Geçmişten günümüze uzanan travma; ‘kadına şiddet’!. aslında doğası itibari ile fiziki gücün ‘adalet’siz kullanımından başka bir şey değildir. Bir aslanın ceylana uyguladığı ‘şiddet’ ile aynı kulvarda değerlendirilemez; ister ‘yaratılış’, isterseniz, evrimsel süreç deyin.. şiddet, ‘yaşamsal döngü’nün olmazsa olmazıdır. Çünkü ‘şiddet’, içinde adalet barındırmaz; ya da adalet ile sorgulanamaz. Bir erkeğin kadına uyguladığı fiziki şiddet ile bir kadının erkeğe uyguladığı psikolojik şiddet arasında fark yoktur; çünkü iki taraf da, ‘son hamle’ olarak, sahip oldukları en iyi silahı kullanmakta ustadır. Bu benim, ‘erkek egemen’ bir bakış açısı ile söylediğim bir şey değildir; zira gücü eline geçiren ister erkek, ister kadın olsun, bugünkü modern dünyada ne derece ileri gidebildikleri tüm çıplaklığı ile ortadadır.

..Merkel’le dünya barışı gelmemiştir.. ya da daha yerel bir bakış açısı ile Çiller ile Türkiye’nin her anlamda (ekonomik-siyasi) ‘istismar’ tarihi değişmemiştir!.  bir ‘tanrı’ algısının yerine; yine cinsiyetçi anlamda bir karşı çıkış olarak tanrıça yerleştirmek, güç dengelerini değiştirmez; burada asıl amaç ‘insan’ öznesinin ehlileştirilmesi olmalıdır.. bu da ‘adalet’ ile mümkündür.

..uydurma ‘hukuk’ dışında, gerçek anlamda bir ‘adalet’ varsa.. ya da uygulanabilirse, güçlünün güçsüzü ezmesi mümkün değildir. Bu elbette ‘ütopik’ bir düşünce; çünkü, doğada yer alan her canlı, sahip olduğu her özelliği lehine kullanma ihtiyacı hisseder.

..siz bir kokarcaya, zorda kaldığında ne kadar da pis kokuyorsun, diyemezsiniz.. çünkü başka bir özelliği (silahı) yoktur!. İşte bu bağlamda; her sıkıştığında kadına karşı fiziki gücü kullanan bir erkeğin de.. emin olun başka bir silahı (aklı-iz’anı) yoktur!. Bu bir; ‘sefil’liğin, dışavurumundan başka bir şey değildir.. ancak, yine bu bağlamda; karşılığı, erkek tu-kaka!. kadın, tüm günahlardan arınmış değildir!.

Cinsiyetçi bakış açısı; ‘farkındalık’ konusunda ‘aydınlanmış’ oldukları hissine kapılanlarca, modern dünya görüşünün bir yansıması gibi algılansa da; aslında ‘gerçek’, insan öznesinin bölünerek ayrılmasından başka bir şey değildir.. ki bu, son zamanlarda cinsel tercihlerin şekillenmesinde ve rollerin değişiminde ortada olan ve yine enteresandır; ‘büyük kalabalıklar’ca, sorgusuz-sualsiz kabul gören ‘yaratılan muamma’lardan sadece biridir.

..laik ve seküler (ikisi aynı değildir) dünya görüşü sahiplerinin, her türlü ‘absürt’lüğü sorgusuz-sualsiz kabul etmesi ile; ki çok kitap okumakla övünürler!. Feodal ve dinci görüş (muhafazakar) sahiplerinin her yeniliğe ve ilerlemeye karşı çıkması; temel anlamda bir ayrılıktan ziyade, tersten bir aynılık sonucunu doğurmaktadır; ki bu, her iki fikrin de; çoğu defalar dile getirdiğim ‘derin din’ temelinde birleştiği yere götürür bizi.. Vatikan-Kudüs-Cern ve tanrı ‘şiva’ bağlantısı..

..bilimin tanrı ile kavuşma çabaları!. ya da zerre fikri ile big-bang aynılığı üzerinden, fizik ve meta-fizik kardeşliği..

