Savaş ciddi bir iştir ve bazen gereklidir; ancak ‘savaş’ın bir insanlık suçuna dönüşmemesi için, çok ciddi ve haklı sebepleriniz olmalı ve siyaseten bakacak olursak; ‘millet’in önüne getirilen.. ya da konan gerekçelerle daha önce halvet olunmamış olması esastır!. -çözüm süreci, akil adamlar Habur rezaleti gibi..- Sene 2017 nisan, ne diyor çok ‘sayın’ Erdoğan; ”..dünya öyle bir dünya ki, ağzından çıkan bir lafın esiri olursun. Artık internet denilen bir olay var, her şey kayıtlarda A dan Z ye, hepsi çıkıyor ortaya…”  ..aynen öyle..

..ah şu Afrin olayı gündemde iken, Kılıçdaroğlu gidecekti ki Vatikan’a, ne malzeme çıkardı kim bilir!. ‘Şehit’lerden girer, ‘gazi’lerden çıkarlardı; karikatürü bile yapıldı. Ama şöyle bir ‘gerçek’ var ki; bu gibi olağanüstü durumlarda.. ya da ‘yaratılan ‘olağanüstü durumlar‘da, ‘büyük kalabalıklar’ın dini ve milli duyguları, çoğu zaman ‘akıl’ ve ‘fikir’ ekseninde değil de, sıklıkla ‘duygusal’; ancak, ‘gerçekler’den kopuk bir şekilde şaha kalkar!. Bu bizde de böyledir, abd’de de böyle.. Şili’de de böyledir; yani ‘kalabalık insan toplulukları’ ‘bireysel zeka’ ve ‘bireysel farkındalık’tan uzak, medya ve iktidarca ‘yaratılan algılar’la yönlendirilir ve çoğu zaman da, -tarihi örnekler ortadadır; toplu histeri nöbetine tutulurlar !. Artık kimsenin ne dediği, neden karşı çıktığı, önemsizdir.. ‘gerçekte ne olduğu’ ile ilgili değillerdir artık..

..kendileri gibi düşünmeyen herkes ‘hain’!. onları desteklemeyen herkes ‘gayrı milli’!.  aşağılık-şerefsizdir!. bunu da, ‘gerçek’leri dillendirenleri, ‘gerçek hain’lerle özdeşleştirerek yaparlar..

Bugün ‘pkk’ severler bu ‘savaş’a karşı, doğrudur; ancak onların karşı olması, bizim ‘taraf’ olacağımız manasına gelmez ki; kaldı ki Türk siyaseti, abd siyaseti ile benzer özelliklere sahiptir, ‘karşı taraf’ı, ‘en karşı’ ile eşleştirme yöntemi ile ‘payanda muhalefeti’ değil ama, ‘gerçek muhalefeti’ etkisiz kılma becerisine de sahiptir; ve bu yöntem, ‘akp’ iktidarı ile ve bilhassa 15 Temmuz sonrası tavan yapmıştır!.

..karşı çıkarsan ‘hain’sin!. neden?. çünkü ‘hain’ler karşı çıkıyor!. olabilir; ancak bu senin hangi amaca hizmet ettiğin gerçeğini değiştirmez ki!. ben / biz en başından beri ‘fetö’ derken.. asıl düşman ‘Kandil’ derken; sen / siz elele tutuşup halaylar çekiyordunuz!. el-etek öpüyordunuz!.

..şimdi ‘biz’ vatan haini olduk!. siz vatansever!. sebep?. çok basit; amaca giden her yol mubahtır, kimilerine göre; oysa amaçtan önce seçilen yol esastır!.

Hakan Fidan’a ait olduğu söylenen ses kaydı ne diyordu; “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırır, savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesine’de saldırtırız”..

..bu ülkenin insanları kime güvensin!.

..başka sözüm yok sayın hakim!..

Neyse devam edelim; şöyle bir düşünsenize, ‘diriliş Ertuğrul’, ya da ‘payitaht:Abdülhamid’  dizilerini seyredip, ‘baltalı ilah’ gibi sokağa fırlayan, naralar atan adamların olduğu bir ülkede; kim neyi tartışır, ya da ‘gerçek’, kimi ne kadar ilgilendirir!. Almanya bu işin neresinde, İngiltere’nin planı ne -geçmişten bugüne- ve hatta ‘serkeş’ Fransızların!. Tillerson, abd dış işleri bakanı olarak mı geldi, yoksa exxon-mobil ‘ceo’su olarak mı? aynı zamanda Putin’in de yakın dostu olan Tillerson’un ‘ceo’luğunu yaptığı ‘exxon-mobil’ abd’de hukuki bir sorunla karşılaşmayan tek dev şirket!. ama üçüncü dünya (ne demekse) ülkeleri için sonun başlangıcı bir şirket!. küresel bir felaket!..

