Bugün CHP bizim bahsettiğimiz yere gelmiştir; yani ele geçirilmiştir!. Bunu ister kabul edin.. ister etmeyin!. (en aşağıda yer alan yazıyı okuyunuz tarih kasım 2010) Feto örgütlenmesi denen yapı ve darbe komedisi, bugün iktidar ve muhalefetin de içinde bulunduğu ve başta bulunan zatın, kendi yerine Gül’ün tercih edilmesinden dolayı, giriştiği şahsi manevraların sonucudur yaşananlar. Kılıçdaroğlu’nun Adana’da alkış banyosu yaptırarak kimleri neden temizlemeye çalıştığını düşünmeyin; zira her şey en başından.. yani Baykal operasyonundan bu yana kurulan ilişkiler ağı ile kendiliğinden sabittir..

Bahçeli’yi anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği aşikâr; lakin MHP’yi ve kuruluş ve amacını anlatmaya kalksak.. yine bazı kafalar almayacak, onu da biliyoruz!. (geçmişte çok anlattık.. akılda kaldı mı?. )

Tıpkı, Özdemir Sabancı suikastını Fransız derin devletinin işlediğini bildiğimiz gibi.. tam anlamıyla bir NATO!. daha doğrusu SÜPER NATO operasyonuydu ve Fehriye Erdal da yıllardan beri NATO korumasında Avrupa gezmelerindeydi.. Yıllardan beri bu cinayeti de anlamlandıramayan.. almayan kafalar olduğunu bildiğimizden yazdık!.. ASKER-OYAK (RENAULT).. KOÇ otosan (FORD) – KOÇ fiat (TOFAŞ).. Öldürülenler kimler?  9 Ocak 1996 günü Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe, Sabancı Center’ın 26’ncı katında DHKP-C militanları (!) tarafından öldürüldüler. TOYOTA Avrupa’da istenmiyordu!.

ve istenen oldu.. ortaklık bozuldu!..

Hatırlarsanız cinayetlerin faillerinden Mustafa Duyar ceza-evinde Karagümrük Çetesi tarafından öldürülmüştü. Çetenin lideri, Nuri Ergin, “”bu devlet bana Mustafa Duyar’’ı öldürttü”” dedi. Bu cinayetin arkasında başka yapıların olduğu da bu itiraftan belliydi. Ergenekon iddianamesinin 416 numaralı delil klasöründe yer alan 10 sayfalık bir belgede, Özdemir Sabancı suikastının Abdullah Çatlı ile Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı içindeki subaylar tarafından, Dev-Sol’un üzerine kalacak şekilde düzenlendiği, Rahmi Koç’’un Sabancı suikastinden haberi olmasına rağmen haber vermediği, Abdullah Çatlı’’nın Fehriye Erdal ve diğer iki kişiyi Koç’’un odasında sakladığı (haber10) iddiaları yer almıştı.

Mustafa Duyar’ın tam da konuşacağı sırada öldürülmesi..

Gaffar Okan ve Eşref Bitlis’in de bu ekip tarafından öldürüldüğü şüphem sabittir.(Eşref Bitlis için yapı sabit, kişiler değişmiştir) Kitabımda da bahsettiğim üzere; ”Eymür, Berkay’ı vuran kişilerin 16 Mayıs 2001 günü Malatya’ya düşen Özel Kuvvetler Komutanlığı personelini taşıyan CASA tipi askeri uçakta olduğunu da iddia etti. Aynı ekibin Gaffar Okan suikastini de gerçekleştirdiklerini, o yüzden o ekibin bir şekilde yok edildiğini..” (içeride ve dışarıda insanlığa kurulan TEZGÂH- İkinci Bölüm -28 Şubat- sayfa 34)

Şimdi bu ayrıntılardan sonra 15 Temmuz darbesi denen tragedyayı kimlerin yarattığı daha net ortadadır!. Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı!. işte şimdi ‘feto’ bağlantısını da siz kurun; tabi öncelikle bu bahse konu olan yapılanmaların NATO bağlantılarını irdeleyerek.. (süper nato/gladio) diğer yazılarımızda çokça verdik bu ayrıntıları.. (Bu çağda en önemli şey bilgidir!. bilmiyorsanız, hayatta kalma şansınız yoktur!. elbette kastımız ‘doğru bilgi’dir!. yoksa medya tarafından her gün pompalanan ‘yönlendirilmiş bilgi’ değil!..)

