Reptilian saçmalığı ve arkasında yatan gerçekler!.

..her duyduğunuza inanmayın..

..içinde Türk, Atatürk, vatan, millet kelimeleri geçmeyen; ya da başlığında.. her hangi başka bir konu hakkındaki yazıları; bırakın okumayı, göz dahi gezdirmeyen oldukça büyük bir kalabalık mevcut.. tıpkı içinde ya da başlığında, yine; vatan, millet, din, iman, hadis ve benzeri kelimelerin geçmediği yazı ve makaleleri -ki bizimkiler birer ”deneme”dir- , okumadan geçen; ve hatta ”şimdi sırası mı yani?” ya da ”bizim derdimiz ne, adamın derdine bak!” misali çıkışlarla tepki verenler de ayrıca çok kalabalık..

Bir fotoğraf, ardından edilen bir cümle; ki o da, çoğu zaman alıntı.. ya da, kendi dışında kalan, ya da düşünenleri ‘aşağılayıcı”.. ki çoğu zaman eleştiri getirdiği konuları ve davranışları tersi durumlarda kendisi de yapan.. ya da kendi düşüncesinde olan ”sözde” kanaat önderlerinin pek çok ‘yanlış’ına, tıpkı diğerlerinin yaptığı gibi göz yuman; ancak aynı davranış şeklini karşı tarafta gördüğü zaman, ‘ortalığı velveleye’ veren..

..çok kalabalıklar, hem de çok!.

..oysa yan kaynak ve konular hakkında bilgi birikimini edinmemiş ‘insan’; hangi fikri, savunursa savunsun, hangi görüşe ait olursa olsun, gerçek anlamda ‘yobaz’dır!. Tarih bilmeyen, sosyoloji, psikoloji, felsefe alanlarında -akademisyen olmaya gerek yok- fikir sahibi olmadan; algılarına yönelik yapılan operasyonlara yenik düşer, ‘gerçeklik’ algısını yitirir..

Bu yaklaşım ve durum tespiti tüm dünya insanları için geçerlidir; kişi, kendi görüşüne yakın yayın yapan medyayı soluksuz ve sorgusuz izler-okur, ancak kendi ‘özgün’ değerlendirmesini yapmaz!. (aslında yapamaz, öyle bir yeti kazanmamıştır) sorgulama gereği hissetmez.. derinliği ve felsefesi olmayan her görüş sahibi için geçerlidir; karşı görüş sahibi olmakla övünür, ancak kendi görüşünün içerisine sızmış olan ”truva at”ları hakkında hiçbir fikri yoktur.. uyaracak olanları ise baştan reddeder.. bazı durumlarda; ki son zamanlarda moda olmuştur, ‘ihanet’ etmekle suçlar!.

..oysa kendi düşüncesinde olan birini ‘ihanetle’ suçlamak; yine o fikir, ya da görüş hakkında derinlemesine bir bilgi sahibi olmayı gerektirir.. bu sebepten, sosyal medya ve benzeri ortamlar çoğu zaman temelsiz ve bilgisiz insanların seslerinin çokça yükseldiği mecralara dönüşür.. ”google” alimlerinin her metre karede üçer-beşer ‘ses’ enflasyonu yarattığını düşününce.. neden fazlaca buralarda bulunmadığımızın cevabı da, yine burada yatmakta. Kör dövüşü yapmaktansa, ‘susmak’, bazen de, ”sen daha iyi biliyorsun” demek yerindedir..

..çünkü; karşında, ”sen daha iyi biliyorsun” dediğinde; aslında ‘ironi’ yaptığının farkında dahi olmayan biri olduğunu ‘sen’ de biliyorsun; lakin karşıdakinin bu söylemi ‘gerçek’ sanması.. yine ”sen daha iyi biliyorsun” deyip çekilmenin ne derece doğru olduğunu kanıtı olsa gerek..

Son günlerde, Cem Yılmaz‘a karşı yürütülen saçma-sapan ‘linç’ hareketinin temelinde de, bu ‘sığ’lık.. ve bu haddini bilmezlik yatmakta.. ben Cem Yılmaz‘ın dünya görüşünü, ya da hayata bakışını fazlaca onaylayan biri değilim, bana fazlaca ‘elitist’ gelir, bu ayrı bir tartışma konusu..

