Cem Yılmaz‘ı eleştiri ile girelim konuya, öylede bitirelim; ancak, öncelikle ‘akit’çiler söz konusu olduğunda Cem Yılmaz; hem adamlık bakımından, hem de diğer pek çok meziyetleri bakımından kıyas kabul etmez.. ve lakin, fazlası ile sistemle iyi geçinenlerden biridir, geçenlerde Fatih Altaylı‘nın programına konuk oldu ekibi ile birlikte. Uzunca bir programdı, atlayarak izledim. Bir ara konu nasıl oldu ise komplo teorilerine geldi, -alaycı bir şekilde- ”dünyayı dört aile yönetiyor” mealinde bir cümle kurarak, aklınca Fatih‘in verdiği pası gol yaptı.. ekibi de katıldı gülüşmelere.. sonrasında ”boş işler bunlar” gibisinden mırıldanarak, yine aklınca komplo teorisyenlerini küçümser bir şekilde, dudaklarını büzdü ve başını iki yana sallayarak, geçelim bunları edasıyla, kaldıkları yerden devam ettiler..

Peki, herkesçe bilinen ve kabul gören ve istatistik verilerle gözler önüne serilmiş olan, gelir adaletsizliği konusu ne olacak.. Cem Yılmaz bunları bilmiyor mu!. ancak sistem içerisinde kendi yerini sağlamlaştıran her birey gibi ‘o’ da, işin kolayına kaçarak, sözde siyasete girmiyor.. oysa bu bir siyaset mevzu değil ki!. bu bir insanlık dramı, sonsuz bir trajedi bu!.. dört aile-beş aile sözcüklerini kullanmayı ben de sevmem, internette cirit atan, video çeken, binlerce çoluk-çocuk, yaşlı-genç, emekli, ev hanımı ‘üstad’ dolanmakta; yani yalan-yanlış bilgi deryası içinde yüzen milyonlarca insan..

..bir keresinde benim bir yazıma yorum yapan okuyucu, başka bir yazımdan alıntı yaparak, aklınca beni eleştirmişti.. elbette o yazının da benim olduğundan habersizdi.. ”okuyun da doğrusunu öğrenin” diyordu en sonunda.. şimdi böyle ‘dümbelek’ler yüzünden, gerçekten ufkumuzu açan, hatta pek çok yazımda belirttiğim gibi, yazdığım yazıdan daha değerli yorum yapanlar yok mu?. fazlası ile var.. bağlantı koptu, yeniden kuruyorum; işte bu dümbelekler yüzünden, herkesi aynı sepetin içine koymak doğru mudur!. değildir elbette.. bir yerde fazlası ile saçmalayanların olması, yalan-yanlış, bilip-bilmeden videolar çekiyor, ahkam kesiyor olması, ‘gerçek bilgi’nin kolaylıkla elde edilemeyeceğinin kanıtı olsa gerek!. ama sırf bu zırvalar yüzünden; aslında her şey olağan seyrinde ilerliyor, kimsenin -devletler ve şirketler bazında- her hangi saklı bir planı yok.. her şey yolunda ve herkes zaten çok mutlu, çalışanlar her zaman karşılığını alıyor, sadece yan gelip yatanlar ‘aç’ gibisinden bir durum da, söz konusu olmasa gerek..

..tamam dört-beş aileden vazgeçtik, ki bu tanımlama gerçekten işin ciddiyetini bozuyor.. iyi de; işte 2016 yılından bir istatistik;

”,Zenginlerle fakirler arasındaki gelir eşitsizliğinin artarak devam ettiğini belirten Oxfam, 2016 yılında dünyanın yüzde 1’lik nüfusuna denk gelen 70 milyon kişinin dünyanın geri kalan yüzde 99’undan (Yaklaşık 7 milyar insan) daha fazla servete sahip olacağını açıkladı.” (OXFAM: küresel yoksulluğun azaltılmasına odaklanan bağımsız hayır kuruluşlarından oluşan bir konfederasyon.)

..ayrıca OXFAM, ’62 “süper zenginin” servetlerinin dünya nüfusunun yarısından daha fazla olduğunu da, detay olarak verdi.. burada dalga geçilecek, ya da gülünecek bir şey var mı!. bu tablo çok daha ağır ve vahim; zira dalga geçilerek bahse konu olan ailelerin bazılarının nüfusu 1500-2000’lerle ifade edilmektedir..

Benim Cem Yılmaz eleştirim bu kadar.. ve sırf ‘akit’çilere inat, Cem Yılmaz’ın ‘Kara Komik Filmler’ini sinemada seyredeceğim.. bu Ülke ve bu Millet ne çekti ise, (gerici) yobazlardan çekmiştir!. oysa bizde, en azından bende, ‘amaca ulaşana değin her yol mubahtır’ anlayışı  hakim değildir!.

..filhakika; onlar Allah’ın kulları ise.. biz de ”TANRI”nın çocuklarıyız.. İsa, gibi değil elbette.. benim babamın adı Burhan Yağcıoğlu..

 

cem yağcıoğlu  24-10-2019

edebiyatgazetesi / kritik eşik