YERELDEN EVRENSELE.. TANRI VE BİLİM ÜZERİNE.. cem yağcıoğlu

..yalan söylemek olmaz, yukarıda küçük bir yıldız olan Güneş var.. aşağıda ya da.. benim ‘şeytan’ım Ay!.

Önce yerelden girecek olur isek; abd yaptırımlarının devreye girmesi, Erdoğan’ın, karşılığında, “Gerekirse biz de İncirlik’i ve Kürecik’i kapatırız” çıkışı.. ve buraya dikkat 17-12-2019 günü Pervez Müşerref’in vatana ihanet suçunu işlediği gerekçesi ile aldığı ‘idam’ cezasının açıklanması!.

Korku bir kere kendisini hissettirdi mi; ki bunun en güzel örneği, daha doğrusu bu korkunun en canlı kanıtı 14 Aralık 2019 da bir tv kanalında yayınlanan tartışma programında söylenen söz idi; (ki bu tv kanalı yandaş diye tabir edilen bir kanal) “Erdoğan karşıtı herhangi biri seçilirse insanlar ‘abartıyor’ diyor ama bir kere biz dahil herkes yargılanır. Seri bir tutuklama yaparlar” Cem Küçük

Yöneticinin, ”yani Cumhurbaşkanı’nı da mı yargılarlar?’‘ sorusuna karşılık ise, yine Cem Küçük’ten geliyor, ”
“Ona hemen cesaret edemeyebilirler ama çevresinden başlarlar. Melih Gökçek’i bu durumda kim kurtarır? Metiner’i kim kurtarır? Şamil Tayyar’ı kim kurtarır? Seni, beni kim kurtarır?”

Mehmet Metiner’in cevabı; “İlk telef olacak olan biziz yani. Yahu korkutma bizi, zaten yeterince korkağız bir de bu laflardan sonra..”

..buradan çıkan sonuç ‘çarpışma’ büyük olacak; elbetteki benim okuyucum burada ne demek istediğimi anlayacaktır!. ‘çarpışma’ büyük olur derken, taraflardan birinin ‘biz’ olmayacağını da iyi bilir!.

(Metiner sonraki açıklamasında, alaylı bir şekilde konuya yaklaştığı yönünde görüş bildirmiştir ve aslında ne denli cesaretli olduğuna dair vurgu yapmıştır..)

..bir insan neden korkar.. ya da içindeki korkuyu ‘alay’lar; orasını da siz düşünün..

Yukarıdaki, ”taraflardan biri ‘biz’ olmayacağız..” tanımıma daha bir açıklık getirmem gerekirse; karşımızdakilerin, karşısında olanlar, ‘biz’den ‘olmayabilir’i, netleştirme ile ilgilidir.. yani, sen-ben kendimizi taraf sanabiliriz.. hatta sayabiliriz de; ancak, sandığımız ‘taraf’, bizden taraf olmayabilir.. bazıları bunun için yirmi yıl bekleyebilir, acı olan da bu -hatta beklerken çoğunlukla bana-bize küfredebilir-.. herkes seçiminde özgür elbette; ancak seçenekler kısıtlı olunca, birilerinin de; istese de-istemese de ‘bi-taraf’ olmaktansa, ‘bir taraf’ta olması kaçınılmaz.. işte ‘onlar’ bunu biliyor ve sadece bizde değil, her yerde aynı ‘ikilem’ üzerinden hareket ediyorlar; çok parçalı fikirsel ve etnik bölünmeler sağlansa da, iki ana damar üzerinden ayrışma sağlanıyor, ‘amerikan politiği’!. Cumhuriyetçiler (sağcılar -yeni nesil muhafazakarlık).. demokratlar (küreselciler -liberal sol)..

