Düzenli okuyucularım bilir, değindiğimiz konular neticesinde ‘agnostik ateist’ düşüncede olduğumu belirtirim; ki bunu, yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için yaparım.. bu risk mi?. elbette; ancak, bilinen ateist düşüncenin aksine ‘inanç sistemi’nin bir zorunluluk olduğunu düşünenlerdenim ve bu yüzden yazdıklarımın ”bir inanca mensup birinin hezeyanları” şeklinde anlaşılmaması için.. her seferinde bu ayrıntıyı veririm!. ha nedir ‘agnostik ateizm’ derseniz, kısaca; ”herhangi bir tanrıya ve tanrısallığa inanmadıkları için hem ateist, aynı zamanda kesin olarak herhangi bir tanrının var olup olmadığını bildiklerini iddia etmedikleri için de agnostiktir.” (sözlük tanımı bu, ancak açılımı elbette çok daha farklıdır)

..bu sebepten yıllardan beri hem ülkemizde, hem de dünya genelinde; sadece ve sadece ‘İslam’ eleştirisi üzerinden bir kamplaşma yaratılması ve yine her seferinde üzerinde durduğum gibi, ‘yarı aydın’ dediğimiz kesim tarafından her türlü algı operasyonlarına maruz kalarak, ‘biçimsiz ve temelsiz eleştiri’ler ile toplumsal ayrışmaya hizmet ediliyor olması.. ve laik, anti-laik çatışması üzerinden kurgulanan toplumsal çatışma ve nihayetinde ‘bölünme’!.

Ateist olmak.. ya da kendi düşünsel algoritmasını ateist düzlem üzerinden ifade ediyor olmak, ‘inanç’ sistemine dahil insanların düşüncelerini aşağılamak manasına gelmez; ki görünen o ki; cinci hoca taifesini olabildiğince kınayan ve onlar üzerinden mütedeyyin insanları da aşağılayan bazı düşünce mensupları.. yine medyayı takip edenlerce bilineceği üzere, ‘melek’ imgesi üzerinden (ve hatta Gabriel’e (Cebrail) iletilmek üzere mektup kabulüne) yapılan sömürüye tepkisiz kalmakta.. yazarlıkla alakası olmayan birini -her kitap yazan yazar değildir- vesaire, vesaire.. ve hatta bilgisiz ve bilinçsizce bu tür sömürüyü ‘modern dünya’ya ait’, zararsız bir etkinlik olarak sunmak ve kabullenmek!. işte bu iki-yüzlülük; bazen bilinçsizce ve bazen de çok daha derin bir algı üzerinden toplumsal ayrışmayı körüklemektedir!.

..zaten cehalete mahkum edilen kalabalıklar, bu detayları düz bir zemin üzerinde fark edemezler; ancak, toplumsal bilinç-altı bu ayrıntıları zamana yayarak toplumsal düşünce merkezini oluşturur!. bunun son örneği ‘osmanlıcılık’ dediğimiz ucube ve amerikancı durum ve paylaşımlardır!. algı operasyonlarının en büyük özelliği, kişilerin farkında olmadan değişim geçirmeleri ve entersan olan, bunu kabul etmemeleridir; ki algı operasyonlarının geride iz bırakmıyor olmamasının en büyük nedeni budur!.

..dünyanın her yerinde ‘halk’ dediğimiz ve ısrarla kendimizi içine katmadığımız -nasıl oluyorsa- kitle, algı operasyonlarının birincil hedefidir; ancak son yıllarda bu operasyona uğrayan kesim, yine ‘yarı aydın’ dediğimiz kesimdir.. her hangi bir saldırı sonrası hemen karşı taarruz olarak halkın inançlarına saygısızca saldırırlar!. bir şey bildiklerinden mi?. elbette hayır; dediğimiz gibi uğradıkları ve ancak kabul etmedikleri operasyonlardan dolayı!. yani araç olurlar!.

..oysa ‘islam’ın bir suçu yok!.

oysa ‘hristiyan’lığın bir suçu yok!.

oysa ‘musevi’liğin bir suçu yok!.

