ÖJENİK!. TRANSHUMANİZM!.’YARI AYDIN’ Sorunsalı.. cem yağcıoğlu

..çok yakında -derken elbette ‘görece’ bir durumdan bahsediyoruz; çok yakın, önümüzdeki yirmi yıl da olabilir, yüz yıl da- bu ‘corona virüs’ hadisesi yeni bir çağın başlangıcı!. okuyucularım iyi bilir, yaklaşık son on yıldır, ”bu hırs insani değil” şeklinde sonlandırdığım yazılarım çokça mevcuttur; ve tam da bu günleri anlatıyordum, biraz daha açmanın zamanı geldi gibi..

..şunu da not düşelim, yine çok yakında bu ve benzeri tespit ve tahlillere insanlığın ulaşması mümkün olmayacaktır; zira bir gün içinde ‘Dünya’yı içinden çıkılmaz hale getiren ‘aklın’; ve yine enteresandır, sorgusuz ve sualsiz ve de ‘ŞÜPHE’ duyma yetisinden uzaklaşmış kalabalıkların anlatılan her şeye ‘ikna’ olmuş havası.. gelecekte ‘SYSTEM’ eleştirisi yapan ‘biz’lerin!.

..insan sağlığı ve güvenliğini ‘tehdit’ suçundan al-aşağı edileceği açıktır!. (düşünce boyutu ve zaman-görece tarifi açıktır) Yeni ‘terör’ tanımı bu şekilde yapılacaktır. Demem o ki, artık ‘devlet’ mekanizmaları kalmadığına göre -aşağıda açacağım- devlete karşı işlenmiş ‘suç’ kapsamı, diğer her alanda olduğu gibi (toplumsal-ekonomik-siyasi vesaire) şekil değiştirecek ve ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’lar tanımı içerisine sokulacaktır!. yani insanlığa karşı suç işleyenler; diğerlerini, tüm ‘muhalif’ unsurları, hem düşünce.. hem de eylem (boyutu)nu göz önüne alarak, mahkum edecektir..

Tüm dünya toplumları Doğu ve Batı ayırmadan görülmüştür ki, tek merkezden idare edilmeye, yönlendirilmeye açık hale gelmiştir; yine itiraz edenler, ‘cehalet’, ‘bilgisizlik’ ve ‘bilinçsizlik’ ile suçlanmakta.. elbette dünyanın her yerinde ‘bize bir şey olmaz’ cehaletini kastetmiyoruz; bu daha ziyade ‘inanç’ sistemi ile fazlaca içli-dışlı olan ‘birey’ler için geçerlidir ve yine onların ‘toplumsal bilinç-altı’nda yatan ‘kader’ dedikleri argümanla ilintilidir. (Allah ne yazdıysa o olur!) Ülkemizin büyük çoğunluğu Müslüman olduğu için, bu düşüncenin sadece ‘İslam’da var olduğunu düşünenler olacağından, hemen not düşeyim, bilinen bilinmeyen binlerce ‘inanış’ şeklinin temelidir bu.. tıpkı cennet-cehennem, tanrı-şeytan, adem-havva ve diğer, tez-anti-tezler de olduğu gibi..

..temelinde ise; ‘razı gelmek’, ya da ‘isyan etmemek’ düşüncesi yatar.. ‘ikna’ olmak gibi.. ama insanlığa karşı girişilen bu savaşta pek çok ‘inançlı’ insan, ismi ne olursa olsun, onların ‘şeytan’.. bizim ise, ‘karanlık düşünce’ diye isimlendirdiğimiz düşmana karşı ‘ortak bir mücadele’miz olacaktır!. diğer detaylarda anlaşırız-anlaşamayız, bilemem; ancak ‘insan’ nesline karşı girişilen bu savaşta, yine ‘bilim’ tarafında yer alan herkesle de ‘ortak bir mücadele’ yürüteceğimiz de açıktır!.

İsrail Sağlık Bakanı Yaakov Litzman ne dedi:
”Mesih (Maşiyah) gelecek korona sona erecek.”

