıyorum yazılarımı..

Çocukların ‘sessiz çığlığı’nın duyulması dileğiyle..

 

Cem Yağcıoğlu  20-11-2016