10-12-2016  22.00 sıraları..İstanbul.. yine terör, çok sayıda ölü ve yaralı açıklaması ve yayın yasağı..

”Filler tepişirken çimenler ezilir!.” Bu sürecin bu şekilde yol alacağını daha önceki yazılarımızda defalarca söylemiştik; keşke haksız çıksaydık ve terör belası bu denli can almasaydı; lakin 21.yüzyılın uzay çağından öte ”terör çağı’ olacağını söylerken; amerikalı bir yazar olmadığımız için, sözümüze itibar edilmedi.. edilmeyecek de!.

2015 Haziran ve Kasım seçimleri arasındaki dört aylık süreçte, asıl büyük operasyonun yapıldığından kimsenin haberi olmamıştı.. şu an da haberi olanların ya da bağlantıyı kurabilenlerin sayısı oldukça az. Operasyonun kodları arasında yer alan isimler yine aynıydı; koalisyon fikrinde anlaşma sağlanamamış, daha doğrusu yönlendirmeler bu doğrultuda gelişmiş ve Kılıçdaroğlu.. ve Bahçeli.. ve tayyip yeni bir seçim fikrinde anlaşmıştı. İşte bu süreç organize bir terör ağıyla örülerek dört aydan kısa bir zaman aralığında akp’nin yenilgisi, akp’nin zaferine dönüştürülmüştü. Yani kan kaybeden akp’ye yeni kan, muhalefet tarafından sağlanmıştı!.. Bu süreci iki üç yazımda sırasıyla verdim, şu an bir daha okumanızda fayda gördüğüm için bir bölümü tekrarlıyorum:

”Hatırlarsanız; 20 Temmuz’da Suruç’ta bir canlı bomba kendisini patlattı. 33 kişi hayatını kaybetti. 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken içeri sızan pkk’lılar tarafından şehit edildi. 23 Temmuz’da IŞİD Kilis’te sınırdan ateş açtı, bir astsubay şehit oldu. Diyarbakır’da bir polis pkk’lılar tarafından şehit edildi. 24 Temmuz’da TSK uçakları IŞİD hedeflerini ve Kandil’deki PKK kamplarını bombaladı. Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı. (buraya dikkat, devamı seçimden sonra..) 11 Ağustos’da tayyip, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı. 16 Ağustos’da Şehit cenazesinde konuşan tayyip, “ne mutlu şehit ailesine” dedi. (kasım seçimlerinin ertesine hazırlık) 17 Ağustos’da Alanya’da halk şehit haberlerinin ardından kürt kökenlilerin iş-yerlerine saldırdı. 20 Ağustos’da Lice’de 4 şehit gelmesinden bir gün sonra, Siirt’te yola döşenen patlayıcılar askeri aracın geçişi sırasında patlatıldı, 8 asker şehit oldu. 22 Ağustos’da Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda şehit oldu. Şehidin ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükumetin savaş politikasına isyan etti. (bu aşamadan sonra saflar değişti, şehide kelle diyenler, milliyetçiliği ayaklar altına alanlar meydanlarda bayrağa sarıldı) 5 Eylül’de Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 20’ye yakın kişi (burada sağlıklı bir bilgi yok) çatışmalarda öldü. Hemen akabinde 6 Eylül’de Dağlıca’daki pkk saldırısında 16 asker şehit oldu. 8 Eylül’de Iğdır’da gümrük kapısını koruyan polislere yönelik saldırıda 13 polis şehit oldu. 20 Ekim’de Davutoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” diyerek ahaliyi, yani seçmeni tehdit etti. 10 Ekim’de Ankara’da ‘’adı’’ barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 102 kişi hayatını kaybetti.”

Ve akp’nin seçim zaferi!.. tüm bunlar gladio.. yani ‘süper nato’ operasyonlarıdır..

Bu ayrıntıyı tekrar hatırlattıktan sonra, sürecin ‘başkanlık sistemi’ yolunda ilerlemesi için ‘yeni anayasa’nın hızla gündeme getirileceğini, her türlü zemin ayarlanmasında ve kritik anlarda, muhalefetin iktidarla birlikte hareket edeceğini, ‘YENİKAPI RUHU’ tragedyası bu bakımdan çok önemlidir!. yazdık!. yazdık! yazdık!.