..budizm.. şintoizm.. hinduizm.. vesaire, hiç biri suçlu değildir; çünkü insan nasıl var olduğuna cevap aradığı sürece ve ‘ölüm’ ve yok olmak.. ya da olmamak üzerine düşündüğü ve kuruntu yaptığı sürece, bu inançlar var olmaya devam edecektir!. hep dediğim-iz gibi, ‘var olduğunu iddia etmek’ bir inanç ise.. değişmez kural ‘yok olduğunu iddia etmek’ de bir inançtır!. yani birini kabul etmek, ya da reddetmek, birini diğerinden üstün kılmaz!. ilerleyen zamanlarda ‘gerici ateizm’i de ayrıca yazacağım; zira her düşüncenin bir üst ve bir alt kategorisi, yine karşılıklı olarak bir-birlerini besleyen bir döngüye neden olur; ki bu da şikayetçi olduğumuz düzen sahiplerince çok ayrıntılı bir biçimde kullanılır.. ileride…

Yani halkın inançlarının bir suçu yoktur derken; üzerilerine giderek ve onları yok sayarak ve onların kutsallarına saldırarak ve yaşam biçimlerini aşağılayarak bir yere varamazsınız manasında söylüyorum!. bilinçli bir ateist, tek, tek ‘inanç’ sistemleri ve isimlerle uğraşmaz; illa da bir suçlu aranıyorsa; ki vardır!. o da ”din” dediğimiz müessesedir!.

..din!. tehlikenin merkezidir!. çünkü ‘din’ dediğimiz olgu bir müessesedir ve kâr zarar hesabı yaparak ilerler ve toplumları kendi içinde yarattığı ayrılıklar üzerinden maniple (kırşkırtma) ederek, devamını sağlar!. (VATİKAN) bu cümlem üzerine bazıları şaşırmış olabilir; oysa şaşırılacak olan bir durum yoktur; çünkü ben en başından beri din eleştirisi adı altında sadece ve sadece ‘islam’ eleştirisi yapılmasının yanlış ve maksatlı olduğunu yazdım..  defalarca ve halen aynı fikirdeyim!. oysa ‘ibrahimi’ gelenekten gelen bu ‘üç inanç’.. (bakın din demiyorum; çünkü din, inançların.. nasıl diyelim; kurduğu ‘şirket’in adıdır..)

..dolayısı ile ‘zıpır ateist’lerin.. ya da yeni moda ‘ergen ateizm’inin ve de ‘yarı aydın diyalektiğinin’ çok açıklayıcı olmadığı kesindir.. din, bizde ve her ülkede ve inanç sisteminde olduğu üzere, ‘ilahiyat’ benzeri fakültelerle akademik bir yapıya büründürülmüş.. vatikan, diyanet, halifelik, cami, kilise, havra, mescit, sinagog, katedral, vesairelerle kurumsal bir yapıya bürünmüştür.. bugün ‘islam’ terörü üzerinden dünyayı algılamaya çalışanların düştüğü en büyük yanılgı, asıl terörün ‘mesih’ inancı üzerinden kurgulandığı fikrinden uzak olmaları.. ya da uzak tutulmalarıdır. ‘islam’ terörü.. ya da teröristi kavramları yaratılan bir algı yönetiminden başka bir şey değildir ve bugün Orta-Doğu’da sergilenen vahşetin belki tetikçiliğini ‘islam’ adı altında toplanmış.. ya da toplandığını zannedenler yapıyor görünse de.. sorumlu görülse de; işin arka planında yatan çok daha derin ve nispeten daha akıllı bir plandır!.

Bu bir petrol savaşı.. ya da su savaşı değildir!. bu Sümer’den arta kalan ve öncesi ve sonrası ile ilgilidir!.

..tabi bunu halkın görmesi ve anlaması mümkün değil.. ayrıca halk yığınlarını aşağılayarak kendilerini modernitenin savunucuları konumunda görenler de dahil.. çünkü bugün ‘noel baba’ denilen figür dini bir simgedir; bunu zorla ve utanmazcasına halkın algılarıyla oynayarak kabullendirmeye çalışan bu kesim.. yine gerici addedilen güruhun planlarına hizmet eder; dolayısı ile yeni yılı kutlamak.. yeni yılın gelişine sevinmek, eğlenmek başka bir şeydir!. illa da ‘noel baba’yı milletin gözüne sokmak başka bir şey!..

..’müdür’ dediğimiz bir çaycımız vardı; saf, tevekkel bir çocuk, o derdi; ”sanki başka bir dede, baba yok”!. bu ısrar; yine, ‘derin din’ dediğim, iş-birliğinin elini güçlendirmede ve bazı ilerici olduğu savıyla ortada fink atanlarca kullanılmakta.. kendi sonlarını hazırladıklarını bilmeden!. çünkü ‘din’; kan kaybedeceğini anladığı an.. seni ezer geçer; çünkü din;

..gelmiş geçmiş en tehlikeli fikri barındırır içinde!. ‘cennet’ fikri!.. otorite bu fikir üzerinden sürdürür düzenini!. din, affetmez; tersini iddia etse de.. affetmez; çünkü başka türlü devamlılığını sürdüremez..

