George Bush’un dedesi Prescott Bush, IBM’in kurucusu Thomas Whatson, General Motors’un patronu Alfred Sloan, Henry Ford, Irenee Du Pont ve daha adını sayamadığımız pek çok sanayici ve iş-adamı!. sizce bu insanların ortak özellikleri ne olabilir?.

..nazi Almanya’sına yardım ve yataklık!.

Ve halkın gözüne batan bu durum, sözde açılan büyük soruşturmalarla ört-bas edilmiş ve düzen, o günden bugüne, kaldığı yerden devam etmiştir. (Roosevelt dönemi)

”Roosevelt yönetimi savaşı kazanmak için, petrol şirketleri ve diğer büyük şirketlerle yatmak zorunda kaldı”.. (Charles Higham)

”Rockefeller şirketi, “Amerika’ya ihanet ettiği için” ufak bir para cezası vermeyi kabul etti, ancak ABD’nin düşmanlarıyla karlı ticaretine devam etmesine izin verildi.”  (Charles Higham, Trading With the Enemy) (Düşmanla Ticaret)

”Hitler’le iş yapan şirketlerin sahipleri ve yöneticileri asla rahatsız edilmedi.” (Edwin Black, IBM ve Soykırım)

Yukarıdaki örnekler, genel-geçer halkın pek bilmediği, aslında pek de ilgilenmediği ilişkiler ağını göstermekte ve bugün de aynı işlevsellik ve aynı pişkinlikle devam etmektedir; tek fark, artık çok daha acımasız ve daha fütursuzca hareket ediyor olmaları.. çünkü, iktidar ve muhalefet dengeleri üzerinden kurulan ‘etki ajanlığı’, çok daha seri ve çok daha organize hareket etmelerini sağlamakta ve artık, ‘modernite’ ve ‘din’ çatışması üzerinden (seküler / (laik)- dinci) beslenmekte, ‘el kaide’, ‘boko haram’, ‘işid’ ve benzeri sözde ‘İslam’i örgütler aracılığı ile gizli bir ‘Hristiyan-Musevi’ şeriatını (geleneği) hakim kılma ideali etrafında ilerlemektedirler.. sıradan bir ‘müslüman’, sıradan bir ‘hristiyan ya da sıradan bir ‘musevi’, çok derinde yatan bu ‘ibrahimi’ ortaklıktan habersizdir!.

..kaynağı aynı olan metinleri, her biri -kendilerinin inandığı ölçüde- doğru kabul etmekte ve her biri, ayrı-ayrı ‘tanrı’ adına savaşmakta beis görmemektedir!. ‘ibrahimi’ ortaklık tabanda ‘çatışmayı’ öngörürken, enteresan bir şekilde tavanda ‘birleşme’ üzerinde mutabıktır!.

..kökte var olan birlik.. sonunda da sağlanacaktır. (dinler arası diyalog fikri, bizde lanse edildiği şekliyle ‘Gülen’ (feto) grubuyla alakalı bir düşünceden çok daha eski, ve derin bir aklın ürünüdür.).

Zaten 15 Temmuz olayıyla ilgili tanınmış bir iki ‘futbolcu’ dışında, toplum tarafından bilinen hiç bir üst düzey ve siyasi ‘feto’cunun içeride olmaması da; aslında planın yerel ayağı Türkiye ve Türk halkı üzerinden bahisle, bugüne değin ‘feto’cu olarak isimlendirilmiş olan malum ajan kadronun ‘isim değişikliği’ ile farklı bir yapılanmaya yöneldiğinin en büyük göstergesidir!. (referandum ertesi siyasi kadroya yönelik ‘safra temizlenmesi de yapılacaktır, gösterme ve ikna yöntemi).. aynı işlem ve operasyonlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinde de yapılmakta ve yeniden devreye sokulan (alınan) Rusya faktörü üzerinden, tekrar eski ”tez-antitez” dönemine geçiş için çağın gereklerine uygun dönüşümler ve alt-yapı çalışmaları yapılmaktadır. (bu bir abd derin devleti planıdır, başkanlar birer kukladır)

..burada önemli olan tez, anti-tezden ziyade.. ‘sentez’in ne olacağıdır!.

