Güncel ek: (01-01-2018)

Zerdüştlük! Dünyanın bilinen en eski ve ‘vahiy’e dayalı tek tanrılı dini.. bu dine inananlar öldükten sonra dirilip ‘ahura ‘mazda’nın huzuruna çıkacağına ve orada sorgulanacaklarına inanırlar. Tıpkı diğer dinlerin dayandığı kök olan ‘iyi ile kötü’nün savaşına dayanır!. melekler ve şeytanlar.. cennet-cehennem.. ödül ve ceza!.. ‘Zerdüşt’ tarafından İran’da kurulmuştur.. (Bilinen en eski tek tanrılı din olduğu fikrine katılmadığımı ek not olarak düşüyorum.) ..su, toprak, hava, ateş kutsal sayılır. 

2018’in bu ilk gününde içinde bulunduğumuz ateş çemberinden geçerken; bilinen tarihten ziyade, ‘gizlenen tarih’in (saklı tarih) belli zaman aralıklarında bıraktığı bilgi kırıntılarından yola çıka-çıka; elbette ‘büyük kalabalıklar’ın pek de ikna olmayacağı söylemlerle ‘doğrunun izinde yürürken’; asıl niyetimiz, ‘bireysel farkındalık’ yaratmak ve ‘insan nesli’nin tuzakları fark etmesini sağlamaktır. Bu tuzaklar kimi zaman ‘üstün olduğu varsayılan bir varlık’ üzerinden dikta edilen kurallar manzumesi şeklinde karşımıza çıkarken; kimi zaman da, modern dünya fikri aldatmacası ve ‘materyalist kılıf’ ile karşımıza çıkmaktadır..

İyi ile kötünün savaşını ‘tanrı ve şeytan’ diyalektiğine indirgeyen idealist felsefe ile; yine iyi ve kötülüğü sadece ‘hayatta kalma’ iç-güdüsü ile açıklamaya çalışan diğer felsefe.. ve ara detay, sürüsüne bereket düşünce akımları.. fizik ve meta-fiziğin tanrı ‘şiva’ ekseninde CERN’de buluşması.. internet, emar, tomografi derken, insanoğlu’nun cevabını bulacağı güne değin vazgeçmeyeceği ‘arayış’ı..

..insan yaratıcısını ararken, pek çok farklı kimlikle ortadadır; bu kimi zaman ateizmin ardına gizlenmiş olan ‘teizm’in, ‘bilim’ adı altında tezahürü (derin din) ile de karşınıza çıkmış olabilir.. ‘big bang’, bilimsel açıdan ‘tanrı’ imgesinin ispatıdır; ve ‘zerre’ fikrinin dayanağıdır. 

..kısacası ‘üç boyut’lu bir yaşam alanında, henüz dördüncü boyutu kavrayamamışken.. daha doğrusu kavramamız imkansızken, insanların bir ‘yaratıcı’ fikrine inanması doğaldır; zaten aksi bir fikrin, tıpkı diğeri gibi ispatı da mümkün değildir!. biz de bütün yazılarımızda ‘din’ eleştirisi üzerinden ilerlerken; ‘bütün cevaplar’ı bulduk, ”ahan da bakın dünya ve insan böyle yaratılmış”, demiyoruz!. bizim temel eleştirimiz, ‘din’ müessesesi ve bu müessese üzerinden, insanoğlunun ‘küresel elitler’ tarafından ‘maymun edilmesi’ üzerinedir.. 

..evinde oturmuş ve inandığı ‘tanrı’ya dua edenlerle değil zorumuz.. bizim zorumuz; ‘din’ adı altında insanlığa kurulan ‘büyük komplo’ iledir!.

..işte ‘bakış açısı’ manası ile aşağıdaki yazıyı bir kere daha okumanız gerektiğini düşünüyorum.. 

 

ŞÜPHE!. Cem Yağcıoğlu (2015)

Şüphe.. duyulması en zor iç-ses!. duyulduğunda devamlılığı olan, gittikçe artan ritmiyle kemirgene dönüşen bir kavram.. duygu ya da..

Gerçeğin hemen başucunda bekler.. kendi amacını örter bazen, aradığı gerçeğin üzerinden geçer, hem aklı oyalar.. hem saklı tutar içinde doğru-yanlış ne varsa..