Biz bunları kimseler yazmaz iken, yazdık!. hiç bir zaman abd’li istihbari yazar bozuntularından nemalanmadan, onlardan da önce yazdık; zaten sorun da burada yatmaktadır!. Yönlendirilmiş bilgiyi sırf tayyip karşıtlığı adına ve Atatürkçü oldukları savı ile topluma enjekte edenlerin.. de yine tayyip ve çevresine görünürde karşı gibi durmasına rağmen, tersten hizmet ettiğini; en azından tayyip karşıtlığı bahanesi ile abd derin devletinin planlarına.. daha doğrusu, ‘toplum mühendisliği’ne toplumu alet ettiğini.. vesaire, vesaireler…

Tüm bunlara rağmen, tüm olumsuzluklara rağmen, toplumda infial yaratan her olaydan yara almadan ve daha da güçlenerek çıkan, her seferinde tayyip olmuştur!.

Polisin hedef seçilmesi, ‘polis devleti’ ve ‘başkanlık sistemi’ne giden yolda ‘polis’ desteği; ki 15 Temmuz kalkışmasının kodlarından biri de burada yatmaktadır; ordunun feto tezgâh’ı bahane edilerek devre dışı bırakılması.. itibarsızlaştırılması ve halkın askere olan güveninin sarsılması.. çok planlı ve organize ‘toplum mühendisliği’ örnekleridir!.. Ordunun itibarsızlaştırılması derken; bizzat ben defalarca, Ordunun elli yıl önce bu ülkenin ordusu olmaktan çıktığını da yazdım-çizdim!. zaten gelinen sonuç da beni-bizi haklı çıkardı!. Darbeler tarihini iyi incelerseniz, Ordu’nun o tarihten bu yana kime ve neye hizmet ettiğini çok daha net görürsünüz!. tüm bu çalışmaların sonucudur! akp ve avanesi!. Bu Millete atılan son ve en büyük kazık ise, 28 Şubat darbesidir ve Atatürkçü general diye Millete yutturulan bir ‘General’!. tarafından atılmıştır bu kazık!. (şuursuz kalabalıklar çanak tutmuştur)

ne yazık.. hem karşı olmak.. hem plana hizmet!..

1922 yılında ülkeden def edilen emperyalistler, NATO anlaşması ile yüzlerce üs ve ajanlarıyla; hem ülkeye, hem orduya sızdılar.. bugün feto diye lanse edilen güruh, zaten abd derin yapısının Türkiye örgütlenmesidir.. bu mevzuda Ecevit ve Gülen ilişkisi gözlerden kaçırılmış ve bugünlere gelinmiştir!. yani biz, bunlar orduyu itibarsızlaştırdı, derken; orduda bir itibar vardı da, bunlar yok etti manasında demiyoruz.. son dönem halkın algısına yönelik bir başka operasyon yapıldığını gözler önüne sermek açısından bahsediyoruz!.

Yine defalarca yazdık, dedik ki; ‘başkanlık sistemi” hayata geçene-geçirilene değin elde olan ve bu işi başarabilecek yegane ismin, tayyip olduğu fikrini istemeye-istemeye de olsa, kabul etmiş olan batı!. ve bu yeni süreçte milliyetçiliği ayaklar altına alan tayyip’in, Kasım seçimlerinden sonra ‘tek devlet,tek millet, tek bayrak’ fikrine ani bir kararla dönüş yapması ve ‘Habur Rezaleti’ olarak tarihe geçen komedi-hukuk tezgâh’ının ardından, Güneydoğu’da şehirlerin bombalanması ve medyanın bu fütursuzluğa çanak tutması ve canlı yayınlarla harabeye dönmüş yerleşim yerlerini Türk Ordusunun bir zaferi, diye lanse etmesi.. ve ardından 15 Temmuz hamlesi!. de-şifre: Sıradan Kürtlerin devlet düşmanlığına yönlendirilmesi ve ayrılıkçıların teorik olarak güçlendirilmesi.. son hdp operasyonları!. de-şifre: ayrılıkçılığın mağdur pozisyona sokulması..

Tüm bunlar art-arda olurken toplumun hemen her kesiminde yaşanan psikolojik buhran hali ve ‘böyle gitmez-gidemez’ fikriyatının hemen ardından temeli önceden atılmış ‘başkanlık sistemi’ fikrinin kurtarıcı olarak imdada yetişmesi.. işte bugünkü patlama ve devam edecek benzerleri..

Batı, tüm organlarıyla (hükumet, medya, kamuoyu) bir şeye.. bir kişiye.. bir partiye.. ya da bir oluşuma, yekpare olmuş bir şekilde karşı çıkıyorsa; biliniz ki, bu karşı çıkışın-çıkışların nedeni, toplumda yaratacağı karşı tepkiden nemalanmak içindir!. bu derin ve etkili bir taktiktir!. şu an ülkemizde ortalama vatandaşın zihninde canlanan ve onları ikna eden tek bir gerçek vardır; ‘her şey ve tüm dünya tayyip’e karşı ise; tayyip doğru yolda ve ülkenin lehine çalışıyordur”!. (hele abd karşı ise) yaratılan algı budur!. işte toplum mühendisliği dediğimiz mevzu budur!.

