Bugün kimyasal silah kullanıldı diye, Suriye’yi vuran abd, hatırlarsanız Irak işgalini de aynı teze.. yani olmayan kimyasallara dayandırmıştı.. 16 Nisan referandumuna yaklaşırken ilginç bir zamanlama.. acaba neden beklemediler!.

Tabi Barzani ve tayfasının gelişmelerin bu yönde olacağından şüphesiz haberleri vardı; Kerkük bayrak krizi, bu sebepten yaratıldı.. Esenboğa’ya çekilen kürt bayrağına sesi çıkmayanların; bu kez ‘delikanlılık’ yapma çabaları, yine – ‘ypg-pyd’ye destek veren abd’ye artık ses çıkarılmayacağının işareti..

..işid’e kimyasal madde sağlayan Türk şirketlerinin Rusya tarafından liste şeklinde açıklanması; aslında gelecek günler için çok ciddi bir gelişme..

..anlaşılan o ki, bölgedeki ayrılıkçı kürt varlığı, abd himayesinde Akdeniz’e uzanacak.. vezir abd ise; şah, İsrail’dir.. kaldi ki İngiltere’nin AB’den ayrılma süreci de, yine İsrail ile oldukça ilintilidir..

Son bir yıldır ‘milliyetçilik’ gazı ile film, dizi vesaire ve atak medya koordinasyonları.. ve belki birileri halen daha habersiz ve de bilgisiz ama.. bir NATO klasiği olan ‘bordo bere’ modası yaratma çabaları!. işte bugün abd’nin düğmeye basması ve bir adım öncesinden zemin hazırlanması ‘koridor’ların hazır hale getirilmesi idi..

..hepsini yazdık diyeceğim.. kızacak birileri yine..

..pkk terörü yüzünden 40 bini aşkın şehit verilirken yazılmayan!. yazdırılmayan ‘kahramanlık’ hikayeleri, faili meçhul bir akşamüstü operasyonuyla neden tavan yaptı acaba?. ayağı taşa takılıp düşenlerin ‘şehit’ ilan edildiği bir ‘dönemeç’te; ki çoğu ‘bilgin okur’un bildiğinin tersine, bu adet; bizden önce, abd asker ve sivilleri için uygulana-gelen bir taktiktir. ha şunu bileydiniz.. küresel dünya, elbette sömürü de küresel olacak…

‘Özel Harp Dairesi’ elbette çok önemli bir kurum; ancak başından ‘şaibe’ eksik olmamıştır; açıkça abd’nin kurduğu-kurdurduğu bir kurumdur. Pek çok şaibeli olayda adı geçen bu ‘daire’; yine ‘TMT’yi (Türk Mukavemet Teşkilatı) kendi içinde kurarak Kıbrıs’ın yeniden kazanılmasında büyük rol oynamıştır.. şimdilerde kullanılan adı ile ‘Özel Kuvvetler Komutanlığı’.. ya da genelin bildiği şekliyle ‘bordo bereliler..

Önümüzdeki bir iki gün içinde yaşanacak olan gelişmeler, referandum sürecini nasıl etkiler acaba?. dünkü ‘kimyasal saldırı’ haberi ile Esad’ın ipi çekildi; bugüne kadar yaşananlar, çekimler için mekan arayışları şeklinde değerlendirilebilir.. savaş dün başladı ve Esad pazara çıktı!.

(Araya giriyorum kusura bakmayın, 15 Temmuz sonrasının kazananları, yakın bir zaman sonra yine bahsettiğimiz bu operasyonların Türkiye ayağında yer alacak olan, ‘Selahattin Demirtaş’ ve ekibi olacaktır.. bu süreç sonunda ‘özgürlük savaşçısı’ tamlamalarıyla; bugün sözde ‘kahramanlık’ hikayeleri yazan medya tarafından omuzlara alınacaktır…)

..zaten bugünden sonra ‘çatlak sesler’ çoğalacaktır.. ama adı üzerinde ‘çatlak’.. zamanında susup, belli zamanlama ile konuşmaya başlayanları ‘kendinizden sanmayın’ yeter.. izleyin sadece…

..şimdi isterseniz, abd ile birlikte hareket etmeyin!. Irak.. Suriye.. Türkiye ve İran karesinde.. bir son dakika haberi, Hatay’daki toplu açılış töreninde konuşan tayyip’ten ilk destek geldi bile; ”yeterli değil”!.. (abd bombardımanı ile ilgili)

..anlayabiliyorum; öyle zor ki şu an orada olmak!. rüzgarlı bir tepede yalnız başına.. ve gidecek hiç bir yer olmaması..