Gelelim ‘başkanlık’ mevzusuna!. 2011 yılından bu yana gözden çıkarılan tayyip ve zihniyeti; ki son darbe girişimi de bunun en net kanıtıdır.. lakin vazgeçilmeyen fikir ise;  ‘başkanlık’ sistemidir!. Yani bugün ve bugünden sonra taraf ve karşı taraf şeklinde ilerleyecek olan gündem.. ki Kılıçdaroğlu ‘güya’ bu fikrin en karşısında yer alacak!. sadece şunu bilin ve hatırlayın; YENİKAPI RUHU’na destek verenler kimlerdi!. cevap, ‘hepsi’ olacak; yani bu demek oluyor ki, zaten en başından yol açılmıştı, bundan sonra söylenecek her söz.. yapılacak her eylem.. ve diğer girişimler; sadece ve sadece halkın gazını almak ve yumuşak bir geçiş sağlamak içindir!. Siz, karşısınız biliyorum.. Ben de karşıyım ve altı yıldır bunun olacağını yazıyorum..

..ama sizin karşı sandıklarınız, karşı değil!. işte tuzak burada!. iktidar ve muhalefet yine bir denge unsuru olarak çalışacak-çatışacak ve Bahçeli’de gördüğümüz üzere.. en kilit ve kritik anlarda; destek.. hep destek!. Bugün sözde operasyonlarla içeride olanlar dahil!. Başkanlık sistemi, HDP’nin idealidir!. Demirtaş’ın ‘seni başkan yaptırmayacağız’ sözü, toplumsal dengeler için elzem olan.. ama pratiğe engel olmayan bir söz ve taktiktir!..

Peki ne yapmalıyız? düşünüyorum, aklıma gelince söyleyeceğim.. ama şunu yapmamalıyız onu biliyorum; anahtar deliğe girinceye kadar bekleyip.. sonra bir tur dönünce çığlık atmayacağız!. işte bunu yapmamalıyız.. çünkü deliğe giren anahtar, kilidi açar; önemli olan o anahtarı karşı tarafın eline bırakmamaktır!. işte bu da Kılıçdaroğlu.. ya da Bahçeli ile olmaz!.

mesela bazıları bunu anlasa.. en azından kilit açılsa dahi, yine de ümit var diyeceğim…

Adam Nazlı Ilıcak’ı alkışlatıyor yahu!.. hani diğerleri ‘aptal’dı.. eee, sizin de ‘dahi’ olmadığınız ortada!..

Biri, namazla niyazla aldatılsın!. ‘aptal’ olsun!. diğeri, Atatürk’le, laiklikle aldatılsın!.  akıllı olsun!.

sizce bu mümkün mü!.

Cem Yağcıoğlu 06-12-2016 kritik eşik / edebiyatgazetesi

 

PARTİNİZE SAHİP ÇIKIN! YOKSA ABD SAHİP ÇIKACAK!.. Cem Yağcıoğlu (KASIM 2010)

Elli kere söyledik; ‘’sol Kürt faşizminin yuvası değildir’’, diye… Üç kuruşluk Kürt oyu alacağız diye şekilden şekle giren namertlere prim vermeyin! Biz bu Süheyl’leri, Livanelileri, Hikmet Çetin’leri deşifre ederken, sol kültürden haberi olmayan zevatca eleştirildik. Uğur Dündar’ca cilalanan ve piyasaya salınan Kılıçdaroğlu’nun ne menem bir kişilik olduğunu iki sene önce ‘’CHP Kılıçdaroğlu’na Dikkat’’ diye yazdık, dinleyen kim!

Dedik ki; Türkan Saylan Atatürkçü filan değildir, ANNAN Planına destek veren, Denktaş’ı desteklemeyen biri nasıl olur da Atatürkçü olur! Her kafadan bir ses çıktı, Prof. Dr. Erol Manisalı’dan yardım aldık. Manisalı diyor ki; ‘’Türkan Saylan gibi gardırop Atatürkçüleri var. Avrupa Birliği´ne laf söyletmiyor, Gümrük Birliği´ni savunuyor, Atatürkçüyüm diyor. Olmaz böyle şey. TÜSİAD´dan farkı yoktur. Atatürkçülüğü istismar ediyor, kullanıyorlar.”