Bugün ‘bilim’ de, ‘din’ de, birilerinin elinde silahtır ve yine namlular, insana çevrilmiştir; ancak kendisini ‘modern insan (birey)’ olarak tanımlayanlar, ‘derin (karanlık) bilim’in esiri olmuştur.. tarikat ve benzeri oluşumların esiri olanlarla, ‘inanç’ bakımından her hangi bir farkları yoktur..

..içinde ‘şüphe’ barındırmayan hiç bir düşünce ‘sağlıklı’ değildir..

Yukarıda bahsetmiştim, ‘devlet’ mekanizmaları artık sona gelmiştir; artık ortalama bir ‘zeka’ sahibi her insan bütün bir dünyanın şu an tek bir merkezden yönetildiği ve hatta yönlendirildiğini ‘basitçe’ anlayabilir.. Bu merkezin şu an görünen yüzü ‘WHO’ (Dünya Sağlık Örgütü) dur!. elbette bu sonuçtan ‘ütopik’ ‘dünya vatandaşlığı’ fikrini çıkaran ve ne güzel işte ‘sınırlar kalkacak’ gibi absürt düşünceye kapılanlar hayli fazla.. ama onların ‘masum’ dilekleri ile, gerçekte olan.. ya da olması için çaba sarf edilen senaryo aynı değil!. hem uygulama bakımından, hem ‘niyet’, hem de sonuçları bakımından!. ben buna uzun zamandır, ‘sonsuz faşizm’ diyorum..

..bir de; şimdilik, ‘salgın’ hipnozuna tutulan kalabalıkların yarın ve diğer günlerde karşılaşacağı senaryolara bir örnek vermek gerekirse, benzerini yukarıda vermiştik..


 18 Kasım 1990’da New York’ta dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Netanyahu görüştüğü Yahudi cemaatinin hahambaşından dua isterken, ona “hâlâ Mesih’in gelmediğini” söyledi. Hahambaşı, “O zaman bir şeyler yapın” dedi. Netanyahu“Yapıyoruz, yapıyoruz” dedi. Mesih’in gelişi Yahudileri cennete götürecek Armagedon savaşı için önemliydi. Mesih gelmeden o savaş başlayamazdı. O yüzden Mesih’in gelmesi hızlandırılmalıydı. Peki savaşın yaşanacağı yer neresi? Dicle ile Fırat arasındaki bölge. Yani İsrail’in etkinlik kazanmak için uğraştığı alan.”
(tanrıyı kıyamete zorlamak)

Bu paragraftan hareketle, pek çok ülkede virüs haberleri ile İstanbul resimlerinin bir arada sıkça yayınlanması.. bu yine birileri için bir ‘komplo teorisi’ olabilir.. doğrudur-yanlıştır bilemem, hatta çok akla yatkındır, değildir, onu da bilemem; ancak bildiğim bir şey var; geçmişte de, bugün de yaşadığımız pek çok şey zaten aklımızın sınırlarının ötesinde.. her açıdan düşünmek, hiç düşünmemek.. ya da düşünme yetimizi kaybetmekten iyidir!. Bugün dünyada yaşanan bu ‘bilimkurgu’ film sahnelerinin yaşanacağını kaç kişi tahmin edebildi.. benzeri senaryoları çok önceden beri yazdığımı en iyi okuyucularım bilir; ki yine pek çok yazımda da bahsettiğim gibi, dünyanın her ülkesinde benzeri düşünceleri yazanlar, filme çekenler, avazları çıktığı kadar haykıranlar vardır..

..ancak sorun; ‘büyük kalabalıklar’ın otorite ve sistem devamlılığına olan inançlarıdır!. ‘ikna’ olmalarıdır!.

Yakın zamanda, uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaşım aradı ve;‘iyi diyorsun da, çip takacaklar diyordun, hala bir ses yok..” bunu kapatmaya yakın ve hafif alaycı söyledi.. ona demedim; ‘evet çip takmadılar, ama eline verdiler haberi yok!.’ Cep telefonu ne oluyor o halde.. ki, çok yakın bir zamanda, ‘daha sağlıklı bir yaşam’ mottosu ile deri altına takmaya başlayacaklar. abd ve bazı ülkelerde, yanlış hatırlamıyorsan bin ile bin beşyüz arası kişiye takıldığını biliyorum..

