”Atatürk düşmanlarıyla yürümem”!.

..ben de…

Siz olsanız yürür müsünüz?.

..ben-biz hayatım-ız boyunca yürümedik.. yürüyemez miydik?. elbette yürürdük; ve bulunduğumuz yer çok farklı olabilirdi!. (bkn: Eren Erdem)

ve kimse ‘O yazarın kitabı dağıtılmayacak!” demezdi!.

Siz akp iktidar olduğundan bu yana ‘muhalefet’ adı altında sergilenen -bugün için ‘adalet yürüyüşü’ tüm tavır ve etkinliklerden bir sonuç çıktığını gördünüz mü? akp’nin söyleyip de yapmadığı.. ya da yapamadığı bir ‘icraat’ oldu mu?

..çoğunuz hatırlamaz bilirim; ne demişti Uğur Dündar ‘Kılıçdaroğlu’na piyasa yapmak için art-arda ‘Melih Gökçek’ ile düelloya çıkarttığında -arena-.. hatırlatayım; mealen, ”seçim kaybederse kendiliğinden istifa edecek bir adam! batılı tipte bir siyasetçi”..

..28 Şubatçı Çevik Bir için de.. yine mealen ‘cumhurbaşkanı’ olacak adam’ demedi mi!. top direkten döndü, sonraki gol oldu!..

..bana batılı tipten ziyade, benzetildiği üzere (muhtemelen bu benzerlikten hareketle- Gandi- aldığı akılla) yürüyüşe geçen bir adam!. sakin duruşu, ‘tayyip’in öfkesi’nden bunalanlar için bir umut; ama kendisine karşı gelişen parti içi muhalefetteki tavırları tayyip’ten farklı değil!.

Evet bugün chp (ychp) ileri derecede kozmopolit bir parti durumundadır!. içlerinde elbette ‘Atatürkçü’ diye tanımlayabileceğimiz milletvekilleri vardır; ancak ‘dürüst adam’ Ecevit klasiği ile uzunca bir süre idare eden chp, şimdilerde ise, ‘sakin adam’ Kılıçdaroğlu üzerinden yol almaktadır.. aynı zamanda dürüst..

..oysa tarihi ‘öfke’ belirler!.

Meclisten dışarı çıkarak; İhanetsuda yüzen yılan gibidir, su bulanmaz; ama güvende değilsinizdir! 

Ancak ‘öfke’ ile (haklı öfke) densizliği bir birinden ayıramayanlar; hayatlarının her döneminde ‘sükunet’ ararlar!.

..oysa ‘sükunet’ daim olsaydı, hayat olmazdı!. devinim, hayatın temel taşıdır!. çarpışma olmadan (atomlar çarpışmadan).. kısacası, ‘hareket’ olmadan hiç bir şey olmazdı!. tanrı fikri bile.. diyalektik gereği, ateizm de olmazdı..

..düşünsenize sekiz milyar ‘sakin adam’.. çok sıkıcı…

Siyasetçilerin dürüst ve anlayışlı olmaları, zaten olması gereken.. yani esas olandır; ancak onların çok başka özelliklerinin de olması gerekir; sebep-sonuç ilişkilerini kurmaları gibi.. strateji gibi.. ön-görü gibi..

..şayet bir ülkede iktidar sahipleri, neredeyse bir ‘dikta rejim’ kurma aşamasına gelmişse; süreç içerisinde ‘muhalefet’ kanadının da sorumluluğu büyüktür!. dünyanın hiç bir yerinde ‘büyük kalabalıklar’ın mevzunun derinliği ile ilgili fikri ve bilgisi yoktur; onlar, kim kimin karşısında.. ya da kim kiminle, ona bakarlar!. hoşlandıkları bir ‘söz’ duymaları kafidir!.

..en büyük Türk, Atatürk.. (tamam bu Atatürkçü)

..patlat bir ‘rabia’.. (bu da saygıdeğer Müslüman)

İnsan kalabalıkları her zaman resme bakarlar; ancak resmi yapan ressamı.. ya da resmin konusunu merak etmezler; çünkü, merak ederlerse ‘sorgular’.. sorgularlarsa, ‘güvendikleri dağlara, kar yağar’.. karşılarına gerçeğin fotoğrafı çıkar..

