Bazı durumlar vardır, tarife hacet yoktur.. yani görünenin dışında açıklama yapmaya, analiz etmeye, ya da önünü arkasını açık edip, bilgi ustalığına soyunmaya gerek yoktur!.

..bikinili namaz, haberi.. Kuran’ın üzerine basılıyormuş imajı yüklenmiş.. ama anlaşılmış, haberi.. Maçka’da 15 yaşındaki bir çocuğun terör örgütünce öldürülmüş olması.. sufi sakallı polis, haberi.. ve son olarak otobüsü durdurup namaz kılan şoför, haberi..

..İzmir’de taciz edildikleri iddiası ile polise başvuran kadınlara, “Size bu kılıkla az bile yapmışlar. Halinize bakın” denmesi, haberi.. ve üzerine dayak yemeleri..

..Beşiktaş ve Konyaspor arasında oynanan maçta meydana gelen olaylar ve haberi..

Hepsi gerçek!. sanki birer ‘sosyal medya deneyi’ havasında..”deja vu” (28 Şubat).. hepsinin gerçek olması, ‘gündem’i gerçek yapmaz; hatta gündemi yapanları bile yanıltan bir yanı var!. gibi..

..ışığa ilerleyen tüneldeki adam gibi.. hızlı tren ezdi geçti haberi, neden sonra yapılacak!. gibi..

..mahkumlar için düşünülen tek tip elbiseler.. arananlara konan para ödülleri.. yanlışlıkla ölenlerin dahi ‘şehit’ ilan ediliyor olması, kırk bin kişi ölürken tek bir dizi yapılmazken, 15 Temmuz sonrası başlayan ‘kahraman asker’ dizi ve filmleri.. Birilerinin yeni bir senaryo ile işe koyulduğu açık; fazla ‘Amerika’ kokan bir hava hakim.. ve herkes bir şeylerin kafasında, kendince hepsi haklı; ama memleket yangın yeri..

..mehter marşı mı?. izmir marşı mı!. amip tarzı bir bölünme şekli!. bölünerek çoğaldıklarını zanneden ”marshmallow” kılıklı pıtırcık ‘dava insanları’!.

Gül’e adını sormuşlar.. ”kokla beni” demiş.. dikeninden bahsetmemiş!..

..’pkk’ ile savaşılıyor görüntüsü ardına saklanan, ‘barzani’nin yükşelişi ve Irak’ın kuzeyi ile gittikçe artan sermaye ilişkileri.. ve çok yakında ‘bizim Ordumuzun’ açtığı koridorlarda yükselecek olan yeni gökdelenler ve sermaye ve Suriye ilişkisi!. ve içimizdeki Suriyeliler…

..ve Ermeni tehciri ile dönem Almanya’sı arasındaki ilişki.. ve günümüz Almanya’sı ile Güneydoğu’da yaşanan katliamların ‘mit’sel ilintisi..

..hemen hemen tüm yanları ve örgütleri ile abd-ab uşaklığı yapmakta beis görmeyen ‘kürt ayrılıkçılığı’.. ve bazı arsızların halen daha bu kontrgerilla (NATO) hareketlerini ‘gerilla’ hareketi saymaları.. ve ardında yatan ‘büyük ermenistan projesi’ kapsamı ve Trabzon ilişkisi.. (tikko kaşıntısı)

..yeni devlet kuruyoruz, diyenlerin.. hangi deliğe çomak soktuğundan habersiz ‘piyon’ durumları..

..”eskiden daha çok yazardınız gündemi, şimdi hiç alakasız şeyler yazıyorsunuz!” sorusu.. bunları mı yazalım yani!. cevabı..

..tipik bir ‘amerikan aklı’ oyunları bunlar, şimdi bunları yazmak için habire yere mi eğilelim.. düşük IQ oyunları; bunları herkes anlar!. Amerikan halkı hariç!.. (en azından çoğunluğu)

..düne değin (15 Temmuz öncesi) ‘şehit’ haberi yapılmazken.. ne oldu da birden, herkes ‘şehit’ oldu!. bu bir tipik ‘amerikan aklı’dır!.  ”ilk kan travması”!. işte bugün bu Millet’e yaşattıkları budur!.