..bu iki ana akım yüzlerce alt grupları içinde barındırsa da, her ne kadar bir birinden çok ayrı ve bir birlerine çok karşı gibi dursalar da, siyaset-sermaye ve medya ilişkileri bakımından pastayı bölüşme konusunda, yine coğrafi ve kültürel farklılıkları göz önünde tutarak, en tepede eşit paylaşım yoluna giderler.. Evrensel ve tarihsel düzeyde ticaretin gelişmesinde Yahudi tüccarlığının önemi büyüktür; ancak fazlaca dillendirilmeyen ve üzerinde pek de durulmayan diğer bir ayrıntı ise, ‘kavimler göçü’ (Türklerin göçü-Hazar İmp dağılışı, Avrupa Hun Devleti) ve bu iki halkın önce Avrupa, sonrasında ise abd sahnesinde bugün dahi devam eden sermaye ortaklığı.. (deşilmesine izin verilmeyen kilit bir konu)..

..bunu bir Türk olduğum için söylemiyorum; zaten yukarıda bahsettiğim konu içerisinde ‘hangi Türk?’ sorusunu da kendime sorar dururum.. bu sebepten, ‘önce insan’ öznesini Türklükle ilgili en ateşli yazılarım da bile dip-not.. ya da yan-not olarak düşmüşümdür.. devam edecek olursak; bugün Avrupa’nın ve keza abd’nin gen (dna) haritaları çıkarılsa, ortaya çıkacak sonuç hiç de sanıldığı gibi olmayacaktır!.

..bu sebepten Türkleri sadece ‘Türk-İslam Sentezi’ açısından dar bir alana hapsetmek, yine sadece ‘İslam’ı referans alanlara ait olmasa gerek; ‘Yeşil Kuşak Projesi’nin kimler tarafından Orta-Doğu ülkelerine ihraç edildiğine bakıldığında, yine o ‘göç’ hareketlerinin etkilerini ve bugünkü paylaşım savaşındaki sonuçlarını görmek mümkün!. emin olun, tarih; size-bize anlatıldığı gibi değil..

Bu süreçte Avrupa halklarının yaşadığı travma ve sonrası, yazıldığı gibi değil.. ya da okunuşu yanlış!. ama bugün Avrupa ve abd’de Attila‘lar var demek doğru olmaz!.

İnsanlık tarihi, memeliler tarihinden bağımsız düşünülemez, hatta diğerleri de dahil; elbette tanrı-şeytan ikilemine giriş-çıkış bölümleri hariç.. cevap bulunana değin insanın bir ‘yaratıcı’ araması doğaldır.. karşı düşüncede yok olup gideceği fikri, kolay kabullenilecek, ya da azıcık bir zorlama ile uyuşulacak gibi değil, ‘sonsuz yaşam’ dururken..

..tabi ‘yok olmak’, ‘var olmak’ kavramlarının uzay-zaman algıları içerinde ne manaya geldiğini kavramak; ve her ne kadar, insan zekası ile övünüyor olsak da, sınırlı kapasitemizin farklı bir cevap sunuyor olmaması, ‘inanç sistemleri’nin değişerek de olsa, uzunca bir süre daha bizimle olacağına işaret ..

..yaşayan insanlığın dörtte üçü aynı ‘Yaratıcı’ tarifinde hem fikir olsa da, aracılar konusunda oldukça karmaşık yapılanmalara (dinlere) tabiler.. coğrafi koşullar, ırksal özellikler, kültürel farklardan dolayı çokça ayrı yorum ve yaşayış ve bir-birini kabullenmeyiş ve yine aynı ‘Yaratıcı’ adına bir-birleriyle döngüsel savaşlar sistematiği.. aslında yakın değil, ‘çok yakın tarih’i kapsamaktadır..

Hikayenin daha öncesine uzandığınızda, yine hayatta kalmak ve nesli idame ettirmek adına, kıyasıya bir var-olma savaşına tanık olmaktayız, daha masumane.. maymundan geldik, sözüne kızanlar var biliyorum; ama bu yanlış!. maymunlarla aynı atayı paylaşıyoruz hepsi bu, kısaca bir ‘primat’ türüyüz.. daha da ötesi fare benzeri bir canlıdan geliyoruz..