Dedik ki; Livaneli solcu filan değildir, liberalin önde gidenidir, kıyamet koptu. Rahmetli Cumhuriyet Gazetesi yazarı Deniz Som; ”Vaziyet” isimli köşesinde Zülfü Livaneli’nin ”Kürt Açılımı”nı yazdı, ondan yardım aldık, Som diyor ki:

‘’ KENDİ tanımı ile omurgalı bir insan olmanın gereğini yerine getiren şarkıcı Zülfü Livaneli, ”özgürlük”ünü ulus ötesi bir cep telefonu şirketinin Türkiye’deki yerel reklam kampanyasında kullanılmak üzere sattıktan sonra yeni bir ”iş”e girişmişe benziyor: İktidardaki AKP-FG koalisyonunun başbakanı Recep’in bile içeriğini bilmediği ”Kürt açılımı”nı ABD-AB çıkar birliği doğrultusunda pazarlamak… İslamcı iktidar partisini, dolayısıyla liberal faşistleri ve dincileri evrensel insan hakları savunucusu gibi göstermek… Emperyalizme boyun eğmeyen yurtseverleri ırkçılıkla suçlamak… Demokratları sağını solunu karıştırmakla eleştirmek…
Piyasanın nabzını her zaman tutmasını bilen Zülfü’ye ”hayırlı işler” demek gerek. Şu sıra şarkılarını Kürtçeye uyarlamaya çalışan Zülfü’nün bu son girişiminin siyasi yönden olduğu kadar ticari yönden de bereketli geçeceği anlaşılıyor. Zülfü, bir ”solcu” ve bir ”demokrat” kimliği ile göğsünü siper ederek liberal faşistlerin ve dincilerin her söylediğine gözü kapalı karşı çıkılmamasını ister istemez her hıyara tuzum var diye koşan ”solcu” ve ”demokrat” aydınlardan alkış aldı, destek gördü.

Aynen Zülfü gibi ”solcu” ve aynen Zülfü gibi ”demokrat” aydınlardan Oral Çalışlar, Hasan Köni, Aydın Cıngı, Altan Tan, Burhan Şenatalar, Mithat Sancar, Rıdvan Budak, Fuat Keyman, Doğu Ergilsolun önde gelen isimleri” olarak takdim edilerek hemen Zülfü’nün yanına koştular. Bu arada Zülfü ”Kürt açılımı”na hangi somut öneriyi getirdi diye sorarsanız… İşte onu sormayacaksınız… Henüz Recep’in bilmediğini Zülfü de bilmiyor. Ama Zülfü şunu biliyor: Recep, Kürt sorununa evrensel insan hakları düzleminde çözüm getirmeye çalışıyor!

Recep’e inanmış ”solcu”, liberal faşistlere iman etmiş ”demokrat”, omurgalı insan, romancı, yönetmen, köşe yazarı, söz yazarı, besteci, şarkıcı, kültür elçisi, siyaset adamı ve piyasanın nabzını iyi tutan bir tüccar olarak Zülfü gerçekten işinin ehli. Recep, içinde ne olacağına karar verildiğinde ”açılım”ı halka tekerçalar dağıtarak anlatacak biliyorsunuz. Tekerçaların içinde Zülfü’nün ”özgürlük” şarkılarından (telifi ödenmek kaydıyla) bir demet doğrusu çok iyi gider. Hele Zülfü’yü yurt çapında konser turnesine (tabii ki fatura karşılığı) çıkarttılar mı işte o zaman açılımın bereketine bak sen!

Daha nicelerini sayabilirim size… Som yazısında solun önde gelen(!) isimlerinden de bahsediyor.
Bense size tek bir şey söyleyeceğim; bazıları gibi hem onursuz hem solcu olunmaz!
Şimdi CHP’ye geri dönelim. Defalarca dedik ki; Kılıçdaroğlu denen zat, Doğan Medyasınca parlatılıp toplumun önüne‘ortaya karışık’ mealinde servis edilmiştir. Dolayısıyla CHP’de Tayyip’in önüne sürülmüştür, siz hiç Tayyip’in şikayetçi olduğunu gördünüz mü?.. Buradan hareketle