..oysa ‘büyük kalabalık’ları bir arada tutan en temel dürtü ‘yalan’dır. gerçek dağılmalarına yol açar!.. bu sebepten bugünden bir örnek vermek gerekirse..

..birisine ‘yıllardan beri Atatürk’le aldatılıyorsun’ dersen.. güler geçer!. çünkü hak verdiği zaman, elinden oyuncağı alınan çocuğa dönecektir.. kalabalıktan ayrılmak işine gelmeyecektir..

..diğerine de, ‘yıllardan beri Allah-Kitap’ diye uyutuluyorsun’.. sonuç değişmez..

Aslında tüm dünyada iki düşünce en başından beri savaş halindedir; ‘materyalist felsefe’.. ve karşılığında ‘idealist felsefe’!. Marks.. ya da Engels işin içine dahil olmadan önce, Heraklitos vardı ve onun meşhur ‘logos’u!. (dünyada karşıtlıklar vardır, karşıtlıklar doğadaki her şeyin oluşumunu sağlamaktadır. Ateş başlangıçtır).. karşıtlıklar, benim yukarıda bahsettiğim ‘hareket’ ile ilgilidir; yani hareket ve zaman ilişkisi ve yer çekimi.. türleri ve ebatları belirler.. (yaşam şekli ve biçimi)..

..daha anlaşılır olması bakımından (sen anladın biliyorum, diğerlerine..) mevzu ‘ruh’ ve ‘madde’ üzerine gidip gelmektedir!. ilk andan bu yana, maddenin kendi hareketi ya da ‘öz’ (ruh) temel düşüncesi ve toplumların bu iki temel düşünceden hareketle ikiye bölünmesi; ki zaten döngünün temeli de yine ikili sisteme dayanmaktadır.. (kadın-erkek, büyük-küçük, uzak-yakın..)

Yine Türkiye’den örnek verecek olursak; farkında veya değil, materyalist düşüncenin simgesi Atatürk!. idealist düşüncenin simgesi ‘din’dir!. bu gerçekte böyle midir?. elbette değil; ancak farkında olarak ya da olmayarak mevzuya dahil olanların (büyük kalabalıkların) içine düştüğü-düşürüldüğü handikap.. tam da budur. Bu aslında; bugün için, ‘modern düşünce’ ve karşılığında ‘muhafazakar düşünce’ diye de tarif edilebilir!. ancak her modern düşünen Atatürkçü müdür?.. ya da her muhafazakar, sanıldığı üzere iyi bir dindar mıdır? soruları, yine kendi içlerinde başka soru ve cevapları da barındırmaktadır!. işte Heraklitos’un ‘logos’u, tam da bu duruma işaret etmektedir.. devinim süreklidir!. (‘muhafazakar’ın kelime anlamı ile, kullanıldığı mana farklıdır..)

..aslında kişi; ‘dindar’ olmadan da, ‘muhafazakar’ olabilir; ancak bu çok kabul gören bir önerme olmayacaktır elbette!.. yine de notumuzu düşmüş olalım.. (karanlık bilime -gdo-gmo, cinsel sömürü ve cinselliğin tabulaştırılmasına verilen tepkiler de tutuculuk, yani muhafazakarlıktır!. tanrı fikri olmayanların ‘free style’ olduğu doğru değildir; çünkü tanrı fikri olmayanların, olmazsa olmazı ‘doğanın dengesi’ ve ona yapılan müdahalelere karşı çıkmaktır.. ama fıkrada olduğu gibi ‘denge’yi, ‘yenge’ye bağlayanların ‘ateist’ kesildiği, ‘Babil günleri’ yaşamaktayız).. ancak Babil’in Kapısı, ne materyalistlerin.. ne de idealistlerin tek başına açıklayabileceği-açabileceği bir ‘giriş’ değildir!. (çünkü, madde ve anti-madde gerçektir ve cevapları içinde barındırmaktadır!. son otuz yıldaki ‘fütursuz ilerleme’, buna en büyük kanıttır!.

