..kısa bir aradan sonra, küçük bir azınlık için yazmaya devam.. (teşekkürlerimle..)

Bilgi tek başına hiç bir şeydir; asıl olan ‘doğru bilgi’dir!. bunun için elzem olan ‘açı’dır, ‘doğru bakış açısı’, neye veya nereye baktığınızla alakalı değildir; nereden baktığınızla alakalıdır. Baktığınız yer yanlışsa, doğru da.. gerçek de, olduğu gibi çıkmaz karşınıza, ya da yanlışı doğru, yalanı da gerçek sanırsınız; ki ‘siyaset’, bu ‘algı oyunları’ üzerinden ilerler hedefine…

..siyaset, çapsızların oyunudur; halk buna alet olur, ‘küçük bir azınlık’ dışında.. işte onları bir arada tutan tek şey, ‘özne’dir, ‘insan’ öznesi!. Ağlayan bir bebeğe verilen memenin milliyeti yoktur.. ya da düşen birini kaldırmak için, ‘din kardeşliği’ne hacet olmadığı gibi. Buradaki çizgi çok incedir; başkalarına özenmek.. ya da aidiyetinden utanmak gibi… Batı hayranlığı.. ya da doğu düşmanlığı; içi boş, dışı kaftanlı devşirmelerin hayatımızın ortasında olmaları gibi. Elbette bizim bahsettiğimiz ‘özne’ ile onların sahte ‘evrenselliği’ arasında bir bağ yok!. olamaz da..

..tarih itibariyle çok istemesem de, yaratılan gündemle alakalı bir kaç söz edelim, beklentiler bu yönde.

Reza Zarrap’ın hayatımızın tam orta yerine düştüğü günleri hatırlayanınız var mı? Elbette büyük çoğunluk Ebru Gündeş’le diyecek; ki öncesi biraz muamma. Peki bu 25-40 yaş arası ‘küresel oyuncular’ın, milyar dolarlarla oynama kabiliyetleri gerçekten bizden çok akıllı olmalarıyla mı ilgili.. yoksa ‘küresel plan’ın stratejik hamleleriyle mi mümkün oldu! Rus oligarkları çoğunuz hatırlar, bilir ya da.. Sosyal paylaşım platformlarının ardındaki yirmilik delikanlıları -şimdilerde otuzlarında- en zenginler listesinde boy gösteriyor olmaları!.. ‘istihbarat savaşları’

Elon Musk’ın geçen ay ki ziyareti sanırım hafızalardadır; hani şu Mars yolculuğunu planlayan deha!. Tarsus’taki esrarengiz kazının sona erdiği tarihin ertesine denk gelen bir Türkiye ziyareti.. Atatürkçülerimiz çok sevinmişti; dönüp, yaptığı paylaşımlardan ötürü.. bayılıyorum şu bizim ‘hümanist kılıklı Atatürkçüler’imize!. bir fotoğraf yetiyor onların gönüllerini fethetmeye, mevzu ne?. ya da eniştenin niyeti ne, çok da umurlarında değil; dünyayı ‘iyilik’ kurtaracak kafasındalar..

..oysa dünyayı da, insanlığı da kurtaracak olan ‘akıl’dır; aklın egemen olmadığı bir yerde, üzerinize gelen bir ‘çığ’ı, size ‘kartopu’ diye pazarlarlar.. neden sonra üzerinize çöken bir ağırlık hissi ile uyanırsınız.. ya da sonsuz uyku!..

‘Küreselciler’le, ‘evrenselciler’i bir birine karıştırmayın; aradaki fark, Mars’a olan uzaklığımızdan fazladır!. birinde ‘özne’ para iken.. diğerinde ‘insan’dır.. evrenselciler ‘sol’u temsil ederken, dikkat edin küreselciler, ‘sağ’ eğilimlidir; yani halka öyle görünürler. Daha açıkçası, evrenselciler ‘sosyalist’.. küreselciler ‘faşist’ düşünceden beslenir; tabi bu, halk katmanlarında var olan sağcılık-solculuk kavramlarından öte bir konudur. (yani seninle alakalı değil, üzerine alınma..)

..neyse, Elon Musk da Tarsus’da ‘çıka çıka’ çıkan kırık testiyi, salonunun bir köşesine koymuştur sanırım..

Bazen sizin, ‘padişah’ sandığınız kişilerin de boyunu aşan işler olur; işte o zaman, ıvıra zıvıra hatim indirenlerden ‘çıt’ çıkmaz.