..Tillerson denen abd’li neden geldi?. neden karşılandı? neler konuşuldu?.  ona ne!. ‘ya Allah.. ya Bismillah’ dedi mi, tamam sanıyor!. gören de haçlılarla kapışıyor sanır!. Yüz yıllardır ‘Müslüman’ı, Müslüman’a kırdırıyorlar; bir tane aklı başında ‘Müslüman’ çıkıp da; ”neler oluyor bize!” demiyor. Neden?. çünkü mevzudan haberi yok!.

Cumhuriyet ona ‘vatandaş’lık payesi vermiş, ‘adam’ sıfatına sokmuş; o illa, ‘padişah’a kul olacağım derdinde!. üç kitabı da defalarca okudum, fazlasını da okudum; ama özellikle o ‘Üç kitap’ta Allah’tan başka kimseye kulluk etmeyiniz, diyor ve ekliyor; ”aracılar edinmeyiniz”.. ama bugün Müslüman alemine bakarsanız, ‘şirk koşmak’ yol ve yöntem olmuş.. gerçi bizdeki diğer kanat içinde yer alan ‘gardırop Atatürkçüleri’ bilmez; bilse de söylemeye pek yanaşmaz ama, diğerlerinde de -Hristiyan ve Museviler- durum bizdekinden çok farklı değildir.. bir zamanlar Sümer ve Mısır’da da öyle idi; insanlar ‘tanrı’ya tapar, ama ‘din adamlarından’ korkardı!.

Mısır firavunu Akhenaton, ‘tanrı’ olduğu düşüncesini reddetti ve asıl tanrının gökte olması gerektiğini söylediğinde en büyük destekçisi annesi idi, ‘Tia’.. Bilinirlik açısından söylemek gerekirse Akhenaton, ‘Nefertiti’ ile evli ve altı kız babası idi, erkek çocukları olmadı. Tia’nın babası ‘Yuya’ nın Yahudi soyundan geldiği çokça kaynakta yer almaktadır -bugüne ışık tutması ve ‘başlangıç’ manası ile.. neyse, dini merkezleri ‘Karnak’ta bulunan ve zamanın en zenginleri sayılan tapınak rahipleri Akhenaton’in bu ‘tek tanrı’ çıkışından rahatsızdı ve hatta Nefertiti’nin saraydan uzaklaştırılması, erkek çocuklarının olmamasından ziyade; bu dini fikir ayrılığı olduğu yine pek çok kaynakta yer alır. Akhenaton, tek bir tanrı olduğunu ve tanrının zamandan önce de olduğunu, her şeye gücünün yettiğini, her şeyin yaratıcısı olduğunu fakat onu yaratan herhangi bir şeyin olmadığını söylemiş ve ‘Karnak’ yerine yeni dini merkez olarak Amarna’da bir şehir kurulmasını sağladı.. daha bilinir olması bakımından Akhenaton, Tutankamon’un babasıdır. Akhenaton öncesinde iki bine yakın tanrıya tapılıyor ve tapınaklarda görevli din adamları bu karmaşa içinde ‘firavun’ların tahtını sarsacak kadar güç ve iktidar sahibiydi; nitekim şüpheli bir şekilde ölen Akhenaton’un bugün mezarı dahi bilinmemektedir ve bazı Mısır araştırmacıları, Akhenaton’un ölümünde, çok tanrılı dinlerin ‘rahip’lerini sorumlu tutmaktadır. Ölümünden sonra baskılara dayanamayan oğlu Tutankamon, eski inanca geri dönmüştür. Akhenaton’un bilinen şiiri, yazılı dinler tarihini kökünden değiştirecek bir öneme sahiptir; ancak anlatmaya çalıştığımız gibi, ‘Tanrı’dan kudretli, ‘tanrıcılar’ın olduğu bir dünyada, ‘gerçek’leri kabullenmek zordur. Şiirin tam çevirisi şöyledir;  Tanrı, uludur, birdir, tektir. Ondan başkası yoktur. Bir tanedir, O’dur her varlığı yaratan. Bir ruhtur Tanrı, görünmeyen bir ruh…Ta başlangıçta vardı Tanrı. Tek varlıktı o. Hiçbir şey yokken o vardı. Her şeyi o yarattı. Ezelden beri gelen varlığı, ebediyete kadar sürecek. Gizlidir Tanrı, kimse görmemiştir onu. İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman.

