‘Dinler’, insanların ‘ölüm fikri’ne katlanması için gerekli felsefeyi içinde barındırır; bu sebepten insanların büyük çoğunluğu bize anlatılan tarihin çok daha öncesinden bu yana, hep bir şeylere inanma-tapınma ve bu yolla ‘aslında yok olmayacaklarına dair’ bir kanıt!. ya da, daha insani bir deyişle bir ‘iz’.. bir ipucu’ peşindedir. Aksi halde, öleceğini bile-bile yaşamak çekilmez bir hal alırdı; düşünsenize, milyarlarla ifade edilen zaman birimlerinde 70-80.. bilemediniz, halk tabiri ile en kabadayı 100 yıl yaşıyor ve yok oluyorsunuz!.

Bugün insanoğlunun ne kadar geri ve ilkel bir uygarlık.. ya da yaşam biçimi olduğunu algılamak veya görmek-hissetmek için, ‘kasyopya günlükleri’ni okumanıza gerek yok; yaşadığımız çağ gereği her türlü bilgiye çok çabuk erişim sağlayan ve elbette temel bilgi birikimi olmadan ‘etkileşime’ giren kişilerin oluşturduğu ‘alternatif kalabalık’  azımsanmayacak derecede hızla çoğalmaktadır. Daha bilgili ve fazlasına aç olan bu güruh, bilindik dinlerin aksine; yine farkında olmayarak ‘idealist düşünce’ içinde dolaştıklarından habersizdir; bilinen ‘tanrı’ fikri ve tarifini yeterli bulmayan ve arayışlarını daha kült mecralarda sürdüren bu kalabalık, ‘boyutlar arası’ iletişimler aracılığıyla; (iddiaları odur) aslında tam da ilk ve ilkel tanrı inancının başlangıcında olduklarından habersizdir!.

..yani çok modern ve ilerici gibi görünür; ve ancak küçümsedikleri ‘inanç boyutu’nun doğduğu eksende, yine ve yeni baştan başladıklarından habersizdirler!. oysa pagan dinlerin temeli (daha anlaşılır olması bakımından ‘büyücülük’) yine bu ‘boyutlar arası iletişim’e dayanmaktaydı..

..orta-doğu savaşlarının temeli de, yine bu inanış ve arayışa dayanmaktadır!.. (bir şeyleri arıyorlar!)

..aslında nereden bakarsanız bakın; tüm dinlerin temeli, yine farklı boyutlardan gelen.. ya da geldiği iddia edilen mesajların toplamıdır.

Bugün orta-çağda kaldığı düşünülen ‘skolastik düşünce’nin (İnanç ve bilgiyi, özellikle Aristo’nun bilimsel sistemini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi) karanlık yüzünü gizleyerek, halen daha egemen olduğunu düşünecek olursak; ki bu, bakma ile görme arasındaki fark gibidir; kimine göre imkansız.. kimine göre de, başından beri hiç değişmemiştir!.

Bugün ilerici bir düşünce olarak; ‘bizi, bizden daha ileri bir uygarlık yarattı’ fikri ile bilinen manada ‘tanrı’ fikri, özünde hiç bir çelişki barındırmamaktadır!. sadece ‘başka bir uygarlık’ fikri daha havalı durmaktadır o kadar.. ya da savunan kişiyi diğerlerinden daha bilgili göstermektedir!. peki gerçekte olan nedir?. Bilmiyoruz!.

..bunu söylemek, başından beri zoruna gitmiştir ‘insanoğlu’nun!.

..oysa ‘bilmiyorum’ demek, kişinin bilgisiz olduğu manasına gelmez!.

‘Kasyopya günlükleri’ ve benzeri mesajlarda anlatılanların hepsi, zaten ‘kutsal kitap’ denilen metinlerde var; sırf ‘ortalama insan’ öznesinden ayrılmak ve ‘bakın ben farklıyım, ne kadar da bilgiliyim’ demek ve.. kulağı tersten göstermek!.

..kiminle iletişim halindesiniz, diye sorsak; ‘falanca galaksiden, bilmem kaçıncı boyuttan, bilmem kim!’!.

Tanrı fikrinin temeli bu zaten, ‘ilahi mesaj’!. seni diğerlerinden ayıran şey, ne o zaman!.

Bir şeyin gerçekliği ile; o şeyin gerçekte ne olduğu.. ya da neyi temsil ettiği ve karşılığında neyi amaçladığı, ‘bilgi’den önce gelir!. tekrar-tekrar aynı çarkı çeviriyor olmak!. seni diğerlerinden ayırmaz.. eğer amaç ‘gerçeği arayış’ ise; bu düzlemdeki ‘gerçek’, yine peygamber denen (uzak-doğu dinleri de dahil) kişilerin hayat hikayelerinde mevcuttur!. boyutlar arası iletişim!.

..kaynağınızın aynı olmadığını nasıl ispatlayabilirsiniz?. (hani bilindik tanrı fikrine karşı çıkıyorsunuz ya.. o bakımdan)

Bu yazıyı niye yazıyorum? yakın bir zaman önce karşılaştığım eski bir arkadaşımın, ‘kasyopya günlükleri’ni okudun mu? okumalısın’ demesi üzerine; ”sakin ol, eski hikaye o’ diye karşılık vermemle ilgili..

Bir dönem Dr. Bedri Ruhselman ekolü ile etkileşime girmiş ve bu konuda kafa patlatmış biri olarak, arkadaşımın heyecanını anlamış, iki saate yakın bir uğraş sonucu sakinleştirebilmiştim..