..”rambo”lar cumhuriyeti!..

..ağaç sevgisi yok!. hayvan sevgisi yok!. sosyal bir aktivite yok!. cümle kurmak, hak getire!. suratında meymenet yok!. ama ‘milliyetçi’!. daha mevzudan haberi yok!.

..ama vatan kurtaran aslan!.

Bir ‘israil’ taktiğidir; bunalan tüm iktidarlar, en kısa yoldan sahte bir abd ve ‘israil’ karşıtlığı politikası geliştirir ve ‘büyük kalabalıklar’ın takdirini kazanır!. büyük komplolar düzenlenir ve bu komplolar kahramanca bir edayla ber-taraf edilir ve ‘büyük kalabalık’lar haz içerisinde yüzerken..

..mart karı yağar!.

Barzani, abd’nin.. pkk, AB’nin (Almanya) kuklasıdır; bugün Almanya Türkiye ilişkileri üzerinden abd dış politikasının yeni yüzünü okuyabilirsiniz.. Almanya, Osmanlı’dan bu yana içimizdedir ve etkileri; sanıldığından öte, abd’den çok daha derin ve kroniktir.. Belki, ‘feto’ denen abd (cia) yapılanması, bize Kuzey Amerika’yı işaret etse de; abd içindeki ‘alman lobisi’nin büyük başarısı ve aslında, son dönem kendisini ‘ifşa’ etmesidir!. (kıtalar ayrılıyor!)

AB ve abd ,artık tüm yönleri ile ortalık alanda bir birleri ile kozlarını paylaşmakta.. İngiltere’den sonra koparılmak istenen parça Fransa’dır!. Fransa artık terörle yaşamaya alışacaktır!. dünya savaşının fitilini, abd değil!. Almanya ateşleyecektir; her dönem olduğu gibi.. kutuplarda süregelen savaş, dünyaya yayılacaktır!..

..Almanya artık, tüm amerikancı hükumetlere savaş açmıştır; ve şuna inanın yakın bir gelecekte abd-Rusya değil!. abd-Almanya (tez, anti-tezi) geçerli olacaktır.. işte bu aşamada marksist-leninist kafanın, nasıl bir argüman geliştireceği, şimdiden ‘benim’ merak konum!.

..bu kadar ‘yaratılan gündem’ yeter!.

Her zaman olduğu gibi, yine rotadan saparak asıl tehlikeye işaret etmek istiyorum; yani enteresandır, ben bunların hiç birini büyük tehlike olarak görmüyorum!. Savaş.. ıssız bir adada yaşayan iki kişi arasında bile olması muhtemel bir durum!. yani olağan son!. savaş ve barış; iki kardeş, iki durum özeti.. iki çocuk alın ve bir parka bırakın, karışmayın.. emin olun bir süre oynadıktan sonra, ‘sizce’ çocukça bir nedenden dolayı kavga edeceklerdir!. işte biz büyükler buna ‘savaş’ diyoruz!. bu bakımdan olağan olan bu durum; aslında büyük bir tehlike değildir!. neden?. çünkü, olağan bir şeydir..

..savaş, doğanın bir parçası ve anlamıdır!. siz hiç gönül rahatlığı ile su içen, bırakın ceylanı.. aslan gördünüz mü? doğada bütün canlılar tetiktedir!. huzur içinde yaşayan ve can güvenliği olan bir canlı yoktur!. ölüm her an gelebilir, bir durumdur!. bu bir savaştır!..

..oysa sanıldığından öte, asıl büyük tehlike, dünya savaşları değil!. ‘genetic engineering’ !. genetik mühendisliğidir!. hani ben bu konuları yazarken dini hiç bir inanışımın olmadığını ekliyorum ya; bunun sebebi, ‘dindar bir bireyin hezeyanları’ şeklinde anlaşılmaması içindir; oysa ‘ateizm’in dahi, tanrı fikri ile ilişkili olduğunu da çoğu kereler eklemişimdir.. yani ateizmin de kesmediği bir düşünüşün içerisinde iken, basma kalıp bir eleştiri getiriyor değilim!.

