Çoğu zaman bana soruyorlar, ne yapmalıyız, diye.. tabi yazarken bunu söylemek zor; ben de, ”pencere açıkken yatmayın’ diyorum.. peki anlaşılıyor mu?. elbette hayır; çünkü pencere açık yatarsanız, güvenlik sorun olur, kaçıncı katta olduğunuzun bir önemi yok.. üşütmek mi?. ‘tabi, dikkat etmekte fayda var’ diyorum; bir şekilde anlaşıyoruz..

Kandırılıyorsun, diyorum.. hemen beni de içine katıyor, karşı soruyor; ‘bir akıllı sen misin’ diyor.. e, haklı; ama bu onun kandırıldığı gerçeğini değiştirmiyor..

bugün insanlığın büyük bir kısmı.. daha doğrusu tamamına yakın bir bölümü, gök-kuşağının altında yaşadığını sanıyor.. lösemili çocuklara yardım edildiğini-ettiğini sanıyor.. yaşlıları huzur-evine tıktıklarında, modern dünyanın kanatsız melekleri edasıyla yudumluyorlar kahvelerini.. ta ki, aynı modern dayatma, onların da başına gelene değin..

benim en hoşuma giden uygar insan sözü ise; ”benim vücudum.. benim kararım” sözüdür!. sanki her ateist bu söze katılmak zorundaymış gibi bir imaj pompalanır; nedense ben onlardan olamadım hiç!. ya da ‘homofobik’.. yani ‘trans sevicilik” dayatmacası.. dinler kendi geleneklerini devam ettirmek için karşı durunca.. diğerinin de ona karşı durma zorunluluğu; olmazsa olmaz bir gereklilikmiş gibi.. ‘vallahi şekerim bayılıyorum, şu erkeklerin bir-birini düz..” modern çağın gereği de bu zaten.. heteroseksüellere ölüm!! yaşasın eş-cinsellik!..

Biz eskiden ‘aykırı’ olmak adına ne haltlar yedik.. bir ben bilirim, bir de bizim tayfa..

baktık bütün dünya aykırı.. biz de dedik, ‘bari biz normal’ olalım; çünkü biz hep ‘az olan’dık!.

..yani hâlâ, aykırı olan biziz!.

Paralel evrende binlerce kopyası olduğuna inanıyor; burada sihirli kelime ‘kuantum’.. ama tanrıya inanmıyor!. öteki daha havalı; siz bakmayın burada sıradan bir güzellik uzmanı olduğuna, diğer evrenlerde parmakla gösteriliyor.. haspam ‘sicim teorisi’ni ezbere biliyor; sicimi alıyor beşle çarpıp ‘m’ teorisine bağlıyor bile.. ne anladın diye sor!. çarşaf var, köpükler, balonlar.. yemiş yutmuş anlayacağınız.. ne okuyorsun?. şöyle bir kapağa göz atıyorum, ‘kişisel gelişim ve kuantum’!..

o lala…

Giyim on numara.. kombin on beş, ne demekse.. her şeye ilgili ve duyarlı; bir hayvansever, ki dersiniz artık sevgiye ihtiyacı olan hayvan kalmadı.. ‘Kürk Mantolu Madonna’yı mutlaka okumuştur; okumadıysa bile, şarkıcı Madonna’nın hayatı ile ilgili olduğunu sular-seller gibi bilir.. Madonna ne? diye sor, bilmez.. siz de üzerine gitmeyin canım..Meryem falan ne ola ki..

Sevgili ülkemden örnek vereyim; bütün okullar ‘imam-hatip’ oldu, gıkı çıkmadı!. cin hastanesi diye, bir olası toplum mühendisliği vakıası haberi üzerine, sosyal medyada ordu kurdu.. gerçeğini gördük, almayalım..

İngiltere’den örnek verelim; has Londra’lı Smith ailesi, hava karardı mı sokağa çıkamaz.. ama bizdeki lümpen, hep Tarlabaşı’ndan örnek verir!.

Adam bara girer, adres sorar, yirmi dolar koyar elinin altına.. ama lümpen, rüşveti de döner dolaşır, kendi milletine yamar; tabi kendini ayrıştırarak.. böylece kendi haricinde herkes lümpen olur, lümpenin gözünde.. ama bu onun ayak-takımından olduğunu değiştirmez tabi.. klavyesi cafcaflı olsa bile..

Bir gazete haberi görmeye dursun; favorisi cinsel tacizdir.. basar yaygarayı hemen, ‘bu ülkede yaşanmaz’ diye.. kendisi her ay düzenli kan verir, ihtiyacı olanlara yardım eder, yere tükürmez, çimenlere basmaz.. şaka tabi ki; elbette istisnalar hariç, ihtimaldir ki, öküzün önde gidenidir.. fazla önde olduğu için, geride kalanları görmediğinden, meydanı boş zannedip sallar..

Azıcık dur, bekle istersen; olay şimdilik bir iddia!. Sen ne bakıyorsun manşete; herkes yargıç olmuş, kafa kesecek yer arıyor!. ya adam.. ya da kadın, suçsuzsa..