..absürt bir örnek vermek gerekirse, ‘sigara yasağı’ üzerine inşa edilen ‘esrar serbestisi’, son dönem ‘sağlık’ ‘sentez’idir!. muhtemelen bundan sonra esrarın, zaten neden yasak olduğunu anlamayanların.. ya da hint kenevirinin; yine insan sağlığı ve çevre sağlığı için olmazsa olmaz olduğunu düşünenlerin artacağı bir dönem yaşayacağız.. oysa arka planda neyin hesaplandığından habersiz ‘yarı aydın’, her zaman olduğu üzere bu tuzağa gönüllü düşecektir!. hem de terör örgütlerinin gelir kaynağının kesileceği fikri ile ikna edilerek!.

(..cehaletten daha tehlikeli olan, eğitilmiş cehalettir; çünkü bu cenahta yer alan ve dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan ‘ücretli köleler’, işlerini kaybetmemek ve sistemin ön-gördüğü ‘yaşam kaliteleri’nden ödün vermemek için -kağıt bardakta bir yudum kahve için- kendilerine uygun görülen ‘çember’ içinde huzurlu yaşamak adına her şeye razı gelecektir! (edilecektir)..)

..çünkü ‘yarı aydın’; terör örgütü denen yapıların, istihbarat örgütlerinin ta kendisi olduğundan habersizdir.. ya da bu gerçeği kabullenmekten uzak ve bir o kadar bilgi hamalı iken, bir o kadar da bilgiyi işlemekten acizdir!.. neyse..

Donald Trump, Vladimir Putin, Tayyip Erdoğan gibi liderler her ne kadar kendi ülke halkları için, güçlü birer siyasi figür olarak görülse de, gerçek, hiç de öyle değildir.. tıpkı bugünlerde Hitler’in, aslında kullanılan bir ‘figüran’dan başka bir şey olmadığının ortaya çıkması gibi.. (Saddam-Kaddafi ve diğerleri..)

..’tez’in sahipleri ‘anti-tez’i ortaya koyarken, ‘sentez’in ne olacağına çok önceden karar verir. Siyasi örgütlenmeler, partiler ve diğer tüm oluşumlar (STK), tez ve anti-tez etrafında şekillenirken, ‘sentez’ kendiliğinden ‘sermaye’yi kucaklar; halk, ‘demokrasi’ ile seçim yaptığını düşünürken, ‘sentez’in nasıl grift ilişkiler ağı ile hazırlandığından habersizdir..

Dinle aldatılır!. Irkla aldatılır!. millet kavramı ile çemberin içine alınırken, ulus kavramı ile çemberin dışına çıktığı hissi ile aldatılır.. oysa değişen tek şey, çemberin daraltılması ya da genişletilmesi ile alakalıdır; işte ‘sentez’ burada devreye girer, ve zamanın ruhuna (konjonktür) göre; kimi zaman, etnik milliyetçilik.. kimi zaman da ‘ulusçuluk’ kozunu kullanır..

..işte yukarıda bahsettiğimiz liderlerin sanıldığı kadar zeki ve güçlü olmadıklarının kanıtı da burada yatar.. bu sebepten, bir gün önce milliyetçiliği ayaklar altına aldıklarını söyleyenler, ertesi gün ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek din’ teraneleriyle çıkar halkın karşısına..

..kuklaların hangi ağaçtan yapıldığı değil.. kuklayı yapan ustanın, kim olduğu önemlidir!.  kuklanın ustasına karşı çıkıyor görüntüsü, oyununun ruhudur; bu sayede seyirci kuklaya odaklanır, iplerin kimin elinde olduğuyla ilgilenmez.. ta ki, oyun bitip, kuklanın kutusuna koyulduğu ‘an’a değin.. (infaz!)

İşte ‘o an’, halkların kafasının ‘dank’ ettiği andır; ki artık çok geç.. ki artık, karşılığında yeni bir ‘yalan’ın peşine düşmenin vaktinin geldiği ‘an’dır!. ‘sentez’ tam tersi istikamette, bu sefer yenilginin karşısındaki argümanlarla yine hedefine ilerleyecek ve bir diğer ‘an’ meselesinin ‘dank’ edeceği zamana değin..