..daha önce de söylediğim gibi (not düşmek babında) düşünce sistemi.. boyutu da diyebilirsiniz, çember gibidir.. iki boyutlu yani; bu sebepten tanrı fikrinin kabulü ile, tanrı fikrinin reddi, başlangıç ve bitiş noktaları itibariyle bir-birinin içine geçmiş sarmalları ifade eder, birleşir ve uzaklaşırlar.. yine birleşir ve yine uzaklaşırlar; yukarıda bahsettiğimiz ‘devinim’ ile ilgili..

..her şey kendi zıttını yaratır ve ikili sarmal düşünce harekete yol açar.. hareket ise yaşamı başlatır!.. (tanrı-şeytan idealizmi)

..ya da, karanlık-aydınlık.. iyi-kötü.. ya da ‘Cern Deneyi’ni iyi okumak ve derinliğinde yatanın, ‘materyalist felsefe mi!. yoksa bildiğiniz ‘kült idealizm’ mi olduğuna kanaat getirmek.. (melekler ve şeytanlar diyalektiği)..

‘tanrı şiva’ girişi..

Ne demişti, ünlü Türk düşünürü Demirel; ‘yürümekle yollar aşınmaz!’.

..bir Liverpool klasiği; ”You Will Never Walk Alone” (asla yalnız yürümeyeceksin)..

..ama aslında onu, Elvis Presley söylemişti..

..ama kiminle yürüdüğün önemli..

Hatırlayın; Yunanistan seçimlerini ‘sol’ kazandığı zaman, Türkiye’deki medyanın zafer çığlıklarını.. sol kazandığında ‘kapitalist sistem’in banka ve sigorta firmalarından sonra gelen medya sektörünün bayram ilan etmesi ne derece doğru!.. ya da sizce bu, ne derece inandırıcı!. Buradan iki sonuca ulaşılır; ya medya kapitalist değil!. ya da ‘sol’, bildiğiniz sol değil!.

..medyanın kapitalist olmaması mümkün olamayacağına göre; buradan da şuraya varılır, ‘devşirilmiş sol’, liberaller için ütülü gömlek kıvamındadır!. ‘sosyal sorumluluk’, kılıfı… (kravatı)

..bir olayın.. kişinin.. sistemin.. ya da aklınıza gelen ne ise; nereye yürüdüğü, ya da nerede yürüdüğü değil!. kiminle yürüdüğüdür esas olan; çünkü kişiler ve temsil ettikleri düşünce..

..bazılarınca ütülü gömlek kıvamında olsa.. görülse de.. bazıları ütü izlerini fark edebilir!.

İşte burada da, ‘büyük kalabalık’ların; o bazılarını, ‘yalnızlaştırdığı’ görülür!. neden?.

..çok basit; gerçekle yüzleşmek istemezler.. çünkü gerçek, inanılması en zor seçenektir!..

Modern toplumlar, (kendi iddiaları) linç girişimlerini böyle yaparlar!.

..’modern linç’, içinde naiflik barındırır; ancak, ‘büyük kalabalıklar’ içinde ‘değer’ barındırmazlar!.

Değersiz olan ne varsa, koyacak yer bulamazlar.. kötü olduklarından değil!. ‘balık hafızalı’ olduklarından.. çabuk unuturlar!.

..abd halkı da.. Türk halkı da.. İran halkı da.. Endonezya halkı da.. varsa, Mars ahalisi de…

..düşünsenize, sekiz milyar ‘düşünen adam’.. cep telefonlarınızı, kahvelerinizi, arabalarınızı kim yapacak!.

Kuaför-kadın ilişkisi, güzelliği belirler.. kuaförlerin olmadığını düşünsenize.. muhtemelen medeniyetimiz olmazdı; çünkü üreme olmazdı!.. (yeni dünya düzencilerine kopya mı verdik ne..)..

..şaka tabi.. çirkin kadın yoktur, bulunduğu civarda, kuaför olmayan kadın vardır…

Hava aydınlandı ben biraz yürüyeyim.. bakalım döndüğümde ne gibi değişiklikler olacak..

..olmazsa yarın da yürürüm… daha olmadı, koşacağım…

.. ve ben de; asla, Atatürk düşmanlarıyla yürümeyeceğim..

 

Cem Yağcıoğlu  edebiyatgazetesi / kritik eşik  09-07-2017

(free style kullanılması ironi gereğidir.. daha bilgili görünmek manasında..)