..ya da ‘cübbeli’nin ‘cennet’e gideceğinin belli olması gibi bir şey.. umarım benim cezam, ‘cennet’ olmaz!. düşünmek bile istemiyorum…

Zarrap diyorduk.. peki bu ‘akıllı’ zatı, Ebru Gündeş ile neden bir ‘magazin’ unsuruna indirgediler? ..oysa bu çapta yürütülen ‘para ilişkileri’ mümkün olduğunca gözlerden uzak yapılmalı iken, neden bir dönem herkesin gözüne-gözüne soktular?. Reza Zarrap gerçekten çok zeki bir iş-adamı mıydı?. yoksa Türk ajanı?. ya da İran ajanı mıydı?

..yoksa bilinmeyen şekli ile, bir ‘abd’ ajanı mı? ya da hangi Amerika!. Trump’ın temsil ettiği, daha doğrusu edemediği Amerika mı?. yoksa küreselcilerin (yeni dünya düzeni) – (derin abd) temsil ettiği Amerika mı?

Almanya mı?. İngiltere mi?. siz olsanız hangisini seçerdiniz? ya da İsrail bu işin neresinde?.

Gül mü? yoksa Erdoğan mı?. dersinize iyi çalışın; bu soru, çok yakında önünüze gelecek!. peki doğru cevap ne?

..bazı soruların ‘doğru cevap’ şıkkı yoktur!. soruyu hazırlayanların doğruları vardır!. ‘büyük kalabalıklar’ın kafa karışıklığı, işte bundandır; bu sebepten, ‘kalabalık’ olmak bir şeyi çözmez.. çözüm, tüm farklılıklara rağmen ‘bütün’ olmaktan geçer; bunun için gerekli olan, yukarıda dediğimiz gibi, ‘doğru bakış açısı’nı yakalamaktır!. küresel medya, bu bütünlüğe ve birliğe izin vermez..

..ama gayretinin bu yönde olduğu hissi uyandırmada mahirdir!.

Zarrap, Türkiye ve İran vatandaşıdır ve aslen İran Azerisi bir aileye mensuptur. Bir dönem şarkı sözü yazarlığı da yapmış, hikaye bu ya, Ebru Gündeş’le de bu yolla tanışmıştır.. daha sonra adını Rıza Sarraf olarak değiştirmiş, içimizden bir olup çıkıvermiştir.

Soru şu; Sarraf, hangi Amerika’nın elindedir? 15 Temmuz darbesini planlayan!. ya da engelleyen!. abd içinde bir birlerini ihbar eden gruplar var mıdır? Barzani bu iç-savaşın bir kurbanı mıydı?. ya da ‘pkk-ypg’nin kontrolü hangisinde?. yoksa ‘BOP’ kaldığı yerden devam ediyor da; peki ya Rusya, hangi lobinin tarafında at koşturmaya başladı? Putin gerçekten bir kahraman mı?. yoksa ülkesini 25-40 yaş arası oligarklara peşkeş çeken bir ‘ajan’ mı?.

Irak ve Suriye dizayn edildikten sonra, sıra İran ve Türkiye’ye mi geldi?. Türk Ordusunun Suriye’de açtığı koridorları, şimdi kimler kullanıyor.. yarın kimler kullanacak!.

Son yıllarda şahit olduğunuz-olduğumuz Sarraf davası ve benzeri davalar, ‘istihbarat savaşları’ kapsamında ele alınmalı ve ona göre tavır takınılmalı ve fikir yürütülmelidir. Bazen sizin istediğiniz oluyor gibi görünse de, gerçekte olan çok farklı olabilir.. ..önünüzden çay boşunu alan, unutmayın önünüze çayı koyandır; bu diyalekt hiç değişmez.. siz garsonla sohbet ederken, ocakçı, orta demliği açmış, servise başlamış olabilir..

..kendini kurnaz zannedenler, garsonla değil, ocakçıyla samimi olur; oysa zeki olanlar, kahvehanenin sahibiyle.. ta ki kahvehane batana değin!.

Akıllı olanlar ise, iyi çay yapan yeri bulur, çayını içer, parasını öder!. farklı ilişkilere girme gereği duymazlar; işte siz onları, ‘müdavim’ olamadıkları için tanıyamazsınız.. hayatınıza girdikleri gibi, çıkar giderler; ruhunuz bile duymaz!.

