Gelinen noktada ya da varılacak son noktada ‘millet’in lehine bir durum olur mu?. sorusunu sormak ve gidişatın demokratik teamüllere uygun ilerleyeceğini ve sonunda demokrasinin kazanacağını söylemek.. düşünmek ya da..

..uzunca bir süredir ‘yeni anayasa’ ve başkanlık sistemi’ ile ilgili yazılarımızı okuyanlar bilir; süreç mi ivme kazandırdı.. ya da kazandıracak; ya da hız kazanması için mi süreç ileriye alındı!. veyahut, kasım seçimlerinden önce yaşanan bir abd iç- çatışması ve yansımaları mıydı?. tüm bu olanlar; zaman elbette açığa çıkaracak pek çok gerçeği..

..ancak şu bir gerçek ki.. ve bugün tam anlamıyla ortaya çıkmıştır ki; 28 Şubat,cemaatin yapılanması açısından (ortadan müdahale) bir mihenk taşı görevi görmüştür!. ve topluma Atatürkçü bir tepki olarak yutturulan bu ‘çıkış’; artık bugün, ayan-beyan ortadadır, ihanetin temellerini atmıştır!.

Süreç ‘akp’yi doğurmuştur!. grift bir ‘İngiliz’ müdahalesi ile (Gül’ün tercih edilmesi) parti ortadan ikiye bölünmüş!. AK Parti ve akp!. planın ters işleyişi, 28 Şubat yapılanmasının kendisini imha etmesi (15 temmuz) ile de, farklı bir ivme ve boyut kazanmıştır…

Erbakan ve ekibinin tasfiyesi, topluma Atatürkçülerin zaferi olarak pompalanırken; ‘içimizdeki ihanet’in nasıl bir örgütlenmeye gittiğini göstermesi bakımından 28 Şubat ve etkileri, sosyolojik açıdan incelenmeli ve kimlerin, ne ad altında.. -sizden sandıklarınızın, sizden olmadığını- anlama bakımından ve hangi isim ve şekilde örgütlendiğini ve neleri hedeflediğini kavrama bakımından… Sorun şu ki; amerikancı Atatürkçülük perspektifi ile amerikancı dincilik perspektifi her daim bir-birini yaratan-besleyen ve çeşitli isim ve görev dağılımları ile peşi-sıra var olan ve yine olmaya devam edecek olan en büyük sorunumuzdur!.

..’fetö’ operasyonu, içimizdeki ihanetin isim değişikliğinden başka bir şey değildir; safralar temizlenirken ‘kemik yapı’, dünden daha sağlam bir şekilde yerli-yerinde durmaktadır.. iktidar ve muhalefet bir-birini ‘feto’culukla suçlarken, her iki.. ya da üç veya dört, mevzide de değişen bir şey yoktur…

Aslında evrensel bazda, laik (seküler) sistem ile dogmatik tüm yapıların çatışması, belli temel prensipler üzerinden planlanmakta; halk kesiminde oluşan hassasiyetler, yine plan sahiplerinin (küresel sermaye) çıkarları doğrultusunda yönlendirilmektedir. Son bir hafta içerisinde sırasıyla; Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti, İran’da reform yanlısı adayın kazanması ve İngiltere’nin Manchester kentinde 22 kişinin öldüğü terör saldırısı örneği ve bağlantılarında olduğu gibi.. (anlam ve mana; İngiltere’nin İran politikası ve karşılığında İsrail’in güvenliği meselesi…)

..daha ilerisi; Suudi Arabistan, İsrail, Türkiye cephesini genişletme çabaları.. Sünni pakt ve İran çatışması planları!. Trump’ın tercih edilme sebebi ve bizdeki ‘başkanlık’ komedyasını bir-birine bağlayan ‘görünmez idea’!. düşünce budur!. mezhep savaşları…

Tek bir abd yanılgısına düşmek!. düşürülmek; şimdiki süreç ve geçmişten geleceğe uzanan süreç ve süreçler açısından önümüze konan en büyük tuzaktır!. oysa abd’de tüm ülkeler adına ve o ülkelerde hakim olan düşünceler adına fon ve görev dağılımı yapan çeşitli kuruluşlar -lobiler- mevcuttur ve olmaya da devam edecektir.. bunlar çoğu zaman bir-birleri ile çatışır ve bir-birlerini ele verirler!. (ihbar ederler-15 temmuz gerçeği)

..’feto’ dedikleri bu yapı da, bunlardan sadece biridir ve bugün bizim sormamız gereken soru şudur; bu temizliği yapanlar kimdir?. geçmişten bugüne ve yarına cevap ortadadır aslında.. tüm karşı çıkışlara rağmen askeriyenin çürümüş ve kokuşmuş yapısını yaklaşık -kendi adıma söyleyeyim- beş-altı yıldır yazıyorum; ve çok da eleştiri aldım.. holding yöneticisi olan emekli paşalardan tutun da.. ‘kozmik odayı’ bu ihanet şebekelerine açan Genelkurmay Başkanlarına değin hepsini yazdık.. (ama onlar, şimdi Atatürkçü!)