Yakın tarih açısından (6000 yıl) Yahudi tarihi ve Yahudi şeriatı ve etkileri üzerinden değerlendirilmeyen hiç bir tarih ve bilgi, bizi doğruya ulaştırmaz; bu sebeptendir ki; Roma İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş ve yıkılışları, Türklerin ‘kavimler göçü’, İslamiyetin kabulü.. yine İslami tarikat ve cemaatlerde Yahudi şeriatının ‘tasavvuf’i etkinlikler aracılığı ile toplumsal hayata sızma girişimleri ve bugüne etkileri.. Şeyh Bedreddin’in idamı ve Mevlana’nın, tüm ‘şaibe’ ve eleştirilere rağmen baş-tacı edilmesi..

Toplumları bir arada tutan en güçlü bağ ‘yalan’dır!. yalan tarih, yalan bilgi, yalan kahramanlık..

..yalan, oportünizmin en büyük ilacıdır.. bu sebepten, yalan üzerine inşa edilen toplumsal hayat, ‘gerçek’in ortaya çıkmasından hoşlanmaz; çünkü yalan üzerine inşa edilen sosyal hayatlar, yine ve yeni yalanlar üzerinden beslenir, büyür ve kendi ‘yalan figürleri’ni yaratır.. bu öylesine bir yanılgı doğurur ki; gerçekleri söyleyenler toplumdan dışlanır, onlara hayat hakkı tanınmaz ve onların katli bile, bir başka ‘büyük yalan’ aracılığı ile doğrulanır!. toplum ‘acı’maz..

..çünkü gerçek ile yalan yer değiştirmiştir!. yalan, gelenekleri belirler!. yalan, kuralları belirler!. yalan, ‘yaşam biçimi’ halini alır, sistemi belirler! Sistem, ‘sentez’le beslenir, yine günümüzden ve ülkemizden bir örnek vermek gerekirse; tez, Tayyip Erdoğan iken, anit-tez, Kemal Kılıçdaroğlu’dur!. oysa sentez; Abdullah Gül’dür..

..alternatif ‘sentez’, Meral Akşener.. (Çiller sendromu / stockholm sendromu ilişkisi)

..ve her şekilde inanılması zor da olsa gerçekleri söyleyenler, ‘komplo teorisyeni’ yaftalamasıyla; önce halkın gözünde küçük düşürülür.. gazetecilerse işten atılır (sözcü gazetesi ve komedyası değildir kastım) ve her halleriyle etkili iseler; ‘faili meçhul’ cinayetlere, intihar süsü verilerek yok edilir..

”Grey State” (gri devlet) filminin yapımcı ve yönetmeni olan David Crowley’in beş yaşındaki kızı ve eşini öldürerek, ardından intihar ettiği yalanı, bilindik bir amerikan klasiğidir!. abd’de muhalif görüşte olanların bir şekilde ber-taraf edilmesi.. yani ortadan kaldırılması eskiden gelen bir gelenektir.

‘Yeni Dünya Düzeni’ konusunda bir uyarı niteliği taşıyan “Amerika: Özgürlükten Faşizme” isimli belgeselin yönetmeni Aaron Russo’nun 2007 yılında kanserden ölmesi.. (Rockfeller görüşmesinin ardından)..

Nikaragua’daki bazı gruplarla iş-birliği yapan ‘cia’nın uyuşturucu trafiğini yönetmesi ve satış-ağı ilişkisini ortaya çıkaran araştırmacı Gary Webb’in solak olmasına rağmen, sağ eli ile kafasına sıkarak intihar etmesi…

”Yanlış bayrak altında, operasyon” isimli kitabın yazarı Phillip Marshall’ın, kendi çocuklarını ve köpeğini öldürerek intihar ettiği yalanı..