..şimdi bu fikri kabul etmek istemeyen bir insana kimsenin bir söz söyleme hakkı yok.. kişi kendini ‘özel’ hissediyorsa, şempanze ile yüzde 95.. muz ile yüzde 50 oranında ‘dna’ benzerliğimiz olduğundan bahsetmeye gerek yok..

..’kullanılan’ malzeme aynı, demeye de.. ‘kullanılan’ diyorum dikkat ederseniz, isteyen buradan bile bir ‘tanrı’ fikri çıkarabilir.. buna da kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur..

Bu iki konuyu alt alta yazmamdaki asıl amaç, var-olduğumuz günden bu yana güçlünün zayıfı ezdiği.. hatta soyunu, neslini ortadan kaldırdığı bir plan içerisinde olduğumuz, reddedilemez bir gerçek..herkes bir-birini yiyor!. doğada huzur içerisinde su içebilen bir canlı yok.. ancak ilerlediğini, geliştiğini ve hatta ‘çok geliştiğini’ iddia eden ‘insan’ oğlu.. ya da kızı; ki bence kendi yok oluşunun henüz başında.. bu da hızlandırılmış bir ‘evrim süreci’nin etkisi olsa gerek; zira gen deneyleri ile, fikrine karşı olsam da, ‘tanrı’nın işine burnunu sokmaktalar..bence insan henüz o etkin ve yetkinliğe sahip değil..

..en fazla yüz yıllık bir bilgi birikimi ‘tanrı’yı oynamak adına hiç yeterli değil!. aslında bakınca ben de ‘tanrı’cıyım.. ‘muhafazakar ateist’im denebilir.. birileri ‘tanrı’nın işine karışma diyor.. ben de, ‘doğa’ya ve işleyişe müdahale etme diyorum.. bende ‘şeytan’ yok işte, dinginliğim ondan.. kafam rahat.. elbette ‘muhafazakar ateist’ falan olmaz; ciddiye alınmasın, belirteyim de..

..demem o ki; bilim her şeydir; ancak birileri bilimi ‘yeni tanrı’ diye yutturmaya çalışırsa; ki bu yukarıda belirttiğim iki ana akım ve bölünme ile ilgilidir, bu tuzağa düşülmemeli.. çağımızdaki yeni hedef, kadın ve erkeği bir birinden oldukça uzağa savurmak ve ‘erkek’ neslini tu-kaka ilan ederek, aile kavramını.. bilhassa ‘baba’ kavramını sorgulatarak ve yıpratarak, üreme ilişkilerini ve dengesini değiştirmek..

..hiç bir konuda fikir birliği olmayan dünya elitlerinin, ‘sigara yasağı’ konusundaki fikir birlikteliği ve yine esrar kullanımının yaygınlaşması konusundaki olağanüstü çabaları sizin de gözlerinizi yaşartıyor mu acaba.. tütün mamullerinin bağımlılık yaptığı aşikar; ancak uyarıcı olduğu açıktır!. yerinin uyuşturucu ile doldurulma çabaları hiç de masum değil!.

..sigara sağlığa zararlıdır!. orasını bilmeyen kalmadı; ancak arka planda bizden saklanan ne?. dünya sağlık örgütünün (WHO) nun yakın bir zamanda ‘sentetik uyuşturucu’ reçetelerine hazırlıklı olmalı..

..biliyorum çoğunuza uçuk gelecek, olsun çocuklarınız doğrular.. sanki farklı bir ‘dna’ kodlaması üzerinde çalışılıyor.. ya da değiştirilmek isteniyoruz!. düşünmekte fayda var..

Soner Yalçın’ın ”Kara Kutu” isimli son kitabı sağlık sektöründe nasıl bir zihnin egemen olduğu konusunda önemli ayrıntılar içeriyor.. okunmasında fayda görüyorum.. (ahlak anlayışım ‘doğru’yu öngörüyor).. sağlıkla..

cem yağcıoğlu 18-12-2019 05.45

edebiyatgazetesi / kritik eşik