..işte bu da, bizim ve tüm dünya ülkelerinin başına bela olan ‘yarı aydın sorunsalı’dır!. (Ukrayna ve diğer bahar hareketlerinin mimarları- kendi ülkelerinin sonunu getiren ‘yarı aydın’ modeli!. şayet engel olunmaz-olunamazsa, insanlığın sonunu da bu ‘model’in.. yani adına x-y-z gibi sıfatlar yakıştırılan ve sorgusuz bu sıfatları taşımaktan imtina etmeyen ‘kuşak’lar getirecektir!. hem de bilim adına, hem de çağdaşlık ve ‘medeniyet’ ve ihtiyaç ve gerekliliği adına!)

‘Yarı aydın’ dediğimiz sözde eğitimli kesimin, yine ‘yarı cahil’ dediğimiz diğer kesimden farkı ve değerlendirilmesi, durum analizi bakımından şarttır!. yine yerel bazda bir örnekle açmak gerekirse; ‘feto’ yapılanması ve deşifresi ve 15 Temmuz planlaması üzerinden gidecek olursak; tarihte bu ve benzeri ve toplumda infial uyandıran olaylar olmuştur.. olacaktır; çünkü bu ve benzeri yüksek tansiyon içeren olaylar ‘değişim’in habercisidir!. toplumlar değişimlere kolay ikna olmazlar, sıradan olaylar kamuoyunu yek-vücut yapmaz.. ne olup bittiği.. kimlerin, ne denli işin içinde olduğu.. toplumda hayret ve paralelinde öfke ve nefret uyandıran girift ilişkilerin yer aldığı.. açıkçası, ne olup bittiğini kimsenin çok fazla anlamadığı, anlamaya gayret etmediği olaylar silsilesi ve ardından gelen ‘değişim’!..

..her şey o kadar inandırıcıdır ki; ‘yarı aydın’ ve ‘yarı cahil’ hemen ikna olur!. ama psikolojik etkiye kapalı ‘aydın’ ve yine psikolojik etkiye dahi uğramayacak kadar konudan uzak ‘cahil’, bu operasyonlara ikna olmaz!. uğramaz..

Türkiye yeni bir sürece girmiştir ve bu sürecin her anı ve dakikası büyük sürprizlere gebedir!.

‘feto’ ve hareketinin tüm bilinmeyenlerini ve tehlikelerini yazarken, bunun aslında bir abd gizli örgütlenmesi olduğunu da ekledik, çoğu defalar.. (dünyanın her yerinden cemaat önderleri abd’yi mesken tutar.. hepsinin de bahanesi ‘tedavi süreci’dir!) yani, feto ve teşkilatının devre dışı bırakılması tehlikenin geçmiş olacağı manasına gelmez!.

..devre dışı kalanlar bellidir!. asıl soru; ‘devre dışı bırakanların’ kim olduğudur!. fotoğraflar ve geçmişte sarf edilen sözler yalan söylemez!. DEĞİŞİM; bir maske ise; değişen bir şeyin olmadığı ‘gerçek’tir!.

..gerçek o denli ortada ve çıplaktır ki; hiç bir maske, maskenin ardından bakan gözlerin niyetini, ört-bas edemez!.

Tüm bunların toplamından yola çıkacak olursak, adına ‘İslami terör’ denen.. daha doğrusu halklara bu şekilde lanse edilen uluslararası terör eylemlerinin ‘AB’ ülkelerine sıçramış olması, yine ‘AB’nin ve NATO’nun tartışmalı geleceği üzerine kurulan polemikler, Rusya ‘anti-tez’inin yine ve yeniden piyasaya salınmış olması ve peşi-sıra Orta-Asya ve bilhassa ‘Kuzey Kore’ merkezli bir oldu-bitti hazırlığının gündemde çokça yer bulması, Trump’ın seçilmesi, Türkiye’nin ‘başkanlık’ rejimi ile sınanması, İran’ın dengede tutulması.. ve daha pek çok detay ilişkiler ağının karşılıklı sınanması ve karşılıklı, ‘terör’ üzerinden verilen göz-dağlarının!. görünürde çok da etkili olmuyor, ya da istenilen sonucu kısa vadede sağlamıyor olması, uluslararası siyasetin bir ‘tıkanma’ noktasına geldiğinin işaretidir!. zira, İngiltere’de, kurbanlarının çoğunluğunu çocukların oluşturduğu terör eylemi de, bu tıkanmışlığın ayrıca bir göstergesi olsa gerek!.

