Tası tarağı toplayıp gideyim derken, tası bir yerde, tarağı başka yerde bırakırsınız ya.. ya da, ölümcül bir kanamadan sonra, tam da, ‘bu gitti’ dedikleri anda, bir ‘şaşkın’ olarak hayata devam edersiniz ya.. ya da, bütün kötülerin iyi olduğu bir dünyada, kötü, siz olursunuz ya.. öyle değil işte!..

Hani evrende yer alan katrilyon ‘gb’ bilginin zerresini dahi çözememiş ‘bilim dünyası’nın, genler üzerinden ‘ucube’ler yaratma telaşını.. ya da tavuk-yumurta ikileminin kara delik teorisyenlerince paralel evrenler sistematiğine bağlanma çabalarını bize.. yani onlara göre daha ‘geri zekalı olan’ bizlere, kuantum fiziği üzerinden ballandıra-ballandıra anlatmaları.. ya da bu ‘anlamadıkları şeyler’ üzerinden kuantum meta-fiziği -ki mümkün değil- üzerine inşa ettikleri ‘reiki’ saçmalığı..

..aslında ‘din’ saçmalığını reddeden ‘modern insan’ tipinin, (..aslında düşün sistematiği dinleri.. ya da ruhani yaklaşımları reddetmez.. ama akım olarak tabi olanlar, kendilerini evreni anlama bakımından diğerlerinden üstün görürler.. bildiklerinden değil, elbette..) daha da tehlikeli ve saçma bir düşünce ürününe tersten ulaşma-ulaştırılma biçimidir!. bu düşünce sistematiği uzak-doğu kökenli de olsa, sanıldığı üzere ‘din’ karşıtı organizasyonlar değil; hani ‘modern insan tiplemesi’nin anladığı manada söylüyorum; daha da ötesi ve aslında ‘yeni çağ’; yani, ‘din’lerin ‘uzay çağı’, ‘sevgi-barış-kardeşlik’ nitelemesi üzerine kurgulanan ve komedyenin söylediği gibi; sevgi, ‘içimde’, diyalektiğinin ‘uyuşturucu’ ve ‘etkisiz kılma’ tekniği ve yine.. negatif etki üzerine kurgulanmış olan ‘pagan’ mantığının,  ‘yeni çağ’ söylenceleri için, pozitifleştirilmiş halinden başka bir şey değildir.. ama barındırdığı karanlık aynıdır!.

..modern insan tipi, bunu anlar mı?. çoğu anlamaz!. görünmeyen bir ‘tanrı’ fikri üzerine inşa edilen ‘din’ kavramını gerici ve düşük bulurken;  “yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi” tarifiyle ifade edilen ‘reiki’ye balıklama atlar.. hem de o denli zengin.. o denli ünlü ve o denli ‘asil’ iken!.

..ama ‘modern insan tipi’.. ya da daha anlaşılır olması bakımından ‘yarı aydın’ modellemesi, orada bahsi geçen ‘yüce kaynağın bilinci…” cümlesinin, yine tersten ‘tanrı’ fikrine kilitlendiğini.. ya da bağlandığını bilmez!. çünkü ‘ezoterizm’in ne olduğunu bilmez!. bir nevi seçkinciliktir; ve muhtemelen bu ve benzeri öğreti alanlarında kişileri ikna etme yöntemi; kişiye kendisinin ‘özel’ olduğu hissinin aşılanması üzerinedir.. elbette geneli kapsamasa da, ‘kişilik ekseni’ninde kaymalar yaşayan ve çoğunlukla bir türlü aradığını bulamadıkları hissi ile hareket edenlerce itibar görür; işte işin enteresan boyutu da burada ortaya çıkar,

..aynı ‘güç’e inandıkları halde, sırf diğerleri başka isimle tarif ediyor diye, onları; avam ve aşağılık, cahil.. ya da sıradan diye betimlerler..

Hatırlarsanız minik bir kardeşimiz  bunlara, ‘yerim ben seni-sizi…” diye seslenmişti bundan seneler önce.. şimdi kocaman olmuştur tabi..

Üstad geçinenleri -üstün seçkincilik-, zayıf, ya da nispeten daha hassas yapıya sahip kişilerin ruhsal dengelerini al-aşağı ederek, dünyanın her yerinde ciddi intihar vakıalarına sebep olmaktadır ve aslında bilinenin aksine, tam bir ‘tarikat’ mantığıyla işlemektedir.. tabi biz burada ‘azıcık heyecan arayan ‘reiki’cilerden bahsetmiyoruz..