Sonra ben, ‘penceren açık yatma’ deyince, kızıyorlar..

yedi milyar küsur insanın yaşadığı gezegenimizde.. paralelleri saymıyorum.. sapık da olacak.. istismarcı da olacak.. birileri kaza yapacak ölecek.. birileri başka birilerini öldürecek.. birileri fuhuş yapacak; sanki tek kişi yapılıyor.. birileri banka soyacak, birileri devleti soyacak.. bizim lümpen zannediyor ki, bunlar bir tek bu ülkede oluyor; diğer ülkelerde sabah erkenden yerlere bal döküyorlar, akşama kadar yalıyorlar..

mesela; Afrika’da bugün de devam eden soykırımları, Afganlıların yaptığını mı zannediyor ne.. ya da her yıl bir milyondan fazla fok balığını.. hem de kafalarına sopalarla vura-vura öldürenleri, Senegal’li..  muhtemeldir; Nagasaki’ye atom bombası atanları da, Afrikalı göçmen zannediyor..

ya da; ebola’yı, aids’i, kuş, domuz ve muhtemeldir yakında tembel hayvan gribini de Şili’liler çıkarmış olmasın!.

şimdi ben buradan ‘lümpen’in tarifini yapmak istemiyorum; Marks’a göre, toplumsal sınıf bilinci olmayan kişi demektir. Kelime karşılığı Türkçe’ye ‘ayaktakımı’ diye çevrilse de elbette tam karşılığı bu değildir; zira kişinin tek başına, iyi eğitim almamış olması, ya da gariban sayılması tek ölçüt değildir.. en azından benim eleştirilerim bazında; çünkü, olmadığı halde bilge, entelektüel bir kişilik sahibi gibi görünen.. ya da görünmek isteyen.. okumuş ya da okumamış herkes bu tarife girmektedir.. daha güncel olarak kullandığım tabiri, düzenli okuyucular bilir.. ‘yarı aydın’!..

işte bu ‘yarı aydın sorunsalı’ sadece bizde değil, dünyanın tüm ülkelerinde çoğunluk durumuna indirgenmiş.. gelmiş yani ve asıl enteresan olan ise; her şeyde söz sahibi durumundadırlar.. meslekleri hiç fark etmez; terzi, berber, doktor, mühendis, işsiz, güçsüz, güçlü, zayıf.. her üst.. ya da alt kategoride varlar; ve kaderimizi belirlemekteler… siz bakmayın onların boylarından ve bulundukları konumlardan daha büyük laflar ettiklerine;

..özgürlük anlayışları, ‘residence’lara sığar.. o kadardır yani.. sabahın beşinde koşa-koşa efendilerine hizmet aşkı ile yola dökülürler..(sende mi.. canım ona bakarsan ben de!. nelerden ödün vermiyoruz ki.. bizim eleştirimiz bu yaşam tarzını, kendileri için bir lütuf sananlardır; yoksa hem bu dünyada yaşa, hem de her şeyi dışla, bu elbette mümkün değil.. alınma yani.).

..sosyal hayatları, avm’lerin o refah(!) kokan betonları içindeki bir kahvecide, cafe latte içmekten ibarettir.. zengininden fakirine..

oysa biz çaycıydık.. ne zaman fil kovalarında kahve içer olduk!. (bak çoğul kullandım, kendimi de eleştirinin içine kattım.. hadi rahat bir nefes al)..ama benim evime kupa giremez; gerçi şu an bir kaç tane var, emaneten.. en ücra köşelere tıktım, sahibi de bulamaz…

Şakayı bir kenara bırakalım ve toplumsal bir tespit yapalım..

Sosyo-ekonomik olarak güçlü olan toplumların yaşamsal döngü içerisindeki kaygısal iz-düşümleri ve buna mukabil etnoğrafya müzesindeki milletler dar-ağacında yer alan ve enteresandır; yine başa dönerek vereceğimiz örnek ve karşılaştırmalı betimleme teknikleri ve yine buna mukabil tanımlayacağımız konu.. ya da konuların tarih düzlemi içerisinde yer alan sınıf bilinci ve bu bilincin insan aurasında meydana getirdiği.. ya da yarattığı iz-düşüm..

şaka yapıyorum tabi ki.. ne tespiti?. şu an herkes duvarında tespit yapıyor zaten!..

Meğer bütün sorun duvar sorunuymuş; bir sosyalleştik sormayın.. herkes her şeyin farkında, görünen o; ama sokaklar öyle demiyor.. ‘Youtube’de her on yorumdan dördü küfür.. Sözcü Gazetesi var ya, hani Atatürkçü; işte onun spor eki var AMK.. terbiyesizler bu ismi küfür olarak kullanıyorlar yorumlarda.. ne kadar ayıp.. anlı-şanlı Sözcü Gazetesi AMK’yı, ”açık-mert-korkusuz” kelimelerinin kısaltması olarak kullanıyor.. biz de inanıyoruz!.. (al işte yine çoğul kullandım.. git-gide açıklarım ortaya çıkıyor)..

adam beni uzaydan geldim sanıyor.. benim hayatım kandırılmakla geçti, o yüzden uyarıyorum sizi!.

