Dünya meseleleriyle az da olsa ilgili olanlara sorduğunuzda İsrail halkını İbrani olarak tanımlarlar, bu elbette onların suçu değil; çünkü dünya çapındaki ‘merkez medya’ -bizde de uzantıları mevcuttur- (elbette Rusya ve İran’da da..) – (Cnn İnternasyonal-Fox Tv vesaire).. kopukluk olmasın, cümleyi baştan alalım; uluslararası ‘merkez medya’, ya da bizdeki adı ile ‘ana akım medya’ bilgiyi olduğu şekliyle değil, ‘anlaşılması’.. daha doğrusu işine geldiği şekli ile verir; elbette bundan sonra halk arasında, hani şu ‘kamuoyu’ dedikleri ‘büyük kalabalık’lar arasında pek çok konu, bilen-bilmeyen tarafından çiklet gibi çiğnenmeye başlanır. Bilmeyen demeyelim tabi; ancak, ‘gerçek doğru’nun dışında kalan her şeyi hemen herkes çok iyi bilmekte, hatta çoğu zaman beni-bizi ‘bilmemekle’ suçlamakta her hangi bir beis görmemektedir. Bu sadece bize özgü bir durum değildir; ‘sosyal medya’ denen istihbari mekanizmanın yaygınlaşması ile hemen-hemen tüm ülkelerde bu zevat boy göstermeye başlamıştır!.

..”aklı yok, fikri var” gülmecesi.. (Osmanlıcı, olmadı Davud yıldızı verelim.. sözüm ona Atatürkçü.. fil hakika deist, olmadı teist.. küreselci, ama solcu!. Türkçü, diğer yandan ümmetçi! kürtçü, ama yine solcu!. ya da kahveci, ama şekerli..)

..ateizmden haberi yoktur.. son derece ateisttir!. İslam’ nedir bilmez.. vaaz verir!. dna’sından ‘Slav’ kökeni fışkırır.. ya da Türk!. Kendisini ‘Yahudi’ zanneder.. ya da ‘Kürt’den Yahudi olur mu?. ya da her hangi bir ‘Latin’den?.

..Guatemala’lı Yahudi var!. Şaka değil gerçek; sorduğunuzda, ‘Musevi’yim demiyor, ‘Yahudi’yim diyor.. İşte ‘Aşkenaz’ ya da ‘Sefarad’ kelimeleri ile yıllardan beri yaratılmak istenen algı.. daha doğrusu, ‘yaratılmış algı’ budur!. ‘Sefarad Yahudileri’.. ya da ‘Aşkenaz Yahudileri’!. Medyanın demek istediği aslında şudur; ‘Aşkenaz; yani Almanya (coğrafi tabir) Musevileri.. ya da Sefarad; yani İspanyol-Portekiz Musevileri; ancak bunu ‘Yahudileri’ şeklinde tarif ederek yaratılmak istenen sonuç bugün ortadadır; ırki bir tarif ile dini bir tarifin bir-birinin içine geçmiş -planlı bir şekilde- ve olduğundan daha kalabalık gösterilen.. gösterilmek istenen bir ‘Yahudi’ halkı (milleti) gerçeği!.. İnsanların, ‘Yahudiliğin’ bir ırk-soy tanımlaması olduğu, ‘Museviliğin’ ise bir din fikri olduğu gerçeğinden bu derece uzaklaştırılması, üzerinde çok ciddi şekilde durulması gereken ‘derin bir konu’dur!. Uluslararası medyanın amacı nedir ve bu paralel diyalektiğin arkasında yatan asıl amaç!. ya da ‘gerçek’ nedir?. yani plan ne?.

Bugün İsrail Halkının büyük çoğunluğu ‘İbrani’ değildir; oysa Filistin Halkının -çoğunluk olarak-  İbrani olduğu gerçeği daha akla yatkındır!. Bu konuda pek çok yazar da hem fikirdir; ki ben de bunlardan biriyim.. siz elbette bu ‘yazar’ları her gün hararetle takip ettiğiniz ‘medya’da bulamaz.. göremez; arada denk gelseniz de ciddiye almazsınız; Çok eski bir ‘kuram olan, ‘nerede çokluk, orada yokluk’! kuramı, sanıldığı üzere.. ya da lafın gelişi söylenmiş, ya da ortaya atılmış değildir; yüzyıllarca süregelen yaşanmışlıkların dışa-vurumudur dersek yanılmış olmayız.