Ana konumuza dönelim. Afrin müdahalesinin sonuçları ve Türk Milletine faturası yakında ortaya çıkacak; +1 için hesap yapanları anlarız!. ya bu hesaplara, inancını ve milliyetini hayasızca pazarlayanlar!. benim-bizim derdimiz pazarlamacılarla; yoksa ‘cehalet’e mahkum edilmiş kalabalıkları, ‘neden cahil kaldınız?’ diye de yargılamıyoruz; çünkü hepimiz, bu faturadan sorumluyuz!. biz ve kendilerini halktan soyutlayan, daha bir yukarıda gören herkes sorumludur; çünkü yukarıya çıkarken, üzerlerine bastıklarımız var.. siz (biz) uyurken, sürüyü otlağa götüren bir çoban var!. (ikili veryansın)

Piyano neden zengin.. ya da ‘elit’ enstrümanıdır?. hiç düşündünüz mü? çünkü yapım-üretim aşaması çok zahmetli ve dolayısı ile çok pahalı olduğu için.. ilk piyano 1700 lü yılların ortalarına doğru, Bartolomeo Cristofori tarafından üretildi ve sonrasında tüm Avrupa ve dünyaya yayıldı. Halkın alım gücü bu muhteşem müzik aletini almaya elbette yetmedi ve daha ziyade ‘soylu’ ne demekse!. soylular ve çocukları tarafından kullanıldı.. ama halkın çocukları da muhteşem keman nağmeleriyle damlarda şarkılarını söylemeye devam etti!.

..bu sebepten, basacak bir yerin olmazsa aşağıya düşersin!. yer çekimini unutmamalı..

Birden bire terörle ve teröristlerle mücadele aşkı depreşenlerin; ki kaldı ki ‘öso’ denen oluşum da bir terör örgütüdür!. Koskoca Türk Ordusu, bu ne idüğü belirsiz ‘paralı askerler’le; ki hedef her an Türkiye olabilir!.. neyse kime neyi anlatıyoruz ki..

Bu sebepten;

..detayları bilmeden, bütünü göremezsiniz.. bütünü görmeden, hayatta kalamazsınız!..

Yaratılan her durumun kendi içerisinde değerlendirilmesi, duygusal ataklardan ziyade; akıl ve stratejiyi öne çıkaran çözüm yollarının aranması elzem olandır!. Kendi içerisinde bilim, edebiyat, felsefe ve sosyoloji barındırmayan, tarih bilgisini kapsamayan hiç bir düşünce, başarıya ulaşamaz!. Ayakları yere basmayan düşünce veya hareket, başarısız olmaya mahkumdur… Bu sebepten asıl olan akıl, elzem olan bilgi ve kullanımıdır!.

Zamansız bir atak, sahibine döner!..

..demişiz, 2015 yılında..

Bu ülkenin insanları her zaman vatanı ve milleti için hiç düşünmeden canını verir; tarihle sabittir!. Ben-Biz ne kadar eleştirsek de, çoğu ayrıntıda ayrı düşsek de; ben biliyorum ki, akp seçmeninin ‘bir kaç istisna hariç’ hepsi benden-bizden daha vatanseverdir ve hiç düşünmeden canını verir!. buradaki sorun, ya da benim-bizim eleştirimiz, ‘ne için?’ üzerinedir!. defalarca aldatıldığını söyleyenlerin, bugün aldatılmadığı.. ya da yarın televizyonlara çıkıp, ‘yine ve yeniden aldatıldık’ demeyeceği ne malum!.

Biz farklı dünya görüşlerinde olsak da, farklı şeylerden zevk alsak, ya da yüzlerce konuda ters düşsek de.. bu vatan bizim!. hepimizin!. babasının seksen sülale öncesi Türk olanın da.. Kolsuz ‘Agop’ gibi Ermeni olanın da.. bu Vatan, Ona ‘hain’lik yapmayan herkesin, hepimizin vatanı.. Tanrı’ya inananın da.. Allah’a inananın da.. inanmayanın da..

Bu ‘VATAN’ın tapusu Türklerdedir!. ama ‘yaşam hakkı’, üzerinde yaşayan herkesindir!. Tıpkı Almanya’nın tapusunun Alman’larda olduğu gibi.. Kolsuz Agop’un yaşam hikayesini bir okuyun, bakalım kim daha vatansever!. (tabi bu ayrıntı ve daha fazlası, ‘bop’un içinde (Büyük Ortadoğu Projesi) bir Ermeni Kürt Devleti idealinin olduğu gerçeğini değiştirmez!.)  Buradan hareketle pirinç çuvalının içindeki siyah taşlar ortada; asıl mesele ‘beyaz taşlar’ı bulmaktır!. o da ‘hamaset’le.. ya da zul-cehaletle hiç olmaz!. akıl ve iz’an şarttır!.

İnsanlar, ‘inanç’ ve ‘kimlik’ istismarına karşı koyabilse; iktidarların, (güç-erk) onları kullanmasının başka bir yolu yoktur!. özgür düşünceye sahip olmayanlar, özgür olamazlar!.

..birilerine yine ve yeniden hatırlatmakta fayda var; abd’nin kucağına oturarak, özgürlük savaşı verilemez.. biz buna ‘kucak dansı’ diyoruz!. başı-sonu belli…

 

Cem Yağcıoğlu  21-02-2018  07.30

edebiyatgazetesi / kritik eşik