..kandırılıyorsunuz!.

İnsanlık tarihi diye okuttukları her şey yalan!..

Düne değin atom parçalanamaz diye başınızın etini yiyen bilim tarihi yalan!. paralel evrenler; hani şu balon, sabun köpüğü ve kopyala yapıştır evrenler, ne bileyim sanki doğru gibi.. Bilim dünyasının kalbi ‘National Geographic’.. ve Discovery Channel’da atıyor. Biz ‘Tanrıların Arabalarını’ okurken, olayın buralara geleceğini düşünemedik tabi.. Bu iki kanalda program yapan ‘bilim’ insanları elbette benden-bizden çok akıllı!. eyvallah.. ama kardeşim her şeyi de ‘matrix’le açıklamak ne ola ki.. yani mevzu, bu kadar basit olabilir mi?.

hayır benim endişem kendimle ilgili.. bunlara inat, gidip tanrıya inanasım gelmiyor değil!. bilim denen şey bu kadar da popüler olmaz ki.. neredeyse herkesin kendi evreni var, boşu-boşuna zaman kaybediyoruz burada.. (yine çoğul.. hayır atlama diye diyorum).

Tanrı var, deyip işin içinden çıkmak.. yani düşünmüyor değilim.. ama senin ki gibi değil.. benim ki bana özel!.

‘yusufçuk kuşu’ gibi.. öyle narin.. ve yırtıcı!.. dragonfly!..

dinler arası diyalogsa.. ben de varım.. diyalogsa, diyalog.. hadi bakalım talmud’cular..

Lilith’den başlayın anlatmaya!..

..sana gelince; hala kandırılıyorsun.. penceren açık yatma..

ya da..

Keremcan’ları dışlamayalım mesela.. sahip çıkalım.. ama mümkünse çoğalmamaları yönünde dilekte bulunalım.. dilek, diyorum.. Translarla bir sorunumuz yok; sorun dayatılan ‘trans-sevicilik’ manyaklığıdır!. ve bu dayatma modern dünyadan üzerimize-üzerimize yıkılmakta.. aptal ne bilsin, üreme iç-güdüsünün hedef alındığını!. ya da ne bilsin zaman içerisinde anne-çocuk ilişkisinin sekteye uğratılarak ‘insani bağ’ın yok edileceğini.. tehlike o denli büyük bir hal almıştır ki; vakti olan herkes çakma ansiklopedi vikideki Heteroseksizm tanımını okusun!. (kelimenin üzerine tıklayın) heteroseksüellik, kadın erkek ilişkisi.. yani karşı cinslerin bir birine karşı olan ilgisi demektir..

ama viki’deki tanımda;

”karşı cinsten bireyler arasında yaşanan cinsellik ve ilişkiyi destekleyen bir tutum, ön yargı ve ayrımcılık sistemi..” bak sen; ayrımcılığa bakar mısınız!..

Genel çoğunluk, ‘homofobik’ suçlamasına maruz kalmamak adına tehlikeden bi-haber kalmaya zorlanıyor; toplumsal bilgi akışının önü böylece kesiliyor!. hayır efendim; kişi eş-cinsellerden nefret etmeyebilir, ama bu demek değildir ki, eş-cinsel hareketlerin tüm yayılmacı politikalarına ‘evet’ desin!. böyle bir özgürlük anlayışı, faşizmden gelir!.

karşı olmak için illa kiliseden.. ya da camiden olmak gerekmiyor.. doğadan yana da karşı çıkışlar olabilir!. yoksa o özgürlükten sayılmıyor mu!..

..ancak, eş-cinsellerin uğradıkları haksızlıklar, fırsat eşitsizliği ve diğer tüm baskıları da reddediyor ve toplumsal linç ve dışlamalarına da karşı çıkıyorum!. benim/bizim bu konudaki duruşumuz ya da asıl karşı çıkışımız, eş-cinselliğin ‘rol model’ olarak topluma sunulma biçimidir!. kabul etmediğimiz budur!. benim/bizim hedefimiz eş-cinseller değil; eş-cinsel hareketin ardına gizlenen ‘saklı düşünce’dir!. pedofili, (sübyancılık) saklandığı delikten çıkmak için gün saymakta.. (Vatikan’ı o zaman sahalarda görmek istiyoruz.. ya da bizdeki.. neyse..)

..yoksa her fırsatta, farklı olanı dışlayan ‘sistem!. neden ‘bu farkı’ içine sığdırmak için bu denli çabalasın ki..

çünkü farkında değilsiniz!.. tamam sen hariç..

..pencereyi kapat!.. tatlı uykular…

 

Cem Yağcıoğlu  08-12-2016  kritik eşik / edebiyatgazetesi

not: iç-gündeme dair yazmıyorum; zira on sene daha gider yazdıklarımız..