..aile’ kavramını savunmayı, dindar kitlelerin bir hezeyanı olarak algılayan ‘absürd kafa’ların; aslında bu çekirdeğin evrim sürecinin bir sonucu olduğunu anlamaması.. ya da anlayamaması ve aslında, genetik bilim adı altında bize yaşatılan.. ya da yaşatılmak istenilenin, sonuçları itibariyle bir başka ‘tanrı’ fikrine hizmet ettiğini anlaması, elbette zordur.

Şimdi ben ‘insanlığın sonunu ‘bilim’ getirecek desem’; bazı sözde ilerici-çağdaş kafalar beni bir dinin mensubu olarak yaftalayacaklardır; oysa bu ilk yok oluş, olmayacaktır!. zaten okuduğumuz hikayeler, bize bunu anlatmakta!. kimileri buna ‘kutsal metin’, kimileri de ‘mit’ demekte; ancak bize bir şeyler anlattıkları ortada ve dikkat edin; bu bir fikir veya ön-görü değil; yok olan medeniyet hikayeleri, hep çok ‘gelişmişlik’ üzerinedir!.

..çünkü ‘insan’, nerede durması gerektiğini bilmemekte!. ‘tasarım bebek’ haberlerine ‘ilerleme’ adına sevinen ‘metropol homo erectus’ları mevcut!. mevzudan haberleri yok, seksen tane okul bitirseler de, beyinleri hep aynı bilgilerle ‘iğfal’ edilmekte!. ‘büyük sorunlar’ı, ‘büyük kalabalıklar’ın anlamasını beklemek hayal!.

..Cern deneyinin faydalarını anlatmakla bitiremezler; ama o büyük faydaların içine gizlenmiş.. derinde.. ama çok derinde yatan geçmişin gölgesini görmekten acizdirler, ne anlatsanız, anlamazlar!. oysa en basit şekliyle anlatıyoruz.. diyoruz ki;

..domatese yaptıklarını size yapmayacaklarından nasıl emin olabiliyorsunuz?. o hala emardan, tomografiden, internetten dem vuruyor..

..’ulan’ diyorum.. geçen yüzüne söyledim!. kenevirin faydalarını sıralamak bugün mü aklına geldi!.düne değin bunu saklayan, yasaklayan kafanın, bugün neyi hesapladığından, neden haberin yok!. haberin yok anladık!. neden birazcık olsun düşünmüyorsun!. e o artık profesör olmuş, Cern’de araştırma bile yapmış!.

..hangi Cern? desem.. neyse…

..haspam üç dil biliyormuş!. iyi de ‘beynin erimiş’!. o, ne olacak!.

Okuyan herkesin anlayacağı şekliyle yazıyoruz; ‘dna’ bir yazılımdır.. ‘kod’lamadır yani!. şayet birileri bu kodlama ile oynarsa; kansere çare bulabilir.. diğer hastalıkların kökü kazınabilir (bu bir ütopya). zaten ‘ikna’; bu yol ve yöntemle yapılmakta ve buna doktorun da, terzinin de, berberin de itirazı bu şekliyle ber-taraf edilmekte.. kim karşı çıkabilir ki bu ‘insani’ ve ‘ulvi’ amaca!.

..hastalanmayan.. güçlü ve dayanıklı, her türlü doğa koşullarında hayatta kalan.. ve hatta ölümsüz insan!. oysa ölümsüzlük ‘tanrısal’ bir ifadedir; zira doğada yer alan her şey ölür.. taşlar dahil!. yani bu bir dinsel yargı değil, doğanın kendini yenileme şeklidir; işte burada taşlar yerinden oynamakta, ateist olduğu zannı ile kabul gören ‘bilim’ (gerçek bilim değil), aslında saklı geçmişiyle ve bugünüyle, başından sonuna tanrı fikri ile hareket etmektedir!.