..artık mesajlar direk beyninize gelecek!. işte ilerleme bu.. iyi de ‘hack’lenince ne olacak!. inanın bana, yine bazıları ‘kader’ deyip geçecek!. buradan hareketle ‘inanç’ sitemlerinde yer alan ‘kader’ konusunu hafife almak değil niyetim; ki ayrıca ‘kader’ diye dillerine pelesenk edenlerin, işin özünden haberleri olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.. benim eleştirim, mevzudan haberi olmayanların, mevzuya çok hakim görünme çabaları ile ilgilidir!.

Yine ‘salgın’ konusu ile 2003 yılında Toplum ve Hekim’ de yayınlanan bir makaleden (PROF.DR. Hüseyin Gazanfer Aksakoğlu) küçük bir alıntı yapalım:


Gelelim sıkça bahsettiğimiz ‘öjeni’ konusuna; bugün ön-temelleri atılmıştır desek de, ‘büyük kalabalıklar’ın bunu anlaması.. ya da algılayabilmesi zaman alacaktır. ‘öjeni’, aslında bugün ‘transhumanizm’ ismi ile özdeştir ve içinde yer alan ‘humanizm’ ile insanların dikkati dağıtılarak, daha ‘hoş’, daha ‘bilimsel’, daha bir ‘cazip’ şekle sokulmuştur. ‘SYSTEM’ elamanlarına soracak olursanız, size bam-başka açıklama yapacaktır elbette; ancak yine de ‘üstün insan’ın arzulandığı fikrinden koparamayacaklardır!. kim istemez ‘üstün’ olmak!. ama bedeli ne olacaktır, ya da bu üstün insanlar neye ve kime çalışacaktır!.

..düşünsenize, bundan binlerce yıl sonra.. yine kendisini yaratan tanrıyı arayan bir ‘insan nesli’!. kim bilir hangi galakside, hangi yıldız sisteminde.. elbette bizim buna, ya da ilerlemeye karşı çıktığımız yok; ancak ‘inanç’lılar için ‘yaratılışa’.. yine benim-bizim gibi düşünenler açısından ‘evrim’e müdahale kabul edilebilir değil!. artık ortalama zeka her insan, ‘dna’nın bir kodlama olduğunu bilir, bir amino-asit.. ya da her hangi bir proteinin yer değiştirmesi dahi, bilinen ‘insan’ın dışında sonuçlar verir!.

..adaletten bahsetmek için ‘hukuk’!. ya da ‘gen’den bahsetmek için de tıp bitirmeye gerek yok!. meslek ile felsefe kavramları bir birinden çok ayrı kavramlardır.. kaldı ki, ‘SYSTEM’in tıpçıları, yine sisteme köle olmamış tıpçıları, bir şey bilmemekle.. makale yayımlamamakla rahatlıkla suçlamaktadır!. Kritik Eşik‘te ara ara faili meçhul cinayetlere kurban giden tıp adamlarının hikayelerine yer vermekteyiz..

Transhumanizm çalışmaları aslında uzun zamandır, ‘etik’ ya da değil tartışmaları arasında devam etmekte. Kasım 2019 sayılı İndependent‘te Sarah Young imzalı çıkan şu haber bugünle çok ilişkili.. niyetler bakımından..

Bioethics’de yer alan bir makalede, Dr. Kevin Smith;


Genetiği değiştirilmiş bebekler devrimi iki yıldan kısa sürede gerçekleşebilir

Toplum büyük ölçüde genetiği değiştirilmiş insanlara karşı çıkıyor ve geçen yıl Çin’de etik açıdan problemli ilk kez genetiğiyle oynanmış bebeklerin üretilmesinin neden olduğu olumsuz tanıtım birçok genetikçi ve etik uzmanı tarafından şiddetle eleştirildi ve dahası sözüm ona ‘genetiği tasarlanmış bebeklerin” yaratılmasına karşı tutumu sertleştirdi. Fakat genetik hastalıkları azaltabileceğimiz bir dünyaya doğru etik olarak yerinde bir adımı geciktirerek hastalıklardan ve sakat bırakıcı durumlardan sıkıntı çekenleri yüzüstü bırakıyoruz.