..işte bu tıkanmışlığın çözümü de, tüm dünyayı sarsacak olan, büyük bir suikasttır!. bu konuda bir tahminde bulunmak elbette doğru bir yaklaşım olmayacaktır; ancak, olayların geldiği tıkanma noktası ve her ne kadar hedef birliği içinde olsalar da; yine kendi içlerinde fraksiyon ve lobilere ayrılmış olan ‘üst akıl’ sahipleri ve hizmetkarları arasındaki yol ve yöntem farklılıkları, büyük bir iç-hesaplaşmayı da beraberinde getirecektir!. Afganistan işgali, Ukrayna’nın bölünmesi, pkk’nın devre dışı kalması, ‘Barzani’nin hem Irak’a, hem de Ankara’ya bayrak çekmesi ve elbette ‘hdp’nin ‘hayır’cılar safında yer alması ve aynı zamanda, ypg-pyd gibi pkk türevlerinin abd silahlı gücü gibi hareket kabiliyeti kazanmış olmaları.. hemen hepsi, ilişkiler ve hamleler bakımından halkların kafasını karıştırmış olsa da; dünya çapında bir abd iç-savaşına tanık olduğumuz gerçeğini değiştirmez!. Trump’ın sürpriz bir şekilde seçilmiş olması ve Almanya-Türkiye çatışmaları, bu bakımdan önemlidir ve pek çok ayrıntıyı da içinde barındırmaktadır!. (lobiler savaşı)

..işte bu karmaşa içinde; sadece ve sadece çocukları hedef alan küresel terör ve baronlarının, tek bir çıkış noktası kalmıştır; o da, tüm dünyada ses getirecek olan, ‘büyük suikast’tır!. bu suikast, ‘AB’ merkezli, Orta-Doğu’, ya da abd merkezli olabilir.

..araya giriyorum..

..(kendi yazımdan bir alıntı) ”Kısacası bitkilerde ‘domates’e yaptıklarını.. ‘çilek’e yaptıklarını.. insana yapmak için gün sayıyorlar!. bir yanda ‘mülayim’ her şeye ‘eyvallah’ diyen bir halk.. diğer yanda ‘pitbull’ insan modeli!. (işid örneği, basit ve insancıl kalır!)..  ..stadyumlara ‘arena’ demeleri ondandır!.” tabi benim-bizim ‘arena’ çıkışımızla, Erdoğan’ın ‘arena’ çıkışı bir-birinden çok farklı anlamlar taşımakta.. tıpkı niyetimizin, amacımızın.. ve önceliğimizin farklı olması gibi!. zaten tarih olarak da önce söylemişiz!.. tarihle sabittir!..

..tıpkı, ”Uzay boşluğuna tüm dillerde ‘merhaba’ mesajı yolluyorlar.. ‘barış’ mesajı veriyorlar akıllarınca.. ve bu ‘mesaj’ milyarlarca yıl boyunca uzay boşluğunda yol alacak.. Peki soruyorum şimdi.. ‘ya işgalci ya da daha vahim ve de bizden çok daha gelişmiş bir türün eline geçerse bu mesaj ne olacak!’ Bu akıllılar, bu ‘mesaj’ın yaratacağı olumsuz koşulları düşünememiş olabilirler mi! -muhtemelen..” (26 Nisan 2014) dediğimiz gibi..

..tıpkı Stephen Hawking’in, ”Uzaylıların Dünya ile iletişim kurması halinde onların mesajına cevap vermek konusunda insanların “ihtiyatlı” davranması gerektiğini söyledi. Hawking, “Gelişmiş bir uygarlıkla karşılamamız halinde Kristof Kolomb ile karşılaşan Kızılderililerin durumuna düşebiliriz. Biliyorsunuz o işin sonu iyi olmamıştı” (2016) dediği gibi.. Burada niyet ve amaç birlikteliğimiz denktir..

Bu araya girişimden çıkan diğer bir sonuç ise; işgalci ve insanlık düşmanı bir adamın (Kristof Kolomb), tüm dünya halklarına ‘büyük kaşif’ olarak tanıtılmış-tanıtılıyor olması garabetidir!. 2012’de aynen şöyle yazmışız ”EV’in Yolu” isimli yazımızda, ” Kristof Kolomb; nâm-ı diğer işgalci; gerçekten katolik bir hristiyan mıydı? Yoksa Tevrat’ı ezbere bilen ve tek amacı ‘’Süleyman’ın mabedi’’ni yeniden inşâ etmek olan bir mason muydu?”.. 

Bu kadar ara yeter sanırım..

Ez-cümle; küresel terörün paralelinde, irili-ufaklı suikastlar döneminin başlayacağı açık ve nettir!. kuş gribi, domuz gribi derken ara uzadı.. yeni bir çeşide hazırlıklı olun derim.. ihtiyaç hasıl oldu!.

..’yarı aydın’.. ”haydi aşıya”…

..sigaraya hayır!. uyuşturucuya evet günleri yakın!. hem de ‘isteye, isteye’.. hem de ‘doktor’ tavsiyesiyle!..

..’yarı aydın’ ikna olmaya hazır!. en kolay yöntem ”kamu spotu”!.

..’uyarıcıya’ HAYIR!. ‘uyuşturucuya’ EVET!. günleri yakın!.

 

Cem Yağcıoğlu  28-05-2017  edebiyatgazetesi / kritik eşik

NOT: sigara sağlığa zararlıdır, kimseye tavsiye edilmez.. ama ‘sigara yasağı’nın arkasında yatan büyük ‘tezgâh’ın da görülmesi dileği ile.. sağlıkla..