..ölümsüzlük fikri, ‘dinsel’ inanışın tanrı fikri ile birleşme çabasıdır; oysa doğada yer alan ‘ölüm’, bir yok olma değil, hal ve şekil değiştirmedir.. yani materyalist düşüncede ‘ölüm’ bir son değilken.. idealist, yani dinsel-tinsel düşüncede son kabul edildiği ve içinde çıkmaz barındırdığı için, ‘sonsuz hayat’ fikri ile (cennet-cehennem) ‘büyük kalabalıklar’ın kabul ettiği şekilsel bir durumdur..

..herkes olduğu şekliyle yaşamaya devam edecektir; yani ‘son’ yoktur!. peki ‘son’ yoktur fikri ile ‘ölümsüzlüğün’ peşinde olan bilim, neden ayrı düşünülmekte!. işte bu ‘büyük yanılgı’, insanları ‘büyük kalabalık’lar halinde yönetmek için bulunmuş en iyi yol ve yöntemdir!. defalarca söylediğim-iz gibi, ‘big bang’ (büyük patlama) ile tanrı fikrinin özü olan ‘zerre’ fikrini tescilleyen bilimin, ateist olması söz konusu mudur?.

..elbette; çünkü içinde ‘teizm’ barındıran her düşünce, karşı da olsa, o fikri kutsar!.

Big bang, bir papaz büyüsüdür!. (papaz Georges Lemaître).. peki neden?. bir başka yazımdan küçük bir alıntı ile cevaplayalım..

” Bugün orta-çağda kaldığı düşünülen ‘skolastik düşünce’nin (İnanç ve bilgiyi, özellikle Aristo’nun bilimsel sistemini kiliseyle uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi) karanlık yüzünü gizleyerek, halen daha egemen olduğunu düşünecek olursak; ki bu, bakma ile görme arasındaki fark gibidir; kimine göre imkansız.. kimine göre de, başından beri hiç değişmemiştir!.” (PARALEL EVRENLER ve KELEBEK ETKİSİ!.)

Hedefte olan ‘insan’!. ve neslidir!. öncelikli hedef ‘aile’ ve daha öncesi, ‘anne-çocuk’ (bebek) ilişkisinin sekteye uğratılmasıdır!.

Sözde bilimsel bir ilerleme ve haber: (İngiliz Telegraph gazetesi)

”Bilim insanlarının dişi yumurtaya ihtiyaç duymadan oluşturdukları yavrular ufukta annesiz bebekler olabilir mi sorusunu akıllara getirdi.” (fareler üzerinde)

Peki ama neden?. (mutlaka genetik hastalıkları ortadan kaldırmak içindir.. emin olun açıklama budur)

”Aslında eğer çocuklar laboratuvarlarda üretilirse, dünyadaki pek çok sorun ortadan kalkacak. Ve bizler en iyi insanları yaratabileceğiz: güzel, sağlıklı, istediğimiz kadar uzun yaşayabilecek insanları…” (OSHO-) (çok satanlar) (yarı aydın ikna metotları)

Bu ve benzeri örnekleri ara-ara tekrarlıyorum, daha iyi anlaşılması bakımından, yoksa amacım, yazıyı uzatmak değil..

..işte gündemi de yukarıda bu vesile ile az da olsa yazdık; ancak bundan sonra çok fazla gündem.. yani yaratılan gündem ile ilgili yazmayacağım.. bir dünya savaşı, artık kaçınılmaz; ancak söylediğim-iz gibi, bu olağan bir süreç ve getirisidir.. tıpkı gelecekte olacak olan ‘doğal deprem’ ve ‘yaratılacak deprem’ler gibi..

..oysa asıl tehlike, insanlığın ‘ikna’yolu ile ‘tasarım’ının değiştirilmesidir!.

Tasarım değişti mi!. her şey değişir!..

..yoksa dna kodlarının içinde gelmiş-geçmiş tüm canlıları yeniden hayata taşıyacak bilgi zaten mevcuttur; yani bunu bilmek için alim olmaya gerek yok!. ancak tehlike!.

..kimin, ne yapmak istediğidir!.

..bir mantar türü, her şeyi değiştirebilir!..

 

Cem Yağcıoğlu  edebiyatgazetesi / kritik eşik 13-08-2017  04.50