Dikkat ediniz; şura ‘Musevisi’, ya da bura ‘Musevisi’ tanımlamasından ziyade, Nijerya Yahudi’si, Alman Yahudi’si, Hint Yahudi’si (sefarad-aşkenaz yahudisi) medyada çok yaygındır; bu algı çalışması o derece etkili ve uzun yıllardır yapılmaktadır ki, her hangi bir Musevi ‘zenci’ dahi kendisini ‘Yahudi’ olarak tanımlamakta sorun görmemektedir. Bu yazının yazıldığı tarihe denk gelen bir haberle  örnek vermek gerekirse; dünyaca ünlü bir sinema sanatçısı yaptırdığı bir dna testi ile aynen şu cümleyi kurmaktadır (haber tarihi 09-12-2017) “Mutlaka atalarımın kökenleriyle ilgili eksantrik bulgular çıkacaktı. Ama gelin görün ki yüzde 96 Aşkenaz Yahudi’si çıktım. Benimle ilgili sıra dışı hiçbir şey yok. Yahudi’yim…”

..Türk çıkmış.. ama haberi yok!.

Aslında burada demek istediği ‘Aşkenaz Musevisi’yim’; çünkü ‘Aşkenaz’ kelimesi, Slav ve Orta-Asya kökenli halkları tanımlamakta kullanılır. Yani bu ‘esmer’ hanımefendi yüksek ihtimalle ‘Hazar Türkü’ genleri taşımaktadır.  Arthur Koestler ve daha pek çok bilim adamı ‘Hazar teorisi’ ile; Hazar Türklerinin, Orta ve Doğu Avrupa Musevilerinin genelini oluşturduğunda hem fikirdir. Yukarıda belirttiğim Almanya ibaresi toprak tarifi ile, yani coğrafi tanımlama ile ilgilidir.. (kafalar karışmasın)..

İşin özü şudur ki; bugün kendilerini ‘Yahudi’ zanneden büyük çoğunluk aslında çok daha başka ırklara mensup bireylerdir; yukarıdaki örnekten de anlaşılacağı üzere, ‘misyonerlik’ çalışması öyle organize ve öyle derin yapılmıştır ki, kişi ‘dna’sında çıkan gerçekleri bile bu yönde yorumlayarak akla zarar çıkarımlarda bulunabilmektedir. Elbette bu misyonerlik çalışmaları her hangi Hristiyan.. ya da Müslüman misyonerlik çalışmaları ile karıştırılmamalı; zira bu çalışmalarda bireylerin aidiyetleri aynen korunmaktadır. ‘Nijerya’lı Hristiyan.. ya da ‘Senegal’li Müslüman gibi..

..aslında İslam’da yaratılmak istenen ‘ümmet’ fikri de, buradan hareketle ayrıca tartışılmalı.. ben karışmıyorum..

Mevzu sanıldığından çok daha derin ve karışıktır, ırki bir tanımlama ile dini bir inanışın harmanlanması öyle sanıldığı üzere sadece bir birine yakın kavramların karıştırılması.. ya da karıştırılıyor olması değildir. Burada ‘İbrahimi ortaklık’ devreye girmektedir; kimileri buna ‘İbrahim Milleti’!. ya da, ‘İbrahimi dinler’ şeklinde de yaklaşıyor olabilir; işte yakın bir zamana değin ülkemizde de taraftarı ve hizmetkarı bolca olan ‘feto’ denilen hareketin fikri yapısı da, yine bu temelden hareketle kurgulanmış, bazı ‘şahsi çıkar’ durumları.. ya da stratejik farklı durumlar sebebiyle; ki abd seçimleri ve Trump iktidarı da yine bu stratejinin ürünüdür.. ve son olarak ‘Kudüs’ çıkışı!.