Bugünden sonra ‘geçici’ bir süre de olsa, radikal dinci yapılanmalara karşı (bu elbette İslam adı altında yine kendi yarattıkları oluşumlar) ve (Trump’un seçilmesi de süreç açısından elzemdi) ciddi bir karşı ‘laik’ saldırı algısı ile ilerlenilecektir, bilhassa abd ve AB halklarına..

..bizdeki yansımaları, yine 28 Şubat havasına bürünebilir.. kısa bir süre hoşunuza gidebilir.. ama süre kısa ve sonuç yine hüsran!. tarihle sabit..

..ve aynı anda İsveç’e verilen göz-dağı!.

Bugünden sonra NATO etkisi ve operasyonları çok ciddi bir şekilde hissedilecek, özellikle Türkiye’de. Rusya ‘politika gereği’ Suriye tarafında yer alacak, İran’la birlikte hareket etmek zorunda; başka türlü satranç tahtası kurulamazdı zaten!. iyi de bizimkilerin Rus ve Türk baharı ne olacak; az önce verdiğim son dakika haberi aslında bir işaret fişeği; Hatay’dan bir ses, ”yeterli değil!”..

..zor.. çok zor bir dönemeç!. kaldı ki; dön-dön nereye kadar.. Kaddafi.. Saddam.. Esad.. ?

Daha önce bir kaç defa, aslında yaşadıklarımızın bir abd iç-savaşı olduğunu ve her ne kadar hedefte birlik anlayışı olsa da yol ve yöntemler açısından lobilerin bir-birleri ile kıyasıya mücadele içinde olduğunu yazmıştım; elbette bu lobilerin ülke ayakları olduğu gibi, küresel şirket ayakları da mevcut ve hatta devlet yönetimlerinden daha etkilidir, demiştim.. 15 Temmuz olayı da, yine abd’nin bir iç savaşı olarak değerlendirilebilir ve neticesinde seçimden galip çıkan bir Trump faktörü de, bunun en belirgin işaretiydi.. Obama seçildiğinde dünyaya barış geleceğini sanan avanakların, Trump seçilince veryansın etmeleri de, en az baştaki tepkileri kadar aptalca; zira birazcık aklı ve bakış açısı olanlar bilir ki, abd başkanları, lobilerin kuklasıdır!.

..Trump’u diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise; dikkatli bir gözle bakarsanız eğer, adamın gerçekten bir kukladan farkı olmadığının gözle görülebiliyor olmasıdır.. oldukça gerçekçi, tıpkı bir insan gibi…

(Yine araya giriyorum kusura bakmayın; sahi bu Fırat Kalkanı operasyonları bugünden sonra kimin işine yarayacak dersiniz?. çünkü bizde değişen bir şey olmadı.. olmayacak da… koridorlardan kimler geçecek.. kimler Akdeniz’e açılacak!. bir hiç uğruna hayatlarını kaybeden ‘şehit’..lerimizin hesabını kim verecek!. )

Ergenekon sürecinde büyük bir birlik sergileyen karşıtların, aslında rafine bir fikir birliğinde olmadığını, en ufak bir oldu-bitti ertesinde dağılacağını, belki tekrar olacak ama.. söylemiştik; ki öyle de oldu.. Rus uçağının düşürülmesi, bu operasyonun birinci işaretiydi ve daha ziyade bugün için ‘hayır’ cephesinde yer alan ‘Ergenekoncu’ cepheden ilk bölünme ve dağılmalar bu vesile ile oldu!.  İkinci ve en büyük dağılma ise, bilhassa ‘milliyetçilik’ kavramının,  ‘anglo sakson’ anlayışa evrilmesi ve bireylerin ayıklanması üzerine oldu; bu da ‘hendek’ mevzuları üzerinden Güneydoğu’nun bombardımana tutulması ile gerçekleşti.. (edebiyat gazetesi yayınına son verdi) ve üçüncü aşama, ‘Yenikapı Ruhu’ ile, 15 Temmuz ertesinde hayata geçirildi….ve en son aşama, Hollanda ile yaratılan gerilim; bu elbette Alman aklı ile yaratılan sürecin başı idi.. devamını göreceğiz…

