Türkiye’nin en öncelikli sorunlarından biri, ‘polis’ sorunudur!.
 
Hürriyet Gazetesi’nin manşeti; ”..polise tokat attı”! (17-06-2018) bugün..
 
..ancak konu ile ilgili videoyu izlediğinizde önce polisin tokat attığı görülüyor.. olayın öznesi olan vatandaşın kışkırtıcı tavırları elbette var; ancak ‘kabadayı polis’ gerçeği her şeyin üzerinde bir ‘vaka’ olarak karşımızda durmakta!.
 
Eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarında çalışacak olanların çok ciddi psikolojik testlerden geçirilmeleri şart!. bu sadece bizim değil, aynı zamanda benzemeye çalıştığımız ve gün geçtikçe küçük bir kopyası haline geldiğimiz abd için de geçerlidir!.
 
”Sen vatandaşa vuramazsın’!. çünkü sen; güvenlik alanında çalışan bir ‘memur’sun!. ve diğer memurlardan bir farkın yok!. üzerine giydiğin o üniforma, sana bu hakkı vermez!.
 
..adaleti kendi başına sağlama yetkin ve görevin yok!.
 
Peki ‘polis’ kendini savunmayacak mı? diye soranlar açısından söylemek gerekirse; elbette savunacak.. gerekirse, zor da kullanacak.. ancak polisin görevi; zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırmak değildir!.
 
..karşı taraf cahil olabilir!.
..karşı taraf ‘kendini bilmez’ olabilir!.
..karşı taraf ‘öküzün önde gideni’ olabilir!.
..karşı taraf, cinayet suçlusu.. tacizci.. hırsız.. arsız.. her ne olursa olsun polisin görevi ‘adaleti sağlamak değil!. suçluları.. ya da suçlu olduklarını düşündükleri kişileri adalete teslim etmektir!. gerekirse zor kullanarak!.
 
..ancak vatandaşa ‘tokat’ atmak!. böyle bir şey yok! olmamalı da..
 
Videodaki vatandaşın da, ‘kendini bilmez’ bir kişilikte olduğu aşikar; ancak yine de, ‘mahalle kabadayısı polis’ değil!.
 
..lafını sözünü bilen!. kolay kolay sinirlenmeyen!. gerektiğinde tansiyonu aşağıya çekme kabiliyeti olan polis olması, doğru olandır!. ama siyasetin efendileri öyle düşünmüyor!.
 
Benim gördüğüm.. ya da gözlemlediğim kadarıyla; polis şiddetinin yaygın olduğu ülkeler, genellikle geri kalmış, toplumsal hayatı, dogmalara esir olmuş, kimsenin, kimseye saygısının olmadığı ve insan hakları konusunda sınıfta kalmış ülkeler.. ‘peki ya abd’? diyecek olursanız..
..yine bana göre, dünyanın en sorunlu, en anlamsız, en sığ, en snop ve tüm negatif ‘en’lerin bir arada olduğu bir ülke.. teknolojik ilerleme ‘insani’ ölçek baz alındığı zaman çok da bir anlam ifade etmemeli; çünkü ilerleme ‘insan’ ve diğer tüm canlıların lehine olan gelişmelerdir; en azından benim için öyle; oysa yeryüzüne baktığımızda, ilerleme adı altında insanlara sunulan tüm kolaylık ve teknoloji..
..mevzuya giriş..
 
..yine ilerleyen zaman içinde ‘yaşam hakkı’ kavramını hiçe sayacak bir anlamda ilerlemedir.. yani insanlar ve hayvanlar.. ve de bitkiler ‘mutlu’ değildir!. işte bu da, ‘negatif’ bir durum ve öngörüdür!.
 
Özgürlük adı altında, insani değerlerden uzak.. sağlık alanında iyileştirme değil, sürekli, tedavi.. eğitim alanında sorgulamayan, okuyan; ama okuduğunu anlamayan ve sadece ‘unvan’larla kendilerini ifade edebilen model insan!. cinselliğin, ‘tercih hakkı’ adı altında ‘didiklenerek’ nelere ve nerelere kapı açıldığı mevzu ve yine üzerine düşünmeyen ‘kabulcü’ model insan!.
..her şeyi ilerleme sanan ve ertesinde ‘kabül’ eden model..
 
Ekonomik ilişkiler ağı ve toplumsal yaşam ve hayatta kalma endişesi ile ortadan kaldırılan ‘anne-çocuk’ ilişkisi ve yerine konan ‘kreş-çocuk’ ikilemi!.
 
Dinci yapıların ‘çok eş’ istekleri ve isteklerin tanrı imgesine bağlanması.. ve yine modern toplum aldatmacası üzerinden, tek eşliliğin tu kaka ilan edilmesi (derin din diyalektiği).. heteroseksüelliğin diğer tercihler üzerinde baskı kurduğunun genel kabulü!.. 
 
..yazmakla bitmez, insanlığa kurulan bu ‘büyük komplo’!. asırlardır yazıyoruz.. bundan sonra da yazmaya devam edeceğiz..
 
Bugün insanlığın en büyük sorunu, ‘farkındalık’ sorunudur; ancak bu sorun, medya, siyaset ve küresel sermayenin dayattığı ve ‘büyük kalabalıklar’ı ikna ettiği farkındalık değildir!.. minik bir örnek verelim..
 
Somali’yi ve tüm dünyada yaratılan ‘somali’de açlık’ konusunu bilmeyen yoktur; ancak etrafınızdakilere bir sorun; okyanusa kilometrelerce kıyısı olan bir ülkede ‘açlık’ olur mu?. dikkat edin ‘Orta Afrika’dan bahsetmiyorum!.  elbette açlık vardır; ancak bu yaratılan bir ‘açlık’.. yani küresel siyasetin Afrika üzerindeki oyunlarından sadece biri.. (tıpkı Somalili korsanlar gibi.. neredeler şimdi..zaten hiç yoktular; üç beş siyahi figürasyon ve Hollywood tarzı ‘işid’ çekimleri misali..)
 
..ya da dörtte üçü su olan bir gezegende yaratılan ve geleceğe ithaf edilmeye çalışılan ‘su savaşları’ paranoyası gerçek olabilir mi?.
 
..ya da tüm insanlar sigarayı aynı anda bıraksa.. ‘kanser’ denen ‘mutasyon’ sona erer mi?. doktorun ilk sorusu; ”sigara içiyor musunuz”?.. ”adres soracaktım”!.  ”anladım, ona göre tarif edeceğim” kurtarmacası misali..
 
..yoksa asıl amaç (gdo-gmo ile) zaten ‘mutasyon’ mu!..
 
Aptallar seks robotlarını ilerleme sanıyor.. ileride kendilerine ‘ihtiyaç’ duyulmayacağından haberleri yok!. ‘ihtiyaç’ duyulmayan, ‘yaşamasına gerek olmayan’dır!.
 
Bıurada ‘ihtiyaç’ duyulmayan tek şey!. ‘insan’!. anlaşılması zor, biliyorum.. zaten biz de anlatamıyoruz..
 
..kod değişirse.. kimlik değişir.. (burada kimlik ‘cins-nesil’ oluyor)
 
..insan nesli..
 
..işte bu sebepten, ‘polis’ arkadaşların, daha sakin olmalarında fayda var..
..hayırlı pazarlar..
 
 
cem yağcıoğlu 17-06-2018 12.50