Gündemle alakalı yazmıyorum diye; alınanlar, ‘çok değişti’ diyenlerin olduğunu biliyorum.. bunlardan bazıları bana ulaşıyor; ancak ulaşamayanlar için şu kısa notu yazının başına ekleyeyim dedim: Gündem bir yanıltmacadır; sosyal paylaşım ortamlarında ve dahi kendi kişisel sayfalarında habercilere taş çıkartan yayın yapanların, içine düşürüldükleri tuzaktan haberleri yok! Gündem; önceden yerel olsa da, bugünlerde tüm dünya medyası tarafından halkın çiğnemesi için dağıtılan bedava ‘sakız’a benzer; ‘büyük kalabalıklar’ bu çikleti çiğnerken, açlık hissetmezler!. açlık hissetmeyen toplumların sağlıklı talepleri olamaz; zira, neye ihtiyaç duyduklarından ziyade.. yönetenlerin neyi ‘ihtiyaç’ olarak belirlediği önemlidir onlar için..

..daha yerel ve alt bir örnekle açıklamak gerekirse; ‘nerede kalmıştık’ sözü ile tekrar Galatasaray Futbol Kulübü’nün başına getirilen Fatih Terim örneği açıklayıcı olacaktır!. Uluslara-arası ‘kumar mafyası’nın boyunduruğuna giren ve keza ‘masa tenisi’ maçlarının dahi ‘iddia’ denilen ‘sömügeci organizasyon’lara peşkeş çekildiği günümüzde; ”zeki, çevik ve ahlaklı’ların iş-başına gelmesini beklemek, ahmaklık olsa gerek!. işini bilen-iş bitiren-işini gören-iş bilir gibi ‘haysiyet’ten uzak kimliklerin ‘kurtarıcı’ olarak ‘büyük kalabalıklar’ın önüne çıkarılması; ve işin daha da ilginç yanı, ‘büyük kalabalıklar’ın bu gidişata bir itirazda bulunmaması, bir önceki yazımızda bahsettiğimiz ‘libertarian kimlik’le çok alakalıdır..(merak edenler bir önceki yazıyı tekrar okuyabilir)

Gündemi takip etmek önemlidir; ancak yaratılan gündemin esiri olmak.. bu daha ziyade duvardaki bir yağlı boya resme yorum yapmaya benzer.. hele ki resim ‘soyut’ çizgilere sahip ise… ”renkler muhteşem”!. Herkes kendi yaşanmışlığı üzerinden bir şeyler anlar.. ya da kimse bir şey anlamaz; ancak ortak yargı renklerin ne denli muhteşem olduğudur; çünkü bu ifadeyi kimse yargılayamaz ve üzerinde detaylı konuşmaya gerek duymaz. oysa resimde anlatılan ile ‘kalabalıklar’ın anladığı, ya da anlamadığı bam başkadır; ama kimse bununla ilgilenmez.

..ressam ‘renklerin muhteşemliği’ ile; aslında kendi içinde kopan fırtınaları.. ya da ‘karmaşa’yı bilinç-altlarına yükler.. ama bundan kimsenin haberi olmaz.. işte Trump’ın seçilmesi ve ‘Kudüs’ diyalektiği bu örneklemenin tipik bir karşılığıdır!. Trump gibi bir ‘karikatür’ün arkasına gizlenmiş olan ‘YDD- yeni dünya düzencileri’ (sözüm-ona seçimi kaybedenler) BOP fikrinde yollarına kaldıkları yerden devam etmektedir.. Ben-Biz bunları ülkemizdeki ‘Ergenekon’ sürecinde tüm detayları ile yazdık; ancak, o süreç ile, günümüz ’15 Temmuz süreci’ ile değişen ve kullanılan argümanların yer değiştirmesi, elbette bizim de ‘gündem’ üzerine izlenimlerimizde büyük değişikliklere yol açmıştır. Değişmeyen bazı fikirlerimize rağmen, bazı konulara girmiyor.. ya da eskisi kadar değinmiyor isek; bunun sebebi, ‘milliyetçi-muhafazakar’ kitle üzerinde yaratılan ‘algı karmaşası’ ile çok ilintilidir. Ulusal sol ideolojinin bir türlü kimliğini bulamadığı, ki evrensel sol’un liberalizm baskısı ile tröst sermayenin egemenliğine payanda olduğu günümüzde; Müslüman, Hristiyan ‘muhafazakarlığının ‘millici’lik kavramları ile iç-içe geçmiş olması (bizdeki haliyle ‘osmanlıcılık’- diğerleri bakımından ‘haçlı zihniyeti’) neyi ne zaman ve kime söylediğinizle çok alakalıdır.