..ve daha onlarca örnek sayılabilir…

Bu muhaliflerin ortak özellikleri ise; 11 Eylül İkiz Kuleler saldırılarının bir düzmece olduğunu savunmaları ve diğer muhalif düşüncelerini, bu fikir üzerine inşa etmeleridir. Oysa bugün doğu halklarına göre bilinç düzeyi çok daha yüksek sanılan batı halklarının çok büyük bir kısmı, bu görüşlere birer komplo teorisi olarak bakmaktadır.. işte benim-bizim ‘yarı aydın’ tabirimiz de burada yerli yerine oturmakta ve olayların anlaşılması ve değerlendirilmesi işinin, tek başına ‘cehalet’le açıklanamayacağının bir kanıtı olarak ortada yek-pare bir biçimde durmaktadır!..

Sizce, şaşalı hayat süren ve gazetelerdeki köşelerinden tez ve anti-tez üzerine fikirlerini yazan milyon dolarlık kalemlerin ‘sentez’ üzerine bir düşünceleri ya da yazıları olabilir mi?. hadi oldu diyelim!. bunları sizlere aktarabilirler mi?. buna en güzel cevabı, yine halk kuramı olan ‘yedikleri kaba işemek’ üzerinden verebiliriz!.  (yapamazlar!) Bugün Türk medyası üç ya da bilemediniz, dört grubun tekelindedir.. tıpkı abd medyasının dört-beş grubun tekelinde olduğu gibi ve yayılmacı politika izleyen tröst medya, evrensel alanda da tekel oluşturmakta; gazete ve televizyon ve hatta internet kanallarıyla dünya halklarının algısını istedikleri gibi yönlendirmektedir.. Irak ve Suriye işgalleri ‘kimyasal silah’ yalan haberleriyle halkların gözünde bu şekilde haklılık kazanmış, Afganistan işgali ise, Usame Bin Ladin hayaleti ve ikiz kuleler saldırısı ile ‘mecbur kalınan bir operasyon’ şeklinde lanse edilmiştir..

..Rusya’nın sessiz kalması; karşılığında Ukrayna’nın bölünmesi!. ve Almanya’nın karşılık vermesi ile Trump’un iktidara gelmesi!.. (Alman darbesi-içeriden darbe)

..karşılığında pkk’nın saf-dışı edilmesi.. Barzani’nin öne çekilmesi.. (İsrail darbesi- lobiler savaşı)

..karşılığında ‘yeni anayasa’ ve ‘başkanlık sistemi’.. ‘suikast’ günlerine dönüş..

Tez NATO!. anti-tez ŞİÖ!. bakalım sentez ne olacak..

Rusya ile dengelerin değişeceği günler yakın!. abd’nin İran politikası; ki Trump’u tepeden inme oraya koyanların, Humeyni operasyonunu yapanlar olduğu aşikâr!. lobiler kendi içinde çatışsa da, ‘ortak hedef’ hiç değişmemekte!. İran üzerinden devreye sokulacak olan NATO operasyonu (moda deyim ‘koalisyon güçleri’) çerçevesi ile, şii-sünni savaşı kapıda..

..Kürt ayrılıkçıların, hem abd ile.. hem de Rusya ile aynı yatağa girmesi belki lezbiyen ilişkiye benzetilebilir; ancak ışıklar söndüğünde İsrail’in devreye girmesi, ”bi-seksüalite’ye işarettir; sonunun nereye varacağı belli olmaz..

..Barzani’nin bayrağını Ankara’da göndere çeken kafanın, abd’yi, ‘ypg’ ile işbirliği yapmakla suçlaması, ne derece inandırıcı.. ya da ‘self control’ kimde!. (irade!)

..ya da ‘bölünme anayasası’ kimin eseri!.

Planlanan son; her zaman, masallardaki gibi mutlu bitmez..

..ya da sindrella, Meral Akşener.. muhafazakar-milliyetçilik!.

..ya da kurbağa prens Abdullah Gül.. ılımlı İslam / protestan İslam!..

Hemen hepsini Baykal’a sormak lazım!. Baykal neden, yine ve yeniden yollara düştü?

..ya da Atatürkçülük ‘elitizm’ tuzağı ile halktan nasıl koparıldı!.

..ya da Türk baharı safsatası, nasıl Barzani baharına dönüştürülecek!.

..ya da NATO ve ŞİÖ bataklığında özgür olunabilir mi!.

 

Cem Yağcıoğlu  04-06-2017  edebiyatgazetesi / Kritik Eşik