Tabi buraya gelene değin ‘brexit’ (İngiltere’nin AB’ye bay bay deyişi), öncesinde, Ukrayna operasyonu, bir karikatürün abd başkanı seçilmesi, 15 Temmuz darbe ve ertesi günlükleri, detay zemin için Rus uçağının düşürülmesi (Putin’in bilgisi dahilinde ve NATO mühendisliği ile..) Barzani’nin saf-dışı kalması.. sıcak ve taze haber ‘Lozan’ güncellemesi üzerinden verilen bel altı mesajlar.. Hürriyet gazetesinin haftada bir illa ki haber yaptığı ‘seks robotu’ hikayeleri ve yine bugünkü haber, ‘homofobik’ suçlamasına uğrayan bir porno yıldızının şüpheli ölümü -abd-!. (Abdullah abi ile Rıza amcanın birlikteliğine aşk gözüyle bakmayanların gözünü oyun mesajı!)

ara; ..modern dünya faşizmi, gök-kuşağının renklerini çaldı, kimsenin haberi olmadı!.. nesillerin kökenine benzin dökenleri, cennetin melekleri sanan modern insan siluetleri ve aforizmalar üzerinden beslenen düzmece felsefeler.. ve takipçileri..

aradan çıkış.. Yine Avrupa genelinde sağcı -muhafazakar- partilerin yükselişi.. Fransa’nın çıktı-çıkacak durumları üzerine ardı ardına patlayan bombalar. Almanya’nın kan kaybı..

Aslında bu kadar detay, biliyorum çoğunluğu çok ilgilendirmemekte; zira insanlar sonuca odaklı bakarlar olaylara.. o zaman kendi ülkemiz açısından şunu söyleyelim; Suriye’nin işgali hangi devletin çıkarlarına hizmet etmiştir!. tüm aptalca yargılardan ve gereksiz taraftarlıktan uzak düşünen beyinler bu sorunun cevabının İsrail olduğunu bilir!. ya da görebilir!.

Bugün kırmızı çizgi çizenlerin ‘samimiyeti’ bu işgalde yatmaktadır; ancak her zaman dediğimiz gibi, ‘büyük kalabalıklar’ en iyiyi bilirler.. ve felaketler tarihi, ‘büyük kalabalıklar’ın bu kendinden emin duruşlarının doğurduğu sonuçlarla doludur!. Muhafazakar kitleler tarihin her döneminde ‘büyük yanılgı’larla, hem kendilerinin.. hem de diğerlerinin sonunu hazırlamıştır. İşte Avrupa’da sağ partiler yükselişte derken, bizde ve onlarda paralel bir şekilde gittikçe yükselen değer olan ‘muhafazakar’lık ve partilerinden bahsediyoruz. Büyük çoğunluk ‘muhafazakarlık’ ile ”gelenekçilik’i bir birine karıştırır; oysa hem kullanım açısından, hem de tarif bakımından bir birinden çok ayrı ve hatta zıt kavramlardır. (çoğu tırnak içinde ‘otorite’ elbette karşı çıkacaktır; ancak dinsel statünün.. ya da görüşün egemen olduğu ‘muhafazakar’lık ile..teknolojik ve hayat standardı ve yaşam biçimlerine müdahaleye karşı çıkan, şimdilerde ise ‘yeni gelenekçilik’ ile tarif edilen düşünsel sistem, hiç de bir biriyle bir araya gelmeyecek insan kitleleri ile temsil edilmektedir; hatta kitlelerin içinde yer alan çoğu birey, henüz bu ayrışmadan ve hareketten habersiz konum almış durumdadır.)

Pek çok gelenekçi, ‘muhafazakar’ damgası yememek için, kendi tarifini bu yönde yapmamaktadır; bu elbette zamanla alakalı bir durumdur. Pek çok yenilikçi düşünce doğuşundan çok sonra sınırlarını belirler ve kuramlarını oluşturur. (gelenek-görenek konusu bahsimizin çok dışında ve hatta alakasızdır, bazılarının ‘ne alakası var’, diyecek olmasından hareketle -savunma- )

Tabi ‘gelenekçilik’ modernleşme karşıtlığı gibi algılanabilir; ancak gerçek manada, modernizm adı altında sergilenen absürt düşünce ve eylemlere karşılık gelir. Cep telefonu kullanma ihtiyacı ile, cep telefonunun vazgeçilmez bir nesne haline getirilmesi gibi.. haberleşme özgürlüğüne evet!. yaratılan atıllığa hayır!. demek gibi.. devamı saatler sayfalar alır; ancak demek istediğimizi anlayan anlamıştır, diğerlerine kütüphane indirsek tatmin olmazlar.. (gelenekçilik ile tutuculuk bir biriyle bağdaşmaz; ancak kişinin kendi tutuculuğunu geleneğe bağlaması, genel tarifi ve tanımı değiştirmez..)