ABD’nin Tayyip’e alternatif yaratma süreci de Aydın Doğan’ca yerine getirilmiş olup, CFR’nin hem iktidar hem de muhalefeti kontrol altına alması sağlanmıştır. (Bu plandan Tayyib’in de haberi yok, o günün kârıyla meşgul)

İşte biz bunun için yırtıyoruz bir yerlerimizi. Şu an ki CHP iktidarın yanından dahi geçemez ama diyelim ki bir şekilde her şey ayarlandı, Avanjelistler devreye girdi, CFR; sıra CHP’de dedi ve CHP seçimi kazandı… İşte o zaman vay memleketin haline! Neden derseniz eğer size aynen şu cevabı vereceklerdir: ‘Sol iktidar olamıyor’ diyordunuz, ‘al sana sol!’ Ama sol olduğunu söyleyen partinin başkanı, ağanın düğününe gider mi? Sol olduğunu iddia eden bir genel başkan, Apo’yu özlediğini söyleyen ayrılıkçının mezarına karanfil koyar mı? Sol olan biri, memleketin tüm kaleleri tarikat yuvası olmuşken, ülkede laiklik tehlikede değildir, der mi? Solcu olan biri, Cumhuriyet tarihi dururken, Dersim’in tarihine merak salar mı? Solcu olan biri, BDP gibi ırkçı bir parti ile ittifak yaparız, der mi? (Süheyl Batum)

Andımız yerine Rakel Dink’in, Hrant Dink’e yazdığı mektubu okutalım, (Enver Aysever, ben ona Aysel diyorum) diyen biri solcu olabilir mi?

Ey CHP’liler sesimize kulak verin ve bu oyunu bozun!Yok seçim yaklaştı, yok vakit kalmadı teranelerine kulak asmayın ve gidin partinize sahip çıkın. Bu vebali üzerinize almak istemiyorsanız bir şeyler yapın, yoksa iş işten geçecek ve elinize kına verip gönderecekler sizi, haberiniz olsun…

Ülke savunmasında ne Alevilik ne Sünnilik ne de başka bir şey sökmez! Kimse dinsel ritüellere takılıp zırvalamasın. Bu; icra gelen evin duvarlarının hangi renge boyanacağı konusunda anlaşamayan karı-koca hikayesine dönmesin. Önce ev! Önce vatan! Onun dışında kim olduğunun önemi yoktur!.. Hem bana ne! Hem sana ne! Hem kime ne!

Ey CHP milletvekilleri; oyunun farkına varın ve sesinizi yükseltin, yoksa bu kafa sizi de alaşağı edecektir, haberiniz olsun. Bu sünepelerin karşısında ezik durmayın, durmayın ki onursuzluğa mahkum olmayın!

Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir medya rüzgârıyla geldiğini unutmadıysanız aynı rüzgâr Kılıçdaroğlu için de estiriliyor ama bir farkla, yedekte bulunsun mantığıyla. Öyle ya, millette ki bu AKP yılgınlığı bir gün bir şekilde neticeye ulaştığında, yedek devreye sokulacaktır ve insanlar da ‘oh be nihayet kurtulduk’ diyeceklerdir. Oysa giden ağam, gelen paşam olacaktır! İşte bu yüzden, liberalleşmiş, emperyalizmin etki alanına girmiş ve ele geçirilmiş bir CHP gelecekse, hiç gelmesin daha iyi. Çünkü yeni gelenin ömrü en az giden kadar olacağı için, vay bu milletin haline… Ve bu sebepten dolayı:

Bütün Atatürkçüleri (Süheyl gibi olanlar değil kastım) CHP’ye sahip çıkmaya çağırıyorum. Korkmayın! Parti binası sizin malınız oraya gidiniz ve partinize sahip çıkınız! Bugün CHP’yi savunmak ülkeyi savunmaktır!

Bir dönem Nihat Genç, Gülen için; ‘’kırk tane papazla ne işin var orada demişti’’ Şimdi ben de Kılıçdaroğlu’na söylüyorum; ‘’Amerikan emperyalizminin taşeronu bir örgütün eli kanlı kontrgerillası için ‘bir dostu özledim’ diyen birinin mezarında ne işin var senin?’’
Yine yeniden ve tekrar söylüyorum; partinize sahip çıkın yoksa ABD sahip çıkacak!..

Cem Yağcıoğlu  /  KASIM 2010 / edebiyatgazetesi /ilk-kurşun