Ya tüm evren, sandığımız kadar büyük değilse!. ya da biz sandığımızda çok daha küçük isek!. Ya da aradığımız cevaplar, ‘tahayyül’ sınırlarımızın ötesinde, ya da ortada bir cevap yoksa.. iki görüşe göre de; yani tekamül, ya da evrimsel sürecin en sonuna ulaştığımızda; biri çıkıp, ‘beğenmedim, bozuyorum bu oyunu’ derse.. ya da, ‘gelin bakalım buraya, sınav bitti, kağıtlarınızı görelim’ derse..

Olasılıklar.. olasılıklar.. olasılıklar; ve olasılıklar üzerinden kendi yarattığı ‘olasılığı’ tüm diğerlerine dayatan ‘şiddet’in kaynağı!. ‘ne diyorsak o’!.

..iyi de, bi şey demiyorsun!.

..ya da tüm bu bilinmezliği yok sayan, yarım saatte bir kitap okuyan, çok akıllı ‘ret’ sahipleri!.

..ya bu evrenin bir sahibi varsa!.

Muhtemelen tarif edildiği gibi olmasa da; bir ‘varlık’ ve ‘yokluk’ sorunu tam ortada; ancak şiddetin sahipleri, ne hikmetse ‘varlık’ fikri üzerinde oturmakta; işte geçmişten günümüze kadına şiddetin konumlandığı ve yüz bulduğu asıl alan burasıdır!. Şimdi bazı akl-ı evveller konuyu ‘İslam’a bağladığımı düşünebilir.. bağlamıyorum ama!.

Hayatım boyunca tek başına bir ‘İslam’ eleştirisi yapmadım; çünkü tek başına ‘İslam’ eleştirisi hem maksatlı, hem de tıfıl kalır. Bu sebepten dört-bin küsur din içerisinde yer alan ‘ibrahimi’ gelenek, tek başına ‘İslam’a mal edilemez; Hristiyanlık ve Musevilik aynı temelden beslenir. Yine sanıldığı, ya da öğretildiği şekli ile ‘‘kadın’a bakış’’ açısı, İslam’dan çok önce İbrani geleneği şeklinde tezahür etmiştir.. çok daha ötesinde ve derininde; ve bugün ‘yoga’ ve ‘kişisel gelişim’ fasa-fisolarının membaı olan, Hindistan ve kültürü yatar!.

..hayatları boyunca hep bir ‘ARAYIŞ’ peşinde olan Hollywood kaçkınlarının.. ya da sokak çocuklarını ‘yavru kedi’ kıvamında okşayan, ‘benim bu dünyaya gelmemde bir amaç olmalı’ kafası yaşayanların uğrak yeri!.

..tabi Brahmanizm’de kadınlar tapınak ve kutsal yerlerden uzak tutulur, tipik dinsel ritüel.. elbette Hindistan yerel kıyafetleri ile, Arap yerel kıyafetleri ve ‘ten’ benzerliği çok daha derin ve saklı bir gerçeğe ışık tutmaktadır, şimdi sırası olmadığı için geçiyorum; lakin, niyet hasıl olmuştur.. açıldığında, millet ve dinler tarihinin değiştiğini göreceksiniz..

Bugün ‘bilim’, aslında erkeğe gerek yok savını ispatlama telaşındadır; elbette bahse konu ettiğim bilim, daha ziyade ‘karanlık bilim’!. Dolayısı ile ‘erkek’ türünün ne kadar gereksiz, ne kadar kaba ve işlevsiz olduğu.. aslında olmasa da üremenin gerçekleşeceği, vesaire, vesaire…

Belki bazılarına ‘şimdilik’ abartı gelse de, ‘cinsel devrim’ adı altında ‘tercih’ özgürlüğü ve bu özgürlüklerin eleştirilere maruz kalmadan yol alması bakımından ‘homofobik’ suçlaması ile, yine sözde laik-seküler dünya görüşü sahiplerinin baskı altına alınması.. karşılığında dinci güruhun şiddetle karşı çıkması ve yine bu tepki üzerinden laik ve seküler düşünce sahiplerinin daha da ateşli bir savunucu durumuna indirgenmesi..