AB parlamentosunun aldığı son kararlar, feto olayı bahanesiyle Türk Devleti ve çıkarlarıyla kavgalı  bir ABD!. ve yaratılan TERÖR!. ve 15 Temmuz ertesinde dahil olunan Suriye Savaşı!.. bunların hepsi ve daha fazlası, YDD’nin en büyük silahı ‘toplum mühendisliği’nin bir ürünüdür!. tabi ben AB derken, okuyucularım Almanya’dan bahsettiğimi bilir; benim için AB Almanya’dır.. Belçika, Hollanda ya da diğerleri ve hatta İngiltere ve Fransa dahi birer isimden ibarettir!..

Sorunun en büyüğü ve çoğunluğun anlamakta güçlük çektiği asıl mevzu ise; şu an iktidarda olanlarla, onların karşısında olanların, aynı değirmene su taşıdığı gerçeğinin bir türlü ayırt edilemiyor olmasıdır!. Hemen her görüşün içinde yer alan ve toplumun kendilerine ait gördükleri-saydıkları kitleleri, bir-birlerinin karşısında konumlandıran ve ülkeyi satranç tahtası ve halkı da piyon olarak değerlendiren etki ajanları.. ve bunları ısrarla takip eden ve doğru yolda ilerledikleri zannıyla yine aynı değirmene su taşıyan halk yığınları!. (şuursuz kalabalıklar) yani memleketçe aynı plana hizmet ediyor.. ya da ettiriliyoruz!.

Evet bugün bu ülke büyük ve etkili bir saldırı altındadır!. psikolojik operasyonlar, böylesi buhran anlarında etkisini ikiye katlar ve daha çabuk sonuca yönelir. Operasyonların ortak noktası tayyip’in üzerine ve onun iktidarına karşı gibi görünse de.. gösterilen odur!. oysa saldırıların hedefinde olan ülkenin ta kendisidir!. tayyip’in karşısında yer alanlar bu psikolojik operasyonlara prim verdikçe, tayyip’in yanında olanların sayıca artması ve onun daha da güçlenmesi ise; operasyonların kodudur!. bunu anlamayacak kadar gözü dönmüş azınlık bir kitle ve ne yazık ki aynı kitlenin etkisi altında olan ‘şuursuz kalabalıklar’.. halen daha batı’nın çizmiş olduğu yolda, tayyip’le birlikte yürüdüklerinin.. ya da aynı değirmene su taşıdıklarının farkında değiller!.. mevzu budur!..

Evet, batı tayyip’i istemiyor.. alim olmaya gerek yok!. ama sistemin değişimi için tayyip’e ihtiyaçları var; ve ne denli onun karşısında dururlarsa, kamuoyunun tayyip’in yolunda kenetleneceğini biliyorlar ve tayyip’i abluka altına alarak asıl plana işlerlik kazandırma yönünde, sona doğru yaklaşıyorlar.. sonrasında tayyip’in kaderi ne olur, hep birlikte göreceğiz!.

…saldırı tayyip’e değil!. ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısınadır!. bu sebepten, tayyip karşıtlığını kullanarak istihbaratçı eskisi, abd’li yazar bozmalarına bel bağlamak..onların kritik ve analizlerini ‘doğru bakış açısı’ olarak halka sunmak.. yine tayyip’e hizmettir!. bu ve benzeri hareketlerin halkta ters etki yaratacağı; yine bu kişilerce zaten bilinmekte ve ön-görülmektedir!. tek fark, sizden yana bir duruş sergiliyor olmalarıdır..alet olmayın!. (etki ajanlığı budur!) Bunu en çok yapanların sığındıkları liman yine Atatürk ve Atatürkçülüktür!. Din simsarlarına alet olanları çok net olarak gören kalabalıkların, tam tersi bir şekilde Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü kullananlara itibar ediyor olması.. işte açılması gereken kilit buradadır!. Tüm fikirlerin içinde yer alan etki ajanları de-şifre olmadıkça, bir-birlerinin karşısında imajı verilen kalabalıklar; farkında olmadan, yine aynı değirmene su taşımaya devam edecektir!. işte ben-biz bunlara ”şuursuz kalabalıklar’ diyoruz!.

Bombalar patlarken ellerini ovuşturanlarla.. patlayan bombaların, kimlerin işine yaradığına baktığınızda; aynı kişileri görürsünüz!. cenazelerde de!.. düğünlerde de..

mütemadiyen başımız sağolsun..

Cem Yağcıoğlu 11-12-2016  07.13