..geçenlerde ne dedi Cem Yılmaz; “Sosyal medyadan benim anladığım kadarıyla üç kişi var memleketteki bütün kötülükleri yapan; ben, Tarkan ve Athena Gökhan”

..ve bu cümlelerini ‘illuminati’ geyiğine bağlayarak sürdürdü.. ‘geyik’ diyorum; zira, yine bir cümlesinde; “Youtube’da bir video mu gördüm. Benim gözüm dönüyormuş. Ulan benim gözlerim dönse ben buna bilet keserim” 

Birinci cümle ‘illuminati’, ikinci cümle ‘reptilian’ meselesine vurgu yapıyor; ve bence çok güzel ve zeka kokan söylemler bunlar; hem kendisini eleştiren zihniyetin ‘boş boğaz’lığına, hem de, kulaktan dolma bilgilerle ‘bilir-bilmez her konuda atıp-tuttuklarına dair..

..geçenlerde kızım aradı (kuzum), ”baba, deniz kızları gerçek mi?” diye sordu; kızım, 9 yaşında bu arada.. ”her izlediğine, her okuduğuna inanma” dedim doğal olarak.. ”ama içlerinden biri çok gerçekçi geldi bana..” diye de ekledi.. neyse uzatmayayım, karnesinden, tatilinden bahsettikten sonra, kapattık..

..benim kızım daha çocuk, seyrettiğine.. ya da okuduğuna inanması kadar doğal bir durum olamaz; o bile, yine de babası olarak bana sorma gereğini hissederken..

..diyeceğim o ki; Cem Yılmaz fazlaca zeki bir adam, ancak onu eleştiren cenaha baktığım zaman, her hangi bir zeka pırıltısı göremiyorum.. ne savundukları fikrin temeline hakimler, ne fazladan kurabildikleri kendilerine ait cümleleri.. cümlelerden vazgeçtik; seçtikleri kelimeleri yerli yerinde kullanma becerilerine bile sahip değiller..

..tabi Cem Yılmaz‘ın, ”dünyayı zaten beş aile yönetiyor, biz de buna inandık” mealinde diğer bir cümlesi de mevcut, daha öncesinden.. işte ‘elitist’ demem bundan; çünkü ‘ti’ye alarak kurduğu bu cümle aslında herkesin bildiği bir gerçek!. yani bu bir ‘komplo teorisi’ değil, başka bir yazımdan alıntı ile cevap vereyim:

”,Zenginlerle fakirler arasındaki gelir eşitsizliğinin artarak devam ettiğini belirten Oxfam, 2016 yılında dünyanın yüzde 1’lik nüfusuna denk gelen 70 milyon kişinin dünyanın geri kalan yüzde 99’undan (Yaklaşık 7 milyar insan) daha fazla servete sahip olacağını açıkladı.” (OXFAM: küresel yoksulluğun azaltılmasına odaklanan bağımsız hayır kuruluşlarından oluşan bir konfederasyon.)

..ayrıca OXFAM, ’62 “süper zenginin” servetlerinin dünya nüfusunun yarısından daha fazla olduğunu da, detay olarak verdi.. burada dalga geçilecek, ya da gülünecek bir şey var mı!. bu tablo çok daha ağır ve vahim; zira dalga geçilerek bahse konu olan ailelerin bazılarının nüfusu 1500-2000’lerle ifade edilmektedir..”

Tekrar yazıya dönecek olursak; tablo, Cem Yılmaz’ın ‘ti’ye aldığı durumdan daha vahim!. ve gidişat, daha da vahim olacağına dair işaretlerle dolu.. hele şu ‘yapay zeka’ tam olarak devreye girmeye başlasın, siz o zaman görün!.