Ve abd seçimleri bitti, (taşlar yerine oturdu) asıl süreç dün itibari ile başladı; Rusya ve abd kayıkçı kavgası üzerinden ‘yeni dünya düzeni’.. BOP merkezli yönetim şekli.. büyük israil projesi.. hepsinde Türkiye’nin rolü büyük!. ama Türk’ün rolü ne?.

..ya da etnik kürtçülük, abd’nin himayesinde nereye kadar…

Türk milliyetçisinin önündeki en büyük tuzak, ‘anglo sakson milliyetçilik’ tuzağıdır!. daha anlaşılır olması bakımından, Süleyman Şah türbesini koruyamayanların üstlendiği bir milliyetçilik anlayışı misali..

Kuram olarak ifade etmek gerekirse -havalı olması bakımından-; içmeye ayranı olmayanların, ortalık yerde hacet gidermeleri misali.. hani bugünkü durumumuzun meali bakımından…

..harcanan hayatlar.. ve uydurulan ‘kahramanlık hikayeleri’.. ve üzerinden, emperyalizmin taşeronluğu!.

Ergenekon davası sürecinde, ara-ara sağ ile sol’un bir-birine karıştığını, her şeyin yerle yeksan olduğunu söylemiş ve çok eleştiri almıştık.. ‘efendim şimdi ne gereği var’ diye..

..oysa bugün bu ülkede, mevzudan habersiz bir sağ anlayış.. ve içine kürtçülük virüsü bulaşmış bir ‘sol’ anlayış hakim!. hani işin içinden çıkamıyoruz ya; işte sebep budur..

Ulusal sol ideolojisi olmayan toplumlar, her zaman ve her yerde sermayenin taşeronluğuna soyunan.. ve ille de ‘milliyetçilik’ kisvesini takınmadan, yol alamayan sağ düşüncenin ‘bayrak altı’ operasyonlarıyla yok olmaya mahkumdur!.

..mevzu sadece ‘şehit’ olmak değil!. haklı olmak mevzusudur!. bu elbette ‘şehit’ olan canlarımız için bir eleştiri değil; o canları kendi şahsi menfaat ve dar görüşlülükleri etrafında harcamakta bir beis görmeyen ‘tiran’lar içindir!.

Tiran kaybettiğinde; ki tarihte kaybetmeyen ‘tiran’ yoktur!. herkes kaybeder…

Avrupa için ‘terör çağı’ başlamıştır ve artık çizgiler daha derin ve daha kanlı olacaktır!. aklı başında olmayan hiç bir ‘milliyetçilik’ anlayışı, kendi milleti lehine bir sonuç alamamıştır, tarihle sabittir!. yakın örnek 12 Eylül ve ertesi..

Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmek!. eyvallah.. ama asıl önemlisi; ‘O’nun mücadelesini ve fikirlerini anlamak.. özümsemek ve uygulamaktır..

..sadece marş söylemekle olsaydı, ortalık bayram yeri olurdu.. (zaten marşlar, zafer ertesinde söylenir.. hani bilgi olması bakımından)

Birlik olmadan.. başarı olmaz!.. geçmişten bugüne ‘din’ en büyük ayraç olmuştur ve emperyalizm bu ayracı her yüz yılın ihtiyacına göre kullanmıştır.. ancak ölçü; inanmak değil, ‘inancı’ bölünme aracı olarak kullananlara direnmek olmalıdır!.

Tanrı varsa, ‘inanan’ için sorun yok!. bırakın inanmayan da cehenneme gitsin.. Tanrı’nın işine karışmak kimin haddine..

..ülkenizi koruyun..

Tanrı kendini korur nasılsa, senin-sizin lütfunuza ihtiyaç duyacak değil ya…

..”şakalar, komiklikler”…

 

Cem Yağcıoğlu  08-04-2017  edebiyatgazetesi / Kritik Eşik  08.15  bakırköy