Şüphe ile başlar bilim.. en yaman inançların içindedir, kendisiyle kandırır çoğu zaman, çoğu zaman amacın önüne geçer.. gerçeğe ulaşmanın en temel  yöntemidir, öyle yaman bir çelişki yaratır ki; tam da bu dediğiniz anda yeniler kendisini, hedef şaşırtır çoğu zaman..

Esiri olursanız hep uzağında kalırsınız gerçeğin.. kullanmasını bilirseniz, en yakın mesafedir, önünüze serilir en saklı gerçek..

İşte o zaman, inanılması en zor seçenek çıkar karşınıza.. gerçek!.

Şüphe, sizi ona yaklaştırır.. yaklaştıkça endişe musallat olur beyninize.. daha yaklaşırsınız, daha yaklaşırsınız, büyür şüphe.. bir anda küçülürsünüz korkuya dönüşür şüphe; artık gerçeğin kıyısındasınızdır.. ve şüphe yerini kolaylıkla terk eder,  yalın gerçek karşınızdadır, inanasınız gelmez.. yalan doldurur şüpheden arta kalan boşluğu..

Çünkü gerçek, inanılması en zor seçenektir!..

Bu yüzdendir kalabalıkların bin yıllık aldanmışlığı.. ve bu sebeptendir; doğruların yalnızlığı..

Hiçbir gerçek, şüphe duyulmadan açığa çıkmaz..  ancak; hiçbir şüphe, gerçeğin kabulü için yeterli değildir; çünkü gerçek, şüphe götürmez..

Toplumlar gerçeği söyleyenleri sevmez.. şüphe yaratılır bir şeydir, seçicilikte kullanılır ve toplumları manipüle etmek için bir araca dönüştürülebilir.. bu sebepten şüpheden gerçeğe ulaştığını sanan toplumlar ya da bireyler.. kolaylıkla gerçeğin çok uzağında kalabilir.. hem de ellerinde gerçeğin var-olduğu zannı yaratılarak..

Günümüzden bir örnek vermek gerekirse, ‘seçim /sandık’ ilişkisi çok yerinde olur..  kalabalıklar ikna olur, gerçek linç edilir ve bireyler ‘vatandaşlık görevi’ yapmış olmanın huzuruyla sisteme hizmet ettirilir.. işte burada kaybolan şüphedir..

Şüphe önce yaratılır.. sonra hastalık sınıfına sokulur ve sorgulamayan toplumlar.. ya da hep karşıyı sorgulayan tek tipçilik doğru kabul olunur!..  yani şüphenin varlığı gerçeğe giden yolu açarken, yaklaştıkça endişe ve korkuya dönüşen hali  topluma sunulur.. işte bu da yığınların yanılgısını doğurur kendi içinde. .

Yani a partisinin liderini sorgulayanlar, sıra kendi parti liderlerine geldiğinde şüphe duymaktan imtina ederler..ve az önce yanı-başında duran şüphe, bir anda ortadan kaybolur..

Başkalarının gerçeğini sorgulayanlar, sıra kendi gerçeklerine geldiğinde susarlar.. kabul etmek istemezler.. işte bu da toplumda sıralı nöbet değişimini sağlar, iktidarlar bu dengeyi korumak için yer değiştirilir.. toplum ya da kişi bu değişimi kendi seçimleriyle ilgili sanır ve tavrını öyle belirler..

Oysa sistem.. ve sahipleri;  kendi yarattıkları şüphe üzerinden, olması gereken şüpheyi ortadan kaldırırlar.. çünkü şüphe de en az gerçek kadar tehlikeli ve sakıncalıdır.. sorgulama isteğini kamçılar, toplumun ya da kişinin kendi yanılgılarıyla yüzleşmesini sağlar.. işte bu yüzleşme zor da olsa gerçeğin kabulüne yol açar ve bu yol insanlığa uzar gider..

Bu sebepten toplumsal mekanizmada liderlerin sorgulanması ya da şüpheyle karşılanması kabul görmez.. günümüzden bir örnek vermek gerekirse, parti disiplin kurumları bu işin menbaı sayılırlar.. şüphe içerde bastırılır, başı ezilir ve topluma ulaşamadan üzeri örtülür.. ve bu iş, yine şüphe yaratılarak yapılır.. yani şüphe gerçeğe giden yolu açmak için araç ise, gerçeğin üzerini örtmek için de ayrıca kullanılır.. ama bu gerçek şüphe değil, yaratılan şüphedir..

İşte yaratılan şüpheye günümüzden en güzel örnek ‘işid’ terörüdür!..  ve pkk terörü..