independent / kasım 2019
Sarah Young

Bu makalede verilmek istenen asıl ”üst mesaj”; ”.. dahası sözüm ona ‘genetiği tasarlanmış bebeklerin” yaratılmasına karşı tutumu sertleştirdi.” ”alt mesaj” ise; ” ..fakat genetik hastalıkları azaltabileceğimiz bir dünyaya doğru etik olarak yerinde bir adımı geciktirerek hastalıklardan ve sakat bırakıcı durumlardan sıkıntı çekenleri yüzüstü bırakıyoruz.

Ben bu işin içinde ‘derin din’ ve ‘derin bilim’ denen komplonun paralel hareket ettiğini söylerken; ateizmin içinde ‘teizm’ geçtiği için o fikre bile sıcak bakmazken (karışmamak için.. ya da daha anlaşılır olması bakımından ‘ateist’im desem de..) bu ve benzeri komplolara karşı çıkarken.. yanımda ‘modern insan’ sınıfında olduğunu iddia edenleri değil.. daha ziyade ‘inançlı’ kimseleri buluyorum.. Müslüman Hristiyan, Şintoist, Budist, diğerleri.. fark etmez!. ama ‘modern insan’ (kendi tanımları) bu mücadelede yok!. ya da çok eksik kalıyor.. tek derdi ‘dünya vatandaşı olmak’!. oysa tuzağın en büyüğü bu.. yaşayacak ve görecek..

Ben ‘Evrim’den yanayım.. ama insan müdahalesini (gdo-gmo, diğerleri) kabul etmiyorum!. dün ‘öjeni’, bugün ‘transhumanizm’ adına ne derseniz deyin!.

..tanrı fikrini kabul etmiyorum!.

..ama ‘insan tanrı’ fikrini tümden reddediyorum..

..ve buradan hareketle, bugünkü vahşi kapitalist sistemin tetikçisi ‘liberalizm’ denen canavarın temelini oluşturan ‘sosyal Darwinizm’ ile ‘Evrim Teorisi’nin bir bağı yoktur.. ‘öjeni’ olsun, ‘transhumanizm’ olsun, ‘sosyal Darwinizm’in öz evlatlarıdır!.

..’öjeni’ yani yapay seçilim insan eli ile müdahale demektir ve evrimin üst basamağında yer alan ‘insan’ bunu yıllardır beslenme alışkanlıkları için tarım ve hayvancılıkta kullanmaktadır.. şimdiki sorun, ya da ‘insanoğlu, ya da kızına dayatılmaya çalışılan, ‘insana‘ müdahaledir!. Bu konuda toplumların pek çok katmanında, sınıflarında hem ahlaki boyutta.. etik!. hem de inanışlar boyutunda büyük karşı çıkışlar mevcuttur; işte yaşanan, ya da yaşatılan bu son ‘salgın’ ile (daha başlangıç) ilk ‘ikna’ çabaları, enteresan bir biçimde karşılık bulmuştur.. çünkü;
..insanları iki şekilde etkisiz hale getirebilirsiniz; birincisi, ‘güvenlik zafiyeti yaratarak!. ikincisi ‘sağlık’ endişesi yayarak!.

Bugün dünyamızda kendilerini ‘insanlığın’ kaderi hakkında karar verme yetkisine sahip olduklarını düşünen ‘multi-zengin’ler vardır; ve bu insanlık düşmanları bu servetlerini yine büyük ‘insanlık’ sömürüsü ve soykırımlarla elde etmiştir!. ve bugün yaşatılan bu ‘salgın’ ertesinde, hem sistemsel değişikliklerini gerçekleştirecek, hem de servetlerini daha da büyüteceklerdir!.

..ortak özellikleri, ülkelerin tüm kaynaklarını halkların elinden almak.. sonrasında da, beş ton un yardımı ile, ‘yarı aydın’ın gözünde ‘ilah’ olmak!. Bu ‘çelişki’ neticesinde, ‘ezilen sınıf’ ile ‘ezen sınıf’ arasında kurulan organik bağ, ‘orta-sınıf’ın önüne konulan ‘kariyer’ aldatmacasını açıklar..