Tek tanrı inancı bilindiği üzere, kutsal sayılan üçlü sistemle değil ( musevilik-hristiyanlık, islam) ; Mısır firavunu ‘ IV. Amenhotep’ (Akhenaton) tarafından ortaya atılmıştır (aton dini) ve gerekçesi ise; çok tanrısı olan bir evrende kargaşa olur, fikri idi.. Hz. Musa’nın yaşadığı bir dönem ve sonrası Ramses devri.. ‘Amenofis’ okunan duaların sonuna, adından kaynaklanan amen kelimesinin eklenmesini emretti,  üç inançta da kullanılagelen ‘amen’.. ya da ‘amin” kelimelerinin ‘ IV. Amenhotep’ten geldiğine dair ciddi araştırma ve kaynaklar mevcuttur.. (antik Mısır ve Sümer dönemi tabletleri).. (yerel kaynak olarak Ali Demirsoy’u verebiliriz..)

..şimdi bu deliller hepten yok ediliyor!. (işid ve benzerleri ile..)

Şimdi kaç Hristiyan.. ya da Müslüman bunları bilir derseniz.. (Musevilerin çoğu bilir!)  tabi burada yazmadığımız daha neleri var!. ama ‘tanrı’ inancı tektir ve insanların bir tanrıya inanma ihtiyaçları bir gerekliliktir; işte bu noktada radikal grupları güçlendirmemek adına; mütedeyyin insanların kendi çaplarında yaptıkları ve inançları gereği olduğunu düşündükleri ibadet ve ritüellere çok fazla karışmamalı.. onları aşağılamamalı; zira bu müdahale her seferinde diğerlerini.. yani ‘derin din’ dediğimiz sistemin elemanlarını güçlendirmektedir!. yani siz inanmıyor olabilirsiniz; ama bu sizi diğerlerinden daha akıllı kılmaz!. bırakınız insanlar inansın; bu temel bir ihtiyaçtır!.

..ama cemaat yapıları olsun.. tarikatlar olsun; hızla ve kesinlikle temizlenmeli ve yok edilmelidir!. Mustafa Kemal’in mücadelesinin ne denli önemli olduğu yaşadığımız günler itibari ile ortaya net bir biçimde çıkmıştır!. tabi anlayana..

Daha önce de defalarca söylediğim-iz üzere; insanları bekleyen en büyük tehlike ‘vakıf’ kurum ve kuruluşlarıdır.. dini veya değil hiç fark etmez; zira bir-birlerini beslerler..

..ben ne ‘ateist’ler tanıdım.. mevzudan haberleri yok!.. mesela.. tıpkı ‘islam’dan ve diğerlerinden haberi olmayanlar ve ama her fırsatta sesleri en yüksek çıkanlar gibi..

Yukarıda da bahsettiğim üzere, ‘gerici ateizm’ ile ‘gerici din-cemaat’ yapılarının; ki bu, tarihte bilinen pek çok tasavvuf yapı ve erbabı (mutasavvıf) içine alır ve Yunan filozof ve Sümer kahinlik müesseseleri de dahil olmak üzere çok daha derin bir ilişki ve yapısal bütünlük arz eder ki.. ve ‘eş-cinselliğin’ ve pedofilinin (sübyancılık) tarihi ile kesişir; burada çok fazla ayrıntıya girmek.. şu an için amaca hizmet etmez!.

Tarihin ilk dönemlerinde, güneş ve ‘ay’ın tanrısallaştırıldığı herkesçe bilinen bir bilgidir; ve güneş’in erkek.. ay’ın ise dişiliği temsil ettiğini çeşitli vesilelerle herkes bilir.. ve yıldızların ve özellikle ‘sirius’ ve benzerlerinin.. ay’ın etkisinin ve gizeminin, bahsettiğim ‘gerici ateizm’ ve karşılığında (ve çoğu zaman hemen yanı-başında) yer alan ve ‘talmud’la paralel bir ilişkisi olduğundan bahsetsem.. ve bugün yerel bazda önümüze konan ‘feto’culuğun, yine bu ilişki çerçevesinden; ama ‘modern gericilik’ bağlamında uzun yıllara varan etkisi.. ve yine bazı çıkar çatışmaları sebebiyle ‘deşifre’ olması..

..uzunca bir kitap konusu.. (yaşarsak eğer!)..

..şimdi bazıları, neden habire ‘ateist’im (agnostik) dediğimi anlamışlardır; benden daha fazla düşman olmayın dinlere; ama ortada olan bir gerçek, insanların ‘inanma ihtiyacı’ ve siz bu ihtiyacı ne denli hor görürseniz.. korktuklarınızın başa gelme ihtimali!. ve farkında olmadan onların değirmenine su taşıyor olma ihtimaliniz.. ve vebali!..

