..ve nihayet başkanlık seçimleri ile ilgili ilk büyük ‘değişim’ medya sektöründe oldu!. Cem Uzan örneği ortada iken ‘Aydın Doğan’ın çekilmesi.. ya da ‘işten el çektirilmesi’; aslında 15 Temmuz süreci -bir hafta öncesi- ve sonrasında gerçekleşti. Dikkat ederseniz bugünkü Hürriyet ve diğer ‘organ’lar ‘devlet haber ajansı’ kimliği ile yayın yapmakta.. ama bu yeterli değil elbette, kadroların da elden geçmesi şart..

..seçimlerle ilgili ‘şaibe’ haberleri hiç olmamalı!..

Doğan grubunu savunmak benim işim değil; ki bu grup, benim ve daha pek çok yazarın kitaplarına ambargo koyarak, raflarına dahi sokmazken ve gerçek manada bir ‘tekel’ olmuşken.. mevzu elbette bizlere uygulanan sansürden çok daha derin.

..fare dolu bir tarlanın yılanlarla temizlenmesi gibi bir durum!. fareler bitti-bitecek.. ya yılanların öcü!..

Bugünkü Rusya’da Putin örneğinde olduğu gibi, ‘abd’ düşmanlığı halk nazarında ciddi prim yapmakta; bu elbette gerçek manada bir düşmanlıktan ziyade, sadece ‘söylem’ ve aynı zamanda yine abd politikalarına hizmet eden bir ‘siyaset taktiği’.. Büyük kalabalıkların bunu bilmesi.. görmesi.. ya da  anlamlandırması oldukça zor. Liderin yaptıklarına veya yaptıklarının sonuçlarından ziyade, sadece dudaklarından dökülen kelimelerin ahengine kapılan kalabalıkların nasıl bir ‘hamaset’ çukuruna çekildiğinin en büyük kanıtlarından biri!. Putin açık ara kazandı!. Sonuç!.

..Rus halkı kaybetti!.

..abd, karşısında güçlü bir düşman olmadan kazanamayacağını anladı ve Rusya yeniden sahneye sürüldü; oysa ‘SSCB’ dağıtan gücün, Rusya’yı al-aşağı etmesi kaçınılmazdı. Aynı zamanda Rusya, AB’nin başında bir ‘çekiç’ olarak durmalı ve NATO’nun varlık sebebi ortadan kalkmamalı idi. Yüksek siyaset öngörüleri ile halkın beklentileri arasında örülen ve sadece bizde değil hemen-hemen tüm ülkelerde olduğu üzere, hamaset ile cehalet arasında kurulan köprülerin, ‘milli kimlik’ ve ‘dini kimlik’ üzerinden ilerleyişi durdurulamaz boyutlara ulaşmıştır.

Bugün Suriye’de aslında Türkiye-İran savaşı yaşandığını kaç kişi biliyor!. ya da kaç ‘büyük yazar-siyasetçi’ bu gerçeği dillendiriyor!. (bu cümleyi not edin..)

Hürriyet Gazetesi Türkiye tarihi açısından bir ‘ekol’dür ve belli ‘aralık dönemler’ haricinde (bugün dahil) her zaman AB çizgisinde yayın anlayışı ile ‘laik’ kesimin (popüler laiklik) sıkı sıkıya bağlı olduğu bir ‘kale’dir. Peki bundan sonra bu anlayış değişecek midir?. Belli kadroların değişeceği muhakkak; ancak, ‘Alman ekolü’nün bir yansıması olan yayın anlayışı, yine belli ölçülerde devam edecektir. Kaldı ki Fransız ekolünden gelen Demirören’lerin de, ‘süreç’ sonunda Korkmaz Yiğit formasyonuna tabi olmaları, yüksek ihtimal dağarcığındadır!.. akp iktidarı döneminde asıl büyümesini gerçekleştiren Demirören’ler 2011 yılında Milliyet ve Vatan gazetelerini almıştı. Görevine son verilen Milliyet yazarı Metin Münir bir röportajında aynen şu cümleleri kuruyordu; ”Gazeteyi satın alan Erdoğan Demirören tutucu, AKP yandaşı bir iş adamıdır. Onun esas amacı Başbakan’ı memnun etmek, medya dışındaki şirketleri için yönetimi dost edinmekti. Milliyet’i Başbakan’ın oluru ile aldı. Onun seveceği bir gazete yapılmasını istiyor.”

Tabi bu röportajın genelinde eksik olan kısım; o dönem ‘föto’ etkisinin göz ardı edildiği.. ya da normalleştirildiği idi.. çünkü 2013 yılında devlet ile İmralı arasında gerçekleştirilen görüşmelerin tutanağının yayınlanması.. ve Tayyip Erdoğan’ın isyan edercesine; ‘‘Eğer gazetecilik buysa batsın böyle gazetecilik”.. (tabi o yıllarda henüz ‘fetö’ örgütü bahsi konu değil..)

..ve Demirören’in ”üzdüm mü seni patron” demesi ve karşılık olarak.. ”valla duman ettiniz.” cevabı.. (2014 ses kaydı.. (halen daha ‘fetö’ örgütü konu değil..)

Ben; Tayyip Erdoğan’ın, bu ‘enstantane’yi unutacağını hiç zannetmiyorum..

Bu medya operasyonunun Fenerbahçe başkanlık yarışını da etkileyeceği açıktır, futboldan çok anlamam; ancak bu operasyon Aziz Yıldırım’ın elini güçlendirmiştir.. (naçizane öngörüm)..

Bir de işin ‘tekel’ olma durumu var.. bakalım ‘rekabet kurumu’ tüm yayın organlarının bir grubun elinde toplanmasına ne diyecek!.. sizce?.

Ez-cümle; Doğan Medya hiç bir şekilde Türkiye lehine bir yayın anlayışına sahip değildi; kaldı ki Hürriyet Gazetesi gerçeği üzerinden gidecek olursak, Simavi’lerden bugüne yayın anlayışı bakımından ‘Alman ekolü’nden taviz vermemiştir.. buna rağmen ‘iyi mi olmuştur?’ elbette hayır!.

Ülke büyük bir karanlığın içine çekilirken, ‘büyük kalabalıklar’ın buna bir itirazının olmaması, sosyolojik bir vaka.. dünya siyasetinin en büyük gelir kaynağı olan ‘dini ve milli hamaset’ her zaman olduğu üzere yine sahnede ve kalabalıklar kendi sonlarına doğru, güle oynaya ilerlemekte..

Asıl sorun ülkenin ‘eksen’i sorunu; Türkiye’nin ‘eksen’inde oynamalar yapılıyor ve bu oynamalar halkın refahı veya iyiliği için değil!..

 

cem yağcıoğlu  edebiyatgazetesi / kritik eşik

23-03-2018