..çoğunluğu ‘kahve’ ile çalışır..

Yukarıdan devam edersek; ayrıca humanizm, tanrı merkezci değil, insan merkezcidir, duygusal anlamda bir bağ içermez; kullanılış biçimi bakımından ‘insancıllık’ı temsil etmez, seküler düşünceyi temsil eder.. yani trans-humanizm, iki kelimenin yan yana gelmesi, insan merkezci, ancak duygudan yoksundur..

..tüm bağları koparılmış; son kalan anne-çocuk ilişkisi sekteye uğradığında.. ki yakındır.. bu konuda ‘modern insan’, genel çoğunluğu ‘yarı aydın’ olan kitlenin hayran olduğu, yine ‘çok satanlar’ listesinden, ‘OSHO’dan örnek vereyim, daha iyi anlaşılması bakımından..


‘yarı aydın’ tüm bunlara ‘komplo teorisi’ olarak bakmakta ve ‘osho’nun şu sözlerini, ”… Aslında eğer çocuklar laboratuvarlarda üretilirse, dünyadaki pek çok sorun ortadan kalkacak. Ve bizler en iyi insanları yaratabileceğiz…” iyi birer temenni olarak algılamaktadır!. işte sorunun büyüğü burada yatmaktadır; zira ‘tek tipleştirilen’ ‘eğitim’ (küresel eğitim ve sistematiği) ‘yarı aydın’ üretim makinesi gibi çalışmakta ve aynı anda hem sosyolog, hem felsefeci.. hem de uluslararası ilişkiler eğitimi alan ve ancak iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz ‘rol model’ler ile; insan beyni ve düşüncesi ‘işgal’ edilmektedir!.


..tek gözlü bir kediyi görüp ‘illuminati’ye bağlayanlar ise tümden komedi.. (sosyal medya alimleri!)

SENTEZ ve ŞÜPHE.. cem yağcıoğlu /mayıs 2017

http://www.kritikesik.com/index.php/2017/05/11/sentez-ve-suphe-cem-yagcioglu/

..Osho ‘öjenik’i tarif ediyor.. ve enteresandır, modern insan (yarı aydın), bu tarifi kutsarken, diğer yandan ‘nazizm’i eleştirebilmektedir!. hangisi doğru!. ya da doğrusu ne!.

Bilgi, içinde çelişki barındırıyorsa; düşünsel anlamda bilgi ve işlem mekanizmasında bir sorun var demektir!. evet ‘bilim’, içinde duygu ve düşünce ve hatta ‘ahlak’.. ya da ‘etik’ kural barındırmaz, subjektif değil, objektif olmak zorundadır!. ancak ‘insan’ ‘ahlak’ olmadan, ya da etik kurallar olmadan karar almak zorunda değildir!. ‘ahlak’ da tanrısal düşüncenin değil, evrimin bir armağanıdır!. ayrıca buradan hareketle, enteresandır, ‘evrim’ yaratıcının bir armağanıdır diyenler de mevcuttur.. ki buna da itirazım yok..

Yine tekrarlıyorum;
..insanları iki şekilde etkisiz hale getirebilirsiniz; birincisi, ‘güvenlik zafiyeti yaratarak!. ikincisi, ‘sağlık’ endişesi yayarak!. 

cem yağcıoğlu 27-03-2020

edebiyatgazetesi / kritik eşik

not: Bu salgın ile ilgili yazılarımı yanlış anlayan bazı kesim olduğunu biliyorum ve bu sebepten yine tekrar etmekte fayda görüyorum.. neye inanırsanız inanın, ister doğal bir salgın, ister insan eliyle düzenlenmiş bir salgın, hiç fark etmez. standart salgın kurallarına uyulmalı, bağışıklık düzeyi zayıf ve yaşlı insanlara özen gösterilmeli..

biz realiteyi değil.. realiteyi yaratan ve kullananları eleştiriyoruz.. aradaki farkı anlamak, yazıyı anlamaktan daha önemli.. sonra bir daha okunur, anlaşılır..