‘benim bu dünyaya gelmemde ki amaç ne?” sorusuna cevap arayanlardan bahsediyoruz.. ”yüce kaynak’, çıkıp onlara; ‘bir amacım yoktu, sıkıntıdan ne yapacağımı şaşırdım” dese.. ne yapacaklar acaba..

..ya da kuyruk sokumundan hareketle elini çenesine koyarak (etraf mavi dumanlarla ve ışık haleleriyle dolu iken.. net olursa gülme krizine girebilirler) ”siz önceden kuyruklu yalandınız, ya şimdi nasıl oldu?” edasıyla komiklik yaparsa..

Kızmayın!. siz diğerleri için daha fazlasını demiyor musunuz!.

..ben mi?.. ben evrenin sırrını çözdüm!. ama ”söylemicem”..

Neyse şaka bir yana, konu aslında çok ciddi ve bir o kadar da hayati.. yeni çağ’ın din anlayışının temelleri böylece atılıyor. Irksız, halksız, milletsiz.. ucube ve çok çeşitlilik.. insan ve hayvan döllerinin karışımı.. tabi bunların hepsi, ‘hastalıkların ve bilhassa genetik hastalıkların tedavisi’ amacıyla yapılan masum deneyler ve araştırmalar şeklinde veriliyor, ilgili kamuoyuna.. tıpkı fazladan iki hırsız yakaladıkları için, ‘ihtiyaç listenize’ eklenen ve vazgeçilmez olan kameralar gibi.. misal, ‘mobesa’..

..ve arkadan gür bir ses yankılandı gecenin orta yerinde; ”sen biliyor musun, ne cinayetler, ne faili meçhuller çözüldü o kameralar sayesinde..” şaşkınlığımı gizleyemiyorum elbette.. ”şaşkınım”.. başta da dedim, çık yukarıya bak.. çık, çık…

”daha çip takacaklar bize”.. aynı ses.. halinden memnun.

”e eline verdiler, haberin yok mu?”.

Yok tabi nereden bilsin.. ya da anlasın garibim.. şimdi de kendimi eleştiriyorum, ‘nereden bilsin ya da anlasın garibim’ derken seçkincilik yaptım.. tanrı da benim cezamı versin, mealiyle oldukça üst düzey bir espri ile devam ediyorum.. egom da patladı, hepten şaşırdım zannımca.. biraz ara verelim…

Bir bardak çay ve tüm hastalıkların sorumlusu ‘kamu spotu’nun vazgeçilmezi ‘sigara’ sonrasında birlikteyiz.. radyasyon, egsoz dumanı, bir günde tavuk şekline bürünen hormonlar, inekten sağıldıktan sonra konu ile alakası kalmayan beyaz içecekler, karpuz çekirdekli çilekler, kabak tatlısı da yapılabilen kavunlar.. hepsi faydalı…

..kendimde öyle bir meyil sezdim ama, ısrarla konuyu dağıtmayacağım.. ısrarcı olmayalım.

Tabi kendi ülkemizden konuya baktığımızda, kısaca ‘evet’.. ya da ‘HAYIR” demek dururken, ”senin derdin ne’ diyenleriniz olacaktır elbette.. onlara cevap vermeyeceğim, burada ‘seçkincilik’ yapmak elzem.. zaten benim en güzel yaptığım şeydir, ‘seçkine’! ‘seçkincilik’ yapmam.. başka da bir şey bilmem..

Zaten benim en büyük özelliğim, hiç bir özelliğimin olmamasıdır!. (çaktırmadan gizli seçkincilik, yapıyorum)..

..yine aynı ses yarıyor gecenin ufkunu; ”sanki anlaşılmıyor?”..

..biraz daha yavaş olursak.. millet uyuyor…

Uyanması dileğiyle.. )bu dilek bir seçkincilik -emin olun-  değil, bir umut arayışıdır.. ters parantez şifremiz olsun..

..haberleşelim..

şaka-şaka.. şifre-mifre yok!. örgüte falan sokarlar şimdi.. kim eylem yapacak!..

partizanlar dururken…

 

Cem Yağcıoğlu /edebiyatgazetesi / Kritik Eşik 15-04-2017  03.30 İzmit..

Not: Reiki her ne kadar bir şifa tekniği gibi lanse edilse de, yazıda bahse konu olan suçlamaların daha da ötesinde ‘uyuşturucu’ bir etki içermektedir!. hani merak edenler açısından.. kökeni Tibet, şaha kaldırılışı Japonya’dır..  kraldan çok kralcıların türediği bir yöntem-inanış ve yol..(