Asker dizi ve filmlerinin.. tam da 15 Temmuz ertesi artan sayısı ve hatta 40 yıllık pkk terörü devam ederken tek bir dizi çekilmemişken, nedense şimdilerde ayağı taşa takılıp düşenlerin ‘şehit’ ilan ediliyor olması; işte ressamın ‘büyük kalabalık’ların bilinç-altına işlediği budur!. Türkiye ve Türk Milleti büyük bir ‘savaş’a hazırlanıyor; ve tüm milli ve dini duyguları ‘istismar’ edilerek!.

..rambo etkisi.. (amerikan aklı)

..bugünkü konjonktürde ‘dağdaki çobanı’ etkilemek kolay değildir; ancak ‘şehirdeki çobanları’ etkilemek, ‘yaratılan gündem’ ile çok kolay ve basittir; bu durum eğitim durumu ile ilgili değil, eğitim seviyesi ile ilgilidir, kaldı ki; toplumsal çürümenin ‘insanlık tarihinde’ olmadığı ölçüde yükseldiği günümüzde, yukarıda da bahsettiğimiz üzere; ‘ahlak’tan ziyade (evrensel ahlak) .. ‘benim memurum işini bilir’ zihniyetinin toplumca normalize edilmesinden kaynaklı ‘seviye’den bahsediyoruz. ‘yerlerde sürünen seviye’nin ‘modern toplum’ yansıması olarak lanse ediliyor olması; aslında şikayetçi olunan, ‘gerici yapılar’ın daha da güçlenmesi için yaratılan bir ‘algı’ çalışması olduğu fikrinin kabulü, genel-geçer ‘her şeyi bilen kitle’ için kolay değildir; bizden bir örnek vermek gerekirse, ‘yaşa varol Mustafa Kemal Paşa” demek yeterlidir!. ama dayanışma.. ama birliktelik.. ama toplumu aşağılamadan yekten mücadele!. asla!..

..Erdoğan’ın bile ‘anti emperyalist’ olarak tanımlandığı günümüzde (kahkaha efekti).. kime neyi nasıl anlatırsınız.. ya da herkesçe kırk yıllık Atatürkçü bilinenlerin, ‘mason örgütleri’nden aldığı ödülleri havaya kaldırarak, ‘layık olmaya çalışacağım’ demeleri.. iki tarafın savunucularınca bilinmiyor mu sanıyorsunuz!. aslında ortalama ‘şehir çoban’ları (bu yazıyı abd’de yazsa idim ‘metropol ayıları’ derdim) her şeyin farkında; ancak kendilerini bir ‘taraf’a ait hissetmek ve her ne olursa olsun kendi ‘idol’leri ile ilgili tüm gerçekleri bilmelerine rağmen, görmezden geliyor olmaları.. ‘iki-yüzlülüğün’, toplumsal yapının tüm kesimlerine sirayet ettiğinin en büyük kanıtıdır!.

..daha ziyade Avrupa ülkelerinde yaygın olan, kuşların ağaçlara konmaması ve pahalı arabaların üzerine ‘sıçmaması’ için geliştirilen, dallara dikenli tel yerleştirilmesi uygulaması; insanlığın ne denli ilerlediğinin ‘evrensel kanıt’ı olsa gerek..

..ya da koca tıp aleminin ‘sigara kullanıyor musun?’ argümanı içine hapsedilmiş olması!. ‘kullanmıyorum’ dediğinizde, cümle kuramayan doktorlar.. ‘uyuşturucu kullanıyor musun?’, diye soran yok!.  uyarıcı kullanmak out!. uyuşturucu in!. diyalektiği üzerinden tüm günahların ‘tütün’ öznesine yüklenmesi… sigara sağlığa zararlıdır, bu bilinen bir gerçek; ancak sorun, bu ‘gerçek’ üzerinden kurgulanan ‘büyük tuzak’ın, ‘muhteşem eğitimlerine rağmen’  koca-koca profesörlerce halen daha bilinemiyor-anlaşılamıyor olması.. (ayarım kaçmadan yazıya dönüyorum tekrar)

..’sentetik uyuşturucuya doğru’..