..elbette bir kişinin.. kadın olsun, erkek olsun, cinsel tercihinden dolayı ayrıma tabi tutulması ve bu ayrıma karşı çıkılması ile.. o kişinin topluma-toplumlara rol model olarak sunulması, bir-birinden tamamen ayrıdır!. Her şeyin ‘farkında’ olduğu zannı ile şişirilmiş olan ‘modern insan’, bu ikisini bir-birinden ayıramazken, yine her şeyin ‘farkında’ olduğu hissi ile hareket etmektedir.. gerici düşünce ile ancak böyle baş edilebileceği öğretilmiştir.. sınırsız özgürlük!. sınırsız cinsellik…

..aslında yazılan son; sınırsız faşizmdir!.

Her zaman söylüyor ve yazıyorum; bazı şeyleri anlamak için, çok şey bilmeye gerek yok!.  azıcık bilimkurgu film seyretmeniz yeterli..

Tıpkı bugün ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeler ile ‘dolar’ ilişkisi gibi. Dolar artıyorsa, istenilen bir şeyler vardır!. Düşüyorsa, o şeyler verilmiştir!.

Fiziki güce ihtiyaç kalmadığı günümüzde, ‘dişi’ türünün yükselişi kaçınılmazdı; öyle de oluyor. Fiziki gücünün dışında hiçbir üstün özelliği olmayan ‘erkek’ türünün sonun başlangıcında olması da kaçınılmaz; ancak fiziki gücün insan türünün bugünlere gelmesinde ki ‘ayrıntı’sı atlanmamalı..

Bu sebepten ‘varoluş’.. ya da ‘yaratılış’tan bu yana, erkek şiddetine maruz kalan ‘dişi’ türü, umarım aynıyla karşılık vermez!.

..çoğunluk espri ile son verdiğimi düşünebilir yazıma; ancak değil!. erkek neslinin gereksiz olduğu savı ve düşüncesi; yine evrim sürecine müdahale edilerek öne alınmaya çalışılmakta ve bu konuda çok ciddi ilerlemeler kaydedilmiş durumda.. elbette siz gen deneylerinin (kök hücre) hastalıklara çare için ne fedakarlıklar ve insan-üstü gayretlerle yapıldığının farkında olabilirsiniz.. bir de farkında olunmayanlar olabileceğini düşünmeniz dileğiyle.. dikkat ederseniz hep ‘kanser’e çare arıyorlar.. ve dikkat ederseniz, yine kanserle ilgili ciddi ilerleme kaydeden bilim adamları; ya intihar ediyor, ya çocuk pornosundan tutuklanıyor.. ya da faili meçhul cinayetlere kurban gidiyor.. (yakında detayları ile yazacağım)

Kadına el kaldıran erkek, bir otorite olarak değil elbette; ancak sıradan bir yazar olarak söylüyorum.. cinsel anlamda sorunludur!. Cinsel anlamda sorun, tek başına ‘iktidarsızlık’ anlamında değil elbette.. zaten ‘iktidar’ ile konunun ne gibi bir ilgisi var, hiç anlamamışımdır!. Mevzu gerçek anlamda bir ‘iktidar’ ise; en başından beri ‘iktidar’ kadındadır.. her anlamda.. Anlatımda ucuzluğa kaçmamak için detaylandırmıyorum… (x) kromozomu x 2, aslında her şeyin cevabını içinde barındırmakta. Şimdi siz bunu bir tarikat, ya da cemaat şeyhine anlatamazsınız; zira anlatabilirseniz, anlayacaktır!. o da, işine gelmez..

Son olarak; umarım kadınlar (dişiler) intikam alma yolunu seçmez!.  ben bir ‘erkek’ olarak, kendiliğimden yok olana kadar süreci devam ettirmekten yanayım.. ama sona çıkacak olan ‘dişi’dir; karşı çıktığım, olağan sürece müdahaledir!. hepsi bu!.

Aşk; kadın ve erkekle estetiktir..  gerisi fasa-fiso!.

 

Cem yağcıoğlu  04-11-2018

Edebiyatgazetesi / kritikeşik