..tehlikeli olan insanlar ve inançları değil!. ‘din’ kurumunun kendisi tehlike arz etmektedir; çoğu ‘Müslüman’, gerici Hristiyanlığın.. ya da gerici Museviliğin ne denli tehlikeli olduğunu bilmez.. onlar kendilerini çok tehlikeli zanneder; işte bunlar da, ‘yarı aydın’ dediğimiz Müslüman’lardır!. faturayı hep ait oldukları topluma keserler ve böylece kendilerini diğerlerinden ayrıştırmış olduklarını zannederler!. oysa, diğerlerinin bakış açısı içinde, onların da bir farkı yoktur!.

(‘oryantalist’ bakış açısı.. yani siz burada en radikal ‘metalci’ dahi olsanız.. batılı sizi diğerlerinden farklı görmez; bu sebepten komplekse girmenize gerek yok!. kendiniz olmanız yeterli!. zira dünyanın merkezinde olan sizsiniz.. biziz yani.. )

..yoksa ilk çağlardan bu yana ‘din’ hiç değişmemiştir!. hep vardı.. hep var olacaktır!.. tanrıların hepsi bir yerlerde öylece duruyor ve hizmet edenleri de bakidir.. size bazılarını ‘melek’.. büyük melek’ler diye sunuyorlar.. hepsi bu!.. güneş olduğu yerde.. ay ise; kadınların (inanna) ve dünyanın kaderini elinde tutuyor!..

Toplumsal cehalet, akademik eğitim ile aşılmaz; zira bahsettiğim-iz düşünsel ortaklık tüm kurumları ele geçirmiştir ve ‘gerici ateizm’ ile ‘gerici din’ yapıları insanları sağlı-sollu aynı yere süpürmekte-sürmekte ve karşılıklı çatışmadan doğan ‘karanlık enerji’ ile beslenmektedir!. ”bu hırs insani değil”, demem ondandır!.

..”ne demek istiyorsunuz?”.. sorusu defalarca geldi-gelmekte; aslında ne demek istediğim çok açık!. bu hırs, insani değil!..

Son bir örnekle sonlandıralım sözlerimizi; mesela pek çoğunuz ‘big bang’.. yani ‘büyük patlama’ teorisinin bilimsel ve hatta ‘ateist’ bir fikir olduğunu düşünmektesiniz; oysa ‘big bang’ teorisinin tek tanrılı dinlerin ispatı (yoktan var edilme) için bir araç kılındığını kaç kişi bilir!. (bir noktadan evrenin yaratılma fikri).. çoğu ateist bilim adamının da henüz bundan haberi yoktur; çünkü ateizm’in gerçek düşünsel alt yapısından habersiz, yıllardır ‘gerici ateizm’in hizmetinde olduklarını bilmezler!. tıpkı ‘mason’luk denen yapının yıllardan beri felsefe tarihi içerisinde gizlenen ve bugüne ve tüm eğitim kurumlarına sirayet eden yapı ve ilişkisinden haberdar olmadıkları gibi..

benim yegane fikrim; ‘doğanın çocukları’.. yani bizlerin tehlike altında olduğumuz fikridir!. diğer tüm canlı kardeşlerimiz gibi..

..tehlike altında olan gezegendir!. ve gezegenimizdeki hayat.. ve şekli!..

sağlıkla kalın.. kızmayın da.. birilerinin bunları söylemesi gerek!..

..daha da bir şey söylemedik…

not: yazıyı dikkatli okuyunuz, iki taraf için de söylüyorum bunu; benim burada yargıladığım ‘tanrı.. ya da ‘allah’ fikri değil!. din denen yapıdır ve bu tanımlar ve tarifler bir birinden bağımsızdır!.. gerçek manada bir tanrı fikri, zaten insan algısının çok üzerinde ve anlayışının çok ötesindedir.. öyle de olmalıdır!.. bu bazen bir tesadüf.. bazen nokta bir bilinç.. bazen de tahayyül sınırlarımızın ötesinde tarifsiz bir sıfat olabilir.. belki doğanın kendi ortak bilinci.. belki de moleküler ayrılığın, temel düzlemde oluşturduğu bütünlüğün hafızasıdır.. yağmur damlalarının ayrılığı ve denizlerin meydana getirdiği büyük bir bütünlük gibi.. hafızamız kaç ‘gb’ bilemem; ama evrende var olan bilgi bizim sınırlarımızın çok ötesinde; işte bu sınırsızlığın yarattığı boşluğu dolduran kavram, ‘din’ dediğimiz kurumu ortaya çıkarmıştır!. ve sömürüye en açık kurum!. DİN’dir!..

..kim ne derse desin bu böyledir!..

..ve her zaman söylediğim üzere, tek başına ‘islam’ eleştirisi.. ve tek başına ‘islam’ eleştirisi yapanlar taraflıdır ve ‘derin din’e çalışmaktadır..

sen değil elbet.. daha çok fırın ekmek yemen lazım.. şaka-şaka.. proteine yüklen..

Cem Yağcıoğlu  02-01-2017  07.59