..evet-evet dünya yuvarlaktır; ancak ‘kuzey’e gittikçe, ‘güney’e varırsınız!. ya da Cern’e uzadıkça; fizik aleme değil, meta-fiziğe yol almak gibi.. insan tanrısını arıyor; tıpkı bugün yarattığımız ‘yapay zeka’nın, yarın bizi arayacak olması gibi..

..’sentetik insana doğru’..

Nietzsche der ki; ”Ben ışık olmaya, gecelerin susuzluğunu çekmeye ve yalnız olmaya mecburum.

..egoist bir yalnızlık.. ya da sürrealist bir ‘fedakarlık’, artık hangisini anlarsanız anlayın..

..ya da yukarıdan kaldığımız yer itibariyle; tarikat veya benzeri oluşumlarda yaşanan ‘çocuk tacizleri’ne sessiz kalmayı ‘dine itaat’ sayan, sözüm-ona inanç sahipleri ile.. ‘cast ajansları’ aracılığı ile psikolojileri bozulan ve ancak gündeme gelmeyen nice çocuğun, ebeveynleri tarafından ‘istismara’ açık bırakılmaları gerçeğinin ‘modern yaşam kılıfı’ ile ört-bas edilmesi.. heyamola bir hayat!..

..konformist bir yaşam biçiminin toplumun tüm kesimlerine sirayet etmesi ve ‘toplumsal çürüme’nin bu vesile ile anlaşılamıyor olması gerçeği..

..sanırım 2009.. ya da 2010 yılları idi, ‘Milliyet’ e röportaj veren Güneri Civaoğlu, konuşmanın bir yerinde köpeği için aynen şu cümleyi kuruyordu; “Lola yatağını bilir, kendisinin sepet içinde yatağı vardır. Bizim yatağa gelir ama konformisttir. Uykusu gelince kendi yatağına gider.” konforuna düşkün manasında..

..ancak ‘konformist’ demek, sormadan-sorgulamadan itaat eden demektir; zaten bu yanlışı ‘odatv’ de haber yapmıştı, muhtemelen sıradan bir yanlışlık olsa gerek. Bu örneği vermemde ki amaç, bu yanlışın sıkça yapıldığı ile ilgilidir, anlaşılması bakımından…

Yine de buradan hareketle ‘konfora düşkünlük’ ve tüketim çılgınlığı da, ayrıca ‘konformizm’in hızla yayılıyor olmasında başlıca etkendir; çünkü toplumlar teknolojinin getirdiği rahatlığa alıştıkça, hem hareket kabiliyetlerini, hem de düşünme ve hafıza yetilerini hızla kaybetmektedir.. ki bu da ‘konformist bireyler’in, ‘konformist toplumlar’a dönüşmesi ve ‘konformizm’in günümüzde, eski tanımla ‘cehalet’e eş-değer olduğunun bir göstergesidir ve siyasetin işine gelmektedir!. ‘cehalet’ ile ‘konformizm’ arasındaki tek fark; ‘konformistler’in daha iyi giyiniyor ve aynı zamanda iyi öğrenim(!) görmüş olmalarıdır. Olaylara verdikleri tepkiler onları karşı-karşıya getirse de; her iki grup da, bulundukları çevre itibariyle ‘sığ’ diyebileceğimiz boyutla ele alırlar meseleleri..

..özellikle ve devamlı verdiğim bir örnektir; Somali’deki açlığa üzülürler, ancak kahvelerini yudumladıkları tröst kahveciliğin bu sorunda payı olduğunu düşünemezler.. düşünenleri vardır elbette.. onlar da, ‘krema’dan vazgeçemezler!.

..daha da ilginci, içtiklerinin ‘kahve’ olmadığını bilmezler.. en azından gerçek anlamıyla…

Gündemle ilgili başladık, gündemle ilgili bitirelim; ”Dünya çok acı çekiyor: kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden”.. Napolyon demiş..

..sessizlik, razı gelmektir.. bunu da ben diyorum..

 

Cem Yağcıoğlu  24-12-2017  08.10

edebiyatgazetesi / kritik eşik