Neyse Kudüs mevzusuna dönecek olursak, aslında hemen her şeyin dönüp dolaşıp ‘sünnet’ konusunda kilitlendiği (detay bakımından) gerçeği pek çoğunuzu şaşırtacaktır; ancak anlaşma bu!. İbrahimi diyalekt bunu gerektirmekte..dikkatle okuyun:

” Avram doksan dokuz yaşındayken rab ona görünerek, “ben her şeye gücü yeten tanrı’yım” dedi, “benim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.” Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı, “seninle yaptığım antlaşma şudur:” dedi, “birçok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım. Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak. Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin ve senden sonra soyunun tanrısı olacağım. Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların tanrısı olacağım.” tanrı ibrahim’e, “sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, “seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız, sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan herhangi bir yabancıdan satın alınmış köleler de içinde olmak üzere sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacaktır, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.”   tevrat yaratılış 17:1-14, 

..oysa benim tanrım olsaydı (kızmayın) yok zaten!. ama olsaydı; ilk önce ‘şu köleliği bir kaldırın’ derdi..

Şimdi birileri ‘tahrif’ten bahsedebilir.. azıcık biz de biliyoruz, siz benim şaka yaptığımı farz edin.. yoksa başka örnekler vermeye kalksak sayfalar yetmez; iyisi mi siz bildiğiniz gibi yapın ve yaşayın.. bırakın ben de kendi cehenneminde yok olayım.. buna da mı izin yok!.. kızma, takılıyorum sadece…

Elbette bu ‘anlaşma’nın başka maddeleri mevcuttur, (ancak internet ortamında okuduklarınıza çok güvenmeyin) ve birileri tek tek bu maddeleri zaman ve mekan bağlantısı göz önünde olarak işleme sokmakta.. yani anlayacağınız tarihsel bir ‘mit’ ve ortalama beş milyar (semavi denilen) inanan, aslında hep birlikte aynı ‘toplumsal histeri’ içinde!.

Öbür dünya, öteki taraf ve benzeri tanımlamalara inanan bireylerin pek çoğu, daha gerçekçi yaklaşımlara burun kıvırırken, ‘müessese’ bu bağlılıktan güç alarak tüm dünya insanlarını aynı kaderi yaşamaya mecbur kılmakta. Kudüs gerçekten çok önemli bir coğrafyadır; ancak yukarıda bahsettiğim öteki taraf.. ya da öbür dünya tanımlarına tereddütsüz inanan insanoğlu; aslında bu bölgelerde (Irak-Suriye-Mısır.. ya da Sümer-Asur vesaire)- (Dicle-Fırat-Nil..) yer alan kadim uygarlıklar ve uzaylı etkileşimi konularına ‘akıl ve mantık’ argümanlarını öne sürerek karşı çıkar..

Meleklere inananlar.. uzaylılara inanmaz; ve bu ‘akıl ve mantık’ bağlamı ile açıklanır!.. enteresan…

..fazla söze gerek yok.. Kudüs’te neler oluyor diyenlere, ‘anlaşma’ya uyuluyor demekten başka çaremiz yok!. yani ‘akıl ve mantık’la izah edilecek bir durum değil bu..

Peki arka planda olan ne? diyecek olanlar için ise.. burada yazmamız çok doğru olmaz!. ancak şunu söylemeliyim ki!. arka planda ‘insan’ öznesi yok!.

Yine de beklenen düzlemde bir son söz söylemek gerekirse; İsrail’li tarih profesörü Şolomo Sand’ın sözü ile bitirelim; “bence Yahudi Milleti İsrail’i meydana getirmek için uydurulmuş bir masaldır ve bu masal sonunda onun çöküşüne sebep olacaktır” 

..ya da ”belki de gerçek İbrani ırkı, şu andaki Fılistinlilerdir.” Şolomo Sand

 

Cem Yağcıoğlu  10-12-2017  05.55

edebiyatgazetesi / kritik eşik