..çünkü biz, şu anki ‘düşünce kapasitemiz’le canlılığın tarifini yaparken; aslında ne dinsel anlamda, ne de bilimsel manada sandığımız kadar ileri, ya da ileri derecede bir uygarlığa sahip değiliz.. belki yakın bir gelecekte, her hangi bir bilgisayar düzeneğinin (kuantum bilgisayar) -hızını zaten biliyoruz- içerisinde yer alan ‘algoritma’nın, yanlışlıkla dahi olsa, sahip olduğumuz düşünce yetisinin binde birine sahip olduğunu hayal edin.. elbette bu bir ‘komplo teorisi’; ancak, bugün geldiğimiz nokta ve dejenerasyon da, geçmiştekiler için birer ‘komplo teorisi’ idi!. bu manada, üç-beş dangalak ve yetersiz için ‘komplo teori’lerinin ‘ti’ye alınması.. işte bu noktada Cem Yılmaz‘a getirdiğim eleştiridir..

..her şeyi mizah konusu yaparsanız, gerçeğin gözden kaçmasına vesile olursunuz; bu da, insanlığa yapılabilecek en büyük kötülüktür!. her şart ve koşulda ‘sağlık sistemini’ savunan tıp insanları gibi.. yani ilaç tröstleri çok ‘masum’, endüstriyel gıdalar çok ‘sağlıklı’, gdo üreticileri insanlığın beslenmesi konusunda gayret sarf eden ‘hümanist’ iş-adamları.. aslında ters giden bir şey yok, sorun kafamızda!. öyle mi gerçekten!.

Son olarak ‘illuminati’ ve ‘reptilian’ konularına gelecek olursak; iİlluminati ve benzer örgütlerin reptilian ırkından oldukları düşünülür. Temeli olmayan bir saf-sata!.Reptilian’ların yarı insan, yarı sürüngen oldukları ve sahip oldukları enerji yüküyle şekil değiştirebildiklerine inanılır. Bu konuda yüz binlerce video ve yazı bulabilirsiniz.. ve bence de, saçmalığın dik alasıdır ve asıl ‘gerçek’lerin saklı kalması için ortaya atılmış, bilen-bilmeyen herkesin fikir yürüttüğü bir alandır!.

..aslında ‘reptilian’ mevzusunun çıkış noktası; ”r-kompleks”, yani ”reptilian kompleks‘ (sürüngen beyin) beyinde yer alan bir bölümdür. Evrimin ilk zamanlarından kalmıştır, kuşlarda, sürüngenlerde ve memelilerde ortak olarak bulunur. bir nevi ‘ilkel beyin’ de diyebiliriz -elbette bu kadar basit değil!.- ..neyse evrimin ilk aşamalarında var olan bu durum aslında ‘maymundan mı geldik’ sorusu ile ilgilidir; daha doğrusu ‘pirimat’lardan mı geldik olacak elbette. oysa evrimin ilk aşamalarında, yani henüz pirmatların ortaya çıkmadığı dönemlerde.. daha da başta, karaya henüz ayak bastığımız!. ”ayak basmak’ yanlış tabi; daha sürünme aşamasındayız, işte ‘r-kompleks’, yani ‘reptilian beyin’ (sürüngen beyin), daha da doğrusu ‘ilkel beyin’, o zamanlardan bugüne bize miras kalmıştır.

Evrim Teorisinin temelini oluşturan bu düşünce, yine ‘evrim teorisi’ne karşı çıkan -genel manada- dindar kesim tarafından sahiplenilir. yine maddenin tabiatına aykırı bir durum!. Yani bizde olsun, diğer ülkelerde olsun, bu ‘reptilian’ konusunu gündeme getirenler genel itibariyle dindar kişilerdir; yani inançlı insanlar!. yabancı videoları izleyen pek çok kesim, bu ve benzeri yayın yapanların, aslında kendi inanış biçimlerinde oldukça bağnaz kişiler olduklarını bilmez.