Her ikisinin arkasında da ‘sistem’ durmakta.. ancak bir-biriyle savaşan bu sakıncalı ve hastalıklı yapılar toplumun bir kesimi tarafından özgürlük savaşçısı.. ki bu savı savunanlar ‘göya’ sistemin de en karşısında yer aldıklarını iddia edenlerdir!.. diğerleri ise ‘göya’ eleştiren medyanın büyüttüğü ve karşı konulamaz güç diye lanse ettiği karanlığın çukuruna düşenlerdir!..

İşid’i Müslüman bir örgüt sananlar açısından ters şüphe geçerlidir! Çünkü ters şüphe, gerçeğin karşısındaki en büyük tehlikedir!.. pkk ve türevleri için de aynı tespit geçerlidir!..

İşid ve benzerlerini sanki kendiliğinden ortaya çıkmışlar algısıyla kabul edenler, zaten sistemin işleyişinde yer alanlardır.. ki bu güruh tüm dünyada ‘yarı aydın’ dediğimiz kitledir!.. eğitimli ve bir o kadar da cahil olan bu kesim, halkla da arasına duvar örmekte ve kendilerini korunaklı sitelerinde çok güvende hissetmektedirler.. oysa en büyük yanılgı içinde olan, bu gruptur!. çok kitap okumaları onları kurtarmayacak.. çünkü, sistemin kitaplarından beslendikleri ‘şüphe’sine kapılmayacak kadar akıllı saymaktadırlar kendilerini..  oysa sistem, çok yakında kişisel gelişim adı altında pek çok safsatayı şüpheye yer bırakmadan onların çocuklarının zihnine de işleyecektir!. kişiler.. bireyler gelişecek ve toplumsal yalnızlığın önü açılacaktır..

Güçlü birey diye topluma sunulan model, ‘egoist’ yapılanmanın toplumsal yardımlaşma mekanizmasına soktuğu ajan-provokatördür.. büyük şirketlerde önlerine konulan ‘hedef’e kitlenen ve ancak sonuçlarının toplumda yaratacağı yıkıcı etkiyi hesaplayamayan.. hafta sonları çevreciliği gibi sosyal aktivitelerle egolarını tatmin eden.. ve ancak sistemin  en etkili elemanı durumundayken, kariyer planlamalarıyla önce aileden.. sonra da toplumdan uzaklaşan kalabalıklar yığınıdır!

..bu bilgili ve çoğu zaman entelektüel kalabalık.. hiç bir zaman toplum olabilme özelliği göstermez; çünkü ‘bireyselcilik’ tuzağı içerisinde yüzyılın yalnızlığına esir edildiklerinin farkında değildirler.. durumdan şüphe etmezler…

Pahalı okulların sırrı budur!. Gerçek ve şüpheden uzak ve ancak her şeyi bildiğinden emin nesiller.. oysa gerçek, o kadar uzak ki onlara, sonsuza..

İnsan!. çoluğuyla çocuğuyla baş-kaldırmadığı sürece; sistem;  yalan bir şüphe üzerinden savaşlarını sürdürecek (11 eylül).. ve gerçeğin acımasızlığı üzerine tezler üreterek, yalan bir refah üzerinden (abd) şeytanın kostümlerini pazarlamaya devam edecektir.. moda dünyası dedikleri, cinsiyetsiz bir neslin hayaline açılan kapıdır!.. bu dinsel ya da tinsel bir endişe değil, çoğu zaman yine din ile üzeri örtülen paradoks bir durumdur..

Yaratılan orta-üst tabaka şüphe etmez.. kaderine terk-edilen alt tabaka olan biteni anlayamaz.. ve sistem bu çarpıştırma üzerinden ilerler..

Bu inanan ya da inanmayan mevzu değildir!.. sistem bu detaya girmez!. Tehlike altında olan!..

GEZEGENDİR!..  hedef Orta-Doğu değil, GEZEGENDİR..

İklimler.. yiyecekler.. atmosfer.. kaynaklar.. dünya bir şeye hazırlanıyor ve bu İNSAN için değil..

Şüphe, aklın derinliklerinde yatan gerçeğin çığlığıdır..

Lütfen şüphe edin.. ve çocuklarınıza bu şüpheyi aktarın..

hedef İnsan neslidir..

 

kritik eşik 01-01-2018

Cem Yağcıoğlu / edebiyatgazetesi /17.06.2015