Ruhselman, ”İlahi nizam ve kainat” isimli eseri ile ilgili şu sözleri sarf etmiştir; ”Bu eser benim değil, yukarının eseridir.” işte ‘kasyopya günlükleri’ denen ‘mesaj alış-veriş’lerinin de temeli, bu düşünceden çok farklı değildir.. yani bir nevi ‘peygamberlik ritüeli’!. ve tarihler boyunca örnekleri çoktur; ve hatta bazıları bugün ‘din’ olarak yaşamaktadır!..

..yani diyeceğim o ki; kaynağı belli olmayan ‘bilgi akışı’, elbette bizim gibi -bu fikrim sabittir- ilkel varlıkların algı kapasitesinin çok üzerinde olabilir; ki kuvvetle muhtemel olan budur!. ancak bu ‘bilgi akışı’ndan daha ziyade, ‘bilginin kaynağı’nın neyi amaçladığı, asıl üzerinde durulması gerekendir.. yoksa bizde, ‘cin çıkarma’.. diğerlerinde de ‘şeytan çıkarma’ ayinlerinin temeline indiğinizde, yine farklı boyut varlıklarından bahsedildiğini bilirsiniz.. kaldi ki kendilerini ‘Müslüman’.. ya da Hristiyan diye tanımlayanların pek çoğu bile, bu ritüellere inanmazken..

..ki aslında bahsedilen varlıklar; yine modern dünya tanımı ile, boyutlar-arası varlıklardır; ancak bu şekilde bir iletişim halinde sanki bam-başka bir düşünce.. ya da diğerlerinden daha modern bir anlayış şeklinde pazarlanmaktadır.. varlık.. ya da yokluk tartışması, elbette konumuzun dışında, ancak ortak olan ‘bilgi’ ve bilginin kaynağı’; söz konusu olunca, ortaya çıkan manzara; peygamberler çağından çok farklı değildir.. ‘Ruhselman’, soyadı bile; aslında kaynağın merkezini işaret etmesi bakımından çok şey ifade etmektedir.. ‘kasyopya günlükleri’ için de, bu geçerlidir!. benzeri yüzlerce iletişim için de..

..evrimcilerle, tekamülcülerin kıran kırana savaşıyor olması aslında çok komik bir durum!. ya da dünyanın yuvarlak olduğu fikri ile düz olduğu fikri savunucularının, temelde neyi ispata çalıştıkları.. ya da ay doğal bir uydu mu.. yoksa birileri tarafından mı oraya kondu fikrinin, her iki şekilde de ‘tanrı’ fikri ile birleştiği gerçeği!. tek fark; bilinen dinlerdeki tekil tanrı fikri ile, diğerlerinde yer alan çoğul tanrı!. tanrılar fikri birlikteliğinin.. ki aslında kutsal kitaplarda yer alan tekil-çoğul tartışmasının temelinde yatan da bu ayrımın; aslında diğerleri ile birleşiyor (eşleşiyor) olduğudur!.

..aynı arkadaşımın ifadesi ile; ”aga bizi birileri yapmış”.. ki bu arkadaşım, koyu ateist!. ancak ‘tanrı’yı tarif ettiğinden habersiz!. hani ben daha yumuşatılmış halimle (agnostik diyelim), o derece sabit değilim!. zaten dinlerin de, anlattığı bu değil mi?.

..yaratılma!.

Şunu demek istiyorum; aslında herkesin bir ‘tanrı’ inancı var.. ancak biraz daha okuyan, biraz daha bilgiye hakim ve yakın olanlar.. açık olanlar diyelim; daha bir alengirli yollarla kendilerini ifade ediyor, hepsi bu!.

..biri ölünce, cennet hayalleri kuruyor..

..biri, başka bir boyut!. (paralel evrenler ve kelebek etkisi)

..diğeri, enerji olacağı ve zamanda yolculuk yapacağı fikrinde..

Kısacası kimsenin bir b. bildiği yok!. katrilyon GB bilgi denizi olan evreni; toplasanız, 2 GB olan kapasitemizle ancak bu kadar çözebiliyoruz.. bu sebepten herkes bir şeylere inanmak zorunda..

..sadece, ‘mesaj’ın nereden geldiğine dikkat etmeli!. bazen ‘ilginç’ olan, sıradan olandan daha tehlikeli olabilir!.

..bizim fizik kurallarımızın işlemediği yerden gelen bir ‘mesaj’, ayaklarınızı yerden kesebilir!. uçuyorum sanırken, yere çakılabilirsiniz!. aman dikkat!.. Mevzu bu kadar basit değil..

Dünya ölçeğinde bir karıncanın evreni algılayış biçimi ile bizim algılayış biçimimiz arasında devasa bir fark var elbette; ancak, bir başka boyuttan baktığınızda (nasıl olacaksa) o fark.. belki de hissedilemeyecek derecede küçük olabilir.. bunu kafaya takıp komplekse girmeye gerek yok!.   belki ilkeliz, ama özgürüz!.

..şimdi o özgürlüğümüzü elimizden alma peşindeler; hem de bilimsel ilerleme adı altında!. başta da dediğim gibi, ‘skolastik düşünce’ hiç yok olmadı, sadece gizlendi!.

..boyut dedikleri bir ‘kapı’dır; kim o, demeden açılmamalı!. içeri kimin gireceği belli olmaz!.

 

 

Cem Yağcıoğlu  23-07-2017  edebiyatgazetesi/ kritik eşik