..düz dünya teorisi de bunlardan biridir; yurt dışı yayınları takip edenler benzer videoları hazırlayanları ‘modern görüş’ sahibi zannetse de, çoğu düz dünya teorisyeninin aşırı katolik veya benzer gruplardan türediğini bilemez; oysa bu düşüncenin temeli, dünyanın insanlar için özel olarak yaratıldığı ve gök kubbe ile çevrelendiği ana fikrini savunur.. aldanma şurada başlar; doğu ülkelerinde aşırı dincileri kıyafeti ve duruşu ile ayırabilirsiniz, ancak Avrupa ve Amerikan kökenli ülkelerde bu ayrımı yapmak zordur. Bu sebepten henüz fikri olgunluğa ulaşmamış ve konu hakkında bilgi sahibi olmayan, sorduğunuzda kendisini ‘modern’ ve hatta ‘evrim teorisi’ni savunacak kadar, ‘öteki’ gören kişiler bile, bu tuzağa düşmektedir.

..komplo teorileri önemlidir ve bence hayati önem taşımaktadır; ancak her gördüğünüze, her okuduğunuza inanmayın!. çünkü bu alan oldukça ‘bilgi kirliliği’ ve ‘algı operasyonu’ içermektedir!.

..şimdi size soruyorum; ‘reptilian’ saçmalığı ile aslında ortaya çıkmaması için çapa sarf edilen şey nedir?.

Bir gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için, o gerçeği gözden düşürecek ve hatta alay konusu yapacak benzer bir yalanla süslemek, en geçerli yöntemdir!.

Gerçeği; bazen, bilim bile kaldıramaz (dün-bugün-yarın farkı) ancak ucuz bir yalanı ‘gerçek’ diye yuttururlar.. ‘asıl gerçelik’ten kimsenin haberi olmaz!. biz de dahil..

..bu sebepten ister inançlı olun, ister inançsız -gerçi, inançsızlık diye bir durum söz konusu değildir- bilinen anlamda inanç sistemlerine bağlı olmamaktan söz ediyorum.. hangi görüşte olursak olalım; insanlığa ve insan medeniyetine karşı büyük bir operasyon yapılmakta; bunun farkında olmalı; ancak temelsiz ve saçma teorilere geçit vermemeliyiz..

..bizi ve bilimi ayakta tutan ‘şüphe‘dir!. şüphe duymayan insan gelecek için arzulanan ‘model insan’dır!. ancak ‘dogma’lara karşı çıkarken.. ya da eleştirirken, kendisini de bir anlamda ‘din’ statüsüne sokmaya çalışan ‘bilim’e de hayır!. (karanlık bilim)

Bu sebepten ‘bilim dünyası’ içerisinden ‘şüphe duyma’ güdüsünü yok etmeye çalışanlar ile, inanç sistemlerinde yer alan ‘şüphe duyma’ karşıtlığı ve aslında tersinden benzerliği iyi irdelemeli; ilkel tuzaklara düşmeyelim derken, modern çağ ve insan yanılgısı üzerine kurulan ‘ütopik’ ‘dünya vatandaşlığı’ (tek tipleştirme-tek tip sömürü düzeni) tuzağına da düşmemeli..

..aslında matematik her şeyi açıklar.. çeşitlilik azaldığında, nesil tükenir; bu sebepten dünyamızın, Türklere, Almanlar, Perslere, Araplara, İngilizlere, Hintlilere, Çinlilere, siyahlara, beyazlara, sarı ve kırmızılara ihtiyacı vardır!. önümüzdeki en büyük tuzak, ‘melezleştirme’dir!. son dönemlerde yaşadığımız uluslararası göç hareketleri bu planın başlangıç aşamasıdır!. melezleştirmenin son aşaması ‘üstün insan‘dır!. (öjenik)

..ancak bu plan, hiç de ‘masum’ değildir!. bu bir ‘saldırı’ planıdır!.

..kodlarımıza saldırı!. bu sebepten inanan.. inanmayan her ‘insan’ bize ait olmayan bu plana karşı çıkmalı..

..devam edeceğiz..

not: ‘öjenik’ ile ‘evrim teorisi’ fikrini bir birine karıştıranların olabileceği düşüncesi ile not düşüyorum; böyle bir şey söz konusu değildir. ‘doğa’nın kendi kuralları içerisindeki işleyişi, insan eli ile toplumsal hayata enjekte etmek aynı şey değildir!. (daha ayrıntılı yazacağım, elbette bu konuda yetkin bilim insanlarından yardım alarak..)

cem yağcıoğlu 26-01-2020

edebiyatgazetesi-kritik eşik