..ama Sarraf öyle mi?. sağır sultanın duyması için gereken tüm çalışma yapılmış durumda; Sarraf’ın ‘itiraf’ları gerçek mi?. yoksa ‘kurgu’mu?. işte ‘büyük kalabalıklar’ın kendi içinde yaşayacağı ‘paradoks’ bu!. kurgu mu?. gerçek mi?.

Hedef tahtasına oturtulan Türkiye mi?. Erdoğan mı?. işte size bir ‘paradoks’ daha, gel de işin içinden çık, durumu!. Erdoğan ve partisinin, son iki yılda söylem ve eylem tarzı ile neredeyse ‘biz’le eş-değer duruma gelmesi (elbette bazı x konularda) bir gereklilik miydi.. yoksa zorunlu bir ‘politika’ mıydı!.

..bu şeye benziyor; kelle-paçacı bir lokantacının; iş değişikliğine gidip, anaokulu işletmeciliğine soyunması gibi bir durum.. ya da tavır gibi.. diploma nerede?. bu çocuk sevgisi nereden geldi?. gerekli izinleri kim verdi?. sorular-sorular…

Amerika’da görülen bir davanın, hele ki uluslararası siyaseti ilgilendiren bir davanın, ‘gerçek bir adalet arayışı’ olduğuna inanmak ile.. son yıllarda ülkemizde yaşanan ‘çürüme’ ve ‘erozyon’dan sorumlu olanların, pür-ü pak olduğuna inanmak!. ancak ‘büyük kalabalıklar’ın başarabileceği bir anlayışla mümkündür.. zaten hedeflenen de budur!.

..ocakçı ne kadar iyi çay demlerse demlesin.. kahvehanenin sahibi ile iyi geçinmelidir; bu bazen ‘düşman kardeşler’ de olabilir; dolayısı ile canlı ve an be an süren bir dava.. ve an be an süren pazarlıklar; bakalım işin sonu gelip, yine kırık bir testiye mi bağlanacak!.

..sırf Amerika istiyor diye, bazı gerçekler görmezden mi gelinecek!. ya da yine, abd’nin dediği mi olacak!. buradan çıkacak olan sonuç, elimizde patlamaya hazır bir bomba mı olacak?. yoksa ayağımıza bağlanmış bir pranga mı?.

..ama size şunu net olarak söyleyebilirim, Trump denen ‘vergi kaçakçısı’, abd’yi temsil etmemektedir!. (aklın sınırlarını zorlayan bir seçimdir bu, kurmaca olduğu en başından belli) abd derin devleti her zaman olduğu üzere, iş-başındadır; Trump, küreselcilerin entrikalarından bunalan ‘büyük kalabalıklar’ın gazını almak için koltuğa oturtulmuş ‘düz bir adam’dır!. biz buna ‘Akbulut sendromu’ diyoruz, fıkralar ve komik hikayeler halkın hoşuna gider.. ama kilit mevkiler yine diğerlerinin elindedir..

Kimdir bu diğerleri; Amerikan halkını bir ev parasına ömür boyu köle gibi çalıştıranlardır; son yıllarda halkta oluşan öfke ve farkındalığın, ayrıca farkına varan ‘küreselciler’, büyük bir sosyal patlama olasılığına karşın, kendilerini perde gerisine (sütre gerisi) çekmişler ve halka alternatif olarak Trump’ı işaret etmişlerdir!. Bütün sistem, baştan aşağıya ‘küreslciler’in elindedir, düğmeye basacak ‘el’i, güya halk seçmiştir!.

..düzeltmek için, ‘iş başa düştü’ naralarıyla yine ve yeniden başa geleceklerdir.. hem de ‘büyük kalabalıklar’ın, ‘kurtarın bizi’ nidalarıyla.. bir küçük benzeri de, bizim için planlanmakta..

..biz de ise, 28 Şubat artıkları iş-başındadır; tıpkı o gün birilerinin işine geldiği gibi, bugün de işlerine gelmektedir; ancak sonuçlarına katlanmak; yine, size-bize düşecek.. bunu unutmayın!.

..manzara durduğunuz yerle alakalıdır!. bazen yer değiştirip daha güzel bir kare yakalayabilirsiniz; ama fotoğraf, bam başka çıkabilir; çünkü ‘ışık’, size oyun oynar!. bunu da unutmayın!.

 

Cem Yağcıoğlu  01-12-2017  06.25

edebiyatgazetesi / kritik eşik